Görünmek Değil, Olmak
.
Rengin Yılmazer
.
Bazı mutlulukların tarifi yoktur. İnsan onları açıklayamaz; sadece hisseder. Bir an gelir, göğsünün içinde bir şey genişler, kalbin biraz daha büyük atar sanki. İçine sığamadığın o duygunun adı ne, tam olarak bilmezsin ama onun varlığından eminsindir.
.
Ben bir Ankaralı olarak, başımı kaldırıp masmavi gökyüzünde süzülen martıları gördüğümde bunu hissederim. Deniz kıyısında doğup büyümemiş olsam da martının gökyüzündeki özgürlüğü içimde tuhaf bir yankı uyandırır. Aynı duyguyu bahçemde açan bir yaseminin kokusunda, bir gülün sabah güneşine uzanan yapraklarında da bulurum. Doğanın kendini gerçekleştirişine tanıklık etmek, yaşamın sessiz ama kararlı coşkusunu görmek gibidir sanki…
.
Bazen de bir tiyatro salonunda ya da konser sırasında gelir bu his. Sahnedeki sanatçı ayakta alkışlanırken gözlerim dolar. O an yalnızca bir performansın sonunu izlemem; yılların emeğini, cesaretini, hayallerini ve vazgeçmeyişini görürüm. Bir insanın kendi varlığını en güçlü hâliyle ortaya koyabilmesine tanıklık ederim. Belki de beni etkileyen tam olarak budur.
.
Kendime sık sık sorarım. Bu duygunun kaynağı nedir? Empati mi? Başkasının sevincini kendi sevincim gibi yaşayabilmek mi? Yoksa yıllar boyunca özgürlüğü aramış olmanın verdiği derin özlem mi? Belki de sahnede olmanın ne demek olduğunu az çok bilmek, alkışın içindeki takdiri hissetmek... Belki de hepsi aynı anda.
.
Aklıma şu Latince söz gelir: “Esse quam videri.” Yani “Görünmek değil, olmak.”. Belki de beni derinden etkileyen şey, canlıların kendi özlerine kavuştuğu o anlara tanıklık etmektir. Yunusun denizde özgürce yüzmesi, martının gökyüzünde süzülmesi, sanatçının sahnede parlaması... Her biri olması gereken yerde, kendi doğasının içinde var olur.
.
Belki mutluluğun özü de budur. Kendine ait yere ulaşmak. Kendini gerçekleştirmek. Hayatın sana biçtiği değil, ruhunun çağırdığı yerde var olabilmek.
.
İnsan böyle anlarda yalnızca mutlu olmaz; yaşamın kendisine hayran kalır.
.
Peki ya sen? Ne zaman hayran kaldın yaşama? Ne zaman kendine ait olmayan bir hayatın coşkusunu sanki kendininmiş gibi hissettin içinde? En son ne zaman mutluluktan bedenine, kalbine sığamadın?