DEĞİŞEN BAKANLAR, DEĞİŞMEYEN HEDEF: MESEM VE SERMAYE İÇİN UCUZ İŞGÜCÜ

Eğitim Bilimleri - Özgür BOZDOĞAN

Eğitim alanında mevcut siyasal iktidara ve Millî Eğitim Bakanlığı’na (MEB) yöneltilen en temel eleştirilerden biri, eğitim sisteminde ve müfredatlarda süreklilik arz eden değişikliklerdir. Bu durum çoğu zaman yönetsel bir zafiyet ya da plansızlık göstergesi olarak yorumlanmaktadır. Ancak eğitim politikalarının son yıllardaki seyri ayrıntılı biçimde incelendiğinde, bu değişkenliğin ardında dikkat çekici bir politik sürekliliğin bulunduğu görülmektedir.

Türkiye’de eğitim politikaları, görünürde değişen bakanlar, yönetmelikler ve uygulamalar üzerinden tartışılsa da, bu görünür değişkenliğin arkasında değişmeyen temel hedefler yer almaktadır. Bakanlar ve üst düzey bürokrasi değişmekte; ancak eğitim politikalarının yönelimi, amaçları ve sınıfsal işlevi büyük ölçüde sabit kalmaktadır. Yapılan değişiklikler çoğunlukla yapısal bir dönüşümden ziyade, uygulama biçimlerinde ve araçlarda gerçekleşmektedir.

Son on yılda Türkiye’de eğitim politikalarının belirgin biçimde piyasalaşma ve dinselleşme ekseninde yeniden yapılandırıldığı görülmektedir. Eğitim alanında hayata geçirilen hemen her düzenlemede bu iki temel yönelimin izlerini sürmek mümkündür. Özellikle 2016 yılından itibaren MEB bünyesinde yapılan düzenlemeler, eğitim sisteminin mesleki eğitim alanında sermayenin ihtiyaçlarıyla uyumlu bir işgücü üretim mekanizması olarak kurgulandığını ortaya koymaktadır.

Bu sürekliliğin en somut ve kurumsallaşmış örneklerinden biri Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) olmuştur. Farklı bakanlar döneminde farklı gerekçelerle savunulan MESEM’lerin temel işlevi değişmemiştir: örgün eğitim çağındaki çocuk ve gençlerin erken yaşta işgücü piyasasına dâhil edilmesi ve sermaye açısından ucuz, esnek ve güvencesiz işgücü haline getirilmesi.

ZORUNLU EĞİTİM İÇİNDE ÇIRAKLIK

9 Aralık 2016 tarihinde yürürlüğe giren 6764 sayılı Kanun ile çıraklık eğitimi zorunlu eğitim kapsamına alınmış; Mesleki Eğitim Merkezleri mesleki ve teknik ortaöğretim kurumu olarak yeniden tanımlanmıştır. (1) Bu düzenlemenin yapıldığı dönemde Millî Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’dır.

6764 sayılı Kanun’un 24. maddesiyle 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu’nun 29. maddesi değiştirilmiş ve MESEM’ler zorunlu eğitim kapsamına dâhil edilmiştir. Takip eden maddelerle bu değişikliği tamamlayan düzenlemeler yapılmıştır. Dikkat çekici olan husus, bu düzenlemenin TBMM’deki görüşmeleri sırasında meselenin çocuk işçiliği, zorunlu eğitim hakkı ve pedagojik sonuçları bağlamında neredeyse hiç tartışılmamış olmasıdır.

Madde görüşülürken, yasa metninden çıkarılması için üç önerge verilmiş; ancak CHP, MHP ve HDP milletvekillerinin söz aldığı bu görüşmelerde düzenlemenin içeriği ve uzun vadeli sonuçları kapsamlı biçimde ele alınmamıştır. Böylece çocuk işçiliğinin yaygınlaşmasına zemin hazırlayan bu düzenleme, sınırlı bir tartışma ile kabul edilmiştir.(2)

Resmî söylemde bu değişiklik, “okullaşma oranlarının artırılması” ve “gençlerin meslek sahibi yapılması” gerekçeleriyle sunulmuştur. Oysa söz konusu düzenleme, zorunlu eğitim kavramının içeriğini köklü biçimde dönüştürmüş; okul merkezli bir eğitim anlayışından işyeri merkezli bir modele geçişi kurumsallaştırmıştır. Böylece eğitim hakkı, pedagojik bir hak olmaktan çıkarılarak istihdam politikalarının bir uzantısı haline getirilmiştir.

