Nirvana Sosyal

Anasayfa Künye Danışmanlar Arşiv SonEklenenler Sosyal Bilimler Bilimsel Makaleler Sosyoloji Fikir Yazıları Psikoloji-Sosyal Psikoloji Antropoloji Tarih Ekonomi Eğitim Bilimleri Hukuk Siyaset Bilim Coğrafya İlahiyat-Teoloji Psikolojik Danışma ve Rehberlik Felsefe-Mantık Ontoloji Epistemoloji Etik Estetik Dil Felsefesi Din Felsefesi Bilim Felsefesi Eğitim Felsefesi Yaşam Bilimleri Biyoloji Sağlık Bilimleri Fütüroloji Edebiyat Sinema Müzik Kitap Tanıtımı Haberler Duyurular İletişim
Politik Alanın Yeniden Üretimi: Popülizm

Politik Alanın Yeniden Üretimi: Popülizm

Siyaset Bilim 21 Ağustos 2021 21:09 - Okunma sayısı: 1.332

MURAT AYDIN

Politik Alanın Yeniden Üretimi: Popülizm
Yakın dönem siyasetinin göze çarpan kavramlarından popülizm; bir nevi yerleşik düzen ve bu düzenin kodlarında ortaya çıkan gedikler nedeniyle oluşan boşluğun ikamesini amaçlayan pragmatik politik girişimleri ifade eden bir kavramsallaştırma olarak düşünülebilir. Düşünülebilir, çünkü popülizm, verili/kurulu düzendeki siyasal (hatta devlet düzeyindeki), ideolojik, iktisadî ve toplumsal düzeyin hem ekonomik(iktisadî nitelikli unsurlar) hem de ekonomi dışı araçların kendi iç yapılarından hem de birbirleriyle olan ilişkilerinden ya da her ikisinin etkili olduğu çelişkilerden kaynaklı aşınmayla/tahribatla nüksetmektedir. Özellikle geleneksel siyasal ilişkilerin modern olana göre daha sınırlı, homojen ve keskin hatlarla belirlenmişliğinin burjuva siyasal ve toplumsal yaklaşımlarıyla birlikte belirgin fakat genişlik içeren, hem esnek hem de heterojen olan daha karmaşık toplumsal ilişkilere evrilmesi bu hususu barizleştirmiştir. Bu nedenle popülizmin, öncelikle birden fazla toplumsal aktörün siyasal ve toplumsal ilişkileri siyasi partilerle özdeşleştirilmiş ideolojilerle şekillendirdiği, iletişim politikalarının da toplumsal meşruiyette önemli yer tuttuğu burjuva siyasal demokrasisi veya bu minvaldeki işleyişlerin içine gömülü olduğunu belirtebiliriz. Dolayısıyla popülizm, görünürde verili düzendeki güç dengesindeki kaymanın vesile olduğu yeni güç merkezi ve güç merkezinin toplumsala sirayeti aşamasındaki ideolojik konumlanmayla düşünülse de özünde yapısal çelişkilerdeki uyumsuzluğun dışa vurumudur. Bundan ötürü buradaki gömülü olma durumu bizatihi iktidar ilişkilerinin, sermaye birikim rejiminin ve bu iki öncülün toplumsal ilişkilerde ön ayak olduğu girdapların, çıkmazların yansımasıdır. Keza, doğuşu ve gelişimi modern dönem siyasallığına ve iktidar ilişkilerine yerleşik olan popülizm kavramının kurulu veya verili bir düzende geleneksel işleyişe tehdit algılanıp olumsuzlanması da bu aşama da üstlendiği fonksiyondan kaynaklanmaktadır.
Modern siyasallık ve iktidar ilişkilerine yerleşik olan popülizmi betimleyen veya popülizme ölçüt olan nüvelerin neredeyse tamamı farklı siyasal ve toplumsal birimlerde (özellikle ABD, Batı Avrupa ve Latin Amerika örnekleri) genel olarak siyasi partilerin değişen işlevlerinden, seçim bildirgelerinden ve seçim konuşmalarından hareketle belirlenmiştir. Her biri birbiriyle ilişkili ve birer sonuç olan bu nüveler arasında liderin siyasi partilerin üstlendiği fonksiyonları kendinde toplaması ve hem siyasi partilerin aracılığını hem de burjuva siyasal demokrasisindeki kurumsal yapıları devre dışı bırakmaya yönelim ve bu yönelimin demokrasi/otoriterizm ekseninde yankılanması; halk vurgusunun politik mücadele de vurgulandığı eşikte yükselen elitlik ve elitizm eleştirileriyle politik iletişimin yüz yüzeliği bulunmaktadır.
