Nirvana Sosyal

Anasayfa Künye Danışmanlar Arşiv SonEklenenler Sosyal Bilimler Bilimsel Makaleler Sosyoloji Fikir Yazıları Psikoloji-Sosyal Psikoloji Antropoloji Tarih Ekonomi Eğitim Bilimleri Hukuk Siyaset Bilim Coğrafya İlahiyat-Teoloji Psikolojik Danışma ve Rehberlik Felsefe-Mantık Ontoloji Epistemoloji Etik Estetik Dil Felsefesi Din Felsefesi Bilim Felsefesi Eğitim Felsefesi Yaşam Bilimleri Biyoloji Sağlık Bilimleri Fütüroloji Edebiyat Sinema Müzik Kitap Tanıtımı Haberler Duyurular Klinik Psikoloji İletişim
Yurttaşlaşamamanın Yereldeki Karşılığı: Hemşeri Dernekleri

Yurttaşlaşamamanın Yereldeki Karşılığı: Hemşeri Dernekleri

Sosyoloji 25 Şubat 2021 18:57 - Okunma sayısı: 2.178

MURAT AYDIN

Yurttaşlaşamamanın Yereldeki Karşılığı: Hemşeri Dernekleri
Belirli bir toplumsal yapıdaki iktisadî üretim şekli ve siyasal örgütlülük, bulunulan yerleşim alanıyla sınırlı toplumsal iletişim ve sosyal ilişkiler ağının oluşmasında etkili olmuştur. Ancak üretim araçlarının mülkiyeti ve niteliğindeki dönüşüm, doğal olarak geleneksel aidiyetler üzerine inşa edilmiş sosyal ve kültürel aidiyetlerin de insanlarla birlikte mekânsal göçlerine kaynaklık etmektedir. Özellikle sanayi devrimi sonrasının iktisadî üretim tekniği ve üretim araçlarının mülkiyetindeki köklü dönüşüm, kültürel ve toplumsal hareketliliği daha da belirginleştirmiştir. Kentin, mekânsal anlamda belirleyici olarak öne çıkması toplumsal hareketlilikle oluşan heterojenliğin temel unsurlarından biridir. Çünkü modern dönem kimliğinin inşa edildiği veya özdeşleştirildiği kent ve kentin üretim ilişkileri aracılığıyla oluşturduğu toplumsal kimlik, ayrışmayı tanımlayan aidiyetleri yeniden şekillendirmiştir. Bu durum, doğal olarak kişisel veya kitlesel göçlerle heterojenliği artan kentlerin toplumsal dokusunda bir nevi baskı grubu olarak yer almıştır. Tamda böylesi bir durumda, farklı olduğu kadar ayrı bir sosyal aidiyet özelliği taşıyan kent ve kent kimliği karşısında korunmanın/güvenliğin veyahut yabancılığın sığınağı hemşehri dernekleri olmaktadır. Bu dernekler güven işlevinin yanı sıra süregelen aidiyetlerden cinsiyet rollerine, geleneksel algı ve düşünce tarzının idamesini içeren bir dizi unsurun yaşam alanıdır, hatta yeniden üretildiği kuluçka alanlarıdır. Siyasal, iktisadî, sosyal ve kültürel bağlamlardan oluşan onlarca etmenin biri veya birkaçının veyahut tamamının etkisiyle belirginlik kazanan bu güven ortamları kentleri devasa bir geleneksel kültür havzasına dönüştürmektedir. Daha da önemlisi geleneksel cemaat (cemaat deyimi toplumsal/grupsal bütünlüğü ifade etmektedir) ilişkilerinin mikro düzeyden makro düzeye taşınmasına vesile olmaktadır.
Sosyal iletişim tarzı olarak da değerlendirebileceğimiz hemşeri dernekleri, toplumsal sorunlar karşısındaki reaksiyon olarak düşünülebilir. Türkiye’deki kentleşme ve dolayısıyla kent kimliğinin geleneksel özellik taşımasında insan sermayesindeki gelişim veya dönüşümün yetersizliği ve göçün belirleyici etkisi vardır. Bu durum yurttaşlık unsurunun mevcut toplum nazarında bir anlam ifade etmemesiyle birlikte kentsel mekânlarda sosyal sermayenin önceliğini başatlaştırmıştır. Kahvehane(kıraathane) veya belirli yaşam alanlarında yoğunlaşmanın bir başka görüntüsü olan hemşehri dernekleri kent kültürünün, özellikle kent kimliğinin oluşamamasında, sekteye uğramasında veya olanın da aşınmasında güçlü rol model olarak karşımıza çıkmaktadır. Cemaatçiliğin kentsel formasyonu olan bu oluşumlar geleneksel aidiyetleri canlı kılmasıyla kent kimliği üzerindeki belirleyiciliğinin yanı sıra siyaseti şekillendiren unsurlar üzerinde de aynı derece de etkilidir. Bu etki ise farklı sorunsallara farklı nitelikler özelinde görünüm kazandıran hemşehri derneklerinin, iletişim ve aidiyet tarzlarının kimliksel homojenliğinin ve hegemonikleşmenin buluşma yeri olmasından dolayıdır. Keza, asıl işlev yönleri ise köylü yerine köyü veya kentli yerine kenti merkeze alan politikaların sonuçlarında olduğu gibi kentin düşünselliği de taşra hayatının algısıyla anlam kazanmaktadır. Böylesi bir tablonun neticesi ise görüntüdeki formasyonu kent olarak algılanan fakat gerçekliğin devasa birer taşra ve taşra kültürünün hâkimindeki yaşam tarzının kendisidir. Başka bir ifadeyle kent; taşra düşünüşünün, yani, şark kurnazlığı olarak ifadelendirilen insan niteliğinin siyasal ve toplumsal yaşama verdiği yönle anlam kazanmaktadır. Hemşehri dernekleri de kent ve kent kültürünün yönelimi üzerinde etkili olan onlarca unsurdan biri olarak karşımızda bulunmaktadır.

