OKUMAK ANLAMAKTIR!!!

Sosyal Bilimler - Prof. Dr. Namık Kemal Şahbaz

OKUMAK ANLAMAKTIR!!!

(Türkiye'de Kitap Okuma Oranlarının Düşüşü ve Bu Düşüşün Çözüm Yolları Yazı Dizisi)

.

Başlıktaki ünlem işaretini sonsuza kadar uzatabilseydim keşke. Belki o vakit okumanın anlamak olduğu gerçeğini göz ardı eden kulaklara bir nebze faydası dokunur kim bilir? Okumanın anlamak olduğunu bilmeyenler tarafından eğitim politikalarının yönlendirildiği güzel memleketimde kitap okuma oranlarındaki düşüş üzerine konuşmanın, yazmanın bir yararı yoktur kanımca. Bu nedenle sorunun bizce kökünde okumak kavramının öncelikle çözümlenmesi gerekir:

.

Okumak Gözle Değil, Zihinle Yapılır

Bir çocuğun akıcı bir biçimde sayfaları çevirmesi, kelimeleri tek tek seslendirmesi ya da dakikada yüzlerce kelime okuyabilmesi onun gerçekten okuduğu anlamına gelir mi?

.

Cevap, düşündüğümüz kadar basit değildir.

.

Çünkü okumak, yalnızca harfleri görmek ya da seslendirmek değildir. Okuma, yazılı işaretlerden anlam çıkarmaktır. Gözlerin gördüğünü zihnin yorumlayamadığı bir süreç, gerçekte okuma değil, yalnızca yazıya bakmaktır. Bu nedenle okumanın psikolojisinde sıkça vurgulanan temel gerçek şudur: Okumanın özü anlamaktır.

.

Ne var ki günlük yaşamda okuma çoğu zaman fiziksel bir eylem olarak algılanmaktadır. Çocuk kitabın başına oturmuşsa, sayfaları çevirmişse ve metni sesli okuyabiliyorsa görevini yerine getirdiği düşünülür. Oysa bu, buzdağının yalnızca görünen sahte kısmıdır.

.

Okumanın Fiziksel Boyutu: Kapıyı Açmak

Evet, okuma, önce fiziksel bir süreç olarak başlar. Gözler satırlar üzerinde hareket eder; harfler tanınır, kelimeler çözümlenir, sesler anlamlı yapılara dönüşür. Göz kaslarının hareketi, odaklanma, görsel algı, dikkat, ışık ve hatta doğru oturuş biçimi bile bu sürecin parçalarıdır.

.

Araştırmalar, okuma esnasında gözlerin satır üzerinde rastgele dolaşmadığını göstermektedir. Göz, belirli noktalarda çok kısa süre durur, sonra bir sonraki bölüme sıçrar. Bu hareketler sırasında beyin sürekli olarak gelen bilgiyi işlemektedir.

.

Yani okuma gözle başlar.

Ama göz yalnızca bilgi taşır. (Hiç görmeyenlerin çok seri okudukları gerçeği aklımızdan çıkmasın!)

Bu süreç bir anlam üretmez.

.

Asıl İş Zihinde Başlar

Bir roman okurken roman kahramanının neden ağladığını anlayabiliyor muyuz?

Bir gazete haberini okuduğumuzda satır aralarında verilmek istenen mesajı fark edebiliyor muyuz?

Bir bilimsel makalede yazarın iddiasıyla kanıtlarını ayırt edebiliyor muyuz?

İşte gerçek okuma tam da burada başlar.

Zihin, kelimeleri yalnız bırakmaz. Onları daha önceki bilgilerimizle karşılaştırır, ilişkilendirir, sorgular, tahmin eder, eksik yerleri tamamlar ve sonunda yeni bir anlam inşa eder.

Bu nedenle aynı kitabı okuyan iki kişi birbirinden tamamen farklı çıkarımlar yapabilir.

Zira metni okuyan gözler benzer, anlamı kuran zihinler farklıdır.

.

Beyin Okurken Çalışan Bir Fabrikaya Dönüşür

Geçmişten günümüze okuma (kıraat) üzerine yapılan araştırmalar, okuma sırasında beynin yalnızca dil merkezinin çalışmadığını göstermektedir.

