MÜZİK ÜSTÜNE
Yorgunsunuz ya da moraliniz bozuk; müzik dinlemenin tam sırası. Bir kaç dakika sonra ruh halinizin değiştiğini göreceksiniz. İyi bir müzik, iyi bir kadın gibidir. Sizi rahatlatır, sıkıntılarınızdan arındırır, sizi başka alemlere götürür. Romantik müzik dinliyorsanız romantik duygularınız, sert bir müzik dinliyorsanız hararetli ve hareketli olmak isteğiniz artar. Çünkü müzik, dünyanızın atmosferidir o an, soluduğunuz havadır, algılarınızı değiştirir.
Güzel bir müzik, ilaç gibidir. Ruhunuz yıkanır, zihniniz dinlenir. Huzuru, mutluluğu, sevinci yakalarsınız onunla. Her zaman emrinize amadedir, dileyince çalar, sıkılınca kapatırsınız. En iyi arkadaştır o, hele bir de iyi bir kitap okuyorken çalıyorsa, değmeyin keyfinize…
İnsan alıştığı müziği dinler. Kültürel birikimimiz, siyasi görüşümüz, yaşımız seçtiğimiz müziğin tarzında rol oynar. Ama en çok içinde bulunduğumuz sosyal çevre, arkadaşlarımız belirleyici oluyor. Bir kere belirlendikten sonra da, çok azımız bu dar seçimin dışına çıkabiliyor.
Ben müzikle ilk gençliğimde tanıştım. Daha önce bir teybim bile yoktu. Fakülte’ ye başladığım yıl harçlıklarımı biriktirerek almıştım o National Panasonic’ i. Bir buçuk karış boyunda bir radyo- kasetçalardı. Radyosu çalarken harika bir yeşil ışığı, kayıt yaparken de büyüleyici bir kırmızı ışığı yanardı. Onu dinlerken aldığım hazzı çok sonraları maaşımla aldığım beş katlı kocaman Tecnics’ de bile alamadım. Rock efsaneleri birbirinin peşi sıra misafir olmuştu bu ilk göz ağrıma…
Uzun süre rock müzik tek tercihim oldu. Ama şimdi diğer bir çok müzik tarzını tercih edebiliyorum. Yeter ki kalp ile yapılsın. İnsanın içinden gelmeli bazı şeyler. Dürüst olmak gibi, sevmek gibi, çalışmak gibi. Her şeyin yapmacık olanı ne kadar da solgun, itici duruyor. Tıpkı bir şiirdeki , şarkıdaki ruhsuzluk, cansızlık gibi. Sahtelik hemen kokuyor.
Tercihlerimin genişlemesi belki de yaşlanıp olgunlaşma ile ilgili. Çünkü yaşamım boyunca farklı bir çok siyasi görüşe sahip arkadaşım oldu. Öyle ki, bu kişiler bir araya gelseler, üçüncü dünya savaşının çıkası an meselesiydi diyebilirim.
İnsanların da müzik gibi olduğunu düşünüyorum artık. Yeterince zaman ayırıp, hoşgörü ile dinlediğinizde o kişiyi anlarsınız, dahası seversiniz. Görüşünün, yaşının, cinsiyetinin önemi azalıyor o zaman. Aslında hepimiz aynı. En uçtaki melek ve şeytanlar haricinde.
Harika bir melodi için bir virtüözün çalacağı zorlukta notalar yazmak gerekmez. En güzel melodilerin çoğu yetenekli bir çocuk tarafından çalınacak basitliktedir. Mükemmel değil, doğal olmayı istemeli insan. Çünkü doğal olmak, sade olmak en güzelidir.
Önemli olan şey, notaların belli bir matematiksel ahenk içerisinde peş peşe sıralanmasıdır. Bir müzik öğretmeninden öğrendiğim kadarıyla böyle on ya da onbeş nota bulununca beste büyük ölçüde olmuş demektir. Geri kalan notalar, bu ilk dizilişin varyasyonları şeklindedir genellikle…
Evet, müzik bir matematiksel diziliştir. Evren de böyle değil mi? Big Bang’ den başlarsak, şu okuduğunuz yazıya kadar olan olaylar silsilesi bir matematiksel kalıp içeriyor. Bir belirlenmişlik söz konusu. Şimdi ne oluyorsa, en öncesinden belli. Müzikte de belli kalıplar söz konusu. Çoğu beste aynı kalıbın güzel bir varyasyonu ile oluyor. Örneğin Türk Sanat Müziğinde bu kalıplara “ Makam“ deniyor.
Uygun dizilişleri kullanan herkes bir beste yapabilir. Yeni bir beste çoğu zaman daha önce kullanılmış bir kalıptır. Değişik bir kalıpla da, çok sıradışı ve güzel bir eser yaratılabilir...
Evren de bir oluşumsal matematik içermektedir. Bir kalıp söz konusu.En başlangıçtaki var olan bu kalıp, zincirleme belirlenmiş olaylarla, evreni, dünyayı ve canlıları oluşturmuş...
Müzikte var olan kalıp bize çok hoş gelince, duygu uyandırır, her canlının da güzel bir enerji kalıbı, akıl dediğimiz olmasın. Sonuçta, sadece müzik değil evren de matematik gibi.
Müzik ile insan ruhu arasında büyük bir benzerlik vardır. Gürültü seslerin düzensizliği, karakter bozukluğu ise, insanın kendisiyle ve çevresiyle uyumsuzluğudur. İnsanın etinde kemiğinde de bir müzik vardır. İşte ona ruh diyoruz. Bu yüzden güzel bir müzik bizi duygulandırır, zevk alırız. Çünkü sonuçta, ruh denilen şey ile müzik aynı şeydir. Birisi doğanın titreşimidir, diğeri ise beyin nöronlarından doğan titreşimdir. Müzik doğanın, ruh ise bedenin yansımasıdır.
Eğer müzik diye bir şey olmasaydı ne yapardım bilemiyorum. Müzik dinleyin dostlar. Ruhunuz yıkanır, sizi rahatlatır. Ne çeşit olursa olsun, ister yerli , ister yabancı, isterse delice hızlı ve sert veya dingin bir melodi.
Müzik doğanın ruhudur,sevgi de insanın. Bu yüzden müzik ve sevgi kardeştir. Gerçek anlamda müzik tutkunu olan bir kişinin kötülük yapabileceğine asla inanmam. Müzik yalnızlığa da çaredir, beraberce kaynaşmaya da..
Çocukları, hayvanları ve müziği seven insanlardan korkma!…