Yönetimin PUK Kodu Prof. Dr. Necati CEMALOĞLU ile Aralık Ayı Röportajı

Eğitim Bilimleri - Röportaj: Hasan GÜNEŞ

Yönetimin PUK Kodu

Prof. Dr. Necati CEMALOĞLU ile Aralık Ayı Röportajı

Prof. Dr. Necati Cemaloğlu – Hasan Güneş Röportaj

Hasan Güneş: Eğitim sistemimizde“geliştiren liderlerin” varlığından bahsedebilirmisiniz?

Prof. Dr. Necati Cemaloğlu: Bazı liderler çevrelerindeki çalışanların zekâ ve yeteneklerini tüketirler. Kendi zekâlarına odaklanmaları ve ortamdaki en zeki kişi olma gayretleri, diğer çalışanlar üzerinde engelleyici bir etki yaratır. Onların zeki olmalarını pekiştirmek için, çalışanların aptal görünmeleri oyunun kuralı gibi anlaşılır. Bu tip liderler engelleyici lider özellikleri taşır, çevrelerindeki kişilerin kapasitelerini öldürür ve onları kendisine bağımlı hâle getirir. Artık örgütte kolektif zekâ değil, bireysel zekâ ön plana çıkar. Bu aşamada örgütte aşağıdan yukarıya, yatay bilgi iletişim ağı ortadan kalkar ve sadece yukarıdan aşağıya doğru bilgi akışı olur. Çalışanlar bilgi üretmekten, çözüm arayışı içine girmekten ziyade günü kurtarmaya, zamanı doldurmaya ve verilen işi yapıp örgütten bir an önce uzaklaşmaya çalışırlar. Toplantılarda astlar, lideri kutsar, yaptıklarını över ve bağlılıklarını sık sık dile getirerek onu pohpohlar. Süreçte örgüt entropi yaşamaya ve tükenmeye başlar. Bazı örgütlerde liderler ne kadar zeki olursa olsun, kendi zekâsını bir araç olarak kullanan, başkalarının zekâlarını parlatmaya çalışan liderler de vardır. Bu liderlerin astları kendi zekâlarını ortaya koyma, yaratıcı zekâlarını işe koşamaya başlamaları ile birlikte, daha becerikli ve daha üretken olmaya başlar. Bu örgütte sürekli fikir geliştirme, çözüm üretme, zorlu sorunların üzerinden gelme anlayışı, üst değere dönüşür. Bu liderlerin bulunduğu örgütlerde, çalışanların beyinlerinde sürekli kıvılcımlar çakmaya, lambalar yanmaya başlar. Bu örgütlerdeki fikir ve bilgi akışı, örgütün gelişimine, değişimine katkı sağlar. Liderle yapılan her görüşme, bir fikir seansı, sentez yapma aşamasıdır. Bu liderler sadece zeki değildirler aynı zamanda zekâyı geliştiren ve çoğaltan bir potansiyele de sahiptirler. Bu liderler akıl hiyerarşisinin zirvesinde oturanların değil, deha yaratanların daha önemli olduğunu bilirler. Bu liderlere “geliştiren Lider” diyoruz. Eğitim sistemimizin çoğunluğu geliştiren değil, engelleyen liderlerle dolu.

Hasan Güneş: Öz yeterliliğinyetiştirmek ile liderlik arasında bir bağ kurup eğitim sistemimiz özelinde tartışır mısınız?

Prof. Dr. Necati Cemaloğlu: Öz yeterlik inancı, bireyin belli bir performansı başarılı olarak yapması için kendine olan algısına ya da kendi yargısına öz yeterlilik denir. Öz yeterlilik inancı, öğrenen için okul yaşamında akademik başarının önemli bir belirleyicisi olmasının yanı sıra, okul dışı yaşamında tüm hayatı boyunca kullanacağı önemli bir beceridir. Öz yeterliğini geliştirememek, öz yönetim becerisinden yoksun olmaktır. Bu durum “Kirpi ve Tilki” metaforuna benzer. Tilki çok kurnaz, çok akıllı ve 15’e yakın tuzak bilip, bu bildiği tuzakları kullanıp avlarını yakalamaya çalışır. Kirpi ise sadece bir şey bilir. Kendisi bir tehlike ile karşılaştığında hemen kapanır, oklarını düşmana doğru dikleştirip savunma pozisyonuna geçer. Tilki bir türlü kirpiyi avlayamaz. Oysa tilki 15’e yakın taktik, teknik bilmesine rağmen başarısız, kirpi ise sadece bir teknik bilmesine rağmen başarılı olur. Acaba başarısız liderler, başarısız şirketler, başarısız okullar, tilki gibi mi davranıyor? Öz yeterliğini geliştiremeyen bir kişi, başkalarını etkileyemez, ayağa kaldırıp bir hedefe yönelmelerini sağlayamaz. Öz yeterlik aynı zamanda kendi kendine liderlik etmenin de yoludur. Eğitim sistemimizde yöneticilerin ya da liderlik yapanların öz yönetim, öz liderlik becerilerinin ne kadar olduğu yönünde bir araştırma var mı bilmiyorum. Bu konuda araştırma yapılması gerekir.

Hasan Güneş: Özellikle yol ayrımdaki gençlik kitabını yazmanıza iten nedenlerden bahsedebilirmisiniz?

Prof. Dr. Necati Cemaloğlu: Ortaokulu İmam Hatip Lisesi orta kısmında okudum. Dersler çok fazlaydı ve çok çalışmama rağmen istediğim başarıyı elde edemediğimi fark ettim. İletişimimizin iyi olduğu bir öğretmene konuyu açtım. O da bana Ordinaryüs Prof. Dr. Ali Fuat Başgil’in “Gençlerle Başbaşa” kitabını önerdi. Kitabı defalarca okudum fakat istediğim bilgilere ulaşamadım. Öğrencilerinde benim gibi düşündüğünü farketim. Bu amaçla Necip Fazıl’ın “Oluklar çift birinden nur akar diğerinden kir” dediği dizeleri bana yol ayrımındaki gençliği hatırlattı. Kitabın adını da “Yol Ayrımındaki Gençlik” koymaya karar verdim. Kitap akademik bir eser olmaktan ziyade, benim öğrencilerle samimi bir ortamda yaptığım sohbet niteliğindedir. Nasıl karar vereceklerini, sorunları nasıl çözeceklerini, akademik başarıyı nasıl artıracaklarını, nasıl motive olacaklarını, dünyayı nasıl algılamaları gerektiğini vb. konuları yazdım. Kitap 13-18 yaş grubuna hitap ediyor. Kitabı en çok veliler ve öğretmenler okuyor. Nedeni gençler çok kitap okumuyor, hap bilgi istiyor. Veliler kitabı bir nasihat atacı, öğretmenler ise dersi zenginleştirme ve dikkat çekme aracı olarak kullanıyor. Kitapla ilgili olumlu dönütler alıyorum. Geçenlerde 40 yaşındaki bir okurum bana mesaj attı.. “Keşke bu kitabı 13-14 yaşındayken okusaydım, dedi. Bir yazar olarak mutlu oldum.