Anasayfa | Künye | Danışman ve Editörler | Son Dakika | Arşiv
Nirvana Sosyal Bilimler Sitesi

Sınavsız bir eğitim sistemi mümkün mü?

En Az Sınavın Uygulanabileceği Nasıl Bir Eğitim Sistemi Kurgulanabilir? Eğitimle ilgili kiminle konuşursanız sınavlardan şikâyet ediyor. Peki, sınavsız bir eğitim sistemi mümkün müdür? Ya da en az sınavın uygulanabileceği nasıl bir eğitim sistemi kurgu

Kategori: Fikir Yazıları - Tarih: 02 Ekim 2019 06:53 - Okunma sayısı: 102

Sınavsız bir eğitim sistemi mümkün mü?

Sınavsız bir eğitim sistemi mümkün mü?

 

En Az Sınavın Uygulanabileceği Nasıl Bir Eğitim Sistemi Kurgulanabilir?

Eğitimle ilgili kiminle konuşursanız sınavlardan şikâyet ediyor. Peki, sınavsız bir eğitim sistemi mümkün müdür? Ya da en az sınavın uygulanabileceği nasıl bir eğitim sistemi kurgulanabilir , gerek makro gerek mikro sınavların eğitime olumlu olumsuz etkileri nelerdir, sınavların yaratıcılığa etkileri nelerdir, sınavlar nasıl olmalıdır, sınavların Türkiye ve Dünya örnekleri nasıldır, öyle ya da böyle bir ölçme ve değerlendirme sistemi olacaksa ideal bir ölçme ve değerlendirme sistemi nasıl olmalıdır, eğitimde kademeler arası geçiş nasıl olmalıdır, ürün ve çıktıların değerlendirmesi nasıl olmalıdır?... Sınavlarla ilgili bunlara benzer pek çok soru sorabiliriz. Sınavlarla ilgili kimi öğrencilerin tost ile test arasına sıkıştığını söylemekte kimi sınavın kaçınılmaz olduğunu ama en objektif en az strese koyan ve en az yığılmaya yol açan sınavları savunmaktadır. Ama şu bir gerçek ki milyonlarca öğrencimiz zamanının büyük bir kısmını okullarda, dershanelerde, etüt merkezlerinde ve özel derslerde soru çözerek sınavlara hazırlanarak geçirmektedir.

Ülkemizdeki Merkezi Sınavlar Sıralama ve Eleme Sınavlarıdır

Aslında ülkemizin ölçme ve değerlendirme konusunda ciddi bir birikimi vardır. Sınav yapma, soru hazırlama ve ölçme konusunda azımsanmayacak bir tecrübemiz bulunmaktadır. Ama ülkemizdeki merkezi sınavların eleme ve sıralama sınavı olduğu da bir başka gerçekliktir. Bununla beraber akademik çevrelerden bu konularla ilgili ciddi bir destek gelmezken, mevcut ölçme ve değerlendirme çalışmaları da istatistik kuramlarıyla sınırlı kalmakta ve istatistiksel yöntemlerde amaç haline getirilmektedir. Diğer taraftan ülkemizdeki sınav odaklılık sistemsel tıkanmalara ve önemli sorunlara yol açmaktadır. Bu sınav odaklılık temel eğitimden ortaöğretime geçişte olduğu gibi ortaöğretimden yükseköğretime geçişte de söz konusudur. Bu nedenle öğrenciler ortaöğretimi bir araç olarak görüp geçiş yolu olarak algılamaktadırlar. Mevcut yükseköğretime geçiş sistemimiz ise öğrencinin ortaöğretimdeki başarısına çok az odaklanmaktadır, bunun yerine öğrencinin sınav başarısını ön plana çıkarmaktadır. Başarı sadece sınavlara indirgenemez. Bunun yerine öğrencilerimizin ilgi yetenek ve becerileri ön plana çıkarılarak bir değerlendirme yapılmalıdır. Aşağıda ele alacağımız üzere bu sorun bütün kademeler ve kademeler arası geçişlerde köklü bir değişime gidilerek çözülebilir. Öğrencilerin hangi aşamalardan geçerek eğitim sürecini tamamlayacakları net olarak ortaya konmalıdır.

