Türk Eğitim Sistemi’nde İdeolojik Kutuplaşma

Fikir Yazıları - Doç. Dr. Ali Baltacı

Türk Eğitim Sistemi’nde İdeolojik Kutuplaşma

2000’li yıllardan itibaren Türk demokrasisinin gelişimi ve tek parti hükümetleri, toplumda ideolojik bir eksen kaymasının oluşmasına neden olmuştur. İnsanı ideolojik bir nesneye indirgeyerek toplumu sınıflara ayırma düşüncesi, kapitalizmin ana öğretilerindendir. Bu sayede toplum ortak düşünsel yapıdan uzaklaşacak ve kontrol edilmesi kolaylaşacaktır. Böylesi bir toplumda çoğunluk ve azınlık üzerinden geliştirilen politikaların varlığı alenen gözlemlenecek, çoğunluk kendine has habitus oluştururken azınlık, kamusal alanda ötekileştirilip periferiye itilecektir.

Eğitim sistemi, her toplumda önemli bir rol oynar. Gelecek nesilleri yetiştirmek ve onlara bilgi ve beceri kazandırmakla kalmaz, aynı zamanda toplumun değerlerini ve ideallerini de aktarır. Son yıllarda, eğitim sistemlerinde ideolojik kutuplaşmanın arttığına dair endişeler artmaktadır. Bu durum, farklı ideolojiler ve siyasi görüşler arasında artan bir bölünme ve gerginlik yaratmaktadır.

İdeoloji, genel olarak dünya görüşü, fikir bilimi, ülkü ve kişi veya kurumların davranışlarına yön vermede kullanılan düşünceler bütünü olarak tanımlanabilir. Siyasi, felsefi, dini ve değerler alanlarında kendine konu edinen bir kavramdır. İdeolojiler, insanların dünyayı anlama biçimlerini etkiler ve toplumsal, siyasi, ekonomik ve kültürel alanlarda belirleyici olabilir. Her insanın bir ideolojisi vardır. İnsanlar farklı ideolojilere sahip olabilir ve bu ideolojiler zaman içinde değişebilirken her birey, kendi deneyimleri, eğitimi ve çevresi tarafından şekillendirilen benzersiz bir ideolojiye sahiptir. İdeolojiler, toplumsal düzeni sağlamaya, siyasi değişimi teşvik etmeye ve bireylere kimlik kazandırmaya yardımcı olur. Ancak ideolojilerin tarafsız olmadığı, çatışmalara yol açabileceği ve bireysel özgürlüğü kısıtlayabileceği gibi eleştiriler de mevcuttur.

İdeoloji ve eğitim arasında yakın bir ilişki bulunmaktadır. İdeoloji, eğitim politikalarını belirler ve eğitim sistemini yönlendirir. Eğitim ise toplumun geleceğini şekillendirirken, bireylerin düşünce yapısını ve değerlerini etkiler. Her birey, kendi deneyimleri, eğitimi ve çevresi tarafından şekillendirilen benzersiz bir ideolojiye sahiptir. Bu karmaşık ilişki, toplumun geleceği için kritik bir rol oynar ve sürekli olarak dikkatli bir şekilde yönetilmelidir. Ancak özellikle son yıllarda toplumun her kesiminde olduğu gibi okullarda ve eğitimi yönlendiren kamu kurumlarında yoğun bir ideolojik söylemin var olduğu; bu ideolojiden beslenen bir kutuplaşma olduğu söylenebilir.

İdeolojik Kutuplaşma Nedir?

İdeolojik kutuplaşma, bir toplumdaki insanların farklı ideolojiler ve siyasi görüşler etrafında keskin bir şekilde bölünmesi ve ayrışmasıdır. İki ya da daha fazla kutup etrafında toplanan insanlar giderek diğerlerini farklı oldukları için damgalamaya ve ötekileştirmeye başlarlar. Bir grubun hain ilan edildiği kutuplaştırma, kesin inançlılık halinin bir sonucudur ve bu durum, toplumda gerginlik, hoşgörüsüzlük ve çatışmalara yol açabilirken ayrışmadan nemalanan çevreler tarafından kutuplaşma sürekli olarak teşvik edilir. Toplumun hassasiyetle eğildiği ve kamusal alanda rahatsızlık oluşturabilecek konularda yaşanan ayrışmalar, yoğunluğu değişen çatışmalara yol açabilir. Türkiye gibi farklı sosyolojik gerçekliği olan toplumlar için kutuplaşma ulusun varlığına tehdit oluşturabilecek denli güçlü etkileşimleri de bünyesinde barındırır.

İdeolojik Kutuplaşmanın Nedenleri Nelerdir?