Meşruiyetin topluma dayandığı burjuva siyasal değer yargıları çerçevesindeki politik zeminde yukarıda belirtilen özellikleriyle popülizmi tehditkâr kılan veya belirsizleştiren iki husus bulunmaktadır. İlki, her türlü ideolojik düşünselliğin yanı başında yer alabilmesidir. İkincisi ise şartlar ve koşullar itibariyle içeriği yeniden şekillendirilebildiğinden standart öncüllerinin olmamasıdır. Bu nedenle kavramı betimleyen değer yargıları belirli bir ölçekte kabul görebilirken başka bir ölçekte (yerel, bölgesel, ulusal, ulus üstü) aynı aktörlerce dışarı da bırakılabilir olması popülizmi yersizleştirmekte(dir)/yurtsuzlaştırmaktadır. Keza, özellikle popülizme ilişkin çalışmaların belirli ideolojik çizgilerle etiketlenmiş siyasal birimler veya siyasal ve toplumsal evrimin genel seyrinin nihai sonuçları üzerinden veyahut ideal olarak düşünülen ya da bir hareket noktasından bahisle düşünülmesi buradaki sorunsalın ana kaynağıdır. Dolayısıyla sonuçlardan hareketle ölçüt belirleyen söylem-analitik yaklaşımlarla tarif yapılması popülizmi maddi dayanaktan uzaklaştırarak soyutlaştırmaktadır.
Geleneksel modern siyaset ve bu siyasetin kullandığı araçların toplumsal açıdan kıymeti harbiyesinin kalmaması ya da en azından eskiye nazaran etkisizleşmesi popülizmin hayat kaynağı olarak düşünülebilir. Aslında, ideolojik olanı ideoloji ve ideolojinin argümanlarını ve araçlarını kullanmadan yeniden üretmenin pragmatizmi olarak düşünülmesi gereken popülizm, içinde bulunulan siyasal ve toplumsal şartlara bağlı olarak genelde hegemonya krizinin (siyasal, iktisadî, ideolojik ya da devletteki egemen sınıf içi fraksiyonlar arası çatışmalara) özelde ise politik alanda belirleyici rol oynayabilmek adına hegemonyanın kendisine eklemlenmeyi amaçlayan politik mücadeleye tekabül etmektedir. Dolayısıyla popülizmin daha anlaşılır bir çerçeve de düşünülebilmesi konuya ilişkin analiz ve değerlendirmelerin sadece siyasi partilerin işlevleri, siyasal söylemlerin analizi, parti programlarının içeriği veyahut sol/sosyalist, muhafazakâr, sağ ya da aşırı sağ gibi etiketlerin kendisiyle mümkün değildir. Bilakis, göz önüne alınması gereken bu politik konumlanmanın belirleyicisi olan hususların verili siyasal mücadeledeki çıkmazlarda popülist söyleme nasıl aracılık ettiğidir. Çünkü ideolojik kavramsallaştırmanın kendisinden ziyade içeriği oluşturan, toplumsal alanda cereyan eden hegemonya ve hegemonyaya bağlı güç ilişkilerinin kendisidir. Bu nedenle modern siyasallığın dayandığı ideolojilere içkin işlevin toplum nazarında aşınması ve doğal olarak iktidar ilişkilerindeki meşruiyet sorunsalına sebebiyetten dolayı; kavram tartışılırken sorunsalın kökenine veya ortaya çıkış nedenlerine bakılmalıdır. Bu ise köklü veya yapısal krizlerin ya da infilakların vuku bulduğu siyasal, iktisadî, ideolojik, toplumsal ve devlet düzeyindeki çelişkilerde kendini göstermektedir.
Popülizmin anlaşılabilirliği adına böylesi bir perspektifin tercih edilmesi, popülizmin hem genel bir nesnesi olmamasından hem de genel bir teorisinin inşa edilememesinden kaynaklanmaktadır. Çünkü politik alanın güç ilişkileriyle özelde sermayenin genelde ise kapitalist ekonomi politikteki ilişkilerin kendi özgüllükleri içerisindeki işleyişleri süreklilik arz eden bir değişim taşımaktadır. İzleğin sürekli değişim içermesi ya da yeniden üretilmesinden dolayı popülizmin nüveleri, geleneksel modern siyasetin çeşitlilik/farklılık barındıran toplumsal formasyonunu yapılandıran, şekillendiren veyahut yeniden üreten ekonomi veya ekonomi dışı etmenlerin hem kendi iç yapılarındaki hem de birbirleriyle olan ilişkilerinden kaynaklanan çelişkilerde aranmalıdır. Bu ise, doğal olarak; siyasal(devletin kendi iç çelişkilerinin de dikkate alındığı bir siyasallık), ideolojik, iktisadî ve toplumsal manzaralardan birinin hem kendi özgüllüklerinden hem de birbiriyle olan ilişkiselliklerinin tetikleyebileceği köklü değişimin veya yapısal bir krizin kendisi olmaktadır…

