Ritüel, tören, seremoni, gösteri ve şenlik gibi kavramlar, bazen birbirinin yerine kullanılmakta olup bu yazıda insanlar tarafından kutlama, anma, eğlenme vb. amaçlı olarak topluca gerçekleştirilen eylemleri ifade etmek için ritüel kavramı tercih edilmiştir. Ritüeller, en ilkel toplumdan en modern topluma kadar her toplumda var olagelmiştir. Toplumsal yönden ritüeller, insanların ortak duygu, düşünce ve değerleri paylaştıkları eylemlerden meydana gelir. Antropolog ve sosyologlar, kolektif eylemler olarak ritüellerin insan ve toplum yaşamında önemli işlevleri olduğunu ifade etmiştir. Bunlar, kültürün de önemli ögelerinden biridir. İnsanların dünyaya gelmesi, bir ritüelle kutlanıp kutsandığı gibi insan yaşamında önemli eşikler olarak okula başlama, ergenliğe geçiş, okulu bitirme, nikah/evlilik/düğün, ölüm/cenaze gibi pek çok durumda ritüeller icra edilir. Ritüeller, dini/kutsal ve lâdini/seküler olarak sınıflandırıldığı gibi bazen bunlar iç içe geçmiş bir mahiyette de gerçekleşebilir. Ritüellerin en yaygın biçimde gerçekleştiği yerlerden biri de okullar olup eğitimi bütünüyle sembol ve ritüellere dayalı etkinliklerden meydana gelen bir süreç; okulu da sembolik, kültürel ve ritüelistik özelliklere sahip bir mekân olarak tanımlamak mümkündür.
Toplumların tarihinde ilk örgün eğitim faaliyetleri dini kurumlar bünyesinde başlatılmış olup geçmişten bugüne modern eğitim kurumları yanında dini kurumlara bağlı okullar da varlığını sürdürmüştür. Modernleşme sürecinde ise, modern ulus devletle birlikte modern eğitim sistemleri ve okullar oluşturulmuştur. Modern ulus devlet, kendi ideolojisini ve değerlerini vurgulayan seküler mahiyette yeni sembol ve mitler yanında yeni okul ve eğitim ritüelleri oluşturmuş; bazen bunlara kutsal anlamlar da yüklenmiştir. Ulus devletlerin oluşturduğu yeni sembol ve mitler, ritüeller yoluyla rasyonelleştirilmeye ve meşrulaştırılmaya çalışılmıştır.
Ulus devletin inşasında ve sürdürülmesinde stratejik bir kurum olarak görülen eğitim, yapısal-işlevsel paradigmaya mensup sosyologlar tarafından “yetişkinler tarafından, yeni yetişen nesillerin, içinde yer alacakları topluma uyumlarını sağlamak için bir dizi davranış örüntüsü ve değerleri aktararak onları etkileme süreci” olarak görülmüştür. Bu süreçte, Orta Çağ'daki kilise rahiplerinin rolünü, eğiticiler/öğretmenler üstlenmiş olup kutsaldan arındırılmış bir toplum inşa etme sürecinde yeni kutsallar icat edilmiştir. Yeni modern okulda askeri kurumlar örnek alınarak toplumsal hiyerarşi ve statükoyu meşrulaştırmaya, egemen otoriteye karşı saygı/ bağlılık oluşturmaya yönelik olarak semboller, okul marşları, üniformalar, kılık kıyafet düzenlemeleri, topluca sıraya girme, otorite karşısında ayağa kalkma vb. bir dizi sembol, ritüel ve uygulama oluşturulmuştur.
Geleneksel kültürümüzde okula başlama, insan hayatında önemli bir eşik olup kutsal bir anlam da yüklenerek Bed-i Besmele Cemiyeti/Âmin Alayı gibi ritüellerle gerçekleştirilmiştir. Okulda gerçekleştirilen bir takım ritüeller ise, bazı değerlerin paylaşılması açısından önemlidir. Giderek okulların çok kültürlü ortamlara dönüşmesine bağlı olarak “çok kültürlü eğitim” ile “kapsayıcı eğitim” gibi kavramlar da gündeme gelmektedir. Çok kültürlü ortamlarda öğrencilerin, başka kültürlere karşı farkındalık kazanmaları; hoşgörü, saygı, diğerkâmlık, yardımlaşma ve işbirliği gibi değerlere dayalı birlikte yaşama kültürünün oluşturulması açısından önemlidir. Batılı toplum ve kültürlerle karşılaştırıldığında esasen Türk toplumu ve kültürü, farklılıklara duyarlılık, saygı ve hoşgörü gibi değerler yönünden onlardan daha insani ve kolektif özelliklere sahip bir toplum yapısı ve kültüre sahiptir. Çok kültürlü toplum ifadesi, Türkiye açısından yeni bir kavramlaştırma olmayıp öteden beri farklı etnik ve dini kimlikler karşılıklı saygı çerçevesinde bir arada yaşayagelmiştir.