& quot;

Yorumlar (0)

SON EKLENENLER
ÇOK OKUNANLAR
DAHA ÇOK Sosyoloji
Muhaliflikten Karşıtlığa Siyasetin Sosyolojisi: Demokratik İtiraz, Siyasal Kutuplaşma ve Ortak Yaşam

Sosyoloji25 Eylül 2026 15:29

Muhaliflikten Karşıtlığa Siyasetin Sosyolojisi: Demokratik İtiraz, Siyasal Kutuplaşma ve Ortak Yaşam

Sosyoloji18 Eylül 2026 11:47

"Kabadayı”lardan “Yeni Nesil Suç Çeteleri”ne: Organize Suçun Değişen Karakteri

Skorun Arkasındaki Toplum

Sosyoloji16 Eylül 2026 10:19

Skorun Arkasındaki Toplum

Sivil Alanın Çeperleri

Sosyoloji15 Eylül 2026 21:44

Sivil Alanın Çeperleri

Kentsel Yoksulluğun Değişen Dinamikleri

Sosyoloji15 Eylül 2026 20:51

Kentsel Yoksulluğun Değişen Dinamikleri

ÖRGÜTSÜZ TOPLUM

Sosyoloji15 Eylül 2026 09:54

ÖRGÜTSÜZ TOPLUM

GENÇLİK VE EĞİTİM OLGUSU

Sosyoloji14 Eylül 2026 23:21

GENÇLİK VE EĞİTİM OLGUSU

Gündelik Hayatın Görünmez Denetimi

Sosyoloji14 Eylül 2026 19:36

Gündelik Hayatın Görünmez Denetimi

Weber’in Rasyonel Bürokrasi Modeline Eleştirel Bir Bakış: Kişisellikten Arınmış Bir Bürokratik Örgütlenme Mümkün mü?

Sosyoloji13 Eylül 2026 20:07

Weber’in Rasyonel Bürokrasi Modeline Eleştirel Bir Bakış: Kişisellikten Arınmış Bir Bürokratik Örgütlenme Mümkün mü?

Hazır Reçetelerden Bağlamsal Anlamaya: Sosyal Bilimlerde Yöntem, Bilgi ve Feminist Epistemoloji

Sosyoloji13 Eylül 2026 12:42

Hazır Reçetelerden Bağlamsal Anlamaya: Sosyal Bilimlerde Yöntem, Bilgi ve Feminist Epistemoloji