Nirvana Sosyal

Anasayfa Künye Danışmanlar Arşiv SonEklenenler Sosyal Bilimler Bilimsel Makaleler Sosyoloji Fikir Yazıları Psikoloji-Sosyal Psikoloji Antropoloji Tarih Ekonomi Eğitim Bilimleri Hukuk Siyaset Bilim Coğrafya İlahiyat-Teoloji Psikolojik Danışma ve Rehberlik Felsefe-Mantık Ontoloji Epistemoloji Etik Estetik Dil Felsefesi Din Felsefesi Bilim Felsefesi Eğitim Felsefesi Yaşam Bilimleri Biyoloji Sağlık Bilimleri Fütüroloji Edebiyat Sinema Müzik Kitap Tanıtımı Haberler Duyurular Klinik Psikoloji İletişim
Vurguya Rağmen Değiş(tiril(e))meyen Gerçeklik: Kent Kimliğinin Geleneksel Dokusu

Vurguya Rağmen Değiş(tiril(e))meyen Gerçeklik: Kent Kimliğinin Geleneksel Dokusu

Sosyoloji 21 Şubat 2021 15:55 - Okunma sayısı: 2.057

MURAT AYDIN

Vurguya Rağmen Değiş(tiril(e))meyen Gerçeklik: Kent Kimliğinin Geleneksel Dokusu
Kentler, tarihin belli bir anından itibaren yaşama dair her şeyde öncü birer mekân olarak varlık kazanmıştır. Kimliğini tarihselsel sürecin tüm unsurlarının bileşkesinden oluşturan kentsel mekânlar, özellikle modern dönemin yani ticaretin gelişmesi ve sanayi devrimi sonrası ekonomi politiğin ve siyasetin merkezi olmuştur. Geçmişin daha homojen, basit ve küçük ölçekli yerleşiminden daha kozmopolit ve karmaşık demografik (geçmişe oranla) yapısıyla kent, siyasal yelpazedeki denklemin anahtarı konumundadır.
Farklı toplumsal tabakaları bünyesinde barındırmasıyla kentler, sadece siyasal olanın değil, toplumsala ilişkin sosyo-kültürel aidiyet ilişkilerinin niteliğinin belirlenmesinde de temel ölçüt durumundadır. Çünkü geleneksel toplumun homojen taşra yaşam kimliğine karşın kentlerdeki belirgin heterojenlik modern toplum-devlet tahayyülüyle birlikte daha da karmaşıklaşmıştır. Birbiriyle dolaylı veya en azından daha düşük demografik özelliklerle bir arada bulunan toplum bileşenleri, kentsel mekânlarda ortaklaştıkları alanlar vasıtasıyla yüz yüze gelmektedir. Bu durum belirli aidiyetler arası çatışmaların daha görünür olmasını sağladığı gibi kent içi mekânsal alanların belirli toplumsal kimliklerle özdeşlik kurulmasını da tetiklemektedir. Böylece kent, dışlamanın daha doğrusu "öteki" düşüncesinin daha görünürleştiği ve yeniden üretildiği, sürekli canlı tutulduğu bir laboratuara dönüşmektedir.
Kent, toplu yaşam alanı olmanın dışında farklı düzeylerde ve farklı kademelerde insan ilişkilerinin anlam kazandığı, yeniden üretildiği yerler olsalar da kent sosyolojisiyle siyaset arasındaki ilişkinin seyri bağlamında da bir paradoksu barındırmaktadır. Toplumsal dönüşümün yeterli olmadığı toplumların kentsel mekânlarını taşranın sosyo-kültürel yapısından farklı kılan husus daha geniş ölçekli bir temsiliyet barındırmasıdır. Dolayısıyla kentsel mekânlar, her ne kadar yatay ve dikey ilişkilerde karmaşık ilişkiler ağına sahip olsa da, aslında kent kimliğinden ziyade geleneksel ilişkilerin yeniden üretildiği ve yaşatıldığı bir perspektif sergilemektedir. Modern dönemin birer ölçütü olarak kentsel mekânlar, Türkiye’de geleneksel değer yargılarının baskınlığını içeren bir özü barındırmaktadır. Sosyal ve kültürel aidiyet niteliğinin bir ayağı kırda bir ayağı kentte olması bakımından, diğer etmenlerle birlikte kent kimliğinin önündeki asli sorundur. Siyasal olanın da özünü teşkil eden bu modern görünümlü geleneksel doku, aynı zamanda Türk siyasetinin içinde bulunduğu girdabın kaynağıdır. Politik öz, söylem ve propaganda yoluyla nasıl ki ört pas edilemiyorsa kentin sosyolojisi yani toplumsal yapısı da kentin yerleşim dokusunun dönüştürülmesiyle yol alamıyor. Çünkü kentsel kimlik, mekânsallığın yerleşim dokusuyla değil, mekânın varlığına anlam kazandıran insan unsuruyla vardır. Dolayısıyla mevcut politikaların toplumsal dokuyu muhafaza etmeye çalıştığı bir ortamda insana ilişkin sosyal bileşenlere müdahale edilmediği sürece kent kimliğinin tezahür etmesi beklenemez. Bu nedenle sosyal ve toplumsal dokunun içinde bulunduğu koşullar nedeniyle icra edilen politikalar yaşam koşullarının zorluğunu azaltmaya yönelik olduğundan sorunu çözücü değil, bilakis sorunu öteleyicidir. Kentsel dokunun faklı toplumsal katmanları bünyesinde barındırması ve göçle birlikte kontrol edilemeyen bir hal alması tüm düzeylerde farklı sorunsallara kaynaklık etmektedir. Etkisi bulunulan çevrenin dışına taşan bu toplumsal durum, her birimin kendi bünyesinde oluşturduğu sosyal ağlarla mevki kazanmaya başlamasıyla daha da görünür olmakta ve kendisi dışındaki unsurların varlığına da etki edebilir duruma gelmektedir. Bu nedenle sosyal dokuya köklü müdahale edilmediği sürece kent kimliğinin oluşması söz konusu değildir. Keza, sosyal dokuya müdahale basit bir kazanım değil, uzun vadeli bir siyasal toplumsal gelişimin kilidi olduğunu da buraya not etmekte fayda vardır…

