FOMO ve JOMO KAVRAM ÇİFTİ PENCERESİNDEN ÇAĞIMIZA BİR BAKIŞ
Prof. Dr. Faik KANATLI[1]
.
İnsanlık tarihindeki her gelişme, insanın kendi hayatı üzerine düşünmesine ve düşündüklerini kavramsallaştırmasına dayanır. Bu olgu, Sokrates’in “üzerine düşünülmeyen veya sorgulanmayan hayat yaşanmaya değer değildir” saptamasında yansımasını bulur. Düşünülenin kavramlarda saklanması, sadece onun nesilden nesile aktarılmasına hizmet etmez; her kavram karşıtını da gerektirdiği için yeni kavram üretimini de özendirir. Kavramlar üretildiği zamanın düzeyini ve özelliklerini yansıtır. Bu vurgu, Hegel ile özdeşleşen; belirli bir dönemin genel düşünce ve duygu tarzını, egemen değerleri, kültürel ve siyasi iklimini betimleyen zamanın ruhu (Zeitgeist) kavramında somutlaşır. Zamanın ruhu kavramından esinlenerek FOMO ve JOMO karşıt kavram çiftinin hız ile özdeşleştirilebilecek çağımızın ruhunu ne kadar yansıttığına dikkat çekmek istiyorum bu yazıyla. Elbette öncelikle iki kavramı, etkilerini ve birbiriyle etkileşimini belirginleştirmek gerek. Beklentim, kavramların bize ayna tutması ve bizi bizle buluşturmasıdır.
.
Farklı kaynaklardan FOMO’ya ilişkin çok şey okudum. Burada yazının kapsamı gereği kavramın anlamını, etkilerini, bu alanda sorulan soruları ve olası yanıtlarını olabildiğince kısa özetleyerek kavramın resmini çekmekle yetineceğim:
.
İngilizcedeki “Fear of Missing Out”un kısaltması olan FOMO, yani gelişmeleri kaçırma korkusu, bir kişinin sosyal yaşamdaki veya dijital ortamlardaki olayları kaçırma konusunda yaşadığı yoğun endişeyi anlatır. Özellikle sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla bu korku, kaygı ya da endişe daha yoğun yaşanmaya başlanmıştır. Sosyal medya kişinin kendini başkalarıyla karşılaştırmasını özendirdiği için, dışlanma korkusu yaşamasına ve zamanla psikolojik bir yük geliştirmesine yol açabiliyor. Böylece FOMO; sadece sosyal yaşamı değil, aynı zamanda yoğunlaşmayı, dinginleşmeyi, uyku düzenini ve genel yaşam kalitesini de olumsuz etkileyebilen psikolojik bir sürece dönüşebiliyor. FOMO’nun etkisi altındaki kişiler, çevrelerindeki insanların kendilerinden daha keyifli, daha başarılı veya daha tatminkâr deneyimler yaşadığını düşünebiliyor, bu da kendilerini yetersiz ve dışlanmış hissetmelerine yol açabiliyor. Aşağıdaki maddeler FOMO’nun habercisi olabilir:
.
- Sosyal medya platformlarını sürekli kontrol etme ihtiyacı.
- Bir etkinliğe davet edilmediğinde hissedilen tedirginlik.
- Sosyal medyada başkalarının paylaşımlarını gördükten sonra hissedilen mutsuzluk.
- Uyku düzeninde bozukluklar, sürekli alarm halinde olma.
- Yoğunlaşma sorunları, günlük görevlerde performans düşüklüğü.
- Bir şeyleri kaçırma korkusu.
- Kendini sürekli başkalarıyla karşılaştırma.
- Huzursuzluk, stres…
.
Bu alanda en sık sorulan iki soruyu yanıtlamakla yetineceğim. Birincisi, FOMO[2] nereden besleniyor? Bu soruya verilen yanıtı Almancadan çevirerek aktarıyorum: Psikolojik, sosyal ve teknolojik etkenler bu konuda rol oynayabilir. Günümüzde sosyal medya kullanımı, insanların sürekli olarak başkalarının hayatlarını takip etmelerine ve kendilerini onlarla karşılaştırmalarına sürüklüyor. Bu psikolojik durum, gelişmeleri kaçırma korkusunu ya da “bir şeyleri kaçırıyorum” düşüncesini güçlendirebilir. Bunun başlıca nedenlerinden biri, sosyal aidiyet gereksinimidir. İnsan doğası gereği bir gruba ait olmak ve kabul görmek ister. Bir etkinliğe davet edilmemek, arkadaş çevresinden dışlanmak ya da çevrimiçi ortamda arka planda kalmak, dışlanma korkusunu artırabilir. Bu korku, zamanla FOMO’ya dönüşebilir. Kişisel özgüven eksiklikleri ve benlik imajındaki kırılganlık da FOMO’yu besleyen etkenlerdir. Başkalarının başarılarıyla kendini karşılaştıran kişiler, kendi hayatlarının daha az değerli olduğuna inanmaya başlayabilir. Teknolojinin sağladığı sınırsız erişim ve hızlı haber akışı da FOMO’nun artmasına katkıda bulunabilir. Sürekli güncellenen içerikler, her an bir gelişmeyi kaçırma endişesini artırır.