Kitleselliğin Yerine Bireysellik Ön Plana Çıkarılmalıdır

Kitleselliğin yerine bireysellik ön plana çıkarılarak; eğitim süreçleri, eğitim kademeleri ve kademeler arası geçişler net bir şekilde bütüncül bir bakış açısıyla ele alınmalıdır. Herkese benzer eğitim verme yoluna gidilmemelidir, bu üst başarı seviyesindeki öğrenciyi de orta seviyeye çeker. Nitekim her öğrencinin eğitim kariyer planı ve akademik gelişimi aynı değildir. Merkezi sınavlara bağlılık ve merkezi sınavların önemi zaman içerisinde azaltılmalıdır. Bu yazımızda sınav sistemini ve kademeler arası geçişi ele almaya çalışalım, ürün ve çıktıların ölçme ve değerlendirmesi ise ancak bir başka yazının konusu olabilir.

İlköğretimden Ortaöğretime Geçiş

İlköğretimi tamamlayan öğrenciler yetenek ve eğilimleri doğrultusunda akademik veya mesleki eğitime devam etmelidir. Bu dönemde öğrenciler mesleki eğitim veya akademik eğitim tercihlerini ebeveynleriyle ve rehber öğretmenleriyle yapmalıdır. Ortaöğretime geçiş sistemi bilimsel ve tutarlı bir temele oturtulmalıdır. Peki, akademik ortaöğretim nasıl olmalıdır? Öğrencilerin farklı niteliğe sahip okullar arasında ayrıştırılmasına son verilmelidir. Tabi bunun için öncelikle farklı okul türleri arasındaki kalite uçurumları giderilmelidir ve tüm öğrencilerin temel yeterlilikleri edinmesi sağlanmalıdır. Eğitim programları arasındaki geçişlerde esnek bir hale getirilmelidir. Öğrenciler gereksinim ver tercihleri gözetilerek yönlendirilmelidir. Bütün bunlar bir sistem işidir. Sistemin bütüncül bir şekilde ele alınması gerekmektedir. Bunun için akademik liselerde Merkezi Lise Bitirme Sınavı (MLBS) uygulamaya konmalıdır.

Nasıl Bir Mesleki Ortaöğretim?

Öncelikle mesleki eğitim ilköğretimin dışına çıkarılmalıdır. Ortaokul döneminde öğrenciler meslekler hakkında bilgilendirilmeli ve sınırlı sayıda seçmeli mesleki ders almaları sağlanmalıdır. “Eve en yakın okul, en iyi okuldur.” ilkesinden hareketle taşımalı eğitim asgari düzeye indirilerek, bütün okullar kaliteli bir hale getirilmelidir. İşte tüm bunlardan sonra mesleki eğitim ortaöğretim aşamasında başlatılmalıdır. Yani mesleki eğitim öğrenci temel eğitimi tamamladıktan sonra başlatılmalıdır. Bakın tam bu noktada sınav sistemi kaldırılabilir. Temel eğitimi başarıyla tamamlayan öğrenciler, öğretmenlerinin değerlendirmeleri ve ebeveynlerinin onayıyla meslek liselerine sınavsız alınabilir ama sistemi buna uygun kurgulamanız gerekiyor. Yine meslek liseleri ile meslek yüksek okulları uyumlu bir hale getirilebilirse yani gereken eşgüdüm sağlanabilirse mesleki ortaöğretimden mesleki yükseköğretime geçişte tamamen sınavsız bir hale getirilebilir. Diğer taraftan 2 yıllık meslek yüksekokulu mezunlarının, ayrılan kontenjanlar dahilinde mesleki ve teknik eğitim fakültelerindeki lisans programlarına sınavsız olarak dikey geçiş yapabilmeleri sağlanabilir.

Lisans Programlarına Nasıl Geçiş Yapılabilir?

