Ebu Zer Üzerine

İlahiyat-Teoloji - Barış Akkurt

EBU ZER ÜZERİNE

“Dünya sosyalist olmalıdır. Ki yaşanmaya layık olsun. Yağmacılık, haydutluk,

aristokratlık kaybolsun, mahvolsun, yok olsun! Biz de bu düşünce tarzını

Ebuzer’in bütün hayatında açıkça görüyoruz.”

Ali Şeriati

Tarihin hangi döneminde olursa olsun onurlu bir yaşamın bugünün dünyasına da söyleyecek şeyleri vardır elbette. Bu yaşamlar bazen bir şekilde bilinen, bazen silikleşen bazen de parlayan haller taşır. Bu durumu tarihin, toplumun ihtiyaçları ortaya çıkarır. Bu bireyler birtakım özlemlerin taşıyıcısı birer sembole dönüşürler bazen. Bir sistem yaratabildikleri, kitlelerle buluşabildikleri koşullarda tarihe derin izler bırakırlar.

İslam tarihinin en çok tartışılan isimlerinden biridir Ebu Zer. İlk Müslüman olan sahabelerdendir. Ebu Zer’i yeniden gündeme taşıyan, popüleştiren kişi İranlı düşünür Ali Şeriati gibi gözüküyor. “Ebuzer” isimli kitabında onu devrimci ve sosyalist olarak da ele almaktadır. Onu, İslami açıdan bozulmaya uğradığını düşündüğü iktidara karşı duruşu ve servet biriktirmeye bakışı açısından ele aldığı anlaşılıyor. Sosyalizmi bir insani ideal, bir hayati zaruret olarak görmektedir Şeriati. Geleneksel İslami terminolojiyle pek bağdaşmaz gözüken bu kavramların kullanımında, yaşadığı dönem İran’ındaki, sosyalizmin prestijinin ve hegemonyasının etkili olduğu söylenebilir.

Yaşar Nuri Öztürk, “Emevî Dinciliğine Karşı Mücadelenin Öncüsü Ebu Zer” isimli kitabında Ebu Zer’in Emevi zulmüne karşı ilk karşı çıkışı gerçekleştirdiğini yazar. Bu karşı çıkışında başarılı olamamasının sebebini ise mesajını bir halk hareketiyle kucaklaştıramaması olduğunu belirtir. Yazar, “Ebu Zer Ruhunun Kitlesel Zuhurları” isimli bölümde Gezi Protestolarını da “Taksim Özgürlük Direnişi” adı altında ele almaktadır. Ona göre, bu direniş Ebu Zer ruhuyla zulme, talana ve yalana bir karşı çıkıştır.

Ebu Zer geleneksel din anlayışına sahip yapıların bir bölümünde sahabe olmasıyla nedeniyle saygı görmekle birlikte, ele avuca sığmaz, söylemi sert bir sahabe olarak da ele alınmaktadır. Bunun yanında, kapitalizmle derdi olan, dinsel yozlaşmadan rahatsızlık duyan, muhalif İslamcı yapılanmalara ve yazarlara göreyse, Ebu Zer örnek alınması gereken bir sahabedir. Örneğin kamuoyunun yakından tanıdığı ilahiyatçı İhsan Eliaçık ile Ahmet Mahmut Ünlü’nün Ebu Zerleri birbirine hiç benzemez.

Tarihi bir kişilik ardında kuramsal bir çerçeve bırakmadıysa, eğilimleri ve duruşunun değerlendirilmesi de farklılık taşıyacaktır. Herkes bir tarafından çekiştirecektir. Bazıları için Ebu Zer, erken dönem “öze dönüş” vurgusunun sahibiyken, bazıları içinse meşru hilafetle kavgalı yanlar taşır. Bu tür tarihi kişilikler herkesin meşrebine göre tarihten çağrılmakta ve güncel tartışmalarda bir yer bulmaktadır. Örneğin, Ebu Zer’i yücelten muhalif dinsel yapılanmaların bu tavrında, bir tür sıkışmışlık nedeniyle alan açmaya çalışma, kendine kök yaratma düşüncesi ve kahraman ihtiyacı olduğu görülebilir.

Solun Ebu Zer’e ilgisi ise, bazı İslamcı kesimlerin onu devrimci bir yorumla ele alması üzerine biçimleniyor. Eşitlik ve adalet söylemi güçlü bir yan taşıyor burada. Bu dikkate almanın, Ebu Zer’in kişiliği üzerinden de biçimlendirilen pratik politik yaklaşımdan kaynaklı olduğu da söylenebilir. Bu kitle bir ölçüde de sol söylemden fazlasıyla etkilenmiş bir çevreyi de tanımlıyor.

Bu durum Güney Amerika kökenli “Kurtuluş Teolojisi” akımını da anımsatabiliyor. Kaderini halkın kaderine bağlamış din adamlarının öncülüğünde hayat buluyor buradaki mücadele. Muhalif dinsel yapılanmaların Ebu Zer söylemi ve benzeri yaklaşımlar da bazı solcuların ülkeye dair yaklaşımını etkiliyor, bu açıdan umutlu düşünmeye neden olabiliyor. Özgün koşullarda ortaya çıkmış bir akımın başka bir coğrafya da, başka bir zamanda neşet etmesini beklemekse oldukça zor.

Ebu Zer bugüne dair de bir şeyler söylüyor elbette. Ancak bir kuramsal yapı bırakmadığını, halk kitleleriyle buluşamadığını, bir mücadele stratejisi olmadığını da bilmek gerekir. Birtakım ahlaki ilkelerden hareket ettiğini görmek ise mümkün.

Burada Emevî zulmüne sonuna kadar direnen, kamu malı konusunda oldukça hassas, doğrucu, onurlu bir adamdan bahsetmeye, bugüne dair izlerini takibe çalıştık. Ebu Zer çağlar öncesinden sesleniyor, sesi bize pek gür ulaşmıyor, ama yine de kulak kesilmekte fayda var.