Anasayfa Künye Danışman ve Editörler Son Dakika Arşiv FacebookTwitter
Nirvana Sosyal Bilimler Sitesi Güncel Eleştirel Sosyal Bilimler Platformu

HOMEROS VE İLYADA/İLİAS DESTANI (1)

Prof. Dr. H. Haluk Erdem

Kategori: Felsefe-Mantık - Tarih: 09 Ekim 2026 21:01 - Okunma sayısı: 288

HOMEROS VE İLYADA/İLİAS DESTANI (1)

HOMEROS VE İLYADA/İLİAS DESTANI (1)

.

İlyada ve Odysseia’da bahsi geçmeyen ve günümüze kadar ulaşamamış bir destan vardır: Kypria Destanı. Yani Kıbrıs Destanı. Troya Savaşının kökenlerini bulduğumuz bir destandır. Altın elma hikayesi bu destanda anlatılır. Bu bölüm Homeros’un İlyada /İlias kitabında anlatılmaz. Altın elma sayısız sanat eserine konu olmuştur. Başta resim olmak üzere neredeyse tüm sanat türleri bu hikâyeyi anlatmakta yarışırlar. Proklos’tan öğrendiğimiz kadarıyla Kypria Destanı Troya Savaşının en birincil çıkış noktasını konu alıyordu. Hikâyeye bir bakalım:

.

Olympos’ta gerçekleştirilmesine karar verilmesine karşın Zeus tarafından Pelion Dağında düzenlenen bir düğün gerçekleşmektedir. Olympos tanrıların dağıdır. Kalıcı olarak on iki tanrının yaşadığı dağdır burası. Bazen bu sayı on dört olur. Zeus, tanrıça Thetis’in düğününü organize etmiştir. Tüm tanrıçalar gibi Thetis de ölümsüzdür. Aslında Zeus da Poseidon da tanrıçaya gönül vermişler, ama bir kehanete göre, onun doğuracağı oğlun babasından daha güçlü olacağını öğrendikten sonra bu deniz kızından el çekmişler ve onu bir ölümlüyle evlendirmeye karar vermişler. Koca olarak seçtikleri Peleus’a varmamak için Thetis deniz kızlarına özgü niteliğini kullanarak kılıktan kılığa girmiş ama sonunda ona varmaya razı olmuş. Demek ki bu evlilik Thetis’in kendi kararıyla değil, Zeus’un zorlamasıyla olmuş. Çünkü bir ölümsüzün bir ölümlüyle evlenmesi çok da yaygın olmayan bir durumdur.

.

Peleus kimdir? Phthia kralı. Zengin ama ne de olsa ölümlü. Hükmettiği halka Myrmidonlar deniliyor. Karınca insanlar, karınca yuvası anlamına geliyor. İşte ölümlü Peleus’un oğlu, kehanete göre babasından güçlü olacaktır. Zeus ve Poseidon, kendisinden güçlü bir çocuğun olmasını istemediklerinden Thetis’le ilişkisini keserler.

.

Peki kehanet doğru çıkmış mıdır? Evet. Thetis ve Peleus’un oğlu Akhilleus (Aşil) babasından çok çok güçlü bir oğuldur. Thetis’in gönlünü hoş etmek için Peleus’a bazı ilahi güçler katan hediyeler verilir. Peleus’un ok ya da kargı-mızrak işlemez teçhizatı ve ölümsüz atları bu nedenle kendisine, bizzat düğününe gelen tanrı Hephaistos tarafından hediye edilmiştir.

.

Düğünü organize eden baş Tanrı Zeus davetiyeleri herkese göndermiş; ancak birini davet etmemiştir: Anlaşmazlık, Çatışma Tanrıçası Eris. Oldukça kızmış ve incinmiş olan Eris, kendi kendini düğüne davet eder. Bu nikâh törenine nifak tohumları serpmeye de çok kararlıdır. Eris ne yapar? Gençlerin düğünün tadını çıkarmak ve güzel bir ziyafet çekmek için toplandığı masanın üzerine göz kamaştırıcı güzellikte bir altın elma atar. Elmanın üzerinde kalliste (en güzele) yazmaktadır. Bu elma, Hesperidler’in sihirli bahçesinden alınmıştır. Hesperidler, geceyle gündüzün sınırlarında oturan ince sesli perilerdir. Görevleri, altın elmanın yetiştiği bahçeye bekçilik yapmaktır. Bir zamanlar Gaia’nın (yer toprak) Hera’ya Zeus la evlenirken düğün hediyesi olarak verdiği bu elmalar dikilmiş bekçi olarak da Hesperidlerden başka bir de ejder koymuşlardır.

.

Eris’in masaya attığı bu elma, öylesine muhteşemdir ki güzelliğiyle göz kamaştıran bir mücevher gibi parlar. Masanın üzerinde duran elmanın içinde bir ışık parlıyor gibidir ve bu sayede yüzeyde beliren yazıyı herkes görür: Kalliste: En güzele!! Birdenbire tüm kadınlar, ‘benim için bu! En güzel benim!’ çığlıklarıyla haykırarak elmayı elde eden kişi olmak için birbirleriyle yarışmaya, adete kavgaya tutuşurlar. Eris, görevini yapmıştır. Nifak kazanmış ve anlaşmazlık doğmuştur. Kavganın sonunda birbiriyle çekişen üç kadın kalır. Üç tanrıça, üçü de Zeus’un kalbinde en büyük yere sahip olanlardır.

