Ağrı hoşa gitmeyen bir duyum olarak bilinir. Adli tıp ile uğraşan hekimler sıklıkla hastalarının ağrı şikayeti ile karşılaşmaktadır. Tarih boyunca da insanlar en sık ağrıdan şikayet etmişlerdir. Bununla ilgili pek çok çalışmalar yapılmış ve ağrı bilim dalları kurulmuştur. Kişilerin hukuki sorunlarını çözme sırasında sıklıkla karşılaştıkları durum ağrı şikayetidir. Ağrı kişilerin psikolojik ve sosyal yaşantılarını etkileyerek şiddete yönelimini artırmakta ve durumun abartılması ile karşısındakini yaralamakta, hatta onu öldürmektedir. Bu nedenlerle bilim dallarından biri olan adli tıbbın ağrı ile ilişkisinin de değerlendirilmesine ihtiyaç duyulmaktadır.
YARALANMAYA BAĞLI AĞRI: Trafik kazalarında yolcu ve sürücülerde boynun öne arkaya doğru sarkaç gibi hareketi ile olan yaralanmalarda boyunda üst yumuşak dokularda yaralanması olacağından emniyet kemeri takılması ve hava yastığı olan taşıtların kullanımda tercih edilmesi önerilmektedir. Ağrı genellikle ağrı kesicilerle tedavi edilir.
Akut ağrı başkasının tesiri ile oluşmuşsa sorumluluk hukuku gereği Türk Ceza Kanununa (TCK) göre fail cezalandırılır. TCK madde 88’e göre mağdurun basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilen ağrısı nedeniyle fail mağdurun şikâyeti üzerine dört aydan bir yıla kadar hapsedilir. TCK madde 86’ya göre kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığını ya da algılama yeteneğini bozan fail ise 1-3 yıla kadar hapsedilir. Bu duruma örnek olarak posttravmatik stres bozukluğu verilebilir. Sinir lezyonuna yol açma halinde duyu veya organlardan birinin işlevinin sürekli zayıflaması veya yitirilmesine göre fail 5-16 yıl hapis cezasına çarptırılır. İşkence sonrası sinir paralizisi, cinsel saldırı sonrası psikiyatrik bozukluklar hastanın yaşam kalitesini azaltan posttravmatik stres bozukluğu ve depresyonuna yol açar. Bu durumlar hem olayın gerçekliğini gösterir. Failin cezasının artmasına yol açar, hem de Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğüne göre ağrılı hastaların maluliyetinin % 32.3-100 arasında değişimi dolayısı ile tazminat ödemeye mahkum olur. Yaralanmada oluşan ağrı uygun izlenim ve tedavi yapılmazsa kronikleşme sonrası özürlü durumu ortaya çıkar.
ÖLÜM SEBEBİ OLARAK AĞRI
Ağrının başlamasında ve devamında bilişsel, duygusal ve davranış başta olmak üzere pek çok faktör etkilidir. Anksiyetede artış, yaralanma korkusu, olayı abartma, ağrının devamlılığında yaralanan bölgenin normal anatomik pozisyonundan ayrılmasının yarattığı stres sonucu ölüm gözlenebilir. Ağrı yaratan olaydan kısa süre sonra kişi ölürse ölüm failin fiilinden önce mağdurda mevcut hastalığın akut hale gelerek alevlenmesi sonucu olmuşsa (TCK madde 23) neticesi sebebi ile sanık cezalandırılır. Bu durumların açıklanması açısından hem olay yeri incelemesi ve tahkikatın değerlendirilmesi hem de otopsi ile ulaşılan sonuçların bir bütünlük içinde rapor edilmesi gerekir.
Sonuç: Günlük rutinde sık karşılaşılan ağrı şikayetinin yaralanma ve ölme durumu vahim sonuçlara yol açtığından şiddet uygulamamalıdır. Anayasamız tarafından sağlanan haklarından mağdurlar vazgeçemezler. Risk grubunda olanlar kontrol edilerek onlara destek verilmelidir. Yaralamanın bir sorun olduğu göz önünde bulundurularak toplumun her kesiminde çözüm aranması ve bu konudaki çalışmaların desteklenmesi gereğini düşünmekte fayda vardır.