Nirvana Sosyal

Anasayfa Künye Danışmanlar Arşiv SonEklenenler Sosyal Bilimler Bilimsel Makaleler Sosyoloji Fikir Yazıları Psikoloji-Sosyal Psikoloji Antropoloji Tarih Ekonomi Eğitim Bilimleri Hukuk Siyaset Bilim Coğrafya İlahiyat-Teoloji Psikolojik Danışma ve Rehberlik Felsefe-Mantık Ontoloji Epistemoloji Etik Estetik Dil Felsefesi Din Felsefesi Bilim Felsefesi Eğitim Felsefesi Yaşam Bilimleri Biyoloji Sağlık Bilimleri Fütüroloji Edebiyat Sinema Müzik Kitap Tanıtımı Haberler Duyurular Klinik Psikoloji İletişim
Çocuk Yetiştirme veya Çocuktan Öğrenme Üzerine

Çocuk Yetiştirme veya Çocuktan Öğrenme Üzerine

Eğitim Felsefesi 11 Ocak 2026 23:52 - Okunma sayısı: 24

Haydar Uzunyayla

Çocuk yetiştirmek insanlığın en eski çabalarından biridir. Her çağda, her kuşakta, her çocuk neredeyse bütün ebeveynler için öylesine “nev’i şahsına münhasır” özelliktedir ki hiçbir şey onun verdiği ince mutluluğu vermez. Hatta fiziksel ya da zeka kusurlu olması bile, onu anne-babasının gözünde değersizleştirmez; sevgi vermede, koruma ve kollamada geri plana itmez, çünkü her çocuk ebeveyni için ikinci kendisidir. Kendimizi çocuğumuzda görürüz… Kanımızın, aklımızın, onurumuzun ve yeteneklerimizin bir ürünüdür çocuğumuz ve bundan dolayı onu en iyi şekilde büyütmek, yetiştirmek isteriz…

Peki ama nasıl yetiştireceğiz?

- Çocuğumuzda neyi ve kimi görmek istiyoruz? Kendimizi mi? Kendi kopyamızı, yani ete kemiğe bürünmüş halimizi mi? Haydut, gaspçı, yalancı, “altta kalanın canı çıksın” ilkesi etrafında hak, adalet, eşitlik, sevgi ve dayanışma düşmanı, empati yoksunu, güçlü aldatıcılarla aldatan kendimizi mi görmek istiyoruz? Veya bunların tam tersini mi? Yani akıllı, uslu, uyumlu, onaylayan, bir ömür kafası önünde, kendi halinde, sürekli çalışmayı erdem sanan halimizi mi?

-Ya da zihinsel olarak sorunlu, eğitim ve öğütlerle şekilsiz kılınmış çarpık, yoksun, belirsizlik ve karmaşayla donatılan, nesneleşmiş kusurlu halimizi mi?

-Ya da berrak bilince sahip, kendimizden üstün, hayatın amaç ve anlamını kavrayabilen, güdümsüz veya içkin güdümlü (varlık nedeninin yitirmeyen, var olmanın bilincinde olarak) bilgelik ve bilgilenmenin hakim olduğu birini mi görmek istiyoruz?..

*********

Yukarıdaki sorulara vereceğimiz cevaplar, yaşamımızın akış yönünü belirleyecek tercihlerimizden dolayı önemledirler ve çocuk yetiştirmeyi sadece yetişkinlerin, ebeveynlerin ve okulların yargılarına bırakamayız…( Okullar ve yetişkinler, iktidarlar ve hakim güçler, günümüzde -belki de tarih boyunca- paslı çıkrıkların gıcırtılı ezgilerini tekrarlamak dışında pek önemli bir işleve sahip değildirler. Çünkü yaşlanmayla birlikte değişime, öğrenme -öğretmeye kapalı statükocu bir yaşam tercih edilmiştir ve sorunlara çözüm anahtarı sunamıyorlar. Çocuklara kendi düşüncelerini mutlak bir katılıkla iletirler. Onları kendi garip koşulları içinde kafeste tutmayı, boş ve yararsız, zorunlu ve zorlayıcı uzun eğitim dönemleriyle yılların heba edilmesini yaratırlar.)

İşte bütün bu nedenler ve benzerlerinden dolayı şimdi artık yeni yollara, yeni çözümlere ihtiyacımız vardır. Bugün kendimizi çocuğumuza kopyalatmak üzerinden, onu ete kemiğe büründürme girişimimiz geleceğe cevap olamamaktadır. Eğitim sistemimiz ve düşünce biçimimiz inilti ve nakarat dolu bir arabesk şarkının bıktırıcı uğultusu gibidir. Hep aynı ses, aynı tını, aynı köşe ve paslanma… Çünkü çocuklardan öğrenmeyi ıskalıyoruz, küçümsüyoruz, değersizleştiriyoruz. Çocuktan öğrenme gibi bir hedef ve amaç edinmiyoruz.

