YENİDEN KEŞİF

Fikir Yazıları - Bahri LOŞ

YENİDEN KEŞİF

İnsan tarih boyunca farklı kıtalardan tutun da farklı bilimsel gelişmelere kadar pek çok şeyin keşfini yapmıştır. Bu keşif ve icatlar ile beraber insan pek çok değişim sürecinden geçmiştir. Bu değişim süreçleri, içinde bulunduğumuz çağda yüksek bir hızla devam etmektedir. Çağ öyle bir hal aldı ki bir değişimin “nedeni, niçini, nasılı” anlaşılmadan bir diğer değişim sürecine giriyoruz. Yaşamımızdaki nesnelere daha alışmadan onları hızlıca hayatımızdan çıkarmak zorunda kalıyoruz. İnsanın her şeye kolay bir şekilde ulaşması aslında hiçbir şeye ulaşmaması anlamına geliyor. Çünkü bir şeye sahip olmak ona ulaşmak, onu yaşamak anlamına gelmiyor. Bunun böyle olmaması insanı yeni arayışlara sürüklüyor. İnsan sürekli almak, değiştirmek, sahip olmak istiyor. Çünkü elde ettikleri artık kalbinin ve gözlerinin sınırları dahilinde değildir. Akıl müthiş bir şekilde farklı uyaranların etkisi altına girmiş ve eldekini yaşamadan farklı arayışların peşine girmiştir. Burada Pablo Neruda’nın ünlü sözü devreye giriyor: “İnsan ulaşamadığı her şeyin delisi; ulaştığı her şeyin ise nankörüdür.” Sahip olduğumuz her şey bir anda bir hiçe dönüşüyor. Elimizde olan ne varsa mekanik bir şekilde görevini yerine getiriyor ve biz bunu hissetmiyoruz bile. Bir şeyi elde etmek için beceri gerekir. Daha büyük bir beceri onu yaşamak, hissetmek ve farkına varmak için gereklidir. Bazen sahip olmadığımız küçük bir şeyden dolayı sahip olduğumuz her şey anlamını yitiriyor. Bir zamanlar sahip olduklarımızın çok azıyla yaşamımızı sürdürürken bugün çok daha fazlasıyla mutlu olamıyoruz. Çünkü sahip olduklarımızı yaşamaya odaklanmıyor ve her anlamda çemberi sürekli geniş tutuyoruz. Yaşamın kuralları içerisinde bir adım ilerisi daima mümkündür. Ama bir adım sonrasına geldiğimizde onun farkında olmayacak ve onu yaşamayacaksak o adımın ne anlamı kalır? Hayatımızda sadece sahip olduğumuz nesnelerin değil daha farklı tutum ve davranışların da farkına varmamız gerekir.

Bir kafede yahut deniz kenarında kahve içmeyi tercih edebiliriz. Ama önce balkonumuzda kahve içmenin keyfini keşfetmeliyiz. İnsan güneşin doğuşunu ya da güneşin batışını sevebilir ama insan önce sabah perde arasından içeriye sızan güneş ışığını fark etmesi gerekir. Eski fotoğraflara baktığımızda, o zamanlar nasıl da mutluymuşuz, deriz. Önemli olan o anlardan biri olan bu anı da yakalayabilmektir. Ayağımız kırıldığında yürümenin özgürlüğü aklımıza gelir. Peki kaçımız elim ayağım tutuyor, gözüm görüyor, kulağım duyuyor, kalbim hissediyor diye mutlu oluyoruz? Sanırım insan olarak duyularımızı ve sahip olduklarımızı yeniden keşfetmek zorundayız. Hayatımızda olan ve çoğu defa göz ardı ettiğimiz insanlar var. Aslında onların bizim için ne büyük bir hazine olduklarını yeniden keşfedebiliriz. Bir dost sarılışının ne büyük bir mucize olduğunu yeniden keşfedebiliriz. Evde, okulda, yolda bir çocuğun varlığının ne büyük bir mutluluk olduğunu yeniden keşfedebiliriz. Çok uzaklara bakan gözlerimizi kendi üzerimize çevirip ne zorlukları geride bıraktığımızı ve aslında bugünün de bir zamanlar hayal ettiğimiz bir gün olduğunu düşünüp onu yaşayabiliriz. Ağaçlara, kuşlara, geceye ve göğe bakmayı yeniden keşfedebiliriz. Anne babaların çocuklarıyla, ev içinde ya da dışında oyunlar oynayıp şakalaşmalarını yeniden keşfedebiliriz. Müziğin, şiirin, sinemanın insana verilmiş büyük bir armağan olduğunu keşfedebiliriz.

Elindekinin değerini bilmek, olanı yaşayabilmek, olanın farkına varmak yarını inkar etmek anlamına gelmez. Çünkü bugünü yaşamak biraz da yarının işidir. Zaman her ne kadar parçalara bölünse de bunlar birbirinden bağımsız değildir. Dünü de, bugünü de, yarını da bir bütün olarak değerlendirmek gerekir.

Yaşam içerisinde acının ya da sorunların bizi yorduğu zamanlar mutlaka vardır. En çok da bu dönemlerde ayakta kalabilmek için bu saydıklarımızı keşfetmek ve gücümüzün de farkında olmak gerekir. Elimizdekileri, sahip olduğumuzu, imkanlarımızı, hayatımızdaki her olumlu durumu gerçekten fark edip onu yaşadığımızda gerçek gücümüzü de keşfetmiş olacağız ve yarına daha umutlu bakacağız.