KAYBETTİKLERİMİZİN ANISI
.
Geçen hafta eşimin dayısını ani bir şekilde kaybettiğimizde bazı acı gerçekler yüzümüze çarptı. Büyükten küçüğe herkesin hayatına dokunmuş olan güler yüzlü bu değerli insanın arkasından dökülen gözyaşları onun bu hayata ne kadar dokunduğunu ve insanlarda iz bıraktığını gösteriyordu. Bu beklenmedik kayıpla birlikte keşke daha fazla zaman geçirebilseydik keşke şunu da yapabilseydik gibi keşkeler de insanın yaralı kalbine doluyor. Zaman dişli bir çark gibi acımasızca dönüyor bir sona doğru…
.
Psikolog Beyhan Budak’ a ‘Kaç yaşına kadar yaşamak istersin? Diye sorduklarında: ben temel ihtiyaçlarımı kendim karşılayabileceğim yaşa kadar yaşamak isterim’ diye cevap vermiş. Çünkü Beyhan hocaya göre muhtaç olmamak insanın en büyük güçlerinden biri… Ne zaman muhtaç olmaya başlarsan o güne kadar biriktirdiğini zannettiğin itibar, değer hızla tükenmeye başlıyor ve sevdiklerinin gözünde yüke dönüşmeye başlayabiliyorsun. Tabii ki insan kendi isteğiyle muhtaç olmak istemez ama yine ani bir şekilde kaybettiğim kuzenim İsmail Solmaz gibi, arkadaşımız Ebru Güliz Çolak gibi bazı insanlar deyim yerindeyse onlarla geçirilen zamanı tadı damağında bırakarak gidiyor diğer âleme. Her ne kadar yoklukları çok acı olsa da çok değerli bir şekilde aramızdan ayrılmaları da onları daha da yüceltiyor.
.
İçimiz yandığında peki geçer mi bu duygu? Hep böyle kalacakmışız gibi gelir. Yine Beyhan hocanın kitabından bir cümle: “Şu an mutlu değilsen bu, mutluluğun bir daha gelmeyeceği anlamına gelmez. Umudunu kaybedersen bu, umut seni bir daha bulmayacak demek değil. Sevilmediğini hissediyorsan bu, sevginin kapını bir daha çalmayacağı anlamına gelmez. Bugün acı varsa yarın da olacak demek değil. Şu an hissettiklerin geçici ve bu senin tüm hikâyen değil.” Hafızamızdaki ilginç bir savunma mekanizmasına göre insan kendini kötü hissettiğinde beyni bunu bir tehdit olarak algılıyor ve bu tehditle başa çıkmak için olumsuz durumlara daha çok odaklanıyor. Büyük kayıplardan sonra acı elbet yaşanacak kimi insan yarım olarak hayatına devam edecek, hiçbir şey eskisi gibi tabii ki olmayacak. Ancak Yaradan’ın verdiği bir nimet olarak bu acı biraz hafifleyecek, yaşam için sana alan açacak ve nefes aldıracak. Sonra o insanın güzel anılarına sığınıp yaşayacaksın, onlara sarılıp uyuyacaksın.
.
Belki de insanın ölüme karşı bulabildiği en büyük teselli budur: Bir insanın hayatımızdan çıkması, onun bizde bıraktığı her şeyin de yok olduğu anlamına gelmez. Bir kahkaha, bir cümle, bir bakış, birlikte içilmiş bir çay, yıllar önce yaşanmış küçücük bir an… Zaman geçtikçe insanın kendisi eksilir ama anıları çoğalır. Bazen bir şarkıda, bazen bir kokuda, bazen hiç beklemediğin bir anda karşına çıkarlar. O zaman anlarsın ki bazı insanlar hayatımızdan gitse de hayatımızdan tamamen çıkmazlar.
.
Belki de kaybettiklerimizin ardından yapabileceğimiz en güzel şey, geriye kalan sevdiklerimizi hayattayken daha çok aramak, “sonra yaparım” dediğimiz şeyleri mümkünse bugün yapmak… Çünkü hayat, bize her zaman bir sonraki görüşmeyi garanti etmiyor. Söyleyeceklerimizi ertelememeyi, sarılmayı, teşekkür etmeyi ve sevdiklerimize onları sevdiğimizi söylemeyi öğrenmemiz gerekiyor.
.
Çünkü bir gün hepimiz birilerinin anısına dönüşeceğiz. Geride bıraktığımız insanlar, bizimle geçirdikleri zamanları hatırlayacaklar. Belki bir fotoğrafımıza bakacak, belki sesimizi bir videoda duyacak, belki de hiç beklemedikleri bir anda bizi hatırlayıp gülümseyecekler. İşte o gün, bu hayatta ne kadar yaşadığımızdan çok, insanların hayatına nasıl dokunduğumuz kalacak geriye.
.
Ve belki de insanın ardında bırakabileceği en güzel miras budur: Yokluğunda bile varlığını hissettirebilmek. Birilerinin hayatına dokunmuş olmak. Birilerinin hafızasında güzel bir cümle, sıcak bir gülümseme, unutulmaz bir an olarak kalabilmek.
.
Çünkü bazı insanlar ölmez aslında. Sadece hayatımızdaki yerleri değişir. Yanımızda yürümek yerine içimizde yaşamaya başlarlar.
.
Ve biz, kaybettiklerimizin anısıyla yaşamayı öğrenirken, hâlâ yanımızda olanları kaybetmeden sevmeyi de öğrenmeliyiz.
.
Abdullah GÜLLÜ’nün kıymetli anısına…
.
Budak, 2026. Kendini Kaybetmeden Yaşa. Kronik.