Nirvana Sosyal

Anasayfa Künye Danışmanlar Arşiv SonEklenenler Sosyal Bilimler Bilimsel Makaleler Sosyoloji Fikir Yazıları Psikoloji-Sosyal Psikoloji Antropoloji Tarih Ekonomi Eğitim Bilimleri Hukuk Siyaset Bilim Coğrafya İlahiyat-Teoloji Psikolojik Danışma ve Rehberlik Felsefe-Mantık Ontoloji Epistemoloji Etik Estetik Dil Felsefesi Din Felsefesi Bilim Felsefesi Eğitim Felsefesi Yaşam Bilimleri Biyoloji Sağlık Bilimleri Fütüroloji Edebiyat Sinema Müzik Kitap Tanıtımı Haberler Duyurular Klinik Psikoloji İletişim
MANİPÜLASYON: ALGI YÖNETİMİNİN GİZİL ŞİDDETİ

MANİPÜLASYON: ALGI YÖNETİMİNİN GİZİL ŞİDDETİ

Psikoloji-Sosyal Psikoloji 25 Şubat 2026 18:53 - Okunma sayısı: 86

MEHTAP ŞİMŞEK GÜRKAN

‘O kadar öfkeliyim ki!. O kadar üzülüyorum ki! O kadar canım yanıyor ki! Yahu ben yapmadım! Ben öyle söylemedim! Nereden çıktı bunlar! Ben öyle biri değilim!... diye uzayan cümleler.. Haykırışlar.. Yakınmalar.. Hiç duydunuz mu çevrenizden? Ya da tam da derinden, içten, kendinizden bir yerden?

Yukarıdaki bütün cümlelerin özünde sizi öfkeye, üzüntüye, içsel yıkılmaya ve dışsal yakınmaya iten kuvvetin ve tetikleyicinin temelinde ‘yargılanma’ olduğunu biliyor musunuz? Bu yargılanmanın adil olmadığını hatta ‘uydurma’ olduğunu bildiğiniz halde sizi alt inanç olarak ‘Hata yaptım mı acaba?’ çizgisi ile ‘Hayır, hayır.. Yanlışlar üzerinden karakter yorumu yapılıyor. Buna tahammül edemiyorum.’ sınırına dayandıran bir ikilemin kurbanı haline getirecek bir ‘gizil şiddetin’ hedefi haline gelirsiniz.

Manipülasyon algı yönetiminin gizil şiddetidir ve manipülasyonun gürültüsü; açık bir saldırıdan çok daha tehlikelidir. Görünmezdir, mağduru şüpheye, öz denetime ve hatta daha fazlası; kendinden uzaklaşmaya iter. Bu noktada manipülasyon amacına ulaşmış olur çünkü manipülasyonun amacı tartışmayı kazanmak değil, kişinin iç pusulasını bozmaktır.

Hiç şüphesizdir ki gerçeği değiştirmek oldukça güçtür ancak kişilerin gerçeği algılama biçimini bozmak oldukça etkilidir. Bu etki öyle bir bozunma ve aşınma oluşturur ki birey bütüncül bir bozulmanın iç ve dış dinamiklerinin belirsizliği içinde kıvranır. Algıların olguların önüne geçtiği bu yapılandırmada birey; ‘bir topluluk’ temelinde sınır ihlallerine maruz kalarak, topluluğun ‘ahlaki üstünlük iddiası’ baskısı altında topluma kendini ispatlama ve kendini sürekli savunma moduna geçer. Diğer taraftan ise bireyin iç pusulası bozularak ‘ya ben yanlışsam?’ boşluğu oluşur ve kişi bu boşluğu dolduracak etik referans noktaları bulmaya kilitlenir.

