OKUMA KÜLTÜRÜ ÜZERİNE (Türkiye'de Kitap Okuma Oranlarının Düşüşü ve Bu Düşüşün Çözüm Yolları Yazı Dizisi 17)

Fikir Yazıları - Bahri LOŞ

OKUMA KÜLTÜRÜ ÜZERİNE

Kitap okumak yüzümüze çoğu zaman basit, sıradan bir olgu olarak yansımış olsa da kitap okumanın çok daha derin anlamları vardır. Toplumumuzda kendiliğinden oluşması beklenen bir olgu gibi davranılan kitap okuma alışkanlığı üzerinde daha fazla düşünülmesi gereken bir konudur. Bu durum her olay gibi sosyolojik araştırmalar yapmayı ve sosyolojik çözüm yolları üretmeyi gerektiren bir konudur. Kitap okumak ciddi bir iştir çünkü kitap okuyan kendine bir yaşam biçimi seçmiş oluyor. Bu bir nevi insanı, doğayı ve evreni anlamaya yönelik atılmış bir adımdır. Bu aynı zamanda yüzeysel bir yaşamı reddetmek anlamına da geliyor. En önemlisi de kitaplar sorgulama ve düşünmeye açılan kapılardır. Anlam bulma ve anlam üretme çabasıdır. Bütün bunları düşündüğümüz zaman okuma kültürü konusunun daha derin araştırmaları ve daha derin projeleri gerektirdiğini söylemeliyiz.

Kitapların bir yaşam biçimi olduğunu düşündüğümüzde bu alışkanlığı oluşturmanın pek de kolay olmadığını kabul etmeliyiz. Kendine toplumda yer edinmiş yazar yahut şairlerin yetiştikleri evlerde ya geniş bir okuma kültürü olduğunu ya da onların dünyadan kaçarken kitaplarla buluştuğunu görürüz. Bu yüzden çocuk dünyaya gözünü açtığı zaman ailede elinde kitapla oturan rol modeller görmelidir. Çocuk evde bir kitaplık görmeli, evde kitap ile ilgili sohbet eden insanlara denk gelmelidir. Çocukluk döneminde kitapların konuşulduğu bir ortamdan geçen bir çocuk kitaplardan vazgeçmez. Artık bunun bir yaşam biçimi olduğunu bilir. Bugün çocuklarımız dünyaya gözlerini açtıkları zaman nelerle karşılaştıklarını hepimiz biliyoruz.

Kitap biraz da konfor alanını terk etmeyi gerektirir. Bu sayede birey konfor alanını terk ederken aslında kendine daha anlamlı ve daha geniş bir alan açmaktadır. Bu alanı keşfetmek için anlamlı bir çaba ve sabırla beraber yaşamın kolay alışkanlıklarından vazgeçmek gerekir. Ancak maalesef çağın her şeye kolay yoldan ulaşma hastalığı bu durumu da olumsuz etkilemiştir. Bu biraz da sistemsel bir sorundur çünkü durmayı hayal edenlerin bile en hızlı halde çağın çarkları arasında yerini aldıklarını görüyoruz. Ayrıca kitap biraz da insanın kendi kabuğuna çekilmesi, kendiyle yalnız kalması demektir. İnsan hem kendinden kaynaklanan sebeplerle hem de çağın topyekün saldırılarından dolayı yalnız kalamamaktadır.

Zaman yetersizliği çağımızda insanların önemli bir sorunudur. Bu durum öyle bir hal almış ki insanlar birbirlerini, çocuklarını ihmal etme noktasına gelmişlerdir. Bu durumda olup eli kitaba gitmeyen kitle hiç de azımsanmayacak niteliktedir. Ancak zaman problemi olmayıp da kitaba yönelmeyen oran da bir hayli fazladır. Bu kesimin de tercihleri daha çok çağın etkisi altındadır.

Zamanın daha yavaş aktığı, yetişkinlerin rol model olduğu, anlama ve anlaşılma derdinin olduğu, iyi ve güzel olanı araştırıp öğrenmeye merakın arttığı, okuma kültürü üzerine sosyolojik araştırmalarla beraber ciddi projelerin hayata geçirildiği bir zaman okumanın da arttığı bir zaman olacaktır.