Nirvana Sosyal

Anasayfa Künye Danışmanlar Arşiv SonEklenenler Sosyal Bilimler Bilimsel Makaleler Sosyoloji Fikir Yazıları Psikoloji-Sosyal Psikoloji Antropoloji Tarih Ekonomi Eğitim Bilimleri Hukuk Siyaset Bilim Coğrafya İlahiyat-Teoloji Psikolojik Danışma ve Rehberlik Felsefe-Mantık Ontoloji Epistemoloji Etik Estetik Dil Felsefesi Din Felsefesi Bilim Felsefesi Eğitim Felsefesi Yaşam Bilimleri Biyoloji Sağlık Bilimleri Fütüroloji Edebiyat Sinema Müzik Kitap Tanıtımı Haberler Duyurular Klinik Psikoloji İletişim
KAHRAMAN YALNIZ BEN

KAHRAMAN YALNIZ BEN

Fikir Yazıları 17 Haziran 2020 16:32 - Okunma sayısı: 2.173

HÜLYA YAVUZ KANDEMİR

KAHRAMAN YALNIZ BEN
Bundan yaklaşık kırk sene önceydi. Bir Ağustos günü yaz sıcağında, deniz kenarında ince kumlar üzerinde güneşin batmak üzere olduğu bir zamanda, arkadaşlarımla birlikte olduğum anı hatırlıyorum. Ben elimdeki oyuncak bebeğime sarılmış kuyu kazmaktan yorulmuş hiçbir şeyle ilgilenmiyor annemin anlattığı masalı düşünüyorum. Şarkısı geliyor aklıma; baltalar elimizde…
O zamanlar dört beş yaşlarında küçük bir kızım. Deniz kıyısında arkadaşlarımla birlikteyiz. İçlerinden en küçüğü benim, beni oyunlarına almıyorlar. Kimi korsancılık oynuyor, hazineyi korumak için ciddi savaşıyorlar. Hatta birini esir bile aldılar, bağladılar onu. Kimine bu oyun ilginç gelmiyor. Merakla buldukları küçük yeşil bir kaplumbağayı inceliyor bir kız ve bir oğlan. Benden büyük diğer kız ise elinde ipi ile koşup oynuyor. Ben prensesim, annemin küçük prensesi, bebeğim de benim prensesim. Yalnızlığımda onunla beraberim.
Bugün 45 yaşında aynı yerde yine bir gün batımında, yastayım. Annemi kaybettim, çok uzun olmadı, her şeyimi kaybettim. Dünyada kalan tek yakınım ben, prenses. Günler hızla gelip geçti Her gün elimde bir balta.
Oyunlarımıza konu aldığımız her şeyi yaşam sahnesinde gördüm. Dünya savaş içinde. İnsan, insanla; insan, doğayla savaşıyor. Baltalar elimizde…İnsan insanın neyi oluyor? Doğa insanın neyi oluyor?
Dünyada yanlış giden bazı şeyler, kötülüğün karanlığında kendi gölgelerimizi görmemizi zorlaşıyor. Çoğu zaman etrafımızdaki insanları karanlık sadece çemberin ortasında kendimizi renkli görürüz. Kendi rengimizi korumak için verdiğimiz savaşta baltalarımızı bir o yana bir bu yana savurur dururuz..Kendimizi yok eder, hiçbir şeyi değiştirmeden gideriz ölüme.Kendi masalımızın kahramanı olduğunu bilmeden.
Masal kahramanları hep yaşar. Masalların sonu hep mutlu biter. Yarattığım masalda bir ejderha var içimde. Hem de yedi başlı. Nereye gitsem, peşimde. Öyle güçlü ki her fırsatta karşıma çıkıyor. Tembel bir hayvan bu, hepçil. Her şeyi istiyor, sahip olduğu her şeyi tüketiyor yine de doymuyor. Gözü hep bir başkasında, sahip olamayınca öfkeleniyor, her şeyi herkesi kırıp geçiriyor, beni, yiyip bitiriyor.
Gençlik yıllarında hayalini kurduğum her şeye sahip olmuştum. İyi bir mesleğim, iyi bir gelirim, iyi bir ailem olmuştu ve iyi bir geleceğim olacaktı. Böylece mutlu olmak için bütün gerekleri yerine getirmiş olacaktım. Ama öyle olmadı önce eşimi ve çocuğumu kaybettim. Sahip olduklarımız onları mutlu etmeye yetmemişti. Yalnız kalmıştım. Elimde balta.
Yıllar sonra, yalnız yaşayan annemin yanına yerleştim. Memleketten ayrılma nedenim daha iyi şartlarda yaşamak içindi. Annem yaşadığı yeri seven, küçük hayatı ile mutlu olmayı becerebilen, bahçesindeki bitkilere yaşam veren, dokunabildiği yarayı iyileştirmeye çalışan güzel bir insan. Son birkaç yılda yaşadığı hastalık onu güçten düşürmesine rağmen hala yaşama bağlı. Kıskanıyorum seni annem! Ben senin kızın değil miyim, senin küçük prensesin?
Yaklaşık iki yıl baba evinde anne ile yaşadım. İşimi evden yapıyor, kalan zamanımın çoğunu sanki yılların acısını almak istercesine çoğunlukla onunla geçiriyordum. Bahçeli evimizin etrafında yetiştirdiğimiz sebzeleri tüketiyor, onu yaşama bağlayan kilim dokumasına yardımcı olmak için dokuma öğrenip ben de dokuyordum. İki ay içerisinde anneciğim tamamen güçten düştü. O hasta yatağında iken şimdi ben ona masallar anlatıyordum.
Yine böyle bir anda anlattığım masal bitmeden o, onsuz uykusuna daldı. Masal yarım kaldı.
Onu kaybettikten sonra, çoğunlukla yaşamımı sorguluyordum. Ölüm gerçekti ve bir gün beni de bulacaktı. Ölümden korkuyor muyum?
Ne kadar zamandır buradayım bilmiyorum ama artık güneş tamamen batmış hava iyice kararmıştı. Yine kumdan kuyular açmışım kendime. Eve dönerken yarattığım masal kahramanımı düşündüm. İçimdeki yedi başlı ejderhayı. O ölmezse ben her gün ölecektim. Eğer o ölürse sonsuza dek ben yaşayacaktım. Masalımın kahramanı sadece ben olmalıyım, karar verdim, artık baltayı kendime sallayacaktım. Bir baş iki, üç, dört, beş, altı baş ve yedi baş. Prenses, ejderhaya karşı. Bu uzun zaman sürdü. Şimdi elli yaşımda, ailemle birlikte masalıma devam ediyorum. Ölümden korkuyor muyum? Ne diyorsunuz? Ben bir ejderha öldürdüm.

