EVDE HİSSETMEK

Fikir Yazıları - Rengin YILMAZER

EVDE HİSSETMEK

.

Rengin YILMAZER

.

Bugün neredeyse kırk yıllık bir dostumla uzun uzun konuştum. Uzun yıllardır dünyanın başka kıtalarında yaşıyoruz. Bambaşka hayatlarımız, birbirinden farklı rutinlerimiz, olaylar karşısında farklı anlık reaksiyonlarımız olsa da hiçbir zaman bağımız, iletişimimiz ve birbirimizi dinleme/anlama arzumuz değişmedi. Hayatlarımızı, duygularımızı, beklenti ve hayal kırıklıklarımızı hep paylaştık; birbirimizi güncellemeyi hiç bırakmadık. Sanki bir gün önce mezuniyet töreninde keplerimizi atmışız gibi devam ettik hep.

.

Dün yine upuzun ve başka bir günlük konudan konuşurken laf bir şekilde geçmişe geldi ve ikimiz de aynı noktada buluştuk.
Biz gerçekten çok güzel bir çocukluk yaşamışız.

.

Bunu söylerken yalnızca geçmişi romantikleştirmiyorum. Aksine, yıllar geçtikçe bunun ne kadar büyük bir ayrıcalık olduğunu daha iyi anlıyorum. Çünkü o yıllar birbirine benzemenin değil, birbirinden farklı olmanın değer gördüğü yıllardı. Aslında değer görmüş olduğunu da insan bugünden bakınca anlıyor.

.

Hepimizin ayrı bir rengi vardı.

.

Birimizin kahkahası, diğerinin sessizliği, bir başkasının hayal gücü, ötekinin cesareti... Kimse kendini başkasına benzetmeye çalışmazdı. Farklılıklarımız bizi birbirimizden uzaklaştırmaz, tam tersine birbirimize yaklaştırırdı. Herkes olduğu haliyle kabul görür, sevilir, kendi güzel tarafıyla grubun içinde parıldardı.

.

Bugün geriye dönüp baktığımda, bunun ne kadar büyük bir zenginlik olduğunu görüyorum.

.

Biz birbirimizi büyüttük.

Birbirimizle büyüdük.
Birbirimizden öğrendik.
Birbirimizi yüreklendirdik.

.

Birimizin sevinci hepimizin sevinci, birimizin hüznü hepimizin hüznü olurdu. Belki o yaşlarda bunun adını koyamıyorduk ama aslında birlikte duygusal olarak büyüyor, hayata hazırlanıyorduk.

.

Bugün arkadaşımla konuşurken bizden yaşça çok küçük ama aynı okulun sıralarında yetişmiş biriyle işi gereği yolunun kesişmiş olduğunu anlattı. Daha ilk konuşmada içinde tuhaf bir tanıdıklık hissetmiş. Sonra nedenini anlamış. Geçmişimiz…

.

Hamurumuz aynı yerde mayalanmıştı.

.

Aynı koridorlarda yürümüş, aynı sıralara oturmuş, aynı okul kültürün içinde büyümüş, aynı değerleri fark etmeden içimize çekmiştik. İnsan bazen bunu ses tonundan bile anlıyor. O sıcaklık, o nezaket, o içtenlik... Bir cümlede, bir gülüşte, bir bakış açısında çocukluğunun izini buluveriyor.

.

İşte o an insan yalnız olmadığını hatırlıyor.

.

Dünyanın hangi ülkesinde yaşarsan yaşa, kaç yaşına gelirsen gel, seni çocukluğuna götüren insanlar varsa, aslında içinde hâlâ hiç eskimeyen bir ev taşıyorsun demektir. O ev bazen bir okul bahçesi oluyor, bazen eski bir sınıf, bazen de yıllardır görmediğin bir dostun sesi...

.

Belki bu yüzden o duygunun adı sadece nostalji değil.

.

Şifa.

.

Kendini ait hissetmek, köklerini unutmamak, seni sen yapan insanların hâlâ bir yerlerde olduğunu bilmek... Bunlar insana tarif edilmesi zor bir güç veriyor.

.

Bugün en yoğun hissettiğim duygu mutluluk kadar şükürdü.

.

Ne kadar şanslı olduğumu/ olduğumuzu düşündüm.

.

Harika bir çocukluk yaşadığım için...
Beni ben yapan insanların arasında büyüdüğüm için...
Ve aradan geçen onca yıla rağmen hâlâ o günlerden bugüne taşıyabildiğim dostlarım olduğu için...

.

Zaman her şeyi değiştirir ama her zaman yıkarak ya da silerek değil bazen de kuvvetlendirerek değiştiriyor. Bazı bağlar yılları değil, yıllar o bağları taşıyor.

.

Belki de bu yüzden biz hiç tam anlamıyla büyümeyeceğiz.

.

İçimizde, okul çıkışında servis kapısının önünde sohbete doyamayan o çocuklar yaşamaya devam edecek.

.

Buradan çocukluğuma, gençliğime, öğretmenlerime, dostlarıma ve beni ben yapan o güzel yıllara içten bir selam gönderiyorum.

.

Bir de ortak bir acımız var… Büyük bir kaybımız… Yirmi beş yıllık ömrüne kocaman kahkahalar sığdırmış biri… Onun dünyaya geldiği ve bizden ayrıldığı günler Temmuz ayının son haftası içinde. Tanımış olmanın mutluluğu ve zamansız gidişinin üzüntüsü arasında duygular var içimde yer değiştiren.

.

Yaşamın beklenmediğimiz anda karşımıza çıkardığı sürprizlerine her zaman hazırlıklı olamasak da evde hissettiren kişilere, duygulara, yerlere sükûnetle hayatımızda yer açabilmeyi umuyorum…

.

Pek çok şey için de şunu diyorum… İYİ Kİ!