Nirvana Sosyal

Anasayfa Künye Danışmanlar Arşiv SonEklenenler Sosyal Bilimler Bilimsel Makaleler Sosyoloji Fikir Yazıları Psikoloji-Sosyal Psikoloji Antropoloji Tarih Ekonomi Eğitim Bilimleri Hukuk Siyaset Bilim Coğrafya İlahiyat-Teoloji Psikolojik Danışma ve Rehberlik Felsefe-Mantık Ontoloji Epistemoloji Etik Estetik Dil Felsefesi Din Felsefesi Bilim Felsefesi Eğitim Felsefesi Yaşam Bilimleri Biyoloji Sağlık Bilimleri Fütüroloji Edebiyat Sinema Müzik Kitap Tanıtımı Haberler Duyurular Klinik Psikoloji İletişim
Aklın Düşmanları

Aklın Düşmanları

Sosyal Bilimler 10 Aralık 2025 23:20 - Okunma sayısı: 812

Haydar Uzunyayla

Dünya felsefe ve bilim tarihinde, yetkinlik sahibi birçok düşünür, gözlemci, eğitimci, şimdi ya da eski çağlardan beri aklın önemine vurgu yapmış, onun insanın güvencesi olduğunu dile getirmişlerdir. Kimi ondan tamamen saf aklın temelinde övgü ve gereklilikle söz ederken, kimi de tek başına, sadece akılla hayatı devam ettirmenin eksik olacağını, kesinlik elde edilemeyeceğini, ancak yaşamın zorunlu formlarıyla birlikte (tutkular, duygular vb.) daha iyileştirici olacağını ileri sürmüşlerdir… Ama bir şey var ki onun hakkında söylenen, düşünülen görüşlerin hemen hepsi, şöyle ya da böyle, bir şekilde onun en işlevsel, en iyi yol gösterici olduğu konusunda birleşirler. Bakış açısı ne olursa olsun akıl, insan hayatının iyileştirilmesini, geliştirilmesini düzenleyen tek yeti olarak kabul görmüştür ve kuşkusuz canlı yaşam basamağında üstünlüklü yere sahiptir.

Ancak bu yazının konusu aklın yapısı, özellikleri, var oluş üzerindeki etkilerini ve daha başka yönlerini alt alta dizmek değildir. İşin uzmanları bunu fazlasıyla yapmaktadır… Bundan dolayı amatörce görüş bildirmek pek isabetli olmayacaktır. Bu yazıda onun işlevselliğini engelleyen kültür ve alışkanlıklar üzerine birkaç başlık açmak olacaktır ve bunların başında ilk sırada şunlar yer alır:

-Hurafeler, mucizeler, dinler, kutsal kelam, sonsuz hayat vaatleri, kısacası “İlahi planların” hepsi aklı bağlayan unsurlarıdır.

-Efsaneler, kahramanlıklar, bayraklar, ırk, ruh birliği, kan bağı, soy bağı ve bunlara duyulan coşkulu yaşamlar da aklın düşmanları arasındadır. ( Burada, yeri gelmişken belirtmem gerekiyor ki yukarıda sıraladığım “yapay tatlandırıcıların” büyük bölümü tarihte, daha çok aptal yetişkinler tarafından savunulur. Hatta ısrarla devam ettirilir… Oysa günümüzde varoluş dahil olmak üzere, ihtiyaç duyduğumuz soruları karşılayan bilgiler fazlasıyla mevcut… Sözgelimi genetik, gökbilim, yapay zeka, fizik, kimya, biyolojide, toplum sözleşmelerinde dikkate değer gelişmelere tanık olmamıza rağmen, aptal yetişkinlerin neden, niçin akıl dışında kalmaya direndiklerini anlamak zor… Sürekli pompaladıkları aynı kültür, aynı alışkanlıklar gelecek nesiller üzerinde

kalıcı spazmlar yaratıyor ve eğer onlar hakkında birkaç söz söylemem gerekirse şunu derim: Geleneksel akıl, geri akıllıların ritüelidir… Sizi değiştirmeyi, dönüştürmeyi önermiyorum. Tamamen yok olmanızı arzuluyorum. Doğan her yeni çocuğa karşılık, her gün içinizden en az 50 kişinin yok olmasını diliyorum…)

-Yıkım, soykırım, katliam, yok etme ve sınırsız tüketim akılla ilgili değildir. Doyumsuzluk, açgözlülük, kronik açlık-tokluk dahi aklın engelleri arasında yer alır. Mal mülk, servet, para, kazanma hırsı dikkati dağıtan unsurlardır. İhtiyacımızdan fazlasını istemek de akıldışı çabaların sonucudur.

-Güç ve güç tapıncı da akılla ilgili değildir.. Bu istem daha çok vahşet-vahşilik ve hakimiyet alanı oluşturma temelinde gelişir.

