Bir çocuk durup dururken sorar:
“Adil olmak ne demek?”
“Bir şeyi paylaşmak istemezsem kötü biri mi olurum?”
“Zaman neden bazen çok yavaş, bazen çok hızlı geçiyor?”
Bu sorular çoğu zaman bizi gülümsetir, bazen de şaşırtır. Hatta günlük koşturmacanın içinde fark etmeden geçiştiririz. Oysa bu sorular, çocuğun dünyayı anlamlandırma çabasının en saf hâlidir.
P4C (Çocuklar için Felsefe), tam da bu noktada başlar: çocuğun sorusunu ciddiye almakla.
P4C, çocuklara felsefe tarihi anlatmak ya da filozof isimleri öğretmek değildir. Aslında P4C, çocukların zaten sahip olduğu düşünme gücüne saygı duymak ve bu gücü beslemektir.
Çocuklar Zaten Düşünür
Çocuklar düşünmeyi öğrenmez; düşünerek doğarlar.
Onların soruları çoğu zaman yetişkin sorularından daha doğrudandır, daha cesurdur ve daha gerçektir. Ancak büyüdükçe, “bunu sorma”, “konu bu değil”, “şimdi sırası değil” gibi tepkilerle karşılaşırlar. Zamanla sorular azalır, cevaplar ezbere dönüşür.
P4C, bu kaybolan alanı geri çağırır.
“Burada soru sorabilirsin.”
“Düşüncen önemli.”
“Fikrini değiştirebilirsin.”
“Yanlış diye bir şey yok, gerekçesiz düşünce var.”
Bu mesajlar çocuğun yalnızca düşünmesini değil, kendini güvende hissetmesini de sağlar.
P4C’de Ne Olur?
Bir P4C oturumu çoğu zaman bir hikâyeyle, bir resimle, bir cümleyle ya da günlük hayattan küçük bir durumla başlar. Bu bir masal olabilir, bir çocuk kitabı olabilir ya da basit bir soru:
“Bir arkadaşın oyuncağını izinsiz alırsan ne olur?”
Çocuklar bu uyaran üzerinden düşünür, sorular üretir. Asıl kıymetli olan, yetişkinin bu sorulara cevap vermesi değil; soruların peşinden birlikte yürünmesidir.
Bu süreçte çocuklar şunu deneyimler:
Kendi düşüncesini ifade etmeyi,
Başka bir düşünceyi dinlemeyi,
Katılmadığı bir fikre saygı duymayı,
“Neden böyle düşünüyorum?” sorusunu sormayı,
Fikrinin zamanla değişebileceğini.
Bu, sadece bir konuşma değildir; bu, düşünmenin kendisini öğrenme hâlidir.
Yetişkinin Rolü: Bilen Değil, Eşlik Eden
P4C’de yetişkinin rolü çok özeldir. Öğreten, anlatan ya da doğruları sıralayan kişi değildir. Yetişkin burada bir kolaylaştırıcıdır. Sorular sorar, durdurur, derinleştirir ama yönlendirmez. Doğru yanlış fikir belirtmez. Amaç bir seyi öğretmek değil konu hakkında düşünmeye sevk etmektir.
Bu da yetişkin için zorlayıcı olabilir. Çünkü bazen cevap vermek isteriz. Oysa P4C, yetişkine şunu fısıldar:
“Bilmemen de yeterince iyidir.”
Bu yaklaşım çocukla yetişkin arasındaki ilişkiyi dönüştürür. Çocuk, karşısında her şeyi bilen birini değil; birlikte düşünen birini görür.
P4C Neyi Besler?
P4C’nin en güçlü yanı, çocuğu yalnızca akademik olarak değil, insan olarak desteklemesidir. Düzenli P4C deneyimi yaşayan çocuklarda:
Kendini ifade etme becerisi artar,
Duygularını kelimelere dökme kolaylaşır,
Empati gelişir,
Sabır ve dinleme becerisi güçlenir,
Farklılıklara karşı hoşgörü artar.
Bu beceriler sınavla ölçülmez ama yaşamın her alanında hissedilir.
Neden Bugün Daha da Önemli?
Hızlı cevapların, kısa videoların ve tek doğruya dayalı düşünmenin yaygın olduğu bir dünyada çocukların yavaş düşünmeye, durmaya ve sorgulamaya ihtiyacı var. P4C, çocuklara bu yavaşlamayı öğretir.
Belki de P4C’nin en büyük hediyesi:
Çocuğa “düşünmek zaman alabilir ve bu çok değerlidir” demek.
P4C, çocuklara büyük laflar ettirmek için değil; küçük ama derin sorularla kendileriyle tanışmalarını sağlamak için vardır. Bir çocuk düşüncesinin dinlendiğini hissettiğinde, yalnızca daha iyi düşünmez; daha güçlü, daha özgüvenli ve daha meraklı bir birey olur.
Ve belki de en güzeli P4C yalnızca çocukları değil, yetişkinleri de dönüştürür.