Nirvana Sosyal

Anasayfa Künye Danışmanlar Arşiv SonEklenenler Sosyal Bilimler Bilimsel Makaleler Sosyoloji Fikir Yazıları Psikoloji-Sosyal Psikoloji Antropoloji Tarih Ekonomi Eğitim Bilimleri Hukuk Siyaset Bilim Coğrafya İlahiyat-Teoloji Psikolojik Danışma ve Rehberlik Felsefe-Mantık Ontoloji Epistemoloji Etik Estetik Dil Felsefesi Din Felsefesi Bilim Felsefesi Eğitim Felsefesi Yaşam Bilimleri Biyoloji Sağlık Bilimleri Fütüroloji Edebiyat Sinema Müzik Kitap Tanıtımı Haberler Duyurular Klinik Psikoloji İletişim
AŞK’ın Zamanlaması: Sevgililer Günü (mü?)

AŞK’ın Zamanlaması: Sevgililer Günü (mü?)

Psikoloji-Sosyal Psikoloji 08 Şubat 2026 21:48 - Okunma sayısı: 425

Prof. Dr. Binnur YEŞİLYAPRAK

Prof. Dr. Binnur Yeşilyaprak yazdı

AŞK’ın Zamanlaması: Sevgililer Günü (mü?)

Evet, aşkın bir zamanlaması var ama ‘sevgililer günü’ değil elbette!..

Değil ama her yıl 14 Şubat yaklaştığında yüreğimin fay hatları titremeye başlıyor…

Neden?

Sadece ‘Sevgililer Günü’nde değil, bütün özel gün ya da hafta olarak tanımlanıp isim konmuş zamanlarda üzerimize dört bir koldan saldıran bir canavar yüzünden.

Üstelik öyle güçlü ve gücünden aldığı hırsla ahlak ve etik kurallarını elinden geldiğince zorlayan, sınır tanımayan açgözlü bir canavar!

Doymak bilmeyen Kapitalizm canavarı…

Davranışlarımızı programlayıp duygularımızı planlayan bu canavara teslim mi olacağız?

İşte bu günlerde büyük bir iştahla üzerimize saldıran kapitalizm canavarı; bizi, zaaflarımızdan kavrayıp yönetmeye ve satın alma gücümüzle AŞK’ımızı imtihan etmeye çalışıyor!

Her şeyi tüketmeye alışmış bir arsızlıkla emeğimize, zamanımıza, huzurumuza göz diken bu sistem, hayatımızı kendi çıkarlarına göre düzenleyen bir güce sahip yazık ki!..

Mutluluğu parayla satın alabileceğimize bizi inandırmak üzerine kurulmuş “nöropazarlama” alanının; insan bilincinin, beynin dopamin/endorfin işlevlerinin hiperaktivasyonunu ve sürekli ajitasyonunu amaçlayan stratejik bir istilasına uğruyoruz.

İşte bu günlerde her koldan bu istila ile karşı karşıyayız yine; sevginizi-aşkınızı satın aldıklarınızla kanıtlamak ve karşınızdakini ‘iyi hissettirerek’ tatmin olmak…

Ne yazık ki kültürümüzde bize, geçici dışsal şeylere sahip olarak tatmin aramamız öğretiliyor. Oysa gerçek şu ki içimizde eksik olan şey, dışardan herhangi bir maddeyle doldurulamaz. Çünkü içimizdeki boşluk, en derinlerde kendi benliğimizle teması kaybettiğimiz yerlerden kaynaklanıyor.

Bir bakıma bu sahte ilişkiler içinde şekillenen toplum, öz’e karşıdır ve kendi gerçek doğamızla teması engeller. Nereye gidersek gidelim çevremizdeki herkes, hayatındaki gerçek ihtiyaçları, sahip oldukları ile doldurmaya çalışıyor… Kültürel koşullanmalar ile ikame tatmin kalıpları içine sıkıştırılan her birimiz, benzer şekilde davranmazsak kendimizi tehdit altında hissediyoruz.