Siyasi Partilerin Aşırılaşması: Siyasi partiler, seçmen desteğini artırmak için aşırı ideolojik pozisyonlar alma eğiliminde olabilirler. Bu durum, toplumda kutuplaşmayı derinleştirebilir. Özellikle etnik köken, din ve cinsiyet üzerinden yapılan kutuplaşmaların derinleşme potansiyeli yüksek olup bu tür ayrıştırmalar oldukça hızlı şekilde gerçekleşebilir.

Sosyal Medya: Sosyal medya platformları, insanların kendi ideolojik yankı odalarında izole olmalarına ve farklı görüşlere maruz kalmamalarına neden olabilir. Bu aynılaşma hali giderek radikalleşmeye neden olur ve insanlar sadece kendi görüşünde olanların değerli olduğu, karşıt görüşlerin önemsenmemesi gerektiğine inanır. Bu tür bir ayrışma, sosyal medya mesajlarıyla daha geniş çevrelere yayılır ve toplum içten içe kutuplaşır.

Ekonomik Eşitsizlik: Ekonomik eşitsizlik, toplumda öfke ve hoşnutsuzluk yaratabilir ve bu da ideolojik kutuplaşmaya katkıda bulunabilir. Ekonomik krizler, işsizlik ve enflasyon gibi durumlarda insanların yaşadığı gelecek kaygısı giderek artar. Geleceğe umutla bakmakta zorlanan kesim, zenginlik içindeki şanslı azınlığa karşı giderek artan hoşnutsuzluk duygusu besler; zamanla bu hoşnut olmama hali nefrete kadar evirilen toksik bir ayrışmaya dönüşür ve toplum ekonomik eksende kutuplaşır.

Dini Söylem: Toplumlar belirli bir dini düşünce ve pratiği benimseme eğilimindedir. Çoğunluğun inancı, toplum geneline atfedilir ve toplumdaki herkes bu dine inanıyormuş kabul edilir. Zamanla çoğunluktan ayrışan inanç biçimlerine yönelik karalama veya yok etme politikaları başlar. Dinsel kutuplaşmada bir inanç öne çıkarılarak diğerleri değersizleştirilir. Bu durumda azınlık inançlar kamusal alanda ya silikleşir ya da periferiye itilir ve herkesin aynı şekilde yaşaması, düşünmesi ve inanması istenir. Bu tür kutuplaşma genellikle en çok tercih edilen toplumsal kutuplaştırma stratejisidir; çünkü insanlar, dini kimliği varoluşsal bir mekanizma olarak algılayıp ona karşıt olan her düşünceyi kendi varlıklarına bir tehditmiş gibi algılarlar. Bu tehdit hali, kendi inancından olanı savunma ve diğerini kutuplaştırmaya kadar giden bir düzlemde sürdürülür. Mezhepçilik de denilen bu olgu, dini kullanarak toplumu ayrıştırmak isteyenlerin baş vurduğu önemli siyasi stratejilerdendir.

Göçmen Akını: Savaşlar, iklim değişikliği, açlık ve çeşitli nedenlerle yaşanan kitlesel göç hareketleri, bir ülkede etnik köken temelli kutuplaşmaya neden olabilir. Bu durumda toplumun ait olduğu etnik köken bir ideolojik aygıt haline gelip diğer etnik kimlikler dışlanacaktır. Kamusal haklarda gerileme ve ülkenin maddi getirileri üzerine yük bindiren göç olgusu kronikleştikçe göçmenlere karşı duyulan nefret artacak, bu nefreti yücelten ideolojiler giderek çoğunluk tarafından benimsenmeye başlanacaktır. Böylelikle toplum göçmenler üzerinden ayrıştırılan bir ideolojik kutuplaşma halini yaşayacaktır.

Kutuplaşmanın Sonuçları Nelerdir?

Hoşgörüsüzlük ve Ayrımcılık: Farklı ideolojilerden gelen insanlar, hoşgörüsüzlük ve ayrımcılığa maruz kalabilirler. Kendi ideolojisini yüceltip diğerini değersizleştirdiğinizde öteki olana karşı bir ayrımcılık pratiğini de beslemiş olursunuz. Bu durum giderek artan bir tahammülsüzlük dalgasına neden olur ve toplum daha sert ve hoşgörüsüz bir kimlik kazanır.

