Nirvana Sosyal

Anasayfa Künye Danışmanlar Arşiv SonEklenenler Sosyal Bilimler Bilimsel Makaleler Sosyoloji Fikir Yazıları Psikoloji-Sosyal Psikoloji Antropoloji Tarih Ekonomi Eğitim Bilimleri Hukuk Siyaset Bilim Coğrafya İlahiyat-Teoloji Psikolojik Danışma ve Rehberlik Felsefe-Mantık Ontoloji Epistemoloji Etik Estetik Dil Felsefesi Din Felsefesi Bilim Felsefesi Eğitim Felsefesi Yaşam Bilimleri Biyoloji Sağlık Bilimleri Fütüroloji Edebiyat Sinema Müzik Kitap Tanıtımı Haberler Duyurular Klinik Psikoloji İletişim
ZEYTİN MORUYDU GECE

ZEYTİN MORUYDU GECE

Fikir Yazıları 13 Şubat 2025 08:01 - Okunma sayısı: 611

Ali Gençli

ZEYTİN MORUYDU GECE

Asırlık kent, dağarcığına yeni yaşam tortularını dolduruyor an an. Güneş biraz daha geç battı bugün. Gündüzler uzuyor, ısındıkça havalar.

ısınan cisimlerin genleşmesi gibi . Ayakkabı boyacılarıyla ünlü kentin, tekmil boyacıları boya sandıklarını son kez yoklayıp eksiklerini tamamladılar.Yelkenli marka cilâ kutularını sıkıca kapattılar. Çocuklar... Yurtlu çocuklar...Kimsesiz, anasız babasız çocuklar. Topluca ders odalarından çıktılar. Ders çalıştılar. Şakalaştılar, gülüştüler bir saat boyunca. Nöbetçi öğretmen, sessizliği sağlamak için bağırdı, azarladı onları zaman zaman... Mektup yazdı kimisi, kimisi defterinde kuruttuğu gülü kokladı.

Şiir yazanlar oldu özlemli, yarınlara...Sevgiliye iki satır mektuplar yazıldı, kenarları çiçekli. Sıcacık ana kucağı özleyenler oldu. Yatma zamanı gelmişti şimdi...Önceki her gece gibi ellerini, ayaklarını yıkayıp yattılar. Grup grup ayrıldıkları odalarına çekilmişlerdi.

Bahar geceleri kendini sıcağa vurmuştu, kış ayazı yerine. Kışlık yorganlar ağır geliyordu artık. Çocuklar uyumadan önce her zamanki gibi olağan zıpırlıklarını yaptılar. Güreştiler. Yastıkları birbirlerine atıp yastık savaşı yaptılar. Güçlü olanlar, küçüklerine kirli çoraplarını yıkattılar. Sürgit kurallar sürdü gitti.

Nedim öğretmen, bir hortuma geçirdiği kızılcık sopasını tüm yatak odalarının kapısına üçer kez vurdu. Tüm çocuklar sustular. Sustular, çünkü hortumlu kızılcık, dördüncü kez yeni tıraşlı başlarına inebilirdi. Nöbet odasına inmeden önce üçüncü kattaki tüm lambaları söndürdü Nedim öğretmen. Aralarında fısıldananlar da günün yorgunluğuyla bir süre sonra uyudular. Nöbetçi öğretmen, gececi Mümin amcayı denetledikten sonra nöbet odasına geçti.Koltuğa uzandı. Cep radyosunu kulağına dayadı. Keşke o denli hızlı vurmasaydım. ”diye düşündü.

Konuşma uyarılarına uymakta geç kalınca çocuğa okkalı bir tokat patlatmıştı.

Masaya çarpmasaydı burnu kanamayacaktı. Dedi. Bu düşünce onu biraz rahatlatır gibi oldu. Suçunun bir bölümünü masaya yüklemişti ya. Yine de, onlarca kez pişmanlık duymuş olsa da, bu kez yine sinirlerine direnememesine kızdı.

Fiziksel ceza kesinlikle yok.” demişti yuva müdürü, göreve başladığı ilk gün...

Müdürün sözleri yüzlerce kez çınladı kulağında. Vicdanını hiçbir şey rahatlatmıyordu.

Gözyaşları, burnundan süzülen kana karışmış çocuğun yüzü yapıştı belleğine.

Sen çok kötü bir insansın! Diye azarladı onu, içindeki iyi ben. Düşünceleri, önceki gece evde yaşadıklarına aktı gitti hızla. Neden sürekli mutsuzum?”

