Yakın tarihte Robert Schuman’ın "Avrupa tek bir hamlede, ya da tek bir plan dahilinde kurulmayacaktır. Fiili dayanışmayı oluşturan somut başarılarla inşa edilecektir." vizyonuyla ekonomik entegrasyon olarak inşa edilmeye başlanan Avrupa Birliği 2009 yılında ilk defa Lizbon antlaşmasıyla birlikten ayrılma sürecini hukuki olarak ele almıştır. Geçen süre zarfında Avrupa Birliği’nin egemenlik kontrolü, göç kontrolü ve yasal bağımsızlık gibi konular sebebiyle bir birliktelik inşa etmede sorun yaşadığı gözlemlenmiştir. Birleşik Krallık ise bu sorunlar ile Avrupa Birliği’nin kapısını ayrılık ile çalan ilk ülke olmuştur. BREXIT olarak adlandırılan bu süreçte özellikle Avrupa’da yükselen popülist akımların etkisi gözlemlenmiştir. BREXIT sürecinin bir benzeri ise Fransa’da tartışılmaya başlanmıştır. Euro para biriminin terk edilerek ulusal egemenliğin tam anlamıyla geri alınmasını amaçlayan FREXIT siyasi terimi ortaya atılmıştır. Aşırı popülist akımların devam ettiği sürece ayrılık süreçlerinin devam edileceği düşünülmektedir. Gelecek yıllarda bir taraftan birliğe katılımlar devam ederken diğer taraftan ayrılıkların yaşanacağı gözlemlenmektedir. Avrupa Birliği’nin her ayrılık tartışmasında sui generis olarak adlandırılan nevi şahsına münhasır özelliğinin yitirileceği düşüncem giderek artmaktadır.