Nirvana Sosyal

Anasayfa Künye Danışmanlar Arşiv SonEklenenler Sosyal Bilimler Bilimsel Makaleler Sosyoloji Fikir Yazıları Psikoloji-Sosyal Psikoloji Antropoloji Tarih Eğitim Bilimleri Ekonomi Hukuk Siyaset Bilim Coğrafya İlahiyat-Teoloji Psikolojik Danışma ve Rehberlik Felsefe-Mantık Ontoloji Epistemoloji Etik Estetik Dil Felsefesi Din Felsefesi Bilim Felsefesi Eğitim Felsefesi Yaşam Bilimleri Biyoloji Sağlık Bilimleri Fütüroloji Edebiyat Sinema Müzik Kitap Tanıtımı Haberler Duyurular İletişim
Kadın Rektör Oranımız Avrupanın Yarısı!

Kadın Rektör Oranımız Avrupanın Yarısı!

Sosyoloji 12 Mart 2020 12:51 - Okunma sayısı: 298

Alaaddin DİNÇER

Türkiye üniversitelerinin listelendiğinde bir haylı kabarık olan sorunları bulunmaktadır.Bu sorunların önde gelenleri arasında;akademik ve idari liyakatsizlik,kayırma ve kadrolaşma,öğretimin niteliksizliği,kaynakların ve bilimsel çalışmaların azlığı,ar-ge ve proje yetersizliği,özerklik ve demokratik katılımcılıktan yoksunluk gibi pek çok sorun sayılabbilir.Demokrasinin olmazsa olmazı olan yönetsel mekanizmalarda kadınların eşit temsili de üniversitelerin çok önemli sorun alanını oluşturuyor. Yıllar geçiyor, üniversite sayısı artıyor,seçimli seçimsiz atama dönemleri yaşanıyor ancak bu sorun bir türlü çözülmüyor.Devlete giydirilen “baba” kıyafetinden üniversiteler de üzerine düşeni fazlasıyla alıyor.Bir elin parmaklarını geçmeyecek iyi niyetli düzenleme ve düzeltme girişimleri de zaman içerisinde uygulanmayarak ve unutturularak buharlaşıp yok oluyor.      

YÖK 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü nedeniyle üniversitelerdeki öğrenci,akademisyen ve yönetsel düzeydeki kadın  oranlarının istatistiklerini yayımladı.İstatistiklere göre kamu ve vakıf üniversitelerinde görev yapan akademisyenlerin %55,05’i erkek,%44,95’i kadınlardan oluşmaktadır.Öğretim üyesi(prof.doç.dr.öğrt üyesi) kadrolarında istihdam edilen akademisyenler arasında kadınların oranı %39,20,erkeklerin oranı %60,80’dir.Ön lisans,lisans,yüksek lisans ve doktora öğrencileri arasında kadınların oranı %48,12  erkeklerin oranı %51,87 olarak istatistiklere yansıtılmıştır.

İstatistikler bizi şaşırtmadı.Hatta kadın rektör sayımızın Avrupa ülkelerinin kadın rektör sayısının yarısı kadar olmasına hiç şaşırmadık.Çünkü bu tablo 5 yıl,10 yıl,15 yıl,20 yıl kısacası yıllar önce de böyleydi.10 yıl öncesinde ise üniversite sayısı 163 kadın rektör sayısı %5,5’ti.Aradan geçen 10 yılda 39 yeni üniversite kurulurken kadın rektör oranındaki artış sadece 1,5 puan oldu.Oysa 210-2020 arası dönemde Avrupa’da kadın rektör oranının %9,5’ten %14,03’e çıktığını görmekteyiz.Kaynak YÖK Verileri.Rakamlar tablonun son 5 yılda da değişmediğini söylüyor.Üniversite sayısı son 5 yılda 184’ten 202’ye çıktı ancak kadın rektör sayısı 5 yıl önceki  sayıda kalmaya devam ediyor.5 yıl önce %7,06 olan kadın rektör oranı YÖK’ün açıkladığı son verilere bakıldığında %7 oranında olduğu görülmektedir.Aynı verilerde dekanlıklarda görev yapan akademisyenlerin oranı da verilmiş.Buna göre,  devlet üniversitelerinde %15,26 olan kadın dekan oranı vakıf üniversitelerinde %25,92  genelde ise %18 olduğu bilgisi yer almaktadır.

