Anasayfa Künye Danışman ve Editörler Son Dakika Arşiv FacebookTwitter
Nirvana Sosyal Bilimler Sitesi Güncel Eleştirel Sosyal Bilimler Platformu

Eğitimin Yan Etkilerinin Farkında Mıyız?

Prof. Dr. Fersun PAYKOÇ

Kategori: Eğitim Bilimleri - Tarih: 01 Mart 2020 20:50 - Okunma sayısı: 575

Eğitimin Yan Etkilerinin Farkında Mıyız?

Toplum olarak eğitim konusuna çok ilgiliyiz. Yazarlar, gazeteciler, araştırmacılar, bilim insanları ve eğitimciler sürekli eğitim ile ilgili görüşlerini yazıyorlar ve tartışıyorlar. En çok  ve birbirinin yerine geçecek şekilde kullanılan kavramlar, eğitim, öğretim, aktarma, ders verme/yapma, öğretme ve öğrenim... Kavramlar belli bir alanın temel öğeleridir ve anlamlarının doğru bilinmesi, uygun yerde kullanılması ve paylaşılması gerekir.  Örnek olarak eğitim ile ilgili yazanların çok kullandığı “öğrenim”  TDK Sözlüğü’ne göre “ Herhangi bir meslek, sanat veya iş için gerekli bilgi, beceri ve alışkanlıkların elde edilmesi amacıyla yapılan çalışma, tahsil” anlamına gelmektedir. Belli bir kurumda öğrenim bitebilir, ancak öğrenme yaşamımız boyunca devam eder. Eğitim alanında ve program geliştirmede öğrenme kavramını kullanıyoruz. Öğrenme kavramında bütünlük, süreklilik, sürdürülebilirlik çerçevesinde bireysel ve sosyal boyutlar vurgulanmaktadır.

Birey ve toplum açısından öncelikli olan anlamlı ve aktif öğrenmedir. Bu yazıda eğitim sürecinde öğrenme kavramı tartışılacak, öğrenme olabilmesi için ne yapmalıyız? sorusu ile birlikte programlarda amaçlanan özelliklerin yanısıra ve bize rağmen neler öğreniliyor? sorusu da irdelenecektir. Diğer bir deyişle, eğitimin, öğrenme ortamlarının yan etkileri ne oluyor ve bu etkilerle kalıcı öğrenmeler nasıl oluyor ve biz eğitimciler, öğretmenler bunun farkında mıyız? soruları üzerinde düşüneceğiz.

Anlamlı ve aktif öğrenme olması için öğrenenin gözlem ve uygulama yapması, kendini sorgulaması, yaptıkları üzerine düşünmesi, duygu ve düşüncelerini ifade etmesi, bunları başkaları ile paylaşması yararlı olmaktadır. Kalıcı öğrenmeler örgün eğitim programlarının yanısıra, hatta bazen onlardan daha etkili olarak örtük programda gerçekleşmektedir. Bu programda ortamdan ve modelden güçlü olarak  öğrenme söz konusudur.  Ortam fiziksel, sosyal ve sembolik/bilişsel özellikleri ile  öğreneni etkilemektedir. Toplum içindeki farklı ortamlarda,  aile ortamında ve okullarda, binaların mimari özellikleri,  çevre, kullanılan teknolojiler, okul ve sınıf ortamı,  sınıf ve okul içi düzenlemeler, mekanın   kullanımı, sergilenenler, farklı türde öğretim materyallerinin tasarımı,  eşyalar, ortamdaki insanlar, ilişkileri, değerleri, beklentileri ve yarattıkları  sosyal yapılar, düzenlemeler, öğretmenlerin ve okul personelinin farkındalığı ve iletişimi, okuldaki etiketler, panolar , tanıtımlar, vurgulanan bilgiler, görüşler, bakış açıları, yaşanan sorunlar,  algıları ve davranışları nasıl biçimlendiriyor ve farkında olarak ve olmadan neler öğreniliyor?

Eğitim ortamındaki sembolik ya da bilişsel özellikler, öğrencinin okul ortamında kendi kendine, diğer öğrencilerden ve öğretmenlerinden çeşitli yollarla edindiği bilgiler onu nasıl etkiliyor?

Eğitim ortamındaki yaşam, gerçek yaşantılar, kurallar , uygulamalar, kullanılan çeşitli kaynaklar aracılığıyla öğrenene/öğrenciye dolaylı olarak  hangi “öğretici” mesajlar veriliyor ve neler öğretiliyor?

Öğrenme ortamı belli becerilerin, tutum ve değerlerin gelişmesinde dolaylı olarak da rol oynar. Çevrenize bu gözle bakıyor musunuz?

