EĞİTİMDE SAKLI EŞİTSİZLİK: KURUMSAL KÖRLÜK MÜ, SİSTEMSEL BİR TERCİH Mİ?

Eğitim Bilimleri - Mehtap Şimşek Gürkan

Her toplum kendini oluşturan bireylerin kimlik oluşumları, yaşama ve çalışma şekilleri üzerinde etkin bir rol üstlenen ekonomi sisteminin etkisi altında şekillenmektedir (Bozkurt, 2024). Çağdaş toplumsal yapılarda sosyalizm ve kapitalizm başlıca ekonomik sistemler olmasına rağmen; hiçbir toplumsal yapıda salt olarak kapitalist veya sosyalist etkinin görülmesi mümkün değildir (Macionis&Plummer, 1998). Özel mülkiyet ve kar amacı güden piyasa ekonomisinin dayanak noktası olan kapitalist sistemin yanında; özel sektörün çok karlı saymadığı eğitim, sağlık gibi kamu kurumlarının varlığına dayanan sosyalist düzenin etkilerini de Türkiye örneğinde görmekteyiz (Bozkurt, 2024).

Sosyal devlet anlayışının benimsendiği ülkemizde eğitimde fırsat ve imkan eşitliğini artırmaya yönelik oluşturulan politikalar çerçevesinde çok yönlü destek programları yürütülmektedir. Örneğin; okullaşma, ücretsiz ders kitapları, taşımalı eğitim örnekleri erişim odaklı politikalar olarak değerlendirilebilir. Merkezi bütçeden eğitime tahsis edilen ödenekler, dezavantajlı bölgelere yönelik ek ödenekler, eğitim yatırımlarının önceliklendirilmesi de finansman ve kaynak dağılımı politikalarındaki destek programlarını ortaya koymaktadır. Öğretmen atama, hizmet içi eğitim faaliyetleri, dezavantajlı bölgelerde öğretmenleri tutma düzenlemeleri ise nitelik ve insan kaynağı politikalarının göstergesi olarak Türkiye'de sosyal devlet anlayışının eğitime yönelik etkin mekanizmasını kapsamaktadır.

Ancak yapısal eşitsizliklerin varlığı yalnızca sosyal devlet anlayışının ürettiği politikalar ve maddi destek ile ortadan kalkmaz. ‘Eğitimde saklı eşitsizlik' olarak atıfta bulunabileceğimiz bir olgunun makro ve mikro düzeydeki yayılımlarına yönelmek bu saklı ölçütü açığa çıkarmada etkin bir rol üstlenecektir. Eğer ki eşitsizlik örgütsel düzenekten kaynaklanıyorsa yapısal bir sınırlandırma olduğunu gösterir. Karar verici iradenin politik tercihi olarak nitelendirilecekse bu şekilde üretilmiş saklı eşitsizlik belirsizliği derinleştirir. Eşitsizliğin bu gizil yönüne değerler ve hegomonik kabuller perspektifinden bakacak olur isek de ideolojik tercihler bizleri yine politik tercihler ideasına dayandırır.

Makro düzeyde yapısal olarak vurguladığımız bu tonu mezzo düzeyde kurumsal işleyiş metodolojisine dökecek olur isek okulun iç dinamiklerine yönelerek bu saklı eşitsizliği ‘örgütsel bir tercih' tabanında işlemiş oluruz. Bu düzeyde liderlik-yöneticilik ve karar alma süreçlerini hedef alarak kurum kültürü, normları olarak kültürel tercihler klasiğini pekiştiririz.

Bu çok bilindik makro ve mezzo düzeyde tanımlamaların tam ortasına düşecek etkinlikte ancak mikro düzey olarak adlandırabileceğimiz bir diğer vurgunun temelinde olan ‘aile' ölçütüne Pierre Bourdieu'nun kavramsallaştırdığı kültürel sermaye farkları ve yeniden üretim kuramı nosyonu ekseninde ele alır isek bu üç eksenin birbirinin hiyerarşik bir konumlandırması olmadığının ancak birbiri ile iç içe geçmiş bir kümelenme olduğunun göstergelerine şahit oluruz. O halde makro, mezzo ve mikro düzey ekseninde yapılanma vurgusuna bakalım.

Bourdieu'ya göre kültürel sermaye resmi eğitim aracılığıyla ve eğitim sonunda kazanılan diplomalarla öznel biçimde kendini gösteren ‘okul sermayesinden kaynaklanan' ve doğal bir yolla aile hayatı içinde kazanılan ‘aileden kaynaklanan' birikimler olarak iki biçimde elde edilmektedir (Bourdieu, 2010). Bu birikim gerek aile katkısıyla gerekse eğitim aracılığıyla elde edilmiş olsun entelektüel özelliklerin kümülatif toplamına denk düşmektedir (Kleanthous, 2018; Ünal, 2004).

Ailenin rolü kişiyi ekonomik sermaye birikimi ile özel ders imkanı sunması, sosyal sermaye birikimi ile iş yerleri dahil olmak üzere sosyal yapılarından destek oluşturması, akademik kariyer için eğitimsel bir kimlik oluşturmada öncülük etmesi olarak görülmektedir (Kleanthous, 2018). Okulların rolü ise dilsel ve sembolik kodlar vasıtasıyla aile içinde elde edilen temel kültürlenmenin içindeki kodları başarı ölçüte haline dönüştürerek toplumsal eşitsizlikleri kurumsallaştırmaktır ( Bourdieu & Passeron, 1977).