.

Her şeyden önce karısı Here vardır. En sevdiği kızı Athena (Latince adı Minerva) ve teyzesi Afrodit var. Afros, köpük demektir. Köpüğün kızı, güzellik ve aşk tanrıçasıdır. Üçü de en güzellerinin hangisi olduğunu seçip elmayı hak eden kişiye karar vermesi ve bu sorunun kökten çözülmesi için baş Tanrı Zeus’a dönerler. Ölümsüz de olsa sevdikleri arasında bir seçim yapıp başına bela almak istemeyen Zeus sadık habercisi Hermes’i yanına çağırır. Ona üç tanrıçayı yakınlardaki bir diğer dağ olan İda’ya (bugün Kaz Dağları) götürmesini ve orada bu kararı kendi yerine vermesi için saf ve masum birini bulmasını emreder. O da bir çoban bulur.

.

Here kendini seçerse ona bir krallık vereceğini söyler. Athena, tüm savaşları kazanmasını sağlayacaktır. Afrodit ise, çobanın kendisini seçmesi halinde dünyanın en güzel kadınına aşık edeceğini söyler. Çoban da malum üzere, Afrodit’i seçer. Troya Savaşında Afrodit’in Troyalıların yanında, Here ve Athena’nın Troyanın karşısında yer almasının nedeni de buraya dayanmaktadır. Çoban kimdir? Gerçek adı Paris’tir. Paris Troya kralı Priamos’un oğullarından birisidir. Hektor’un ve Kassandra’nın erkek kardeşleridir. Kehanete göre yeni doğacak bir çocuğun kentin sonunu getireceği bilgisiyle, Paris ormana bırakılmış ve çoban olmuştur. Afrodit’in dünyanın en güzeli olarak söz ettiği kadın kimdir? Sparta kralı Meneleos’un karısı Helene’dir. Sparta savaşçılar kentidir. Spartoi, ekilmişler demektir. Bir efsaneye göre, korkunç bir ejderhanın dişlerinden ekildikleri ve topraktan silahlı bir halde çıkıp doğdukları andan itibaren savaşa ve vahşete adandıkları söylenir. Helene’nin babası, ölümlü Tyndareos’tur. Başına iş açacağından baba kızını evlendirmek ister. Bir söylentiye göre 29 başka bir söylentiye göre de 99 taliplisi gelmiştir. Yalnızca Akhilleus daha evlenecek çağda olmadığı için talipler arasında değilmiş. Baba durum karşısında şaşırır ve Odysseus’tan bir tavsiye alır: ‘‘Helene, kocasını kendi seçsin ve seçmeden önce bütün talipler Helene’in seçeceği adamı korumak için ant içsinler’’. Helene de Meneleos’u seçmiş. Odysseus da Penelope’yle evlenmiş.

.

Paris Troya’dan konuk olarak Meneleos’un sarayına gelir. Onun Girit’e gittiği sırada Paris Helene’yi kaçırır. Arkasında Afrodit vardır. Helene’nin kocası, Menelaos’tur. Menelaos’la Helene dokuz yıl kadar rahat ve mutlu yaşarlar. Kızları olur. Menelaos sarayında ağırlar Paris’i. Konukluk gösterir. Paris, konukluk kurallarının hepsini çiğneyerek Helene’yi kaçırır. Acı haberi alıp Sparta’ya dönünce Menelaos ilk önce ağabeyi Agamemnon’u, Odysseus’u, Nestor’u, Akhilleus’u ve diğer kralları kendisine yardım için çağırır. Helene’nin yeminli bütün taliplerini toplamak ve Troya seferine hazırlamak kolay olmaz. Uzun süreceği kehanet edilmiş bu savaştan Odysseus ve Akhilleus kaçmak ister. Aslında talipler arasında olmamışlardır. Odysseus deli taklidi yapar, tarlaya tuz eker, küçük çocuğu Telemakhos’u çektiği hayvanların önüne atar; ama Palamedes bu oyunu açığa çıkarır. Odysseus, Palamedes’e karşı korkunç bir öç almayla sonuçlanacak olan bir olayla Palamedes’in ölümüne sebep olacaktır. Akhilleus kadın kılığına girer. O da silahlara olan düşkünlüğü sonucu Odysseus onun dalaveresini ortaya çıkaracak yakayı ele verir.

.

Kaynakça

Azra Erhat, Mitoloji Sözlüğü, Remzi Kitabevi, İstanbul, 2019.

Luc Ferry, Gençler için Yunan Mitolojisi, (Çev: Murat Erşen), Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, 2022.

Luc Ferry, Mitoloji ve Felsefe, (Çev: Pınar Çatalpınar), Alfa Yayınları, İstanbul, 2025.

Yorumlar (0)
EN SON EKLENENLER
BU AY ÇOK OKUNANLAR
Diğer Felsefe-Mantık Yazıları