Oysa aşk bize, içimizdeki boşluğun altında karşılanmamış gerçek ihtiyaçları gösterebilecek en önemli olgu… İşte kendimizle yüzleşmeye hazırsak görünürdeki yanılsamaların sakladığı katmanların en dibindeki varlığımızın gerçek özü ile karşılaşabiliriz.

Evet, Analitik Psikoloji ekolünün kurucusu C. G. Jung, hayatta başımıza gelen hiçbir şeyin tesadüf olmadığını ileri sürer.

Bu bakış açısına göre AŞK’ın da bir zamanlaması vardır!

Üstelik size çok zamansız gelse bile… Bir başka zamanda sizi hiç etkilemeyecek bir karşılaşma, tam da o anda içinizde bir şeyleri tetikler aniden. Buna göre bu senkronize anı; içinizdeki boşluk ile yüzleşmeniz için size gönderilmiş bir uyarıcıdır! Çünkü Jung’a göre; evren bize istediğimizi değil, ihtiyacımız olan şeyi verir.

Eğer biz, yüreğimizin götürdüğü yerde kendimizle karşılaşmaya hazırsak ve aşk denilen yanılsamanın bize göstereceği gerçeği görebilecek olgunluktaysak; içimizdeki boşluğu hiç kimsenin bize verebileceği şeylerle değil ancak kendi parçalarımızla doldurabileceğimizi öğreniriz...

Bunu öğreninceye dek; nöropazarlama yöntemleri ile bizi ‘uyuşturan’ kapitalizm canavarının bize açtığı kucağa teslim olup rahatlamaya çalışmayı sürdüreceğiz.

Sevgililer gününüz kutlu olsun efendim.

B.Y.

Yorumlar (0)

SON EKLENENLER
ÇOK OKUNANLAR
DAHA ÇOK Psikoloji-Sosyal Psikoloji
İLİŞKİSEL KÜLTÜREL TERAPİ 2

Psikoloji-Sosyal Psikoloji25 Mayıs 2026 07:51

İLİŞKİSEL KÜLTÜREL TERAPİ 2

OLUMLU PSİKOLOJİDE ŞÜKRAN

Psikoloji-Sosyal Psikoloji21 Mayıs 2026 18:45

OLUMLU PSİKOLOJİDE ŞÜKRAN

İÇİNİZDEKİ KYUBİ’YE SARILIN

Psikoloji-Sosyal Psikoloji18 Mayıs 2026 21:05

İÇİNİZDEKİ KYUBİ’YE SARILIN

SEVGİ: Bilimin ve Her Şeyin Üstündeki Evrensel Güç

Psikoloji-Sosyal Psikoloji05 Mayıs 2026 22:50

SEVGİ: Bilimin ve Her Şeyin Üstündeki Evrensel Güç

İLİŞKİSEL KÜLTÜREL TERAPİ 1

Psikoloji-Sosyal Psikoloji10 Nisan 2026 09:54

İLİŞKİSEL KÜLTÜREL TERAPİ 1

Uğraş Terapisi 2

Psikoloji-Sosyal Psikoloji27 Mart 2026 06:19

Uğraş Terapisi 2

DR. MEHMET ZEKİ İLGAR İLE  MODERN TERAPİLER KİTABI ÜZERİNE SÖYLEŞİ

Psikoloji-Sosyal Psikoloji23 Mart 2026 19:51

DR. MEHMET ZEKİ İLGAR İLE MODERN TERAPİLER KİTABI ÜZERİNE SÖYLEŞİ

SEVGİ Mİ, BAĞIMLILIK MI?

Psikoloji-Sosyal Psikoloji20 Mart 2026 21:38

SEVGİ Mİ, BAĞIMLILIK MI?

Savaşın Travma Psikolojisi: Çocuklar Ne Yaşıyor?

Psikoloji-Sosyal Psikoloji18 Mart 2026 21:21

Savaşın Travma Psikolojisi: Çocuklar Ne Yaşıyor?

Onaylanma İhtiyacının Anatomisi

Psikoloji-Sosyal Psikoloji15 Mart 2026 08:19

Onaylanma İhtiyacının Anatomisi