Nirvana Sosyal

Anasayfa Künye Danışmanlar Arşiv SonEklenenler Sosyal Bilimler Bilimsel Makaleler Sosyoloji Fikir Yazıları Psikoloji-Sosyal Psikoloji Antropoloji Tarih Ekonomi Eğitim Bilimleri Hukuk Siyaset Bilim Coğrafya İlahiyat-Teoloji Psikolojik Danışma ve Rehberlik Felsefe-Mantık Ontoloji Epistemoloji Etik Estetik Dil Felsefesi Din Felsefesi Bilim Felsefesi Eğitim Felsefesi Yaşam Bilimleri Biyoloji Sağlık Bilimleri Fütüroloji Edebiyat Sinema Müzik Kitap Tanıtımı Haberler Duyurular Klinik Psikoloji İletişim
AŞK’ın Zamanlaması: Sevgililer Günü (mü?)

AŞK’ın Zamanlaması: Sevgililer Günü (mü?)

Psikoloji-Sosyal Psikoloji 08 Şubat 2026 21:48 - Okunma sayısı: 501

Prof. Dr. Binnur YEŞİLYAPRAK

Prof. Dr. Binnur Yeşilyaprak yazdı

AŞK’ın Zamanlaması: Sevgililer Günü (mü?)

Evet, aşkın bir zamanlaması var ama ‘sevgililer günü’ değil elbette!..

Değil ama her yıl 14 Şubat yaklaştığında yüreğimin fay hatları titremeye başlıyor…

Neden?

Sadece ‘Sevgililer Günü’nde değil, bütün özel gün ya da hafta olarak tanımlanıp isim konmuş zamanlarda üzerimize dört bir koldan saldıran bir canavar yüzünden.

Üstelik öyle güçlü ve gücünden aldığı hırsla ahlak ve etik kurallarını elinden geldiğince zorlayan, sınır tanımayan açgözlü bir canavar!

Doymak bilmeyen Kapitalizm canavarı…

Davranışlarımızı programlayıp duygularımızı planlayan bu canavara teslim mi olacağız?

İşte bu günlerde büyük bir iştahla üzerimize saldıran kapitalizm canavarı; bizi, zaaflarımızdan kavrayıp yönetmeye ve satın alma gücümüzle AŞK’ımızı imtihan etmeye çalışıyor!

Her şeyi tüketmeye alışmış bir arsızlıkla emeğimize, zamanımıza, huzurumuza göz diken bu sistem, hayatımızı kendi çıkarlarına göre düzenleyen bir güce sahip yazık ki!..

Mutluluğu parayla satın alabileceğimize bizi inandırmak üzerine kurulmuş “nöropazarlama” alanının; insan bilincinin, beynin dopamin/endorfin işlevlerinin hiperaktivasyonunu ve sürekli ajitasyonunu amaçlayan stratejik bir istilasına uğruyoruz.

İşte bu günlerde her koldan bu istila ile karşı karşıyayız yine; sevginizi-aşkınızı satın aldıklarınızla kanıtlamak ve karşınızdakini ‘iyi hissettirerek’ tatmin olmak…

Ne yazık ki kültürümüzde bize, geçici dışsal şeylere sahip olarak tatmin aramamız öğretiliyor. Oysa gerçek şu ki içimizde eksik olan şey, dışardan herhangi bir maddeyle doldurulamaz. Çünkü içimizdeki boşluk, en derinlerde kendi benliğimizle teması kaybettiğimiz yerlerden kaynaklanıyor.

Bir bakıma bu sahte ilişkiler içinde şekillenen toplum, öz’e karşıdır ve kendi gerçek doğamızla teması engeller. Nereye gidersek gidelim çevremizdeki herkes, hayatındaki gerçek ihtiyaçları, sahip oldukları ile doldurmaya çalışıyor… Kültürel koşullanmalar ile ikame tatmin kalıpları içine sıkıştırılan her birimiz, benzer şekilde davranmazsak kendimizi tehdit altında hissediyoruz.