Okullarda gerçekleştirilen ritüeller, ortak değerler çevresinde ortak sosyal kimlik oluşturma, ortak yaşantılar gerçekleştirme ve aidiyet duygusu geliştirme gibi yönlerden önemli bir işleve sahiptir. Öğrencilerin birlikte manzum parçalar/şarkılar söylemesi, eğlenmesi ve çeşitli performanslar sergilemesi; kolektif ortak yaşantılar oluşturma, ortak anlamlar inşa etme, ortak değerleri paylaşma, sosyal beceriler kazanma, kısaca kendilerini iyi hissetmelerini sağlama gibi pek çok yönden son derece önemlidir. Bu tür ritüeller, gündelik okul rutinleri içinde sıkışmış ve sıkılmış öğrencilerin, kendilerini ifade etmesi için birer fırsat olarak değerlendirilmelidir. Öğrencilerin gerçekleştireceği rutin dışı bazı eylemler, onların eğlenme ihtiyaçlarının bir tezahürü olarak da görülmelidir. Esasen okulu, hoşça vakit geçirilecek bir mekân, eğitimi de gerektiğinde oyunla ve eğlenerek öğrenme süreci olarak görmek gerekir. Aksi halde, Ivan Illich’in 1970’li yıllarda Türkçe’ye de çevrilen “yetişkinlere göre, onlar tarafından tasarlanan bir okul ve eğitim” anlayışını eleştiren “Okulsuz Toplum” adlı kitabında ileri sürdüğü görüşler, haklılık kazanmış olacaktır.
Son günlerde Türkiye gündemini meşgul eden konulardan ikisi, Milli Eğitim Bakanlığı’nın Ramazan ayı münasebetiyle gönüllülük esasına dayalı biçimde okullarda gerçekleştirilecek bazı şenlik/ritüel ve faaliyetlerle ilgili yayımladığı genelge ile Celal Karatüre adında bir vatandaş tarafından seslendirilerek ülke sınırlarını aşıp kıtalar ötesi başka din ve kültürlere mensup öğrenciler ve insanlar tarafından da coşkuyla söylenen ilahiler olmuştur. İlahi, dini temaları içeren bir manzume olup özellikle tasavvufî Türk halk edebiyatında örnekleri çoktur. Toplumumuzun gündelik yaşamda çeşitli amaçlarla gerçekleştirilen ritüellerde ilahi, methiye, mersiye, naat, kaside gibi manzumeler sıklıkla söylendiği gibi farklı din ve kültürlere mensup toplumlarda da benzer manzumeler söylenir. Öğrencilerin de okullarda söz konusu ilahileri hep birlikte coşkuyla söylemelerinin, eleştirilecek bir yanı olmayıp pedagojik açıdan üzerinde düşünülmesi gereken bir konudur. Giderek akran zorbalığı ve saldırganlık gibi olaylarla gündeme gelen okullarda hep birlikte sergilenen söz konusu ritüelistik eylemler, öğrenciler ve okul açısından, karşılıklı güvene dayalı bir okul kültürü ile pozitif okul ve öğrenme ikliminin oluşması, kaygı ve stresin azaltılması, grup üyeliğinin ve aidiyetinin güçlendirilmesi, eğlenerek öğrenme vb. pek çok yönlerden önemli ve yararlı görülebilir.
Megatrends 2000 (Değişen Dünyada İki binli Yılların On Yeni Hedefi) adlı kitabın yazarları J. Naisbitt ve P. Aburdene, bundan yıllarca önce söz konusu yeni yönelimler arasında “Dinin Yeniden Yükselişi” başlığı altında da bazı öngörülerde bunmuş, dünyada yeniden dini bir canlanmadan söz etmişlerdir. Din eğitimi, dini eğitim, laik/seküler eğitim gibi konular, bu yazının kapsamı dışında olup uzun ve ayrı tartışma konularıdır. Batılı modern ve seküler toplumlarda da bu konularda çeşitli tartışmalar yapılmaktadır. Söz konusu tartışmalar, genel olarak “dini öğrenme” ve “dinden öğrenme” olmak üzere temelde iki başlık altında toplanmakta olup esasen din, toplumlarda birçok insani, ahlaki, sosyal ve kültürel değerin de kaynağını oluşturmaktadır.
Modernleşme sürecinde din ve Tanrı merkezli bir toplumdan akla dayalı ve insan merkezli bir topluma doğru bir dönüşümden söz edilmekle birlikte, postmodern toplum tartışmalarıyla birlikte dünyada bilim ve eğitim alanlarında yeni paradigmalar, yeni meydan okumalar gündeme gelmekte; bu bağlamda dinin birey ve toplum yaşamındaki yeri de yeniden tartışılmaktadır. Bu konuda toplumbilimciler, siyaset bilimciler ve eğitimcilere düşen görev; anlamaya dayalı sosyoloji geleneğinde olduğu gibi toplumdaki yeni gelişme ve yönelimleri, belirli ideoloji, kavram, slogan ve lenslerin dar kalıplarından sıyrılıp doğru okumaya ve anlamaya çalışmaktır. Aksi halde sosyal mühendislik anlayışıyla yapılacak sığ tartışmalardan bir sonuca varılamayacaktır.
Kaynaklar:
Şişman, M. (2022). Örgütler ve Kültürler: Okul Kültürü. Ankara: Pegem A Yayınları.
Şişman, M. (2024). “Okul Törenleri”. Türk Maarif Ansiklopedisi.
Şişman, M. ve M. Küçük (2011). Okul Törenleri-Ritüel Yeri Olarak Okul-. Ankara: Pegem A Yayınları.
Giorgetti, F. M. (2016). Eğitim Ritüelleri. İstanbul: Yeni İnsan Yayınları.