Anasayfa | Künye | Danışman ve Editörler | Son Dakika | Arşiv
Nirvana Sosyal Bilimler Sitesi

OKUL MÜDÜRLERİNE ÖNERİLER-II

Bir önceki yazımızda, okullarımızın amaçlarına ulaşmalarında anahtar bir rol oynayan yöneticilerimizin dikkat etmeleri gereken noktalara işaret edilerek bazı öneriler sunulmuştu. Bu yazıda önerilere devam edilmektedir. Okul müdürlerine yapılan bu öneriler

Kategori: Fikir Yazıları - Tarih: 30 Ekim 2019 19:48 - Okunma sayısı: 169

OKUL MÜDÜRLERİNE ÖNERİLER-II

OKUL MÜDÜRLERİNE ÖNERİLER-II

Prof.Dr. Abdurrahman TANRIÖĞEN

Bir önceki yazımızda, okullarımızın amaçlarına ulaşmalarında anahtar bir rol oynayan yöneticilerimizin dikkat etmeleri gereken noktalara işaret edilerek bazı öneriler sunulmuştu. Bu yazıda önerilere devam edilmektedir. Okul müdürlerine yapılan bu öneriler geçmişte pek çok örgütte uygulanmış ve başarılı olmuştur. Henri Fayol, bu ilkeleri uygulayarak iflasın eşiğinde bulunan Commentery Fourchambault isimli şirketi kurtardığını vurgulamaktadır.

Okul müdürlerine geçen yazıda, “işbölümü”, “yetki-sorumluluk denkliği”, “disiplin”, “yön birliği”, “komuta birliği” ve “kişisel çıkarların örgüt çıkarlarına feda edilmesi” gibi ilkeler önerilmişti. Aşağıdaki ilkelerin belirtilen ilkelerle bir bütünlük halinde uygulanmasının okul etkililiği üzerinde önemli etkilere sahip olacağı düşünülmektedir.

Yeterli ücret politikası: Bilindiği gibi bireylerin örgütlerle işbirliği yapmalarının temelinde, örgütten bir takım beklentilerini karşılama gereksinimi bulunmaktadır. Bireyin örgütteki rollerini ve sorumluluklarını daha etkili olarak oynayabilmesi, söz konusu –ki bunlar sadece maddi değildir- gereksinimlerinin karşılanmasıyla ilişkilidir. Öğretmenlerin ve diğer okul çalışanlarının bireysel gereksinimlerini yetirince karşılayabilmeleri için yeterli miktarda bir ücret almaları gerekir. Ancak kamu okullarında ücretlerin belirlenmesinin okul müdürlerinin iradeleri dışında olması nedeniyle, okul müdürlerinin eğitim çalışanlarının diğer gereksinimlerinin tatmin edici düzeyde karşılanmasına hizmet etmeleri önem kazanmaktadır. Güvenlik, toplumsal, ait olma, saygı, kendini gerçekleştirme gibi gereksinimlerin doyurulmasının da çalışanların örgütsel sorumluluklarını yerine getirmede itici bir güç olacağını söylemek yanlış olmayacaktır.

Merkezileşme: Merkezileşme, bir örgütte alınan kararların hiyerarşideki yerlerini tanımlamak amacıyla kullanılır. Söz gelimi, klasik örgütlerde olduğu gibi, kararların ve planların hiyerarşinin tepesinde alınması durumu, aşırı merkezileşme olarak adlandırılır. Örgütlerin merkezileşme derecesi arttığı oranda demokrasiden uzaklaşmaları kaçınılmazdır. Bir okulda kararların, ilgili ve bilgili öğretmenlerin ve diğer personelin katılımıyla alınması, okul personelinin moralini olumlu olarak etkileyebileceği gibi, kararların benimsenmesinin ve içselleştirilmesinin de üst düzeyde olmasını sağlaması beklenir. Dolayısıyla, okul çalışanlarının okullarına ve yöneticilerine güvenmesi ve okula aidiyetlerin artması daha kolay olacaktır.

Emir Komuta Zinciri: Örgüt hiyerarşisi içindeki tüm düzeyler arasındaki ilişkiler ve otorite çizgisi yanlış anlaşılmaya meydan vermeyecek biçimde açık ve net olmalı ve kesinlikle izlenmelidir. Bu zincir, örgüt içerisinde düzen sağlamanın ve kaosu engellemenin yollarından birisidir. Emir-komuta zincirinin net bir biçimde belirlenmesiyle, kimin kimden emir alacağı, kimin kime rapor vereceği netlik kazanırken, örgüt çalışanlarının birbirlerini atlayarak (bypass yaparak) insan ilişkileri sorunlarına meydan vermesinin de önüne geçilebilir. Aksi takdirde, örgüt içerisinde çatışmaların ortaya çıkmasının zemini oluşturulmuş olur.

Düzen :Düzen başarılı örgütlerin en temel ilkelerinden birisidir. Etkili okullar üzerine yapılan araştırmalarda, „güvenli ve düzenli“ çevrelerin etkili okulların ortak paydası oldukları kanıtlanmıştır. Düzen dendiğinde ilk akla gelen, örgüt içinde her bireyin ya da eşyanın belirli bir yeri olmalıdır. Dolayısıyla her birey ya da eşya, arandığında bulunmasını teminen yerinde bulunmalıdır. Bir okulda her çalışanın ve eşyanın arandığında rahatlıkla bulunabileceği bir düzenin olması, okulun etkililiğinin değişkenlerinden birisidir.