Manipülasyon mağduru yaratmak için üstün bir zekaya sahip olmak gerekmez çünkü üstün etik değer yargılarına sahip olmak üstün bir zeka gerektirir. Etik değer yargılarına sahip olmayan kişiler zeki değil ahlaksızdır. Nitekim manipülasyonun temel tekniklerinden ‘gaslighting: Yanlış hatırlıyorsun’ diyebilmek; mağdur rolü oynamak; suçu tersine çevirecek hamleler yapmak; belirsizlikler inşa etmek; itibar suikasti düzenlemek; kimlik aşındırması yaratmak zeki insanların değil, ahlaksızlık insanların işidir. Zeki insanlar enerjilerini üretime harcarlar; ahlaksız insanlar ise insanları tüketmeye…

Peki bu ahlaksız ve fütursuz eylem ve söylemler neye hizmet eder? Bir insan veya ‘topluluk’ neden buna emek harcar? Bu tarz insanların veya ‘toplulukların’ olası motivasyonlarından bahsetmek isterim. Doğrudan baş edemediğini dolaylı yoldan zayıflatarak statü rekabeti yaratmayı hedeflerler. Değerleri aşağı indirgeyerek denge kurmak isteyecek kadar kıskançtırlar. Kontrol ihtiyaçlarını sosyal alanı manipüle ederek üstünlük hissiyatı ile giderme yoluna giderler. Kendi yetersizliklerini projekte etme eğilimindedirler. Ve en vurucu husus: Güçlü biri karşısında onunla doğrudan yüzleşemeyecek kadar yüzsüzdürler.

Evet..Bu kötü davranışlar da emek ister ama bu çoğunlukla onların güçsüzlük algısından doğar. Güçsüzlük algısından oluşan ‘algı yönetimleri’ ise sizi en başta bahsettiğimiz o sorular çıkmazına dayandırır. Gerçekte ise sizin öfkeniz şunadır: - Enerjilerini üretime değil, çamura harcıyorlar.- Ve bu çok haklı bir tepkidir. Fakat burada çok önemli kritik bir nokta vardır. Bu birey veya ‘topluluklar’ sizin hakkınızda bir ‘gerçek’ üretemezler sadece bir ‘anlatı’ üretirler.

Bu anlatı sizin içinizde yapısal bir bozunmanın ve aşınmanın temelini oluşturduğunda; artık manipülasyon algısı genişlemiş ve sizin davranışlarınız sizin için onlarca oluşturulmuş gri alanda-etik ihlaller çemberinde daralmaya başlamış olur. Nitekim dışsal bir bozunma da kişiyi zedeler ancak içsel bir bozunma sistemsel tepkiler ve bozulmalar doğurur. Bu bireysel sağlığınız ve iç dinamikleriniz için çok daha mühimdir.

İç dinamikleriniz sıfır tolerans sınırına ulaştığında adalet hassasiyetiniz yüksek olduğu için bu saldırılara sert tepkiler vermeye başlarsınız. İtibarın; emek ve duruş üzerinden inşa edildiği bilinci ile duvarlar örer; ‘insan’ olduğunuz halde ‘insan’ varlığını sorgulamaya başlarsınız. İşte bu noktada artık kritik eşiğe dayanmışsınız demektir. Bu saldırılara nasıl cevap vermeliyim: Pasif savunma da mı kalmalıyım? Yoksa provokatif bir netlik mi üretmeliyim? Yoksa pasif çözülme stratejisini mi kullanayım?

Pasif savunma manipülatörler karşısında ne kısa ne uzun vadede işe yarar bir strateji değildir. İçsel ve dışsal bozunmaları artırır. Ancak eğer ki karşı tarafa ‘hızlandırılmış bir test’ uygulamayı tercih ederek sert bir nota verirseniz; manipülasyonu görmek istiyor, gizli ajandayı hızlandırmak, oyunu erken aşamada açığa çıkarmak istiyorsunuzdur. Çünkü uzun süren sinsi süreçleri sevmiyorsunuz. Evet; bu teknikle belirsizlik uzamaz; karşı tarafın maskesi erken düşer ve enerji tasarrufu sağlamış olursunuz ancak bu gibi ‘provokatif netlikler’ riskli tarafları da içinde barındırırlar. Zira manipülatif kişi veya ‘topluluklar’ bunu savaş ilanı olarak göreceklerdir ve görünür saldırıya geçince mağdur anlatısı üreteceklerdir.

