Üniversite özerkliğinde en çok “mali özerklikle” ilgili sorunlar yaşanmaktadır. Toplumun üniversite(ler)den beklentilerinin artmasına karşın, üniversitenin ihtiyaç duyduğu mali kaynaklar aksine azalmaktadır. YÖK’e (2007) göre üniversite(ler) artan beklentilere cevap verebilmek için azalan kamu kaynaklarının getirdiği sınırlılıkları yeni kaynaklar oluşturarak gidermeye çalışmaktadır. Üniversiteye ayrılan kamu kaynaklarının azalmasında küreselleşme ve uygulanan neo-liberal politikaların önemli etkisi bulunmaktadır. Scott’a (2002) göre devletin sosyal yönünün küreselleşmeyle zayıflatılması, devlet üniversitelerinin gelir(ler)inin azalmasına yol açmıştır. Üniversite(ler), mali özerklik çerçevesinde sahip olduğu bilimsel bilgiyi ve nitelikli insan gücünü “girişimci” yaklaşımlarla etkin bir biçimde kullanarak yeni kaynaklar oluşturma çabasındadır. “Girişimci üniversite” neo-liberal ekonomi politikalar çerçevesinde sunduğu eğitim-öğretim hizmetini, sahip olduğu bilimsel bilgiyi, ürettiği patenti döner sermaye aracılığıyla pazarlayarak kendine kaynak oluşturmaya çalışmaktadır. Didou-Aupetit’e (2002) göre ABD ve Kanada’da üniversiteler pazar mantığı çerçevesinde uluslararası eğitimi satılacak bir hizmet ve mali bir kaynak olarak görmektedir. Girişimci üniversite akademisyenleri de üretken olmaya zorlamaktadır. Lee’ye (2002) göre akademisyen(ler) verimlilik için yeni teşebbüs(ler) yapma hususunda büyük baskı altındadır. Üniversitenin mali özerklik çerçevesinde mali kaynak oluşturmaya çalışırken pazar odaklı düşünmemelidir. Örnek Büken’e (2006) göre üniversite yeni mali kaynaklar oluştururken kâr amacı güden bir şirket görünümünde olmamalıdır.
Üniversite özerkliğinde “akademik özerklikle” ilgili yaşanan en önemli sorun toplumun faklı kesimlerinden ve çevrelerinden gelen baskıdır. Üniversitenin bilimsel ve eleştirel düşünce yapısına yönelik dış baskılar akademik özerkliği sınırlandırmaya veya kendi egemenliği altına almaya yöneliktir. Üniversitenin amaçlarını gerçekleştirmede stratejik öneme sahip akademisyenlerin kendi arasındaki çekişmeler akademik özerkliğe zarar verebilmektedir. Örnek Büken’e (2006) göre öğretim üyelerinin akademik kıskançlık veya ideolojik farklılıklardan kaynaklanan çekişmeleri akademik özerkliğe zarar verebilmektedir.
Üniversite özerkliğinde “yönetsel özerklikle” ilgili yaşanan en önemli sorun kararları almada tam anlamıyla bağımsız ol(a)mamasıdır. Bunun altında yatan en önemli nedenlerden biri üniversitenin mali açıdan kamu bütçesine bağlı olması gelmektedir. Üniversitenin mali özerkliğinin kısıtlı olması doğrudan yönetsel özerkliğini de sınırlandırmaktadır. Diğer bir neden ise üniversiteye yasal metinler çerçevesinde verilen yetki ve sorumlulukların getirdiği sınırlılıktır. Üniversitenin yönetsel özerkliği yasal metinlerin verdiği yetki ve sorumluluk kadardır.
Kaynaklar
Didou-Aupetit, S. (2002). Küreselleşme, NAFTA ve Meksika’da yükseköğretim sistemi: Konular,
tehditler ve reformlar. Çevirenler: Haşim Koç ve Gülçin Tunalı-Koç, Kuram ve Uygulamada Eğitim Bilimleri, 2(1), 81–92.
Lee, M.N.N. (2002). Eğitimde küresel eğilimler. Çeviren M. Hilmi Baş, Kuram ve Uygulamada Eğitim
Bilimleri, 2(1), 155–168.
Örnek Büken, N. (2006). Türkiye örneğinde akademik dünya ve akademik etik. Hacettepe Tıp Dergisi, 37,
164-170.
Scott, P. (2002). Küreselleşme ve üniversite: 21. Yüzyılın önündeki meydan okumalar. Çeviren: Seda
Çiftçi, Kuram ve Uygulamada Eğitim Bilimler, 2(1),191–208.
YÖK (2007). Türkiye’nin yükseköğretim stratejisi. Ankara: Yükseköğretim Kurulu Yayınları.