Eşitlik:Etkili olmak isteyen tüm örgütlerin, kendileriyle işbirliği yapmış işgörenlere aynı kibarlık ve adaletle davranılması bir zorunluluktur. Eşitsizliğin bulunduğu ya da çalışanların eşitsizliği algıladığı örgütlerde bireyin motivasyonun ve dolayısıyla örgüte yaptığı katkıların azalması sonucu ortaya çıkar. Böylelikle kişi ile örgüt arasındaki aidiyet duygusu ortadan kalkar. Bu noktada Staycy Adam’ın „eşitlik kuramı“ni düşünmemek olanaksızdır. Adams eşitliği şöyle özetlemektedir: „Eşitlik bir bireyin girdi çıktı oranı ile referans aldığı kişinin girdi çıktı oranı arasında eşitliğin sağlanmasıdır“. Girdiler, bireyin örgüte yaptığı her türlü katkıdır. Bu katkının içerisinde eğitim durumu, tecrübe, örgüte ayırdığı zaman, sahip olduğu beceriler vs. Bulunur. Çıktılar ise, örgütün kendisine sağladığı, maaş, ikramiye, özel oda, araç-gereçler vb. Faydalardır. Eşitsizliği denetleyen bir birey, farkında olmasa bile, kendi girdi-çıktı oranı ile, bir başka arkadaşının girdi-çıktı oranını karşılaştırır. Eğer arada bir eşitsizlik görür ise, kendi çabalarıyla bu eşitsizliği gidermeye çalışır. Bu doğrultuda, yapacağı girişimler şunlardır: (a) kendi çıktılarını artırmak, (b) referans kişisinin çıktılarını azaltmak, (c) referans kişisinin girdilerini artırmak, (d) kendi girdilerini azaltmak, (e) referans kişisini değiştirmek ve (f) örgütten ayrılmak. Bir okul yöneticisinin kendi olanakları çerçevesinde öğretmenler arasındaki girdi-çıktı oranlarını eşitlemisi okulun başarısı ve öğretmenlerin mutluluğu bakımından büyük önem taşımaktadır.

Personelin sürekliliği: İşgörenlerin bir örgütteki sürekliliği örgüt açısından olumludur. Çünkü, işinde uzun süre çalışan bireylerin, işlerinin doğasını daha iyi öğrenme ve kendi işlerinin örgüt içindeki yerini ve önemini daha iyi görebilme olanağı bulunmaktadır.Sık sık personel değiştirmek bir örgütün etkililiği ve verililiği açısından olumsuz görülmektedir. Eğer bir örgüt çalışanı işini iyi yapıyorsa, o örgütte çalışmasına devam etmesi olumludur. Kişi örgüt bütünleşmesinin sağlandığı durumlarda, bireylerin bir başka yere tayin edilmesinin önüne geçilmesi gerekir.

Başlatıcılık: Başlatıcılık, işgörenler kendi fikirlerini daha iyi anlamak ve uygulamak (başarmak) doğrultusunda teşvik edilmesi anlamına gelmektedir. Klasik dönemde bulunmayan bu özellik, daha demokratik örgütlerde önemli görülmektedir. Kişilerin belirli sınırlar içerisinde inisiyatiflerini kullanmaları, onların özgür iradelerini kullanmaları anlamına gelir ki, bu da psikolojik olarak kendilerini güçlü hissetmelerini bir aracıdır. Okul müdürlerinin birlikte çalıştığı öğretmenlerin belirli sınırlar ve kurallar çerçevesinde özgür iradelerini kullanarak,yeni fikirleri denemelerine imkan tanımaları öğretmenlerin saygı ihtiyaçlarının tatmin edilmesine de katkıda bulunabilir ve morallerinin yükselmesine yardımcı olabilir.

Birlik Ruhu Yaratmak:  Birlik ruhu yaratmak bir okulun başarısında önemli bir koşuldur. Öğretmenlerin ve diğer personelin, takım ruhu ve birlik ve beraberlik duygusu sürekli olarak geliştirilmeli ve sürdürülmelidir. Kendilerini takımın bir parçası olarak algılayan okul çalışanlarının, aynı amaç doğrultusunda daha etkili çalışmaları beklenir. Böyle okullarda, sinerji yaratmak daha kolay olacaktır.

Okul yöneticilerine önerilen niteliğinde özetlenen bu ilkelerin, pekçok örgütü etkililiğe ulaştırdığına ilişkin kanıtlar bulunmaktadır. Okul yöneticilerinin etkili okullar elde etme sürecinde yararlı olabilecek bu ilkeler, okulun içinde bulunduğu çevre, okul koşulları, personel nitelikleri, sistemin sınırları ve kuralları gibi etkenler düşünülerek artırması okul yöneticilerinin sorumlulukları arasındadır.

Yorumlar (0)
Diğer Fikir Yazıları İçerikler
EN SON EKLENENLER
BU AY ÇOK OKUNANLAR