Nirvana Sosyal

Anasayfa Künye Danışmanlar Arşiv SonEklenenler Sosyal Bilimler Bilimsel Makaleler Sosyoloji Fikir Yazıları Psikoloji-Sosyal Psikoloji Antropoloji Tarih Ekonomi Eğitim Bilimleri Hukuk Siyaset Bilim Coğrafya İlahiyat-Teoloji Psikolojik Danışma ve Rehberlik Felsefe-Mantık Ontoloji Epistemoloji Etik Estetik Dil Felsefesi Din Felsefesi Bilim Felsefesi Eğitim Felsefesi Yaşam Bilimleri Biyoloji Sağlık Bilimleri Fütüroloji Edebiyat Sinema Müzik Kitap Tanıtımı Haberler Duyurular İletişim
'Deniz.. Dalgalar.. O ve Ben.. Sonrası Hayat..'

'Deniz.. Dalgalar.. O ve Ben.. Sonrası Hayat..'

Fikir Yazıları 09 Mayıs 2023 14:53 - Okunma sayısı: 1.246

Prof. Dr. Binnur Yeşilyaprak yazdı:

Prof. Dr. Binnur Yeşilyaprak yazdı:

“Deniz.. Dalgalar.. O ve Ben.. Sonrası Hayat..”

Sahilde oturuyoruz.. Deniz, dalgalar, o ve ben.. Deniz, kendi halinde kumsala vurup çekiliyor dalgaları ile.. Az önceki rüzgar durunca, dalgalar da hızını kaybetti..

Biz konuşuyoruz.. O ve ben.. Birden durup yüzüme bakıyor:

-Peki sonra ne olacak ?.

Sanki ben her şeyi bilirmişim gibi!.

Ben gözlerimi denize çevirip yanıtlıyorum:

- Sonrası.. hayat.. Ne olması gerekiyorsa öyle olacak.

- Nasıl yani? Beklentilerimiz gerçekleşmeyecek mi?

Bilmiyorum elbette.. Sakince yanıtlıyorum:

- Hayatın, bizim beklentilerimizi gerçekleştirmek gibi bir sorumluluğu yok.

Susuyor.. Birazdan güneş batıyor, beklediğimiz gibi.. Biliyoruz ki yarın sabah, belli zamanda, yeniden doğacak..

Evrenin döngüsü kendi hızında, kendine göre akıp gidiyor.. Biz onun doğal dengesini bozmazsak kendi kuralları içinde devam edeceğini biliyoruz.. Beklentilerimizi de buna göre ayarlıyoruz..

Doğa, bizi hiç yanıltmaz; kıştan sonra bahar gelir.. Doğanın yasası böyledir; hep böyle süregelmiştir.. Kuşku duymak aklımıza gelmez.. Gece biter, gün başlar.. Karanlığın sonu aydınlıktır.. Kıştan sonra yine bahar gelir .. Hep böyle olur,, Her yıl, zamanı gelince; kış biter, yeni bir bahar gelir.. Gece biter, gün doğar..

Doğa şaşırmaz.. Doğa bizi hiç yanıltmaz.. Bizi yanıltan sadece ‘insan’dır; Baharımızı kışa çevirir, yaşadığımız cenneti cehenneme!.. Gündüzlerimizi, bitmek tükenmek bilmeyen gecelere.. Aydınlığımızı, koyu karanlıklara..

Doğanın yasalarını biliriz ve güveniriz. Ancak ‘insan’ın eylem yasalarını anlamak zordur.. İnsan, bizi şaşırtır.. Ne yapacağından emin olamayız çoğu kez.. Hayal kırıklığına uğrayabiliriz.

Biliriz ki “Beşer, şaşar” ..

Aslında bu atasözü şöyledir: “İnsan beşer, kuldur şaşar

Doğrudur.. İnsanı anlamaya çalışan bir bilim alanında kırk yıldır öğrenen, öğreten, araştırma ve uygulamalar yapan bir akademisyen olarak bilirim ki; insan davranışlarını anlamak ve yordamak zordur. İnsanı yöneten yasalar, doğayı yöneten yasalar kadar açık ve tahmin edilebilir değildir..

Doğal yazılım ve Sosyal yazılım

Biz psikolojik danışmanlar; insanın doğasının temelde iyiye yönelik olduğunu kabul ederiz. ‘Doğal yazılımı’na uygun koşullar sağlandığında bireyin, öz’üne uygun gelişeceğini savunuruz. Her birimiz genetik olarak bu dünyada varlığımızı sürdürmeye programlı ‘Doğal yazılım’ ile doğarız. Ancak doğar doğmaz, içinde yaşamaya başladığımız kültür tarafından bize yüklenen ‘Sosyal yazılım’ tarafından yeniden programlanmaya başlarız. Öyle ki yaşadığımız aile, yakın çevre, toplum ve küresel dünyanın kültürel kodları, inanç ve değer sistemi, ilişkiler içinde, zihnimize yüklenir ve biz–farkında olmadan-bu programı içselleştiririz. Zamanla, doğal yazılımı bastıran sosyal yazılım ile biçim alır ve kendi özümüzden uzaklaşırız.

Böylece, insan doğasının doğal yasaları, yaşadığı toplumsal koşullar içinde bastırılır, bize dayatılan koşullar; bizi doğal yazılımımızdan uzaklaştırarak öz benliğimize yabancılaştırır ve gerçek ihtiyaçlarımız yerine bize dayatılan yapay gereksinimleri tüketerek varlığımızı sürdürmeye çalışırız..

Tükettiklerimizle tükendiğimizin farkına varmayız çoğu kez. Sosyal yazılıma bağlı olarak ‘bilinçsizce’ yaptığımız pek çok davranışın sonuçta kendi öz varlığımıza zarar verdiğini göremez, kendi seçim ve kararlarımızla kendi yaşamımızı kısıtlarız.