Oysa çocuklar daha ilk günden itibaren şaşırtıcı şekilde bize hem öğretiyorlar hem öğreniyorlar. Yani hem öğrenen hem öğreten ve eğer bana onların öğreten mi öğrenen mi öncelikli olduğu sorulursa, tereddüt etmeden öğretenler derim onlar için.

Sözgelimi kağıtlara veya beyaz tahtaya rastgele çizimler, şekiller, desen ve boyama yapan çocuklar, bize nasıl bir dünyada yaşamak istediğinin ipuçlarını verebiliyorlar. Bakış açımızı değiştirebilecek bozulmamış temiz hayaller ve beklentilerle karşımıza çıkabiliyorlar. Yaşam, hak, adalet, dünya, hayvanlar, bitkiler, kısaca gördükleri ve hissettikleri ile ilgili şaşmaz öngörülere sahiptirler. Ufacık bir kanaryanın nasıl sevilmesi gerektiğini, yemeğini yanı başındaki kediyle paylaşmanın gerekliliğini; hüznün, mutluluğun, mutsuzluğun, sevincin, açlığın hangi nedenlerden dolayı başladığını, bir olayın başka bir olayı nasıl takip ettiğini, savaşlar ve haksızlıklar sonucu yerinden yurdundan edilmenin nedenlerini çok zaman bir yetişkinden daha iyi, daha açık şekilde görebiliyorlar ve çözüm önerileri de daha adil, daha paylaşımcı olabiliyor.

Dolayısıyla çocuklardan öğrenmeyi bir kenara atamayız. Öğrenme bir bütündür ve bu süreç sadece okul ve yetişkinlerin yargılarıyla sınırlı değildir. Ama ne yazık ki gözlemlediğimiz kadarıyla hiçbir eğitimci, ebeveyn, iktidar vs. onların neler istediklerini hesaba katmıyor. Onlar için tasarlanan düzenlemeler de ne görüşleri alınır ne de onayları… Kendi şeytani planları dışında hiçbir sese kulak vermezler. “Çocuktur bir şey anlamaz… Doğru nedir bilmez… Daha kavrayabilecek yaşta değildir,” denilir ve geçilir.

Ne var ki bu klasik bakış açısı, zararlara, ucuz nesillerin yetişmesine neden olmuş ve iflas etmiştir artık… Kağnı arabasıyla yol almak gerilerde kaldı. Şimdi çocuklardan öğrenmeyi yaygınlaştırma zamanı… Gelecek derslerimizden biri, çocuklardan öğrenmeye yönelik ayrıntılı haritalar hazırlamak olmalıdır.

Yorumlar (0)

SON EKLENENLER
ÇOK OKUNANLAR
DAHA ÇOK Eğitim Felsefesi
Örgütsel Değişim Kapsamında Bir Eğitim Kurumunun Akredite Olması: Eğitim Kurumunu Modelleme Süreci ve Dirençlerle Baş Etme

Eğitim Felsefesi02 Haziran 2025 06:59

Örgütsel Değişim Kapsamında Bir Eğitim Kurumunun Akredite Olması: Eğitim Kurumunu Modelleme Süreci ve Dirençlerle Baş Etme

Bir Yol Haritası: Çocukların Liderlik Yönlerini Geliştirme

Eğitim Felsefesi22 Aralık 2024 22:19

Bir Yol Haritası: Çocukların Liderlik Yönlerini Geliştirme

Canım Öğretmenim!

Eğitim Felsefesi24 Kasım 2024 10:09

Canım Öğretmenim!

Sizin Müdür Hangisi?

Eğitim Felsefesi20 Kasım 2024 20:01

Sizin Müdür Hangisi?

EĞİTİM FELSEFESİ SORUNLARI

Eğitim Felsefesi02 Nisan 2024 22:01

EĞİTİM FELSEFESİ SORUNLARI

YAŞAMA BİLİNCİ OLARAK FELSEFE YA DA EPİKUROS’UN MİRASI

Eğitim Felsefesi23 Şubat 2022 21:15

YAŞAMA BİLİNCİ OLARAK FELSEFE YA DA EPİKUROS’UN MİRASI

Prof. Dr. Halil ÇİVİ ile “SİZE DAİR”

Eğitim Felsefesi21 Ekim 2021 19:05

Prof. Dr. Halil ÇİVİ ile “SİZE DAİR”

ÖTEKİ VE ŞİDDET BAĞLAMINDA  İKİ FARKLI İSLAM

Eğitim Felsefesi04 Temmuz 2021 16:48

ÖTEKİ VE ŞİDDET BAĞLAMINDA İKİ FARKLI İSLAM

OTORİTE, İTAAT VE VİCDAN

Eğitim Felsefesi23 Haziran 2021 18:52

OTORİTE, İTAAT VE VİCDAN

DERS KİTAPLARINDA MEDENİ KANUNA KARŞIT İFADELER

Eğitim Felsefesi18 Şubat 2021 18:49

DERS KİTAPLARINDA MEDENİ KANUNA KARŞIT İFADELER