Ortaöğretim başarı puanı, akademik ortalama ve MLBS sonucu dikkate alınarak belirlenmeli ve üniversiteye yerleştirmede etkisi artırılmalıdır. Üniversitelerin tercihlerinin de etkili olacak bir üniversiteye yerleştirme modeli uygulanmalıdır. Lisans programlarını kazanamayan akademik lise öğrencilerine, meslek yüksek okullarına başvurma hakkı tanınmalıdır. Bütün bunlar için liseler bu alt yapıya uygun bir hale dönüştürülmelidir. 2 yıllık akademik liseler ve meslek liseleri oluşturulabilir. Kesintisiz ve zorunlu temel eğitim (ilköğretim) on yıla çıkartılır. Temel eğitimin 9.ve 10.sınıflarında bölgesel özellikleri gözeten, meslek tanıtımını, yetenek ölçümünü ve mesleğe yönlendirmeyi esas alan “Mesleki Yönlendirme Programları” uygulanır. Öğrenciler 10.sınıfın sonunda yapılacak bir Genel Değerlendirme Sınavının sonuçları ve başarı puanlaması esasına göre, 2 Yıllık Akademik Liseye veya meslek lisesine yönlendirilir.

2 Yıllık Akademik Lise ve 2 Yıllık Meslek Lisesi Nedir?

Buradaki temel amaç nitelikli ve etkin hem akademik hem de mesleki eğitim verebilmektir. Bu liselerde iki yıl süresince yapılacak değerlendirme ve yönlendirmelerle, öğrencilerimizin yaklaşık 1/3’i üniversitelere diğerleri de meslek yüksek okullarına yönlendirilmelidir. Böylece üniversite kapılarında yığılmalar olmayacaktır. Doğal olarak mesleki teknik liselere yerleşmiş olan öğrenciler 2 yıllık meslek yüksek okullarınasınavsız geçeceklerdir.2 yıllık akademik liseler ise yüksek öğretime geçişin köprüsü haline getirilmelidir. 10 yıllık temel eğitimin sonunda Genel Değerlendirme Sınavı sonuçları doğrultusunda 2yıllık akademik liselere gelecek öğrenciler, Türkçe öğretimine önem verilerek, sosyal bilgiler, fen, matematik, bilişim ve bilgi teknolojileri, yabancı dil, sanat ve spor gibi dallarda alan seçimi yaparak, tercih ettikleri programlar çerçevesinde eğitimlerini sürdürmelidirler.

Akademik Liselerdeki Öğrenciler Yükseköğretim Kurumlarına Nasıl Geçeceklerdir?

Şimdi gelelim asıl meseleye. Bu akademik liselerdeki öğrenciler yüksek öğretim kurumlarına nasıl geçeceklerdir? Lise başarısı ve Yetenek Ölçme ve Değerlendirme Sistemi kapsamında yapılacak sınavların sonuçlarına göre, doğrudan yükseköğretime geçiş yapabilmelidirler. 2 yıllık lise eğitimi sürecinde yapılacak ve öğrencilere 4 kez katılma hakkı tanınacak olan “Yetenek Ölçme Değerlendirme Sistemi” sınavları, “Düşünme, Problem Çözme, Dil Becerisi Sınavı” (DPDS) ve “Alan Tercih Sınavı” (ATS) olmak üzere iki seçenekli olmalıdır. Böylelikle öğrenciler bütün hayatlarını sadece YGS ve LYS diye veya benzer iki sınava bağlamayacaklardır. Sürece yayılmış bir sınav sistemi hem stresi azaltacak hem de eleyerek geldiği için üniversite kapılarında yığılmalar olmayacaktır. Böylelikle öğrenciler lise aşamasında, yüksek okul ve üniversitelere yönlendirmiş olacaktırlar. Belirli üniversitelere ve bölümlere taleplerin yoğun olması halinde üniversiteler zorunlu yönlendirme testleri uygulayabilmelidirler. Türkiye Hepimizin,Eğitim Hepimizin…

Yorumlar (0)
Diğer Fikir Yazıları İçerikler
EN SON EKLENENLER
BU AY ÇOK OKUNANLAR