.
İkincisi, FOMO ile başa çıkmak için hangi yöntemler geliştirilmiştir?
.
Öncelikle FOMO ile başa çıkmak için hem bireysel farkındalık geliştirmek hem de yaşam tarzında değişiklik yapmak gerekir. Bu alanda şu yöntemler öne çıkıyor:
.
- Dijital detoks yapmak: Sosyal medya kullanımını sınırlamak, belirli saatlerde çevrimdışı kalmak.
- Farkındalık egzersizleri (Mindfulness): Anı yaşama ve olan biteni kabul etme becerisini geliştirmek.
- Sosyal ilişkileri güçlendirmek: Doğrudan iletişim kurarak daha kaliteli zaman geçirmek.
- Kendi hayatına odaklanmak: Başkalarının hayatlarıyla karşılaştırmak yerine, kişisel hedeflere ve başarılara odaklanmak.
- Gerektiğinde profesyonel destek almak.
.
FOMO’ya ilişkin bu bilgileri okuyup kavramın resmini bizzat çektikten sonra çevrenizden birçok kişiyi FOMO ile özdeşleştirdiğinizden eminim. İstemeseniz de “Acaba ben de FOMO’nun etkisinde miyim?” sorusu da kapınızı çalmıştır muhakkak. Artık JOMO’yu açıklamayı deneyebiliriz.
.
İngilizcedeki “Joy of Missing Out” (Bir şeyi kaçırmanın keyfi, tadı) kısaltması olan JOMO[3], FOMO’nun karşıtıdır ve ona tepki olarak üretilmiştir. JOMO, bir şeyleri kaçırma hissi duymadan birçok faaliyetten, sosyal etkinliklerden veya sosyal medyadan bilinçli ve hoşnutlukla uzak durmayı ifade eder. Burada ön planda kişisel yaşam kalitesi ve kararları yer alır. JOMO, kendine zaman ayırmayı sağlar ve huzur ile anlamlı anlar sunar. JOMO, korkudan kaynaklanan bir geri çekilme değil; kişinin kendi bireysel temposuna, huzuruna ve gerçek hayata odaklanarak özgür iradesiyle seçtiği bir sınır koymadır.
.
Görüldüğü gibi FOMO ve JOMO, sosyal medya ve dijital varlık konusunda iki zıt tutumu temsil eder. FOMO, daha çok “yeterince iyi olmama” ya da “dışarıda kalma”, sürekli “bir şeyi kaçırma” hissinden kaynaklanırken, JOMO “yeterli olma” ve “yeterince şeye sahip olma” duygusu ve bilincinden beslenir. Daha özgür bir söylemle; FOMO’da dış belirleme, JOMO’da ise iç belirleme söz konusudur. Bu yönüyle FOMO, hayatın ve zamanın bize dayattıklarını, JOMO da bizim hayata karşı tutum alışımızı simgeler.
.
Hepimiz farklı zamanlarda bu kavramlardan birine daha yakın ya da daha uzak durmuşuzdur. Her iki kavramın da hayatımızda farklı dozlarda yer aldığı açık. Çevremizin, eğitim hayatımızın ve zamanın ruhunun hangi kavramı özendirdiğini belirtmeye bile gerek yok. Yine de ben bu kavramlardan hangisine daha yakın olduğumu kendime itiraf ettim. Darısı başınıza!
.
[1] Mersin Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi
[2] FOMO kavramıyla ilgili bilgiler şu siteden derlenmişitir: Was ist FOMO? Die Angst, etwas zu verpassen und ihre Symptome https://www.batigoz.com/de/gesundheitsguide/angst-entwicklungen-zu-verpassen-fomo-was-ist
[3] JOMO’ya ilişkin bilgilerde buradan yararlanılmıştır: https://www.deine-gesundheitswelt.de/balance-ernaehrung/jomo-joy-of-missing-out