OBLOMOVLUKTAN UYANMAK

Fikir Yazıları - YUSUF COŞAR ( UZM. ÖĞRETMEN)

Sömestr tatili geldiğinde evlerin ritmi değişir. Okul çantaları bir köşeye bırakılır, sabahlar uzar, akşamlar geç saatlere kayar. Çocuklar için bu dönem “dinlenme” olarak adlandırılır; yetişkinler için ise çoğu zaman “oyalama”ya dönüşür. Günler fark edilmeden ekranla dolar, geceler geç yatışlarla birbirine benzer. Tatil, eğer dikkat edilmezse, eylemsizliğin en güvenli kılıfı hâline gelir.

Tarihte de benzer dönemler vardır. Rivayete göre Osmanlı’da uzun süredir sefere çıkmayan bir birliğin askerleri kışlaya yerleşmiştir. Her gün hazırlık yapılır; silahlar parlatılır, çizmeler temizlenir, planlar konuşulur. Herkes hazırdır ama yürüyüş emri gelmez. Bir gün padişah kılık değiştirerek kışlaya girer ve askerleri izler. Ardından tek bir soru sorar:

“Ne zamandır hazırlanıyorsunuz?”

Cevap nettir: “Uzun zamandır.”

Padişah şöyle der:

“Hazırlık yürümeye dönüşmüyorsa, ordu kışlaya gömülür.”

Tarih, yürümeyen orduların değil; yürümeye cesaret edenlerin yazdığı bir hikâyedir. Bazen en büyük tehlike düşman değil, hiç gelmeyen yürüyüş emridir.

Oblomov’un trajedisi de tam burada başlar. Onun sorunu tembellik değildir. Oblomov, hayatı yaşamadan önce yeterince hazır olması gerektiğine inanır. Bu yüzden sürekli düşünür, planlar, hayal eder ama başlayamaz. Ve ne yazık ki bu “hazırlık hâli”, bugün yalnızca edebiyatta değil; evlerimizde, okullarımızda, yetişkin hayatlarında da sessizce varlığını sürdürmektedir.

Oblomovluktan uyanmak, bir anda büyük kararlar almak değildir. Uyanmak, küçük ama gerçek adımlarla başlar. Çünkü Oblomovluk büyük hatalardan değil; küçük ertelemelerden oluşur.

Konforu Değil, Hareketi Güvenli Kılmak

Bir çocuğa ya da kendimize verebileceğimiz en büyük zarar, konforu güvenle eşitlemektir. Oysa güven, hareketsizlikte değil; tekrar tekrar ayağa kalkabilme becerisinde oluşur. Çocuk düşerek öğrenir, yetişkin yanılarak olgunlaşır. Sömestr tatili, çocuğu tamamen korumaya aldığımız bir dönem değil; küçük risklerle hayata yaklaştırdığımız bir zaman olmalıdır.

Hazır Olmayı Değil, Başlamayı Öğretmek

Hayat, hazır olanları beklemez. Hayat, başlayanlarla ilerler. Çocuğun her şeyi bilmesini, her koşula hazır olmasını beklemek; onu hayattan uzaklaştırır. Bazen yarım bilgiyle, bazen korkuyla, bazen yanlışla başlamak gerekir. Oblomovluktan uyanmak, mükemmel anı kollamaktan vazgeçmektir.

Küçük Sorumluluklar, Büyük Uyanışlar Yaratır

Oblomov’un yatağı büyüktür; çünkü ondan hiçbir şey istenmez. Oysa insan, kendisinden bir şey beklendiğinde canlanır. Sömestr tatilinde çocuğa verilen küçük sorumluluklar —yatağını toplamak, sofraya yardım etmek, günü birlikte planlamak— onun hayata tutunma kaslarını güçlendirir. Uyanmak, sorumluluğu yük değil; anlam olarak görmeye başlamaktır.

Ertelemenin Dilini Fark Etmek

“Sonra yaparım.”

“Bir gün mutlaka.”

“Şartlar oluşunca.”

Bu cümleler masum görünür ama Oblomovluğun dilidir. Tatiller bu dilin en rahat konuşulduğu zamanlardır. Uyanmak, bu cümleleri fark etmekle başlar. Çünkü insan önce kendini kandırmayı bırakır, sonra harekete geçer.

Çocuklar Söyleneni Değil, Yaşananı Taklit Eder

Bir çocuğa cesareti anlatabilirsiniz; ama kendi hayatınızda risk almıyorsanız, o cesareti öğrenmez. Bir çocuğa sorumluluğu öğretebilirsiniz; ama kendi ertelemelerinizle yaşıyorsanız, o da beklemeyi öğrenir. Sömestr tatili yalnızca çocuklar için değil; yetişkinler için de bir uyanma zamanıdır.

Sömestr Tatili İçin Ailelere Küçük Ama Hayati Hatırlatmalar

Tatil, tamamen boşluk değildir.

Ekranı yasaklamak değil, sınırlandırmak gerekir.

Sıkılmaya izin vermek, üretkenliğin kapısını aralar.

“Hazır mısın?” yerine “Deneyelim mi?” demek, çocuğun hayatla kurduğu ilişkiyi değiştirir.

Ve en önemlisi: Model olun. Siz ertelerseniz, çocuk bekler.

SON SÖZ

Uyanmak, yataktan bir anda fırlamak değildir.

Uyanmak, bugün küçük bir şey yapmaya karar vermektir.

Hayat, hazır olanlara değil;

uyanıp yürümeyi seçenlere açılır.