Anasayfa Künye Danışman ve Editörler Son Dakika Arşiv FacebookTwitter
Nirvana Sosyal Bilimler Sitesi Güncel Eleştirel Sosyal Bilimler Platformu

TC İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük Ders Kitaplarında Yöntem Sorunu

Tarihçi Yazar Mustafa SOLAK yazdı

Kategori: Eğitim Bilimleri - Tarih: 16 Eylül 2020 18:43 - Okunma sayısı: 878

TC İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük Ders Kitaplarında Yöntem Sorunu

TC İnkılap Tarihi Ve Atatürkçülük Ders Kitaplarında Yöntem Sorunu

2017 yılında değişen müfredatla birlikte 8. ve 12. sınıflarda okutulan ”TC İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük” ders kitapları, adıyla bağdaşmaktan uzaklaştırılmıştır. Yöntemsel olarak devrim, Atatürkçülükle ilgili kavramların verilmesi gerekirken, bunlar yeni müfredat ve kitaplarda yoktur.
8. sınıf ders kitabının “Atatürkçülük ve Çağdaş Türkiye” ünitesinde Atatürk ilkelerinin “kavramsal düzeyde” ele alınacağından bahsedilmektedir. Nitekim kitaplara baktığımızda Atatürk ilkeleri verilen yer, 2/3-4/5 oranında azaltılarak birkaç sayfayla yetinilmiştir. İlkelerin tanımı yer almış ama kavramsal olarak neyi ifade ettikleri üzerinde durulmamıştır. Ezber bilgiyle geçiştirilmiştir.

Atatürkçülük çıkarıldı

8. sınıf TC İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersi öğretim programından çıkarılan Atatürk ile ilgili önemli hususlar şöyledir:


1) 2017 yılının Ocak ayında yayınlanan müfredat taslağının 8. ve 14. maddelerinde yer verilen “Atatürkçü Düşünce Sistemi” ifadesi Temmuz ayında çıkarılmıştır. 8. maddede “Atatürk’ün dünya görüşünü ve düşüncelerini benimseyerek Atatürkçü düşünce sisteminin bir savunucusu olur”, 14. maddede ise “günümüzün ve geleceğin sorunlarına Atatürkçü bir yaklaşımla çözümler getirebilecek tutum, davranış ve beceriler kazanır” cümleleri yazılıydı.


2) Taslaktaki “Atatürkçülüğün amaç ve nitelikleri konusunda çıkarımlarda bulunur” kazanımı ve bu kazanımla ilgili şu cümle çıkarılmıştır:


“Türk milletinin bugün ve gelecekte tam bağımsız olarak şerefli, haysiyetli, huzur ve refah içinde aşaması, devlet yönetiminde millet egemenliği, aklın ve bilimin rehberliğinde millî kültürümüzü çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkarmak esas ve amaçları doğrultusunda gerçekçi fikirlere dayanması, inkılapçılık ilkesi doğrultusunda sürekli daha ileriye ve iyiye yönelmeyi amaçladığı vurgulanır.”


“Atatürk ilke ve inkılaplarına sahip çıkma ve sürekliliğini sağlama konusunda sorumluluk alır” ifadesi de çıkarıldı. Yeni müfredatta “Atatürk ilke ve inkılaplarına sahip çıkma” vurgusunun yerini “Cumhuriyet’in sürekliliği sağlama” ve “Cumhuriyet’e sahip çıkma” aldı. Böylece gençliğin Atatürk ilke ve devrimlerinin savunucusu olup olmayacakları üzerinde soru işareti oluşturmuşlardır.


“Atatürkçülük ve Türk İnkılabı” ünitesinde “Atatürkçü düşünce sistemi” ifadesi geçmekle beraber tanımı, özellikleri verilmemiştir. Aynı durum “Atatürkçülük” için de geçerlidir. Anlaşılıyor ki MEB sadece Atatürk’ü anlatmak istiyor ama Atatürkçülük’ün tanımını yapmıyor. Böylece anlattığı şeylerin Atatürkçülük ile ilgili olup olmadığını öğrencilere doğrudan vermek ve kendisini bu tanımla bağlamak istemiyor.


