Sandıktaki Demokrasi

Fikir Yazıları - Haydar Uzunyayla

Sandıktaki Demokrasi

Haydar Uzunyayla

Klasik tanımıyla demokrasiyi, halkın kendi kendini yönettiği, hak ve özgürlüklerimizin yasalarla güvence altına alındığı, halk tarafından halk için bir yönetim biçimi olarak kabul ediyoruz ve sırf bu nedenlerden dolayı onu savunuyoruz… En iy sistem olarak da algılıyoruz… Ancak bu kavrayışımız çok zaman, özlem ve beklentilerimizde deri hayal kırıklıkları yaratıyor. Özellikle Sandık Demokrasisi olarak adlandırdığımız, sadece seçim dönemlerinde oy kullanma esası üzerinden örgütlenen sistemde, söz konusu hayal kırıklıklarımız daha da derinleşiyor. Ve bu sistem günümüzde sıkça kullanılır; her başı sıkışan, hemen her yerde ona başvuruyor. Liberal olandan diktatöre kadar, hırsız, işportacı, iş adamı, başkan, başbakan sandık der, seçim der, “Bul 226 çoğunluğu , düşür beni…” der ve sistemle övünürler. Hatta bir keresinde son derece katı, faşist karakterli bir muktedirle konuşmuştum ve o da her açıklamasında bu sözcüğe atıfta bulunmuş, onun erdemlerinden dem vurup durmuştu… O gün, ihtiyaç duyduğunda veya heyecan istediğinde, tokmağı peş peşe davula vuran davulcu gibiydi bu muktedir ve anladım ki, eğer bu muktedir demokrasiyi, çıkarı için kullanabileceği bir sistem olarak görmeseydi, adını bile anmazdı… ********* Benden sandık demokrasisi konusunda bir şeyler söylemem istenirse eğer, öncelikle şunu derim: Güvenli bir yol değildir… Tuzaklarla doludur. Bu yol genel olarak eğitimsizlik, cehalet, yoksullukla beslenir ve alçakça amaçlar peşinde koşan birileri tarafından tez zamanda kirletilir. Burada her an binbir surat birileriyle karşılaşabiliyoruz… İllizyonist, despot, çapulcu, hırsız, sivri kulaklılar, gri yüzlüler…Hem Hitler hem Saddam ve benzerleri… Buradan safra da çıkabilir, renkler de açabilir. Çürüme de buradan başlayabilir. Sandıkla işbaşına gelenlere bakın: Bunlar dünyanın herhangi bir yerinde işbaşına gelir gelmez, bir akrep gibi, bir guguk gibi kendi doğal eğilimlerini anında gösteriyorlar. Hemen başka bir kılığa bürünüyorlar. Kendilerinden yana yasalar çıkarıyorlar, görüş bildiriyorlar; intikam ve hırs içine giriyorlar. Gizli ve örtülü gündemlerini uygulamaya koyuluyorlar… Kısacası sistemi, gizlenmiş amaçları için en iyi araç görüp kullanmaya başlıyorlar ve birileri burada servet, şöhret, ün sahibi olma peşinde koşarken, diğerleri seyirci olmak dışında toplu iğne başı kadar yarar elde etmezler. Sandık demokrasilerinde anlama ve analiz etme yeteneği büyük oranda geri plandadır. Yurttaş, genel olarak taraf olma güdüsüyle sandığa gider. Duygusallık ve taraf olma dürtüsü oy kullanmada belirleyici neden olur. Seçmenin rolü burada sadece verdiği oy ile sınırlı kalır ve en kötüsü çok zaman verdiği oy, ona sefalet, pişmanlık, aldanma, aldatılma ve efendiye hizmet olarak geri döner. Bu sistemin bir başka feci yanı, efendinin buyruğunun her zaman geçerlilik kazanmasıdır. Hukuk, yargı, adalet, eğitim, gelir dağılımı bağımsız işlemez. Burada her şey, karar verme gücünü elinde bulunduran efendinin yargısına ve istemlerine göre şekillenir. Böyle olunca da demokrasi onun elinde ve dilinde, onun arzularına göre anlam ve tanım kazanır. ********* Sandık merkezli demokrasi inancı kalın kafalıların ve sahtekarların işidir. Bu inancı tehlikeli buluyorum… Aynı şekilde bu sisteme, “Var olan en iyi sistemdir..” demek de kalın kafalılıktır bana göre.. Bir şey için, “Bu en iyisidir…” yargısında bulunmak ileri derecede saflıktır. İçinde neyin çıkacağı belli olmayan bir şeye nasıl “en iyi…” diyebiliriz… İçinde yaşadığımız bu kötü zamanda kimseyi seçmek zorunda değiliz. Bizim görevimiz birilerini seçmek değildir… Savaşa koşmak, talana, yağmaya, ayrıştırmaya ortak olamayız. Bir yandan demokrasinin erdemleri üzerine nutuk atıp, öte yandan seçidikten sonra bireysel çıkarını toplumsal çıkarın önüne geçiren birini neden hoş karşılayalım?.. Olgunluğa erişmemiş, demokrasinin anlam ve özünden uzak birilerine neden taraf olalım?.. Sandık merkezli demokrasi inancı değişmelidir. Konuyu, gelecekte nitelik sahibi, eğitimli, yön ve iz bulabilen, analiz ve anlama yeteneği gelişmiş yöneticilerle karşılaşabilme umuduyla bitirelim. *********