Siyasi Kilitlenme: Farklı ideolojiler uzlaşmaya yanaşmazsa, siyasi sistem kilitlenebilir ve önemli sorunlara çözüm bulmak zorlaşabilir. Siyasi kilitlenme haline örnek olan belediye başkanının bir partiden, belediye meclis üyelerinin başka bir partiden seçildiği durumlarda meclis, başkanın icraatlarına ret oyu vererek hemen her gelişmenin önünü tıkayabilir; sistem işlemez, bu durumda ya seçimler yenilenir ya da kronik bir kilitlenme hali devam devam ettirilir. Bu tür kilitlenme haline maalesef ülkemizde sıklıkla rastlanmaktadır.

Sosyal Şiddet: İdeolojik kutuplaşma, aşırı uç grupların şiddete başvurmasına yol açabilir. İdeolojik ayrımı öne çıkararak diğerine yaşam şansı vermeyen oluşumlar, diğerine saldırarak onların görüşlerini değiştirebileceğine inanır. Daha yüksek sesle düşüncesini ifade etmek veya diğeriyle kavga ederek onu ideolojik açıdan yenebileceğini düşünmek cılız bir girişim olsa da ideoloji kökenli şiddet olgusu, kutuplaşmanın en tehlikeli sonuçları arasında yer almaktadır.

İdeolojik Kutuplaşma Önlenebilir mi?

İdeolojik kutuplaşmayı önlemek için siyasi partiler, kutuplaşmayı azaltmak için diyalog kurmalı ve ortak çözümler bulmaya çalışmalıdır. Bu ise ötekinin varlığını meşrulaştırma anlamına geleceğinden, bir ideolojiden beslenen siyasi partilerin kendi varlıklarını tehdit eden siyasi oluşumlara karşı barışçıl politikalar izlemesi çok da rasyonel olmasa da burada siyaset mekanizması maksimum faydaya, toplumun refahına ve bireylerin mutluluğuna odaklanmalıdır. Dahası sosyal medya platformları, yanlış bilginin yayılmasını önlemek ve farklı görüşlerin ifade edilebilmesini sağlamak için çeşitli yasal düzenlemelere tabi tutulmalıdır. Kutuplaşmayı engellemek için en hayati önlem eğitim sisteminde yapılacak iyileştirmelerdir; öğrencilere farklı ideolojiler hakkında bilgi vermeli ve eleştirel düşünmenin teşvik etmesi, daha barışçıl bir toplum oluşturulmasının ön koşuludur.

Eğitim Sisteminde Kutuplaşmanın Nedenleri Nelerdir?

Eğitim sistemlerinde ideolojik kutuplaşmanın bir dizi nedeni vardır. Bunlardan bazıları şunlardır:

Siyasi Kutuplaşma: Toplumdaki genel siyasi kutuplaşmanın eğitim sistemine de yansıması her dönemde yaşanır. Farklı siyasi partiler ve gruplar, eğitim sistemini kendi ideolojilerini yaymak için bir araç olarak kullanmaya çalışırlar. Böylelikle ideoloji, okulların içine girer ve sistem bu ideolojiyi üretip yayan ideolojik bir aygıta dönüşür.

Müfredat Tartışmaları: Müfredatta yer alan derslerin ve içeriklerin seçimi, hangi ideolojinin öğretileceğine dair tartışmalara yol açmaktadır. Farklı gruplar, kendi ideolojilerini en iyi şekilde temsil eden bir müfredat talep ederken, diğer görüşlerin müfredat kapsamından çıkarılmasına çabalarlar. Örneğin Biyoloji ders müfredatında yer alan ‘Evrim Teorisi’ tartışmaları böyledir.

Öğretmenlerin Tutumu: Öğretmenlerin kendi ideolojileri, derslerini ve öğrencilerle etkileşimlerini etkileyebilir. Bu durum, öğretmenle benzer ideolojik düşüncedeki öğrencilerin diğerlerinden daha fazla ayrıcalıklı hissetmesine neden olabilir. Bununla birlikte okullarda benzer ideolojik görüşlere sahip olanların klikler oluşturduğu, rakip ideolojilere karşı bitmek tükenmek bilmeyen ideolojik tartışmalara girdiği de bilinmektedir.

Yerli, Millî ve Dini Değerler: Bazı öğretmenler, eğitimde yerelliğin yeterince iyi ifade edilmediği, millî ve dini değerlere yeterince yer verilmediğini düşünmektedir. Belirli düzeyde milli ve dini eğitim önemli olsa da yoğun bir millileşme ve dinsellik, eğitim sisteminin çağdaş medeniyet tasavvurunu zedeleyebilir. Bir ideolojiyi eğitime pompaladığınızda bunun sonuçlarını birkaç nesil sonra görürsünüz. Eğitimi ideolojik bir zemine taşırsanız, toplum geçmişin romantizmini yaşayan ve gelecekten umudunu kesen bir düşünsel alana savrulur. Bu ideolojiyi pompalamaya devam ederseniz, toplumsal kodlar çözülür ve lümpen, cahil ve tüketme odaklı yeni nesiller oluşur. Dahası tek kutuplu ideolojik bir toplum tasavvuru, tarihin hiçbir döneminde sürdürülebilir olmamıştır.

