İmamoğlu Diploma Davası ve Hukuk Güvenliği Sorunu

Hukuk - Maksut BALMUK ( Öğretmen, Yazar )

İmamoğlu’nun diplomasının iptali ile ilgili mahkeme kararının gerekçesi ortaya çıktı. Kazanılmış hak ile ilgili bir yargı kararı üzerinden bir değerlendirme yapacak olursak;

“Danıştay hatalı idarî işlemin geri alınması ile ilgili bir kararında, kanuna aykırı olarak göreve aldığı memurlardan adaylık süresinid oldurmayanların görevine her zaman son verilebileceğini, adaylık süresini doldurmuş, asaleti tasdik olunmuş ve üzerinden uzun bir süre geçmiş olanların görevlerine son verilemeyeceğini, sahte sınav belgeleri ile göreve başlayan memurların ise, hile ve gerçek dışı beyan sonucu işlem tesis edildiği için görevlerine her zaman son verilebileceğini, ancak bunun için belgelerin sahteliğinin sabit olması gerektiğini, sınav belgelerinin doğruluğu konusunda kesin kanıt elde edilemeyen memurların görevine son verilemeyeceğini çünkü, idarî işlemlerdeki doğruluk karinesinin burada uygulanması gerektiğini ifade etmiştir. Buna göre diğer idarî işlemlerde olduğu gibi memurun göreve alınmasında da iyiniyet asıl olup, kazanılmış hak ancak iyiniyetin varlığı halinde korunacaktır.

”Kaynak: https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/262807 demiştir.

İmamoğlu hakkında verilen kararda Üniversitenin hata yaptığı kabul edilmektedir. İdarenin hataları yüzünden kişi mağdur edilemez. Hatalı işlemin üzerinden 30 yıl geçtikten sonra elde edilen hakkın kazanılmış hak olmayacağını iddia etmek ise idari hukukumuzdaki idari istikrar ve içtihatlara da açıkça aykırıdır.

Eğer İmamoğlu bu hakkı elde ederken sahte yada hileli bir belge sunmuş olsaydı yine diploması iptal edilebilirdi fakat burada kişilerin bir kusuru ya da hilesi söz konusu değil.

Bu durumda kazanılmış hak sayılması gereken bir işlemin iptali hukuki içtihatlarımızı da inkar anlamına gelir.

Yukarıdaki yargı kararı açıkça ne diyor: “idare hukuka bir şekilde kişiyi memuriyete almış. Bu hatalı işlemde memurun bir kusuru yada hilesi yok ve üzerinden de bir zaman geçmiş olduğundan kazanılmış hak olarak kabul etmek gerekir.” Diyor.

İmamoğlu’nun diploması ile ilgili olarak da hem İmamoğlu’nun hilesinin olmaması tamamen üniversitenin(idarenin) hatasından kaynaklı bir durum olması ve üzerinden 30 yılın üzerinde bir zaman geçmiş olması nedeniyle kazanılmış hak olarak kabul edilmesi gerekirdi.

Benzer bir duruma da eski bakan Hulusi Akar’ın kızı ile ilgili uygulamada rastlamıştık. Akar’ın kızı ABD’de biyoloji okurken Türkiye de Hacettepe Üniversitesine yatay geçiş yaptığı ve doktor olduğu kamuoyuna yansımıştı. Konu ile ilgili CİMER’e yapılan başvuruya verilen cevapta “22 yıl önce gerçekleşen konunun zaman aşımı nedeniyle geri alınabilmesinin/incelenebilmesinin mümkün olmadığı” şeklinde ifadeler yer almıştır.

İmamoğlu kararında; organize ve iyi niyetten uzak bir yaklaşım olduğu, hatalı işlemden İmamoğlu’nun haberdar olmamasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı görüşüne yer verilmiştir. Hayatın doğal akışına asıl aykırı olan; 36 yıl önce 1990’da 19 yaşında bir gencin böylesine detaylı bir hukuki süreçten haberdar olabileceğine kanaat getirmektir.

“Türkiye de yargıçlar var” sözünü çok kez duyduk umut ediyorum ki bu davanın üst mahkeme aşamalarında da bu sözü söyleyebilelim. Aksi halde hukuktaki idari istikrardan da hukuk güvenliğinden de söz edemeyiz.