Yine kavga etmişlerdi, karışıyla.

Tam da sevişmelerinin ortasında.

Yere düşüp kırılmıştı tüm arzuları değerli bir vazo gibi... Gözlerini yumdu, Nedim öğretmen, radyoda Zeki Müren söylüyordu. Bir tebessümün bin vuslata değer.”

Altmış sekiz Bekir, giysileriyle hatta ayakkabılarıyla girdiği yatağında doğruldu.

Koca taş yapının sessizliğini dinledi. Yataklardaki soluk alış verişleri yayılıyordu geceye. İmgelerini düşlerine taşıyan çocukların bildik sayıklamalarını duydu.

Her gece çiş yapan çocuklar, çoktan ıslatmışlardı altlarını. Ilık ılıktı şimdi apış araları.

Yorganın altında terlemeye başlamıştı Bekir, Altmış sekiz Bekir. Kendi yerine yastığını yatırdı boylu boyunca yatağa. Üzerini yorganla, ustaca örttü.

Yorganı kaldırmadan, yatağın boş olduğunu anlamak olanaksızdı.

Sessizce birinci kata indi. Gececi Mümin amca tütün tabakasından sardığı sigarasını dumanlıyordu. Yorgun ve uykuluydu. Gündüz uyuması gerekirken uyumamış, Irmak boyundaki bahçesini çapalamıştı. Gözleri ve kulakları artık iyice yorulmuştu. Bekir’i ne gördü, ne de duydu. Dersliğin arka bahçeye bakan penceresinden atladı Bekir. Bulgar Mektebi” diyorlardı, çevresindeki bahçeli evleri gölgesiyle bir dev gibi kucaklayan bu yapıya. Bir zamanlar, Bulgarların okul olarak kullandığı beş katlı yapının, en üst katı yıkılmış, dört katı onarılarak Çocuk Esirgeme Kurumuna yurt yapılmıştı.

Yorumlar (0)

SON EKLENENLER
ÇOK OKUNANLAR
DAHA ÇOK Fikir Yazıları
Kırmızı Rugan Ayakkabılar

Fikir Yazıları25 Eylül 2026 20:04

Kırmızı Rugan Ayakkabılar

KÜRESEL BARIŞTAN İÇSEL BARIŞA: AYNADAKİ KENDİMİZLE YÜZLEŞMEK

Fikir Yazıları24 Eylül 2026 12:32

KÜRESEL BARIŞTAN İÇSEL BARIŞA: AYNADAKİ KENDİMİZLE YÜZLEŞMEK

KORKU KAYNAKLARI

Fikir Yazıları19 Eylül 2026 23:54

KORKU KAYNAKLARI

ÖLÜM KAVRAMININ AKLIMDAKİ İZİ

Fikir Yazıları17 Eylül 2026 10:26

ÖLÜM KAVRAMININ AKLIMDAKİ İZİ

Tuzlu Kahve

Fikir Yazıları12 Eylül 2026 22:29

Tuzlu Kahve

YENİDEN KEŞİF

Fikir Yazıları04 Eylül 2026 08:27

YENİDEN KEŞİF

DİJİTAL ÇAĞDA GEÇMİŞİN GELECEK ÜZERİNDEKİ TAHAKKÜMÜ: JEAN VALJEAN’DAN UNUTULMA HAKKINA ANALOJİK BİR OKUMA

Fikir Yazıları03 Eylül 2026 22:26

DİJİTAL ÇAĞDA GEÇMİŞİN GELECEK ÜZERİNDEKİ TAHAKKÜMÜ: JEAN VALJEAN’DAN UNUTULMA HAKKINA ANALOJİK BİR OKUMA

BEYNİMİZİ YORAN ŞEY HAYAT DEĞİL, YAŞAMA BİÇİMİMİZ

Fikir Yazıları02 Eylül 2026 16:47

BEYNİMİZİ YORAN ŞEY HAYAT DEĞİL, YAŞAMA BİÇİMİMİZ

BU AÇIDAN 30 AĞUSTOS

Fikir Yazıları30 Ağustos 2026 17:41

BU AÇIDAN 30 AĞUSTOS

Tarihin Eşiğinde Bir Kararlılık: 30 Ağustos’a Yeniden Bakmak

Fikir Yazıları30 Ağustos 2026 12:22

Tarihin Eşiğinde Bir Kararlılık: 30 Ağustos’a Yeniden Bakmak