Oysa aşk bize, içimizdeki boşluğun altında karşılanmamış gerçek ihtiyaçları gösterebilecek en önemli olgu… İşte kendimizle yüzleşmeye hazırsak görünürdeki yanılsamaların sakladığı katmanların en dibindeki varlığımızın gerçek özü ile karşılaşabiliriz.

Evet, Analitik Psikoloji ekolünün kurucusu C. G. Jung, hayatta başımıza gelen hiçbir şeyin tesadüf olmadığını ileri sürer.

Bu bakış açısına göre AŞK’ın da bir zamanlaması vardır!

Üstelik size çok zamansız gelse bile… Bir başka zamanda sizi hiç etkilemeyecek bir karşılaşma, tam da o anda içinizde bir şeyleri tetikler aniden. Buna göre bu senkronize anı; içinizdeki boşluk ile yüzleşmeniz için size gönderilmiş bir uyarıcıdır! Çünkü Jung’a göre; evren bize istediğimizi değil, ihtiyacımız olan şeyi verir.

Eğer biz, yüreğimizin götürdüğü yerde kendimizle karşılaşmaya hazırsak ve aşk denilen yanılsamanın bize göstereceği gerçeği görebilecek olgunluktaysak; içimizdeki boşluğu hiç kimsenin bize verebileceği şeylerle değil ancak kendi parçalarımızla doldurabileceğimizi öğreniriz...

Bunu öğreninceye dek; nöropazarlama yöntemleri ile bizi ‘uyuşturan’ kapitalizm canavarının bize açtığı kucağa teslim olup rahatlamaya çalışmayı sürdüreceğiz.

Sevgililer gününüz kutlu olsun efendim.

B.Y.

Yorumlar (0)

SON EKLENENLER
ÇOK OKUNANLAR
DAHA ÇOK Psikoloji-Sosyal Psikoloji
OLUMLU PSİKOLOJİ VE BAŞARI

Psikoloji-Sosyal Psikoloji06 Eylül 2026 10:34

OLUMLU PSİKOLOJİ VE BAŞARI

Kırılganlığın Anatomisi: Nepal Sel Felaketinde İnsanın Unutulan Gerçeği

Psikoloji-Sosyal Psikoloji31 Ağustos 2026 23:25

Kırılganlığın Anatomisi: Nepal Sel Felaketinde İnsanın Unutulan Gerçeği

PROF. DR. BİNNUR YEŞİLYAPRAK’IN “ÖZ TERAPİ”Sİ VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

Psikoloji-Sosyal Psikoloji09 Ağustos 2026 19:38

PROF. DR. BİNNUR YEŞİLYAPRAK’IN “ÖZ TERAPİ”Sİ VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

BİLİŞSEL ANALİTİK TERAPİ

Psikoloji-Sosyal Psikoloji03 Ağustos 2026 22:09

BİLİŞSEL ANALİTİK TERAPİ

TERAPİNİN PEŞİNE DÜŞTÜĞÜ ŞEY

Psikoloji-Sosyal Psikoloji07 Temmuz 2026 21:47

TERAPİNİN PEŞİNE DÜŞTÜĞÜ ŞEY

AİLE: ‘Mahalle baskısı’ yerine ‘Sosyal medya baskısı’ esaretinde (mi?)!.

Psikoloji-Sosyal Psikoloji29 Haziran 2026 17:02

AİLE: ‘Mahalle baskısı’ yerine ‘Sosyal medya baskısı’ esaretinde (mi?)!.

PSİKOLOJİ MERCEĞİNDEN TERAPİST VE DESTEK ALICI

Psikoloji-Sosyal Psikoloji23 Haziran 2026 23:56

PSİKOLOJİ MERCEĞİNDEN TERAPİST VE DESTEK ALICI

SANAT TERAPİSİ

Psikoloji-Sosyal Psikoloji06 Haziran 2026 19:46

SANAT TERAPİSİ

ÖNEMLİ OLAN...

Psikoloji-Sosyal Psikoloji06 Haziran 2026 12:46

ÖNEMLİ OLAN...

İLİŞKİSEL KÜLTÜREL TERAPİ 2

Psikoloji-Sosyal Psikoloji25 Mayıs 2026 07:51

İLİŞKİSEL KÜLTÜREL TERAPİ 2