Dikkat sistemleri devreye girer.

Bellek sürekli önceki bilgileri çağırır.

Muhakeme merkezleri neden-sonuç ilişkileri kurar.

Hayal gücü anlatılan olayları canlandırır.

Duygular metne eşlik eder.

Empati mekanizmaları kahramanların yerine kendimizi koymamızı sağlar.

Kısacası okuma sırasında beynin birçok bölgesi aynı anda büyük bir uyum içinde çalışmaktadır.

Bu nedenle okuma, insan zihninin gerçekleştirdiği en karmaşık bilişsel etkinliklerden biridir.

.

Sesli Okumak Anlamak Demek Değildir

Sınıflarda sık karşılaşılan bir durum vardır.

Öğrenci metni son derece akıcı okur.

Öğretmen kitabı kapatır ve sorar:

"Metinde anlatılmak istenen nedir?"

Koca bir sessizlik...

Bu durum bize önemli bir gerçeği hatırlatmaktadır.

Akıcılık ile anlamak aynı şey değildir.

Kelimeleri doğru söylemek mümkündür; fakat onların ne anlattığını hiç kavrayamamış olabiliriz.

Bu nedenle iyi okuyucu; hızlı okuyan değil, doğru anlam kurandır.

.

Okuma Bir Diyalogdur

Bir kitabı okurken aslında yalnız değiliz.

Yazar bize sorular sorar.

Biz cevap veririz.

Yazar örnek sunar.

Biz onları kendi yaşantımızla karşılaştırırız.

Bazen katılırız.

Bazen itiraz ederiz.

Bazen yıllardır doğru bildiğimiz bir düşüncenin değiştiğini fark ederiz.

İşte okuma tam da bu yüzden pasif değil, son derece aktif bir zihinsel etkinliktir.

Okuyucu yalnızca bilgi alan biri değildir.

Bir yönüyle anlamın ortak üreticisidir.

.

Dijital Çağda En Büyük Tehlike

Bugün insanlar tarih boyunca hiç olmadığı kadar fazla metin görüyor.

Telefon ekranları...

Sosyal medya paylaşımları...

Haber başlıkları...

Mesajlar...

Ancak çok görmek, çok okumak anlamına gelmiyor.

Dijital dünyanın hız kültürü dikkatimizi parçalayabiliyor. Sürekli akan içerikler, beynimizi yüzeysel bilgi işlemeye alıştırabiliyor. Bir metnin ilk paragrafını okurken gelen bildirim, daha ikinci paragrafta başka bir konuya geçmemize neden olabiliyor.

Sonuçta gözler metin üzerinde dolaşırken zihin anlam kurmaya yeterince zaman bulamıyor.

Belki de çağımızın en büyük okuma problemi budur.

.

Çocuklara Okumayı mı, Anlamayı mı Öğretiyoruz?

Eğitimde yıllardır üzerinde durulan önemli sorulardan biri budur.

Bir çocuk dakikada kaç kelime okuyor?

Bu soru elbette önemlidir.

Ancak daha önemli olan şu sorudur:

"Okuduğunu gerçekten anlayabiliyor mu?"

Çünkü yaşam başarısını belirleyen yalnızca hızlı okuyabilmek değildir.

Bilgiyi yorumlayabilmek, eleştirebilmek, değerlendirebilmek ve yeni durumlara aktarabilmektir.

Bunların tamamı okuduğunu anlamaya bağlıdır.

.

Sonuç Yerine

Bir kitabın sayfalarını çevirmek kolaydır.

Satırları seslendirmek de öğrenilebilir.

Fakat anlam kurmak emek ister.

Dikkat ister.

Düşünme ister.

Sorgulama ister.

İyi bir okuyucu olmak, yalnızca gözlerini satırlar üzerinde gezdirmek değildir. Gördüğünü zihninde yeniden kurabilmektir.

Bu nedenle okuma öğretiminin nihai amacı çocuklara harfleri öğretmek değil, düşünmeyi öğretmektir.

Çünkü gözler yalnızca yazıyı görür.

.

Anlamı ise daima zihin kurar.

Ve gerçek okuma, tam da o anda başlar. Okumak başladığında okuma oranı da doğal olarak artar vesselam…