MESEM’İN MEŞRULAŞTIRILMASI

Ziya Selçuk’un bakanlığı döneminde (2018–2021), MESEM’ler niceliksel olarak yaygınlaştırılmış ve daha geniş bir öğrenci kitlesine ulaşması hedeflenmiştir. Bu doğrultuda atılan en kritik adımlardan biri, Mesleki Eğitim Merkezlerinin LGS tercih sistemine dâhil edilmesi olmuştur.(3)

İsmet Yılmaz döneminde başlatılan çıraklığın yaygınlaştırılması politikası, Selçuk döneminde de aynı hedefler doğrultusunda sürdürülmüştür. Bu düzenleme ile MESEM’ler, örgün eğitimden kopmuş öğrenciler için bir “son seçenek” olmaktan çıkarılmış; ortaokuldan itibaren planlı bir yönlendirme mekanizmasına dönüştürülmüştür.

Bu durum, öğrencilerin henüz 14 yaşında işgücü piyasasıyla kalıcı biçimde ilişkilendirilmesi anlamına gelmekte; çocuk ve gençlerin sermaye için ucuz işgücü haline getirilmesini kurumsal bir politika haline getirmektedir.

KİTLESELLEŞME VE TEŞVİK POLİTİKALARI

Mahmut Özer’in bakanlığı döneminde (2021–2023), MESEM politikaları niceliksel olarak hızla büyümüş ve verilen teşviklerle yeni bir aşamaya taşınmıştır. Bu dönemde MESEM öğrenci sayıları kısa sürede katlanarak artmış; devlet tarafından ödenen ücretler ve sigorta primleri genişletilmiş; sistem açık biçimde işgücü piyasasının ihtiyaçlarını karşılayan bir araç olarak tanımlanmıştır.

21 Aralık 2021 tarihinde yapılan düzenlemelerle MESEM kapsamında çalışan öğrencilere ödenen ücretlerin yaygınlaşması ve devlet tarafından karşılanması sağlanmış; bu adım MESEM’lerin kitleselleşmesi açısından kritik bir eşik olmuştur.(4) 25 Ağustos 2021 tarihinde yapılan yönetmelik değişikliğiyle de öğrencilerin alan ve dal derslerini işletmelerde yapabilmelerinin önü açılmış; işyeri merkezli eğitim modeli derinleştirilmiştir.(5) Söz konusu değişiklik işletmelerin eğitim alınan kurumlara dönüşmesine dönük belirleyici bir aşamadır.

Yaşanan tüm gelişmeler, MESEM’lerin pedagojik kaygılardan ziyade iktisadi önceliklerle ele alındığını açık biçimde göstermektedir.

TÜM UĞRAŞ, HER YOL MESEM’E ÇIKSIN DİYE

Yusuf Tekin’in bakanlığı döneminde (2023– ), MESEM’lerin ucuz işgücü üretme işlevi daha doğrudan ve açık bir biçim kazanmıştır. 8 Eylül 2023 tarihinde Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikle, devamsızlık veya ders başarısızlığı nedeniyle sınıf tekrarı riski bulunan öğrencilerin MESEM’e geçmeleri hâlinde sınıf tekrarı yapmadan eğitimlerine devam edebilmeleri sağlanmıştır.(6)

Bu düzenleme, il ve ilçe millî eğitim müdürlüklerinin devamsızlık riski taşıyan öğrencileri MESEM’e yönlendirmesinin hukuki dayanağını oluşturmuştur. Öğrencilerin okula devamını sağlamak için devamsızlık nedenlerini ortadan kaldırmaya yönelik pedagojik ve sosyal politikalar geliştirmek yerine, MESEM sistematik bir “idari çözüm” olarak devreye sokulmuştur.

MESEM’lerin cazip hale getirilmesi yalnızca ücret ve sigorta düzenlemeleriyle sınırlı kalmamış; LGS tercih sistemi, sınıf tekrarı muafiyeti ve yönetsel yönlendirmelerle desteklenmiştir. Bu durum, MESEM’in bireysel tercihlere dayalı bir seçenek değil; yapısal bir yönlendirme mekanizması olarak işlediğini göstermektedir.

BAKANLAR DEĞİŞİR, POLİTİKALAR DEĞİŞMEZ

2016’dan bugüne Millî Eğitim Bakanlığı koltuğunda farklı isimler yer almıştır. İsmet Yılmaz, Ziya Selçuk, Mahmut Özer ve Yusuf Tekin dönemlerinde kullanılan söylemler farklılaşsa da, ortak hedef değişmemiştir: sermaye için ucuz, esnek ve erken yaşta işgücü üretimi.

MESEM’ler bu politikanın istisnası değil, kurumsallaşmış ve süreklilik kazanmış bir aracıdır. Eğitim politikaları kişilere değil, siyasal ve sınıfsal tercihlere bağlı olarak şekillenmektedir. Bu nedenle, bu politikalara yönelik muhalefetin de kişilere odaklanan değil, yapısal ve politik bir zeminde geliştirilmesi gerekmektedir.

KAYNAKÇA

1. htpps://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2016/12/20161209-5.htm

2. htpps://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/d26/tbmm26026027.pdf

3. htpps:/mevzuat.meb.gov.tr/dosyalar/2013.pdf

4. https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2021/12/20211225-1.htm

5. htpps://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2021/8/20210825-9.htm

6. https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2023/09/20230908-2.htm