Özellikle teknolojik gelişmelerle ortaya çıkan araçlarla ve cep telefonu ile kullanılan oyunlar vb. aracılığı ile hangi beceri, değer ve algıları geliştirdiğimizi biliyor muyuz?

Bu soruların hepsi araştırma gerektiren öncelikli problemlere işaret etmektedir. Örtük programda bu çerçeve içinde sınıf-okul-ev devamlılığı ve tutarlılığı etkili olmaktadır.

İnsan yetiştirmede bilgiye ulaşma, kullanma ve paylaşmada, bireyin öncelikle kültürel , sanatsal, bedensel , duyuşsal ve sosyal  yönden gelişmesi günümüzde karşılaştığımız problemlerle başa çıkmada yardımcı olmaktadır.   Bugün  dünyada, toplumda ve doğada insanlar için gerekli olan kendini, farklılıklarını tanıma, sorumluluk alma, kendine saygı, yaşamını kontrol etme, kendini geliştirme, problem çözme, eleştirel düşünme, bir gruba ait olma, güven duyma, insanlara değer verme, dostluk, sosyal sorumluluk, işbirliği, insan ilişkileri, katkı ve hizmet, yardımseverlik, hayatta kalma  gibi temel özellikleri nasıl geliştiriyoruz?

Yaşamımız için çok gerekli olan duyuşsal  ve sosyal özelliklerin gelişmesi  programlara amaçlar olarak yazmakla, hatta …değerler verilecek demekle gelişmiyor.  Bu amaçlar için duyarlı ve açık olmaya, sorumluluk almaya ve kontrolü paylaşmaya, katılım ve gönüllülüğe, bireysel ve grupla karar vermeye, birlikte çalışmaya ve paylaşmaya uygulamada ağırlık vermekle ve örtük programın farkında olmakla gelişmeye başlıyor. Hem kendimizi , hem de öğrencilerimizi “Benim davranışlarım başkasını nasıl etkiler? sorusunu sürekli sormaya alıştırmamızda yarar var.

Okullarda  örtük program açısından amaçlananın dışında özellikler kazandıran çok örnekle karşılaşıyoruz. İyi niyetle yapılan projelerde ya da uygulamalarda bile dolaylı olarak neler geliştirdiğimiz ve hangi değerleri, algıları ve tutumları ortaya çıkardığımız gözden kaçabiliyor.  Yakın zamanda medyada yer alan bir projede ‘Seçilmişler/Süperler Sınıfı’na alınan ve özel eğitim gören öğrencilerin klasik sınıf düzeninde, birbirleriyle  etkileşim olanağı olmadan arka arkaya oturmaları ve alanında  uzman olan seçkin hocalar tarafından tek yönlü ders verilmesinin gösterilmesi, belli bir ölçüte ya da araca göre seçkinler ya da belli bir yönden  yetenekli  ve farklı olanlar için ayrı öğrenme ortamlarının hazırlanması... “başarılı” olarak görülen öğretmenlerin sınıflarında klasik düzen içinde ayakta ders anlatımı yapmaları, hatta tüm öğrenciler öğretmeni görsün diye tabanı belli bir eğimle  anfiye dönüştüren öğretmenden övgüyle bahsedilmesi... ders dinleyerek ve not tutarak para kazanan öğrencilerin tanıtılması...başarı, yetenek ve zeka kavramlarının dar anlamda algılanması, her problem ile ilgili bir eksikliğimizi o eksikliği öğretecek ayrı bir ders ( düşünme eğitimi dersi gibi) düşünerek çözme çabası, hala okullarda klasik sıralı ve her öğrencinin öğretmeni gördüğü ve dinlediği sınıf ortamının devam etmesi, teknolojinin cazibesi ile oyunlar ve sosyal medya aracılığıyla amaçlanan ile ters düşen özelliklerin gelişmesi,  eğitim alanında sözel ve yazılı olarak  aktarma, eğitim verme , değerleri verme gibi ifadelerde tek yönlü ve öğretmenin başrolde olduğu eğitimin vurgulanması ...

Acaba tüm düzeylerde yaygın olan  bu ortamlarda  insanlar için çok ciddi ihtiyaçlar olarak amaçlanan sosyal ve duyuşsal özellikleri örtük programın farkında olarak nasıl geliştirebiliriz? Bu soruyu cevaplamak hepimizin sorumluluğudur.

 

Yorumlar (0)
EN SON EKLENENLER
BU AY ÇOK OKUNANLAR
Diğer Eğitim Bilimleri Yazıları