Üniversitelerin yönetsel mekanizmalarında piramidin tabanına inildikçe kadın oranı göreceli bir yükselme gösteriyor olmasına rağmen genel akademisyen sayısına orantılandığında hala yetersiz denilecek noktada oldığumuzu belirtmeliyim. Toplumsal cinsiyet eşitliği kavramına yer vermeme konusunda bütün faaliyet alanlarında özel hassasiyet gösteren YÖK’ün, benzer hassasiyetini istatistiklerde kullandığı tanımlarda görmekteyiz.YÖK, 18 yaşın üzerinde olan öğrencileri tanımlarken erkek tanımına karşı kadın tanımını kullanmak yerine “kız” tanımını kullanarak aslında YÖK’e ve üniversite yönetimlerine egemen olan bakış açısını ortaya koymaktadır.YÖK’ün halihazırda hafızasında ve ajandasında, karar mekanizmalarının oluşumunda cinsiyet eşitliği temelli bir kavrama yer olmadığını bu tanımlamalardan anlamak mümkün.

Sonuç olarak,kadın öğrenci ve akademisyen sayısında ki artış elbetteki çok önemli bir gelişmedir.Ancak bu gelişme kadar, kadınların yönetim kademelerinde erkekler ile eşit temsiline olanak sağlanması da o kadar önemli ve üniversite iklimi için yaşamsaldır. Kadınların yönetim kademelerinde eşit temsiline duyulan ihtiyaç,insanın havaya,suya,toprağa duyduğu ihtiyaç kadar değerlidir. Eş değerlilik ve eşit temsilin sözde değil özde varlığı, toplumun dönüşümüne,bilimsel ve teknolojik gelişmeye,demokrasinin ilerlemesine,kurumsallaşmasına ve kalıcılaşmasına,üniversitelerin demokratik değişimine yapılabilecek en büyük katkı olacaktır.Bu anlayışı esas almayan düzenleme ve uygulamalar göstermelik olmaktan öteye geçmeyecektir.Alaaddin DİNÇER/Eğitimci/12.03.2020         

Yorumlar (0)

SON EKLENENLER
ÇOK OKUNANLAR
DAHA ÇOK Sosyoloji
Bindik Bir Alamete…

Sosyoloji22 Mayıs 2020 23:39

Bindik Bir Alamete…

Öznesi Olmak Yaşamın

Sosyoloji14 Mayıs 2020 22:32

Öznesi Olmak Yaşamın

Düş, Gerçek ve Pandemi

Sosyoloji09 Mayıs 2020 20:23

Düş, Gerçek ve Pandemi

Ekin, Sanat ve Sanatçı Üzerine

Sosyoloji09 Mayıs 2020 20:06

Ekin, Sanat ve Sanatçı Üzerine

Koronalı Günlerde Gurbet

Sosyoloji09 Mayıs 2020 19:54

Koronalı Günlerde Gurbet

Prof. Dr. Hikmet Yıldırım CELKAN ile Hayata Dair

Sosyoloji07 Mayıs 2020 22:51

Prof. Dr. Hikmet Yıldırım CELKAN ile Hayata Dair

Coronavirus Salgını Sırasında Depresyondan Nasıl Korunulur?

Sosyoloji07 Mayıs 2020 22:32

Coronavirus Salgını Sırasında Depresyondan Nasıl Korunulur?

Çürümenin Resmi

Sosyoloji30 Nisan 2020 14:56

Çürümenin Resmi

Prof. Dr. Nevzat ÇEVİK İle “Yaşama Dair”

Sosyoloji27 Nisan 2020 21:29

Prof. Dr. Nevzat ÇEVİK İle “Yaşama Dair”

Corona ve Korku

Sosyoloji19 Nisan 2020 21:50

Corona ve Korku