Sürekli Değişen Eğitim Politikaları: Eğitim politikalarının sık sık değişmesi, sistemi istikrarsızlaştırmakta ve öğretmenlerin yönlendirilmesini zorlaştırmaktadır. Bu durum ideolojik tartışmaların okullarda süreğenleşmesinin önünü açmaktadır.

Yetersiz Mali Kaynaklar: Eğitim sistemi, yeterli mali kaynak sağlanmadığında verimli çalışamamaktadır. Özellikle kaynakların kendi ideolojik bağlamındaki okullara harcanması veya kendi ideolojisine rakip olarak görülen okullara finansman ayrılmaması önemlidir. Türkiye özelinde din eğitimine yapılan aşırı vurgu, her düzey din eğitimi veren okulların niceliğindeki artış dikkat çekicidir. Bu durum eğitim sistemi içinde ideolojik bir kaygının sürdüğünü gözler önüne sermektedir.

Eğitimdeki Kutuplaşmanın Olası Sonuçları Nelerdir?

Eğitim sistemlerinde ideolojik kutuplaşmanın bir dizi olumsuz sonucu olabilir. Bunlardan bazıları şunlardır:

İdeolojik Olarak Ayrışan Öğretmenler: kutuplaşma okullarda ideolojik olarak ayrışmış ve birbirinin varlığını istemeyen bir öğretmen profilinin oluşmasını sağlar. Bu tür ayrışma, okul ikliminin bozulmasına ve öğretmenlerin motivasyon kaybına uğramasına neden olur. Sonuçta ideolojik olarak ayrışan okulların kurumsal başarısı düşer, çatışma ortamı artar ve okul, çalışanlar için bir cehenneme dönüşür.

Öğrenci Başarısında Düşüş: Öğrenciler, farklı ideolojiler arasında kutuplaşmış bir ortamda öğrenmeye odaklanmakta zorlanabilirler. Bu durum, öğrenci başarısında düşüşe neden olabilir.

Hoşgörüsüzlük ve Ayrımcılık: Farklı ideolojilerden gelen öğrenciler, hoşgörüsüzlük ve ayrımcılığa maruz kalabilirler. Bu durum, okul ortamında gerginlik ve çatışmaya yol açabilir.

Sosyal Dokuya Zarar: Eğitim sistemlerinde ideolojik kutuplaşma, toplumun genel sosyal dokusuna da zarar verebilir. Farklı gruplar arasındaki iletişim ve iş birliği azalabilir, toplumda kutuplaşma ve bölünme artabilir.

Eğitimdeki Kutuplaşma Engellenebilir mi?

Eğitim sistemlerinde ideolojik kutuplaşmayı azaltmak için bir dizi çözüm önerisi sunulabilir. Bunlardan bazıları şunlardır:

Siyasetten Uzak Bir Eğitim Sistemi: Eğitim sisteminin siyasi partilerin ve grupların etkisinden uzak tutulması zor olsa da imkânsız değildir. Pek çok Batılı ülkenin başardığı bu durum siyaset üstü bir eğitim politikasının hayata geçirilmesiyle ilgilidir.

Kapsayıcı ve Objektif Müfredat: Farklı ideolojileri ve bakış açılarını dengeli bir şekilde temsil eden bir müfredat geliştirilmesi, kutuplaşmanın önlenmesi için elzemdir.

Öğretmenlere Destek: Öğretmenlerin ideolojik tarafsızlıklarını korumalarına ve tüm öğrencilere eşit davranmalarına yardımcı olacak eğitim ve destek programları sunulması gereklidir.

Diyalog ve Anlayış: Farklı ideolojilerden gelen öğrenciler ve öğretmenler arasındaki diyalog ve anlayışı teşvik eden programlar ve etkinlikler düzenlenmesi; kısacası ötekine maruz kalmak, ideolojik kutuplaşmanın azalmasını sağlar.

Sonuç olarak eğitim sistemlerinde ideolojik kutuplaşma, günümüzde birçok toplumda karşılaşılan önemli bir sorundur. Bu sorunun çözümü için tüm paydaşların (devlet, öğretmenler, veliler, öğrenciler) gündelik siyasi kaygıları terk edip ulusun geleceğini önemseyerek birlikte çalışması ve ortak çözümler üretmesi gerekmektedir.