Anasayfa Künye Danışman ve Editörler Son Dakika Arşiv FacebookTwitter
Nirvana Sosyal Bilimler Sitesi Güncel Eleştirel Sosyal Bilimler Platformu

Cumhuriyet Türkiyesi’nde Liberalizm: Siyasal Otoriterizm

MURAT AYDIN

Kategori: Siyaset Bilim - Tarih: 15 Mart 2021 18:53 - Okunma sayısı: 301

Cumhuriyet Türkiyesi’nde Liberalizm: Siyasal Otoriterizm

Cumhuriyet Türkiyesi’nde Liberalizm: Siyasal Otoriterizm
Liberal demokrasinin, İngiltere ve Kıta Avrupa’sındaki gelişiminde ticaret aracılığıyla zenginleşen burjuvazinin güçlü birer aktör haline gelmesinin payı vardır. İktisadî alandaki varlıklarını siyasal alana taşımak amacıyla dönemin yönetimlerine karşı takındıkları tavır ve topluma yaslanmalarındaki pragmatizm, aslında liberal demokratik bir toplumsallığın tezahürünü amaçlamamıştır. Bilakis, tezahür edilen şey iktisadî politikalarına uygun yönetselliği oluşturmaktır. Keza gelinen aşama da burjuvazinin, belki de, umduğundan fazlasını içeren yeni bir toplumsal süreç kentlerden başlayarak genellik kazanmıştır.
Liberal demokratik toplum ve devlet düşüncesinin varlık gösterdiği şekiller toplumların tüm değer yargılarının nihai aşama da ulaştığı gelişimle paraleldir. Dolayısıyla teorik düzlemdeki söylemden ziyade toplumsal koşullar ve aktörlerin düşünsel sınırları sistemlerin niteliğini belirleyen asli unsurlardır. Türk siyasal yaşamının demokrasi seyri tıpkı Çarlık Rusya’sındaki toplumsal koşullardan ziyade iktidarın varlığıyla somutlaştırılmış sosyalist yapı benzeri bir üst yapının yönelimiyle anlam kazanmıştır. Osmanlıdan cumhuriyete uzanan modernleşme, toplumsal zorunluluklar ve yöneticilerin düşünselliği ile siyasal kültürün barındırdığı otoriterliğin belirlediği sınırlar içerisinde siyasal olanın meşruiyetiyle toplum arasındaki ilişki bağlamında bir demokratiklik/demokrasi tarifine indirgenmiştir.
Siyasal olanın mahiyetinin meşruiyetle ilişkilendirerek tanımladığı demokrasi ve demokrasinin niteliği gibi düşünsel üretimin kısır kaldığı toplumsal koşullar da dikkate alındığında, milli iktisat ve özel sermaye (teşebbüs-ü şahsi) arasındaki "özgürlük" veya "sınırsızlık" tartışması politiğin önünde yer almıştır. Başka bir açıdan bakıldığında siyasal bakımdan otoriter, iktisadî bakımdan liberal bir düşünce Türk siyasetinin liberalliğinin kilometre taşı olmuştur. Siyasal alandaki otoriterizmin liberal kimliğe taşınabilmesi toplumun zihinsel açıdan dönüşmesine ve özne/aktör olarak siyasal alanda bulunabilmesiyle mümkündür. Kültürel kimlik bağlamında işlevselleşemeyen bu olgu, özelde iktidarın belirlediği genel de ise toplumun düşünsel algısının sınırları eksenindeki bir çerçevede anlam kazanmaktadır. Dolayısıyla hukuksal olarak belirlenmiş veya çizilmiş olmakla beraber liberalizmin varlığında toplumun sahip olduğu saikler belirleyici iken siyasal alandaki liberalliğin rol modelliği ise siyasal iktidarın belirlediği sınırlarla geçerli olmuştur. Toplumsal gelişimin bilinçli veya bilinçsiz şekilde engellenmiş olması, siyasal kültürün otoriter zihniyet ve yasakçılık düşüncesinden beslenmesi; liberalizmin ele alınımı toplumdan ziyade iktisadî olanın başatlığıyla bütünleşmiştir.
Siyasi dengelerin tek yanlı olması, toplumsaldan ziyade kurumsal olanın önceliği ve kimliği üzerinden yürütülmüş olan liberal düşünce, Türk siyasetinde topluma içkin bir değer olarak yer bulamamıştır. Toplum boyutu gelişmemiş fakat iktisadî vurgusu güçlü bir liberal anlayış; toplumsal olanın stabil kalmasına, kalmasa bile, kontrol edilebilir olması politik aktörler için siyasal iktidarın devamı için vazgeçilmez olarak kabul edildiğini söyleyebiliriz. Kamu gücüne dayalı hukuksal sınırlama yerine toplumun ölçüt olarak kabul edilmesi, süre gelen geleneksel ritüellerin gücünü ve kitlesini genişletirken sosyal ve toplumsal sorunları çetrefilleştirmiştir. Bu nedenle siyasal açıdan özgürlüğün anlam taşıyabilmesi, öncelikle zihni bir dönüşüme gereklilik duyduğu kadar bunun oluşabilmesi, siyasal yapının üzerine inşa olduğu parçalı, ötekileştirmeye dayalı geleneksel kimliksel potansiyelin uğrayacağı tahribatla yakından ilişkilidir. Keza Türk siyasal yaşamındaki toplumsal özgürlüğün dinamikleşmesi yakın döneme kadar hiçbir zaman gerçekleşmemiştir. Gerekçesi ne olursa olsun, liberal demokratik mücadelenin kurumsal alanlardan ve siyasal aktörlerin sınırlarından çıkarak toplumsal olana içkin duruma geçmesi, Türk siyasal yaşamı ve Türk demokrasi tarihi açısından yeni bir dönemin kilometre taşı olarak önümüzdeki sürecin göz ardı edilemeyecek temel itici gücü olarak konumlanacağını söyleyebiliriz.

Yorumlar (0)
EN SON EKLENENLER
BU AY ÇOK OKUNANLAR
Diğer Siyaset Bilim Yazıları
Kamusal Alan

Siyaset Bilim 25 Nisan 2021

Kamusal Alan