O halde kültürel sermayesi yüksek ailelerde gelen çocukların dezavantajlı bölgelerdeki çocuklara göre durumlarının nasıl şekillendiğini ele alalım. Okulun kültürel sermaye farklarını başarı ölçütü olarak sunması eşitsizlikleri yeniden üretmektedir. Okullar egemen kültürü evrensel ve meşru bir kültürleme aracı olarak görerek dezavantajlı öğrencileri başarısız olduklarında bunu kendi yetersizlikleri bağlamında gösterecek temel kültürel nüanslar yaratır. Mevcut yapıyı kurmanın ana hedef olarak kilitlendiği bu yapı temelinde toplumsal hiyerarşi zaten kendiliğinden oluşmuş olur. Bunun en etkin sonucu şudur: Eşitsizlik ‘HAK EDİLMİŞ' gibi gösterilir. Bu nedenledir ki sosyal devlet anlayışının başat felsefesi ‘ERİŞİM'; eşitsizlikleri ortadan kaldıracak yetkinlik içermez çünkü kültürel sermaye farkı devamlı ve sürekli kendini yeniler.

Bu düşünceyi besleyecek ana ölçütlere değinmek isterim. Politika yapıcılarının ürettiği ve sosyal devlet anlayışıyla şekillenen ‘ERİŞİM' engellerinin olmadığı bir okulda kültürel sermaye farklarının etkisini gözlemlemek mümkündür. Nitekim kültürel sermaye sosyal yapıların kültürel alışkanlıklarının, gelenek ve norma dayalı sistemlerinin özellikle okullarda üretken eylemleri nasıl kolaylaştırdığına odaklanmaktadır. Okulun iç ve dış paydaşlarının demografik özellikleri arasındaki uyumun okullarda kültürel sermaye birikimini artırdığı düşünülmektedir. (Rice ve Croninger, 2005).

Kültürel sermaye farkının vurucu etkisini gözlemleyeceğimiz diğer bir ölçüte araştırmalar ekseninde göz atalım. Okul örgütünün kültürel sermayesi ile öğrencilerin akademik başarıları arasında da pozitif yönde bir ilişki söz konusu olduğunu görürüz. Yapılan çalışmalar kültürel sermayenin örgütlerin başarısı ve verimliliği üzerinde olumlu bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Bu olumlu etki örgütlerin başarı seviyesini artırmakla kalmayıp örgüt üyelerinin örgüte bağlılık ve aidiyet duygularını güçlendirerek örgütsel yapının daha fazla güçlenmesine aracı olmaktadır (Şahin, 2011).

Bu noktada örnekler vesilesiyle daha netlikle gördüğümüz kültürel sermayenin eğitimin girdi-işlem-çıktı ve dönüt sistemi üzerindeki pozitif etkisi çoğu zaman sistemsel perspektifte ‘eğitimin altın oranları' olarak sunulsa da; bu oranların hangi düzeyin etkisi altında meşrulaştırıldığı, mevcut sınıfsal yapıyı nasıl koruduğu, toplumsal hiyerarşiyi kim adına ve ne için beslediği, eşitsizliği nerede ve nereden derinleştirdiği ve bu müdahalelerin hangi düzeyin etkisiyle gerçekleştiği yeterince tartışılmamaktadır.

Bu tartışma makro düzeyde eşitlik olarak sunulan parametrelerin mikro ölçekte nasıl bir yeniden üretim mekanizmasına dönüştüğünü değerlendirmeyi zorunlu kılmaktadır. Erişim temelli makro göstergeler ile okulların nötr kurumlar olarak konumlandırılması, mikro düzeyde kültürel sermaye eşitsizliklerini dikkate almayan bir çerçeve üretmekte ve bu durum kurumsal nötrlükten kurumsal körlüğe geçişi açıklamaktadır. Okulların makro düzeyde erişim üzerinden eşitlikçi olarak tanımlanması, mikro düzeyde kültürel sermaye farklılıklarını hesaba katmayan bir düzenek oluşturmakta ve bu düzenek, kurumsal nötrlük söylemini yeniden üretim mekanizmasının parçası haline getirerek kurumsal körlüğü sistemsel bir tercihe dönüştürmektedir ( Bourdieu & Passeron, 1977).

Hazırlayan: Mehtap ŞİMŞEK GÜRKAN

KAYNAKÇA

Bourdieu, P. (2010). Sermaye biçimleri. (M. M. Şahin & A. Z. Ünal (Ed.), Sosyal sermaye. (45-75). İstanbul: Değişim.

Bourdieu, P., & Passeron, J.-C. (1977). Reproduction in education, society and culture.

London, England: Sage.

Bozkurt, V. (2011). Değişen dünyada sosyoloji. Bursa: Ekin Basım Yayın.

Kleanthous, I. (2018). Bourdieu'nun uygulanması: ergenlik dönemindeki öğrencilerin yükseköğretim tercihlerinde algılanan ebeveyn etkisinin incelenmesi. M. Murphy (Ed.), Sosyal teori ve eğitim. (M. Korkmaz & Y. E. Ömür, Çev.), içinde (245-270). Konya: Eğitim.

Macionis, J. J., & Plummer, K. (1998). Sociology: A global introduction. England: Pearson Education.

Rice, J. K., & Croninger, R. G. (2005). Resource generation, reallocation, or depletion: An analysis of the impact of reconstitution on school capacity. Leadership and policy in schools, 4(2), 73-103.

Şahin, C. (2011). Sosyal ve entelektüel sermayenin ilköğretim ile ortaöğretim okullarında kullanılma düzeylerinin okul yöneticilerinin görüşleri doğrultusunda incelenmesi. Doktora Tezi, http://tez.yok.gov.tr, sayfasından erişilmiştir.

Ünal, A. Z. (2004). Ünal, A. Z. (2004). Sosyal tabakalaşma bağlamında pierre bourdieu'nün kültürel sermaye kavramı. Doktora Tezi. Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara, 45-65.