8. sınıf T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersinden kaldırılan “Atatürkçülük” ünitesindeki Atatürkçü düşünce, Atatürk ilkeleri, Atatürk ilke ve inkılaplarını oluşturan esaslar, mazlum milletlerin gözüyle Mustafa Kemal Atatürk konularında Atatürk ilkeleri anlatılıyordu. Öyle ki Atatürk ilkelerine 17 sayfa yer verilmişti. Yeni programda ise “Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Devletçilik, Laiklik ve İnkılapçılık ilkeleri kavramsal düzeyde ele alınır” diyerek birkaç cümle ile yetinilerek ortaya konmuştur.


Ders, Atatürk’ün hayatı, Kurtuluş Savaşı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasından sonra ekonomik, toplumsal, hukuksal, kültürel, vb alanlarda yapılanların anlatıldığı ezberci bir derse dönüştürülmüştür.

Çarpık demokratikleşme anlayışı

Ortaokul T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersi öğretim programında “Atatürkçülük ve Çağdaşlaşan Türkiye” ünitesinden sonra “Demokratikleşme Çabaları” ünitesi yer alıyor. “Türkiye çağdaşlaşırken demokratlaşmıyor” diye düşündükleri için mi bazı uygulamaları “demokratikleşme” olarak görüyorlar, belli değil. MEB çağdaşlaşma ile demokratlaşmayı birbirinden kopuk anlıyor. “Atatürk Dönemi’ndeki demokratikleşme yolunda atılan adımlar” olarak Cumhuriyet Halk Fırkası (Partisi), Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ve Serbest Cumhuriyet Fırkası örnek verilmiştir. Sanki bu partiler kurulana kadar demokrasi yok. MEB, demokrasiyi çarpık kavrıyor, sandığa, seçime hapsediyor. Tamamen şekilci, öze inmeyen bir yaklaşım.


Bazı tarihçilerimiz de MEB gibi ülken tarihsel durumunu, sosyolojik yapısını göz önünde bulundurmuyorlar. Saltanat ve hilafet kaldırılmış, toplum tebaa olmaktan vatandaşlığa yeni geçmiş, hala hilafet ve padişah özlemcileri, tarikatlar, cemaatlar toplumu etkiliyor ama bizim tarihçilerimiz ve MEB açısından bunlar değil de yeni partilerin olması “demokratikleşme” olarak görülüyor.


Dahası demokrasi; bağımsızlığın sağlanması, padişah, ağa, şeyh egemenliğine karşı Cumhuriyet’in kurularak egemenliğin halka geçmesidir. Kaldı ki demokrasi seçimler, siyasi partilerden ibaret değildir. Demokrasi şekle değil öze ilişkindir. Demokrasi, devletin bağımsızlığı, kadın-erkek eşitliği, hukuksal eşitlik, insanın yaşamın ağa, şeyh, tek adam bürokrasisinden özgürleşmesidir. Bunlar olmadıktan sonra partilerin olması demokrasi anlamına gelmez. Onun için partilerin varlığına, seçimlere endeksli demokrasi anlayışını doğru bulmuyoruz. Atatürk’ün şu ifadesinde demokrasi tanımını bulabiliriz:


“Türkiye Cumhuriyeti, şeyhler, dervişler ve müritler, mensuplar memleketi olamaz.”
12. sınıfa öğretilmeye başlanan TC İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük ders kitabında “sadeleştirme” söylemi altında Atatürk’e, devrimin pratiğine önceki ders kitabından daha az yer verilmiştir. Dahası padişahın, Şeyh Sait halifelik yanlısı kişi ve kesimlerin teslimiyetçi, emperyalizm işbirlikçisi rollerinin gizlenmiştir. Bu yönüyle Atatürk’ün önemi azaltılmaya çalışılmış ve Cumhuriyet devrimiyle hesaplaşmak isteyenlere cesaret verilmiştir.

Devrimin, ihtilalin tanımı çıkarıldı

Ders kitaplarında Atatürkçülük gibi devrimin (inkılabın), ihtilalin tanımı, birbirinden farkları da kaldırılmıştır. Oysaki Afet İnan, Atatürk’ün, 4 Haziran 1933’te devrimi şöyle tanımladığını belirtmiştir:
“İnkılap, mevcut müesseseleri zorla değiştirmek demektir.