- Devlet benzeri zora dayalı yapıların hemen hepsi aklı geri plana iter. Çünkü bu tip örgütlenmelerin temelinde hükmetme, hükümranlık sürme gerçeği yatar. Bu tür yapıların amacında, yaratıcılarının veya kurucularının çıkarına yönelik yararlılık vardır… Şehvet, haz, yönetme, iktidar olma ve konfor benzeri tutkuların ağırlığı vardır… Akıl buralarda her zaman ikinci sırada yer almaktadır. Bundan dolayı şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki: Güç ve güçlü olan tarafından yürütülen bütün örgütlenmeler aklın özgür gelişiminin önünde kısıtlayıcı bariyer görevi üstlenmektedirler… (Gerçek böyleyken bize hemen her fırsatta düzen, birlik, dirlik, beraberlik, koruma, kollama, kamu yararı, iktidar, hükmetme vb. gibi şeylerin aklın gereği olarak, onun buyrukları doğrultusunda gerçekleştirildiği anlatılır… Ama artık binlerce yıldır söylenen bu bayat öykülerin tekrar tekrar önümüze konulmasına ‘dur!’ demek gerekiyor… Bir kez daha tekrarlarsam: Egemenlik, güç, iktidar, düzen ve yönetmenin kaynağında, hükümranlık tesis edenlerin akıl almaz doyumsuzluğu ve tutkuları vardır.

Aynı şekilde BEKA dediğimiz ve üzerinde tepindiğimiz şey de aslında iktidar ve hükmetmeyi yitirme korkusuyla şekillenmiştir ve aklın yönetiminde ilerlemez. Tamamen korku kökenlidir… Bu korku da öyle bir şey ki, “…amaca giden her yol meşrudur - Machiavelli-” benzeri gayri ahlaki her türden hareketi sınırsız şekilde destekler.

*******

Yaşadığımız bu doyumsuz ve açgözlü dünyada ancak aklın gücü ile kurtulabiliriz… Bozulmuş uygarlıklara akılla karşı konulabilir ve gerçekten aklımızı kullanmayı birinci sıraya aldığımız gün, başkasına değil, kendi içimize bakmayı da öğrenmiş olacağız. Çünkü akıl ile çözüm arasında tamamlayıcı bağ vardır. Tutkular, özellikle şehvet ve güç nesneyi yönetimi altında tutarken, akıl onu kendini yönetebileceği özne haline getirir.

Ve zorlu çaba gerektiren her şey gibi aklı kullanmak da ciddi çaba gerektirir, deyip bitirelim.

Yorumlar (0)

SON EKLENENLER
ÇOK OKUNANLAR
DAHA ÇOK Sosyal Bilimler
6 Şubat 2023 Depremlerinin Deprem Bölgesinde Çalışan Akademisyenlerin Bilimsel  Çalışmalarına Etkileri Üzerine

Sosyal Bilimler14 Temmuz 2026 01:14

6 Şubat 2023 Depremlerinin Deprem Bölgesinde Çalışan Akademisyenlerin Bilimsel Çalışmalarına Etkileri Üzerine

AİLE: Bize neler oluyor?

Sosyal Bilimler11 Temmuz 2026 15:07

AİLE: Bize neler oluyor?

Eğitimin Büyük Maratonu: LGS’de Doğru Strateji ve Ekip Ruhu

Sosyal Bilimler10 Temmuz 2026 22:04

Eğitimin Büyük Maratonu: LGS’de Doğru Strateji ve Ekip Ruhu

Üçgenin İçinde Bir Hayat: Suriyeli Kadınların Sessiz Mücadelesi

Sosyal Bilimler07 Temmuz 2026 01:20

Üçgenin İçinde Bir Hayat: Suriyeli Kadınların Sessiz Mücadelesi

SOSYAL SERMAYE’İN GELECEĞİ

Sosyal Bilimler06 Temmuz 2026 01:09

SOSYAL SERMAYE’İN GELECEĞİ

Türkiye’de Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Vergilendirme: Verginin Kadın Yüzü

Sosyal Bilimler29 Haziran 2026 17:57

Türkiye’de Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Vergilendirme: Verginin Kadın Yüzü

Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bütçeleme: Kamu Kaynaklarında Eşitliğin Anahtarı

Sosyal Bilimler26 Haziran 2026 20:43

Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bütçeleme: Kamu Kaynaklarında Eşitliğin Anahtarı

Okul Mezuniyet Törenlerinin Anlamı

Sosyal Bilimler25 Haziran 2026 19:23

Okul Mezuniyet Törenlerinin Anlamı

KADIN AKADEMİSYENLERDE MOBBİNG VE YENGEÇ SEPETİ SENDROMU ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME

Sosyal Bilimler23 Haziran 2026 20:27

KADIN AKADEMİSYENLERDE MOBBİNG VE YENGEÇ SEPETİ SENDROMU ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME

Ziya Gökalp 150 Yaşında

Sosyal Bilimler14 Haziran 2026 21:37

Ziya Gökalp 150 Yaşında