Yorumlar (0)

SON EKLENENLER
ÇOK OKUNANLAR
DAHA ÇOK Siyaset Bilim
DOLUNAY GÜNCESİ-I: Cumhuriyet Değerleri Üzerine

Siyaset Bilim11 Mart 2024 10:09

DOLUNAY GÜNCESİ-I: Cumhuriyet Değerleri Üzerine

Türk Modernleşmesinin ve Yükselen Güney Kore’nin Düşündürdükleri

Siyaset Bilim10 Ocak 2024 21:37

Türk Modernleşmesinin ve Yükselen Güney Kore’nin Düşündürdükleri

Yeni Sağ VE İnsan Hakları

Siyaset Bilim23 Eylül 2023 14:20

Yeni Sağ VE İnsan Hakları

Nereye Gidiyoruz?

Siyaset Bilim20 Mayıs 2023 17:26

Nereye Gidiyoruz?

Önyargılarımız: Bir Politik Psikoloji Çözümlemesi

Siyaset Bilim20 Mayıs 2023 17:08

Önyargılarımız: Bir Politik Psikoloji Çözümlemesi

ATATÜRK MİLLİYETÇİLİĞİNİ YENİDEN DÜŞÜNMEK

Siyaset Bilim19 Mayıs 2023 23:46

ATATÜRK MİLLİYETÇİLİĞİNİ YENİDEN DÜŞÜNMEK

Kent Kimliği ve Kent Kültüründe Hiçleşme

Siyaset Bilim12 Ekim 2022 18:52

Kent Kimliği ve Kent Kültüründe Hiçleşme

Max Weber, Bürokrasi ve Türkiye

Siyaset Bilim04 Ekim 2022 23:08

Max Weber, Bürokrasi ve Türkiye

Emile Durkheim, Anomi ve Türkiye

Siyaset Bilim10 Eylül 2022 10:59

Emile Durkheim, Anomi ve Türkiye

Siyasetin Girdabı:

Siyaset Bilim10 Eylül 2022 10:55

Siyasetin Girdabı: "Herkes Olmayan Herkesin" Örülmüş Zihniyeti