Anasayfa Künye Danışman ve Editörler Son Dakika Arşiv FacebookTwitter
Nirvana Sosyal Bilimler Sitesi Güncel Eleştirel Sosyal Bilimler Platformu

DÜNDEN YARINA EĞİTİMİMİZ (16) MESLEKİ ORTAOKULLARIN KAPATILMASI

ALİ GENÇLİ

Kategori: Eğitim Bilimleri - Tarih: 17 Ocak 2021 15:58 - Okunma sayısı: 208

DÜNDEN YARINA EĞİTİMİMİZ (16)  MESLEKİ ORTAOKULLARIN KAPATILMASI

DÜNDEN YARINA EĞİTİMİMİZ (16)

MESLEKİ ORTAOKULLARIN KAPATILMASI

İlkokulu bitirmiş, ortaokul birinci sınıfa başlamıştım. O zamanlar tüm meslek liselerinde orta bölümler vardı. Ticaret liselerini bitirebilmek diğer liselere göre biraz daha zordu. Çünkü buralardan mezun olanlar, kısa yoldan memur oluyor, yaşama erken atılıyordu. Müfredattaki bazı dersleri başarabilmek için fazlaca çaba gerekiyordu. İlkokulu bitirenlerin büyük bir bölümü lise öncesi düz ortaokullara devam ederken, çocuklarının meslek sahibi olmasını ve kısa yoldan hayata atılmasını isteyen aileler, Sanat okullarını, Ticaret Liselerini tercih ediyorlardı. Varsıl aileler çocuklarını üniversitelere gönderebilmek için normal ortaokullara kayıt ettiriyorlardı. Çünkü normal liseler öğrencilerini üniversitelere daha iyi hazırlıyorlardı. Hatta meslek liseleri öğrencileri kendi branşları dışında farklı bir üniversite sınavlarına girebilmek için fark derslerinin sınavlarından geçmek zorundaydılar. Mesleki ortaokullardan sonra eğitime devam eden çocuklar, ülkenin ihtiyacı olan yetişmiş vasıflı eleman gereksinimini de karşılıyordu. Erken yaşta meslek seçimine yönelen çocukların temelden yetişmesini sağlayan mesleki ortaokullar ülke için önemli bir kaynaktı. Aslında ülke için yararı tartışılmaz bir durumda olan, çocuğun pedagojik bakımdan ve mesleğe yönelmesi açısından uygun bulunan mesleki ortaokullar özünde “yaşam için eğitim, üretim için eğitim” felsefesini taşıyordu. Ne var ki görünmez bir el, İmam Hatip Okulları dışında tüm mesleki orta okulları kapatmıştı. Eğitimde yeni önem başladığında ben de Ticaret Lisesi orta okuluna son kez kayıt olanlardan olduğumun farkında bile değildim. Biz mezun olduktan sonra bizim okul gibi tüm mesleki okullara ilkokuldan öğrenci alınmayacaktı. Belki de bu yüzden o dönemde tercihler düz ortaokullara yönelmişti. Biz o günlere geldiğimizde ilkokulu bitirenlerin çoğunluğu düz ortaokullarını tercih ettiğinden, meslek ortaokullarına talep azalmıştı.

Benim de içinde bulunduğum Çocuk Esirgeme Kurumu Yetiştirme Yurdu öğrencilerinden ilkokulu o yıl bitiren 22 öğrenci hepimiz Ticaret Orta okuluna kaydedilmiştik. Bunun neden yapıldığı konusunu bugün irdelediğimde, iki nedeni olabilir diye düşünüyorum. ya bu okulun öğrenci sayısı attırılsın diye yurt ve okul müdürünün anlaşması (ki biz çocuklar açısından bu pek de etik olmayan bir davranış olurdu.) ya da biz, kimsesiz devletin çocukları olarak en kısa yoldan meslek sahibi olup, ülkeye yararlı insanlar olarak bir devlet kurumunda çalışabilmemiz düşünülmüştü. Nitekim bu liseyi bitiren bir çok ağabeyimiz bu hedefe ulaşmış, meslek hayatlarına başlamışlardı.

Sonuç ne oldu, dersiniz? Orta okul üçüncü sınıfa sadece iki öğrenci ulaşabildik. Ben öğretmen Lisesine geçiş yaparak, öğretmen oldum. Diğeri de Varto depreminde tüm ailesini yitirmiş olduğu için aramıza katılan Musa arkadaşımız ziraat mühendisi olmuştu. Öteki arkadaşlarımız ise birici sınıfın sonunda sınıfta kaldıkları için deyim yerindeyse” Hayat Okul” öğrenciliğine geçmişlerdi.

Edirne Milletvekili Milli Eğitim Bakanı Mehmet İlhami Ertem, bakıma muhtaç çocuklarla ilgili TBMM’de yaptığı konuşmanın hemen sonrasında bizim yetiştirme yurdunun yeni binasının açılışına gelmişti. Edirne Çavuşbey mahallesindeki Bulgar Mektebi adı verilen metruk dört katlı bir yapı üç kata indirilerek, onarılmış, yenilenmiş ve yetiştirme yurdu olarak tahsis edilmişti. Açılış törenine koskoca bakan gelecekti. Okulumuzdan seçilen 10 kadar lise öğrencisi ile müdürümüz ortaokul bölümünde okuduğum halde yurdun öğrencisi olduğum için beni de tören kıtasına katmıştı. İlk kez bir bakan görecektim, bu beni çok heyecanlandırmıştı.

Kentin diğer okullarından da öğrenci grupları açılışa gelmişti. Tüm öğrenciler okul şapkalarındaki şeritlerin renklerinden ayırt edilebiliyordu. Ticaret Lisesinin şeridi kırmızı, öğretmen okulununki eflatun, sanat okulununki sarıydı. Her rengin okul ile bütünleşen bir anlamı olmalıydı herhalde ama ben bilmiyordum.

Yeni yurdumuz hayatımıza farklı bir renk katmıştı, şehir içindeki tarihi bir binadan, şehir dışında bir tarihi binaya geçmiştik. Geldiğimiz yapı Atatürk’ün de bir süre tedavi gördüğü eski bir hastaneden yetiştirme yurduna dönüştürülmüştü. (Devam edecek)

Ek alanı

Yorumlar (0)
EN SON EKLENENLER
BU AY ÇOK OKUNANLAR
Diğer Eğitim Bilimleri Yazıları