Bu strateji hızlı temizler ancak iz bırakır. Çünkü hız her zaman az hasar demek değildir. Siz provokatif bir netlik kazanmak adına hızlandırılmış test uygularken ‘sert nota’ verdiğinizde manipülatif kişi veya ‘topluluklar’ mağdur anlatısı üretmeye-ki bu manipülatörlerin konfor alanıdır-; ‘Ben sadece…. ile başlayan masumlaştırma söylemlerine; ve daha tehlikelisi üçüncü kişileri bu anlatılarına dahil edecek sosyal bir savunma refleksi oluşturmaya çalışırlar. Bu strateji ile siz manipülatörlerin ana yakıtı olan ‘tepki’, ‘gerilim’ ve ‘karşılıklı pozisyonlanma’ ihtiyaçlarını beslemiş olursunuz

Provokatif netlik kazanma stratejisi de güçlüdür ancak çatışmalı ve maliyetlidir. Pasif çözülme ise alternatiftir ve daha sessiz sürse de yıpratıcı değildir. Siz oyunu uzatmayı sevmiyor olabilirsiniz ancak her oyunu hızlandırmak stratejik olarak üstünlük sağlamaz. Bazı süreçler sadece ‘sabır’ testidir. O halde oyuna oyunla mı karşılık vermek yoksa manipülatörü oyununda tek mi bırakmak?

‘Görmezden gelmek’ evet evet görmezden gelmek yani manipülatörü oyunda tek bırakmak onu daha fazla görünür hata yapmaya itecektir çünkü manipülatif bir zihin ilgi alamadığı zamanlarda dozu artırma eğilimine girer ve her doz artışı kendi açığını büyüterek ‘maskeleri’ düşürecek bir yan etki bırakır. Siz ise anlatıya girmeden pozisyon alarak karşı tarafı kendi hatasında yalnız bırakarak içsel ve dışsal-sosyal zemininizi güçlendirmiş olursunuz.

Unutmayın; MANİPÜLATÖRLER İSTER KİŞİ OLSUNLAR İSTER SOSYAL (TOPLULUK) SİZİN HAKKINIZDA BİR ‘GERÇEK’ ÜRETMEZLER; SADECE BİR ‘ANLATI’ ÜRETİRLER.

Siz kendinizsiniz. Ben ise benim. Her şey BENDEN BANA!

Yorumlar (0)

SON EKLENENLER
ÇOK OKUNANLAR
DAHA ÇOK Psikoloji-Sosyal Psikoloji
ÇEVRİMİÇİ TERAPİ 2

Psikoloji-Sosyal Psikoloji10 Şubat 2026 06:56

ÇEVRİMİÇİ TERAPİ 2

AŞK’ın Zamanlaması: Sevgililer Günü (mü?)

Psikoloji-Sosyal Psikoloji08 Şubat 2026 21:48

AŞK’ın Zamanlaması: Sevgililer Günü (mü?)

CARL GUSTAV JUNG’LA DERİN SOHBETLER 3

Psikoloji-Sosyal Psikoloji30 Ocak 2026 21:26

CARL GUSTAV JUNG’LA DERİN SOHBETLER 3

ÇEVRİM İÇİ TERAPİ

Psikoloji-Sosyal Psikoloji25 Ocak 2026 21:19

ÇEVRİM İÇİ TERAPİ

BİNNUR YEŞİLYAPRAK İLE  “ZAMANSIZ AŞK GÜNLÜKLERİ” KİTABI ÜZERİNE SÖYLEŞİ 2

Psikoloji-Sosyal Psikoloji25 Ocak 2026 02:07

BİNNUR YEŞİLYAPRAK İLE “ZAMANSIZ AŞK GÜNLÜKLERİ” KİTABI ÜZERİNE SÖYLEŞİ 2

YAKIN İLİŞKİLERDE MUTLULUK

Psikoloji-Sosyal Psikoloji10 Ocak 2026 20:44

YAKIN İLİŞKİLERDE MUTLULUK

KALABALIKLAR İÇİNDE YALNIZ KALMAK: SOSYAL FOBİ

Psikoloji-Sosyal Psikoloji05 Ocak 2026 20:54

KALABALIKLAR İÇİNDE YALNIZ KALMAK: SOSYAL FOBİ

UYKU BOZUKLUĞU

Psikoloji-Sosyal Psikoloji29 Aralık 2025 23:20

UYKU BOZUKLUĞU

JUNG’LA DERİN SOHBETLER 2

Psikoloji-Sosyal Psikoloji28 Aralık 2025 11:40

JUNG’LA DERİN SOHBETLER 2

CİNSİYET AYRIMCILIĞININ TARİHSEL ARKA PLANI 2

Psikoloji-Sosyal Psikoloji27 Aralık 2025 21:14

CİNSİYET AYRIMCILIĞININ TARİHSEL ARKA PLANI 2