Yorumlar (2)

Defne - 18 Haziran 2020 21:18

Harika

Kadir Bayşu - 17 Haziran 2020 22:30

Kaleminize sağlık.
SON EKLENENLER
ÇOK OKUNANLAR
DAHA ÇOK Fikir Yazıları
Kırmızı Rugan Ayakkabılar

Fikir Yazıları25 Eylül 2026 20:04

Kırmızı Rugan Ayakkabılar

KÜRESEL BARIŞTAN İÇSEL BARIŞA: AYNADAKİ KENDİMİZLE YÜZLEŞMEK

Fikir Yazıları24 Eylül 2026 12:32

KÜRESEL BARIŞTAN İÇSEL BARIŞA: AYNADAKİ KENDİMİZLE YÜZLEŞMEK

KORKU KAYNAKLARI

Fikir Yazıları19 Eylül 2026 23:54

KORKU KAYNAKLARI

ÖLÜM KAVRAMININ AKLIMDAKİ İZİ

Fikir Yazıları17 Eylül 2026 10:26

ÖLÜM KAVRAMININ AKLIMDAKİ İZİ

Tuzlu Kahve

Fikir Yazıları12 Eylül 2026 22:29

Tuzlu Kahve

YENİDEN KEŞİF

Fikir Yazıları04 Eylül 2026 08:27

YENİDEN KEŞİF

DİJİTAL ÇAĞDA GEÇMİŞİN GELECEK ÜZERİNDEKİ TAHAKKÜMÜ: JEAN VALJEAN’DAN UNUTULMA HAKKINA ANALOJİK BİR OKUMA

Fikir Yazıları03 Eylül 2026 22:26

DİJİTAL ÇAĞDA GEÇMİŞİN GELECEK ÜZERİNDEKİ TAHAKKÜMÜ: JEAN VALJEAN’DAN UNUTULMA HAKKINA ANALOJİK BİR OKUMA

BEYNİMİZİ YORAN ŞEY HAYAT DEĞİL, YAŞAMA BİÇİMİMİZ

Fikir Yazıları02 Eylül 2026 16:47

BEYNİMİZİ YORAN ŞEY HAYAT DEĞİL, YAŞAMA BİÇİMİMİZ

BU AÇIDAN 30 AĞUSTOS

Fikir Yazıları30 Ağustos 2026 17:41

BU AÇIDAN 30 AĞUSTOS

Tarihin Eşiğinde Bir Kararlılık: 30 Ağustos’a Yeniden Bakmak

Fikir Yazıları30 Ağustos 2026 12:22

Tarihin Eşiğinde Bir Kararlılık: 30 Ağustos’a Yeniden Bakmak