Duyguların Dijitalleşmesi ve Sonuçları: Emotion'dan Emoji'ye [Dr. Ayşegül Düzgel'in "Duygu Sosyolojisi Bağlamında Aldatma ve Aldatılma Sarmalı" Kitabının İncelemesi]
Kategori: Sosyoloji - Tarih: 03 Ağustos 2026 18:21 - Okunma sayısı: 200
Duyguların Dijitalleşmesi ve Sonuçları: Emotion’dan Emojiye
[Dr. Ayşegül Düzgel’in “Duygu Sosyolojisi Bağlamında Aldatma ve Aldatılma Sarmalı” Kitabının İncelemesi]
Dijital çağda yaşıyoruz ve bu dijital çağın bireysel, toplumsal ve ahlaki düzeyde önemli sonuçlarının olduğu görülmektedir. Gündelik dünyada gerçek duygunun (emotion) yerini artık dijital-sanal duygunun (emoji) aldığını görmekteyiz. Bir çeşit “emojik hareket” biçimiyle karşı karşıyayız ve bu emojik hareketin sanılanın aksine mikro ölçekte toplumsal etkileşimin duygusal temellerini yıkıma uğrattığını söylemek mümkündür.
Aslında sosyal medyanın gündelik hayatımızda, özellikle evli veya sevgili ilişkisi olan kadın-erkek arasındaki ilişkileri nasıl etkilediğine dair çeşitli paylaşımların, tepkilerin tam da yine sosyal medya platformlarında, kullanıcılar, psikologlar ve danışmanlar arasında sıklıkla tartışma konusu yapıldığını görebiliriz. Burada bizim için önemli ölçüt, konuyla ilgili yapılan bilimsel çalışmalardır. Ve bu çalışmalardan biri de Ayşegül Düzgel’in doktora çalışmasının ürünü olan “Duygu Sosyolojisi Bağlamında Aldatma ve Aldatılma Sarmalı” (2026) adlı kitabıdır.
Ayşegül Düzgel’in çalışmasının merkezine aldatma ve aldatılma gibi son derece spesifik ve bir o kadar fenomenolojik boyutları itibariyle derinlikli bir konuya temas ettiğini görmekteyiz. Düzgel’in, genel olarak aldatma olgusunu irdelerken özelde bu olgunun gerek geleneksel medya ve ilgili programları ile (televizyon ve dizi-filmler) gerekse de modern medya platformları (sosyal medya ağları) tarafından nasıl yeniden kışkırtıldığını ve yeniden üretildiğini mercek altına aldığı görülmektedir.
Ayşegül Düzgel’in söz konusu çalışmayı hem aldatan hem de aldatılan kişiler bağlamında “20 yaş üstü evli, boşanmış, flört hâlinde olan ya da herhangi bir ilişki boyutundaki (nişanlı, sözlü) bireylerle” (Düzgel, 2026, s. 13) sınırlandırdığı görülmektedir. Araştırmadan edindiğimiz bilgiler doğrultusunda genel olarak “TÜİK (2021) istatistiklerine bakıldığında, Türkiye’de ki boşanma nedenleri arasında %32,2 ile ‘sorumsuz ve ilgili davranmama’ ilk sırada yer alırken, ‘aldatma’nın ise %14,1 ile ikinci sırada yer aldığı görülmektedir” (Düzgel, 2026, s.7). Daha özelde ise bakıldığında, “Türkiye’nin metropol kentlerinden biri olan Kocaeli’de 2022 yılında boşanan çift sayısında artış olduğu görülmektedir. 2021 yılında 4 bin 651 çift evliliklerini sonlandırırken, 2022 yılında ise 4 bin 691 çift boşanmıştır. Kocaeli’de en fazla boşanma Gebze ilçesindedir. Gebze’de 2022 yılında 965 çift boşanmıştır. Toplam boşanan çift sayısına bakıldığında, Gebze’de boşanan çift sayısı dikkat çekici niteliktedir. Kocaeli’de en az boşanma ise 73 çift ile Dilovası ilçesi olmuştur. Bu bilgiler doğrultusunda araştırma Kocaeli ili ve ilçeleri arasından Gebze, Dilovası ve Darıca ilçelerinde yapılmıştır” (Düzgel, 2026, s. 13). Türkiye’nin genelinde de boşanmaların arttığı bir sır değilken özellikle Kocaeli gibi gelişmiş bir şehirde boşanmaların dikkat çekici boyutlarda olduğu söylenebilir.
Araştırmanın önemli bulgularından biri özellikle “son zamanlarda Türkiye’de dizilerin içeriğinde ‘aldatma’ ve ‘aldatılma’ya sıklıkla yer verilmesi sonrası, bu dizilerde adı geçen karakterlerin sosyal medya üzerinden paylaşılan içeriklerle ve bu içeriklere yapılan yorumlarla desteklenmesi ya da desteklenmemesi hâli”nin (Düzgel, 2026, s. 7) yaygın biçimde karşımıza çıkmasıdır. Dizi-filmlerde aldatma ve aldatılma eyleminin bu denli sıradanlaştırılması ve normalleştirilmesi doğal olarak geleneksel medya teknolojilerinin çiftlerin, sevgililerin, gençlerin bunu duygusal açıdan içselleştirmelerinde önemli rol oynayabildiği söylenebilir. Burada mesele, dizi-filmlerin aldatma veya aldatılma konusunu işlemesiyle ilgili olmayıp, temel mesele aldatma-aldatılma olgusunun toplumsal açıdan “sorumsuz” bir biçimde işlenmesidir. Evlilik, aile gibi kutsal kurumların değerlerinin bu denli yozlaştırılmasının etik ve toplumsal açıdan sorunlu olduğu açıktır.
Özetle, bir toplum sağlam temele dayalı kurum ve kuruluşlar üzerine inşa olunduğu kadar sağlıklı, istikrarlı ve güvenilir ilişkiler üzerine de kurulur. Bu bakımdan başta dizi-filmler olmak üzere sosyal medya platformlarının kullanım biçiminin ve amacının ciddi bireysel, toplumsal sonuçlarının olabileceğini göz ardı etmeksizin bu noktada her birimize düşen birtakım sorumlulukların olduğunu söylemek gerekir. Toplumsal yaşamdaki özel ilişki örüntülerinin sarsılmasına yol açan "aldatma" olgusu gibi son derece spesifik ama önemli bir konuyu sosyolojik açıdan ele alan Dr. Ayşegül Düzgel'in bu bağlamda ilgili literatüre özgün bir katkı yaptığı ve okuyucularına önemli bir fikir sunduğunu belirtmek gerekir.
Kaynakça
Düzgel, A. (2026). Duygu Sosyolojisi Bağlamında Aldatma ve Aldatılma Sarmalı. Ankara: Nobel Akademi Yayıncılık.

08 Ağustos 2026 01:40

01 Ağustos 2026 20:02

03 Ağustos 2026 08:47

06 Ağustos 2026 01:36

13 Ağustos 2026 01:41

04 Ağustos 2026 23:33

03 Ağustos 2026 22:09

09 Ağustos 2026 13:57

08 Ağustos 2026 01:19

03 Ağustos 2026 18:21