İnsan beşer, kuldur şaşar” atasözünü doğrularız çoğu kez.

Genellikle de doğruyu bilen biz, şaşan diğeridir!. Aklına, düşünce gücüne fazlaca inanan insanlar olarak, her birimiz, kendi düşüncelerimizin doğruluğuna ilişkin yeterli kanıt bulur, farklı düşünenleri ‘şaşkınlıkla’ izler ve bu duruma inanamayız bir türlü..

İnsan, duygusal bir varlıktır

İnsan davranışlarını açıklamaya yönelik olarak son 20 yılda nöro-psikoloji konusunda yapılan pek çok araştırma ve yazılan kitaplar, bizi yönetenin ‘duygular’ olduğunu ortaya koymuştur.

Öyle ki; mantık (düşünce) çıkarımlara/yargılara; duygular ise eylemlere yol açar. Bir diğer ifade ile insan olarak, duygularımıza göre davranırız! Çünkü kontrol edilebilir bir programın yüklendiği ‘makineler’ değiliz!

Bu gelişmeler; davranışların nedenlerini bilinç ile değil, bilinçdışı ile açıklayan S. Freud’un görüşlerini bir kez daha haklı çıkarırken, akıllıca fikirler ileri sürüp neden akıllıca davranamadığımızı yeniden ve yeni bir yaklaşımla ele almayı gerektirir.

Bir diğer ifade ile insan davranışlarını anlamak ve etkilemek istiyorsak öncelikle; NE düşündüğümüze değil, NE hissettiğimize odaklanmak gerekir. NEDEN böyle düşündüğümüze değil NASIL böyle hissettiğimize odaklanmak gerekir.

O halde gelin şöyle devam edelim:

Burada ve şimdi kendimizi nasıl hissediyoruz?

Kendimizi ‘iyi’ hissediyor muyuz?

İçinde yaşadığımız dünyadan hoşnut muyuz?

Yaptıklarımız, yapmak istediklerimiz mi?

Şimdi yaşadığımız dünya, çocuklarımıza gönül rahatlığı ile bırakacağımız bir dünya mı?

Bunlara ilişkin şu an neler ‘hissettiğimizin’ farkında mıyız? Farkında olduğumuzun bilincinde miyiz? İşte buna “mindfulness (bilinçli farkındalık)” diyoruz. Ne yaşadığımızın, onu yaşarken farkında olmak ve aynı anda kendine tanık olmak..

Şuna dikkat çekmek istiyorum öncelikle; insan davranışlarını anlamak istiyorsak, işe kendimizden başlamak zorundayız (ki en büyük yanılgımız da, hep tersini yapmaktır!)

Eğer ‘şu anda’ yaşananların bilinçli olarak farkındaysak, bir diğer ifadeyle; duygu olarak, düşünce olarak, deneyim olarak farkındaysak, şu soruyu sormalıyız:

Peki, ‘şimdi’ye uzanan yolu NASIL yürüdük?

Buraya NASIL geldik?

Neleri görmezden geldik? Neleri umursamadık? Nelere alıştık? Nelere duyarsızlaştık?

Kendimizi, bizi biz yapan değer ve ilkelerimizi NASIL kaybettik?

Giderek özümüze NASIL yabancılaştık?

Sizi bu düşüncelerle baş başa bırakmak istiyorum.. Şimdiye dek düşünüp tatmin edici açıklamalar bulamadıysanız eğer, yeniden düşünmeye başlayabilirsiniz..

Ben mi?

Ben şu günlerde denize bakıp hayal kurmaktan başka bir şey yapmak istemiyorum.

Bu yazı nasıl başladı, nasıl bitti? Ne ummuştunuz, ne buldunuz?

Ben hala kendimi şaşırtmaya devam ediyorum.

….

B.Y.

5 Mayıs 2023, Gazipaşa

Yorumlar (0)

SON EKLENENLER
ÇOK OKUNANLAR
DAHA ÇOK Fikir Yazıları
Eğitime neler oluyor?-2

Fikir Yazıları19 Temmuz 2024 15:56

Eğitime neler oluyor?-2

ÖĞRETMENLİK MESLEK KANUNU İÇİN BİRLİK VAKTİ

Fikir Yazıları17 Temmuz 2024 19:45

ÖĞRETMENLİK MESLEK KANUNU İÇİN BİRLİK VAKTİ

Sevgi ve Hoşgörüyle Harmanlanmış Toprak Nedir?

Fikir Yazıları17 Temmuz 2024 15:31

Sevgi ve Hoşgörüyle Harmanlanmış Toprak Nedir?

Bu Yaz!

Fikir Yazıları16 Temmuz 2024 12:17

Bu Yaz!

Milli Eğitim Bakanı Hangi Çamı Devirdi?

Fikir Yazıları16 Temmuz 2024 12:13

Milli Eğitim Bakanı Hangi Çamı Devirdi?

KUTUNUN DIŞINDA DÜŞÜNMENİN GÜCÜ

Fikir Yazıları14 Temmuz 2024 22:32

KUTUNUN DIŞINDA DÜŞÜNMENİN GÜCÜ

Bireyin Anlam Arayışı

Fikir Yazıları14 Temmuz 2024 21:44

Bireyin Anlam Arayışı

Türkçe ve Tarzancalar

Fikir Yazıları08 Temmuz 2024 17:21

Türkçe ve Tarzancalar

Eğitime neler oluyor?

Fikir Yazıları04 Temmuz 2024 22:49

Eğitime neler oluyor?

Harun Tepe ile İnsan Hakları Gündemi

Fikir Yazıları04 Temmuz 2024 22:26

Harun Tepe ile İnsan Hakları Gündemi