İnkılap Türk milletini son asırlarda geri bırakmış olan müesseseleri yıkarak yerlerine, milletin en yüksek medeni icaplara göre ilerlemesini temin edecek yeni müesseseleri koymuş olmaktır.”


Prof. Dr. Bekir Sıtkı Baykal bu hususta şunları açıklıyor:


"Türk İnkılabı nedir? Bu sorunun yanıtını Atatürk'ün kendi ağzından dinleyelim:
'Türk İnkılabı kelimenin ilk anda hatırlattığı ihtilal anlamından başka, ondan daha geniş bir değişmeyi ifade etmektedir. Bugünkü devletimizin şekli, asırlardan beri gelen eski şekilleri bertaraf eden en mükemmel tarz olmuştur.


Şu halde Türk İnkılabı, yalnız mevcudu yıkan bir eylem değildir. Bunun ötesinde çok daha geniş boyutlarda bir değişim ve dönüşümdür. Ve bu dönüşümün de meyvesi Türkiye Cumhuriyeti'dir...
Türk milletini son yüzyıllarda geri bırakmış olan müesseseleri yıkarak yerlerine milletin en yüksek medeni icaplara göre ilerlemesini sağlayacak yeni müesseseler koymuş olmaktır.”


Padişah Vahdettin’in, emperyalistler işbirliği ortadan kaldırılmış, hatta “Atatürk’ü Samsun’a vatanı kurtarması için yolladı” algısı yaratan ifadeler kullanılmıştır.

Sonuç olarak ”TC İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük” ders kitapları, devrim tarihimizi Atatürkçülük’ü, Atatürk ilkelerini, bu ilkelerin milletin ihtiyacından ortaya çıktığını yansıtmaktan uzak bir yöntemle yazılmıştır. Dahası “padişah ile Atatürk arasında işbirliği vardı” algısına neden olunmuştur. Padişah ve halifelik yanlısı Şeyh Sait’in başlattığı isyanının konu başlığı olmaktan çıkarılması, dini yönü bulunan bu insanın önemsendiğini gösterir.

Görülüyor ki millet egemenliğine, laik devlete dayanan tarih anlatımı yerine Türk milleti, vatandaşlık kavramlarının bulanıklaştırıldığı tarih yazımıyla karşı karşıyayız.
Şu haliyle kitaplar, tarihin, Atatürk’ün bazı söz ve eylemlerinin kuru anlatımından öteye geçmemektedir.

Tarihçi
Mustafa SOLAK

1 T.C. İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük Dersi Öğretim Programı Taslağı (Ortaokul 8. Sınıf), s.12.
2 Ortaokul T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük Dersi Öğretim Programı, s.3-4.
3 Ortaokul T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük Dersi Taslak Öğretim Programı, s.13.
4 Aynı yer.
5 Çiğdem Ataş, İlköğretim Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük Dersi Kitabı 8. Sınıf, Top Yayıncılık, Ankara, 2017, s.141-175.
6 Ortaokul T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük Dersi Öğretim Programı, s.15.
7 Ortaokul T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük Dersi Öğretim Programı, s.16.
8 Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri I-III, C.2, 4. Baskı, Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları, Ankara, 1989, s. 215.
9 Prof. Dr. Âfetinan, “Atatürk ve Demokrasi”, Belleten, Ocak 1959, C.XXIII, S. 89, s.2, 8; Afet İnan, Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler, Yeni Baskıyı Hazırlayan: Arı İnan, 8. Baskı, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, 2009, s.354; Atatürk'ün Bütün Eserleri, C.26, s.181.
10 Bekir Sıtkı Baykal, “Atatürk ve İnkılap”, Belleten, C.47, Ekim 1983, S.188, s.895-896’dan aktaran Atatürk'ün Bütün Eserleri, C.26, s.182.

Yorumlar (0)
EN SON EKLENENLER
Sinema - 04 Nisan 2021 15:14

COCO

BU AY ÇOK OKUNANLAR
Diğer Eğitim Bilimleri Yazıları