Yorumlar (0)

SON EKLENENLER
ÇOK OKUNANLAR
DAHA ÇOK Sosyoloji
Muhaliflikten Karşıtlığa Siyasetin Sosyolojisi: Demokratik İtiraz, Siyasal Kutuplaşma ve Ortak Yaşam

Sosyoloji25 Eylül 2026 15:29

Muhaliflikten Karşıtlığa Siyasetin Sosyolojisi: Demokratik İtiraz, Siyasal Kutuplaşma ve Ortak Yaşam

Sosyoloji18 Eylül 2026 11:47

"Kabadayı”lardan “Yeni Nesil Suç Çeteleri”ne: Organize Suçun Değişen Karakteri

Skorun Arkasındaki Toplum

Sosyoloji16 Eylül 2026 10:19

Skorun Arkasındaki Toplum

Sivil Alanın Çeperleri

Sosyoloji15 Eylül 2026 21:44

Sivil Alanın Çeperleri

Kentsel Yoksulluğun Değişen Dinamikleri

Sosyoloji15 Eylül 2026 20:51

Kentsel Yoksulluğun Değişen Dinamikleri

ÖRGÜTSÜZ TOPLUM

Sosyoloji15 Eylül 2026 09:54

ÖRGÜTSÜZ TOPLUM

GENÇLİK VE EĞİTİM OLGUSU

Sosyoloji14 Eylül 2026 23:21

GENÇLİK VE EĞİTİM OLGUSU

Gündelik Hayatın Görünmez Denetimi

Sosyoloji14 Eylül 2026 19:36

Gündelik Hayatın Görünmez Denetimi

Weber’in Rasyonel Bürokrasi Modeline Eleştirel Bir Bakış: Kişisellikten Arınmış Bir Bürokratik Örgütlenme Mümkün mü?

Sosyoloji13 Eylül 2026 20:07

Weber’in Rasyonel Bürokrasi Modeline Eleştirel Bir Bakış: Kişisellikten Arınmış Bir Bürokratik Örgütlenme Mümkün mü?

Hazır Reçetelerden Bağlamsal Anlamaya: Sosyal Bilimlerde Yöntem, Bilgi ve Feminist Epistemoloji

Sosyoloji13 Eylül 2026 12:42

Hazır Reçetelerden Bağlamsal Anlamaya: Sosyal Bilimlerde Yöntem, Bilgi ve Feminist Epistemoloji