Anasayfa Künye Danışman ve Editörler Son Dakika Arşiv FacebookTwitter
Nirvana Sosyal Bilimler Sitesi Güncel Eleştirel Sosyal Bilimler Platformu

Öğretmen Kaybederse Toplum Kaybeder EĞİTİM SEN’İN EĞİTİM POLİTİKALARINA BAKIŞI ÜZERİNE ÖZGÜR BOZDOĞAN İLE SÖYLEŞİ

Birol ALĞAN

Kategori: Bilimsel Makaleler - Tarih: 20 Kasım 2020 17:19 - Okunma sayısı: 387

Öğretmen Kaybederse Toplum Kaybeder EĞİTİM SEN’İN EĞİTİM POLİTİKALARINA BAKIŞI ÜZERİNE ÖZGÜR BOZDOĞAN İLE SÖYLEŞİ

Öğretmen Kaybederse Toplum Kaybeder
EĞİTİM SEN’İN EĞİTİM POLİTİKALARINA BAKIŞI ÜZERİNE
ÖZGÜR BOZDOĞAN İLE SÖYLEŞİ
Eğitimin nitelikleri, Eğitim sendikalarının işlevleri ve Türkiye’deki eğitim politikalarının etkilerini EĞİTİM SEN Genel Yükseköğretim ve Eğitim Sekreteri Sayın Özgür BOZDOĞAN’a sorduk.
1. Birol ALĞAN: Sayın Bozdoğan, sendikalar hangi ihtiyaçtan ve/veya zorunluluklardan doğmuştur ve bu bağlamda bir sendikal hareket hangi niteliklere sahip olmalıdır?
Sendikalar emekçilerin işverene ve egemene karşı emekçilerin hakları ve çıkarlarını korumak için oluşturulan kurumlar. Ancak bu durum sendikaların sadece temsil ettikleri üyelerinin veya toplumsal kesimlerin hakları ve çıkarları ile sınırlı bir mücadele verdikleri anlamına gelmemektedir. Sendikalar emek mücadelesi ve demokrasi mücadelesini birlikte sürdürmesi gereke kurumlardır. Dolaysısıyla içerisinde yaşadıkları dönemin ulusal, bölgesel ve küresel tüm sorunlarına da dönük faaliyet sürdürürler. En azından bizim temsil ettiğimizin sendikal geleneğin geleneksel olandan farkının tam da bu noktada gerçekleştiğini ifade edebiliriz. Bu bakış açısından kaynaklı sendikalar geleneksel sendikacılığa ve kapitalizme ve onun uygulamalarına karşı çıkan, itiraz eden yapılar olmalıdır. İç işleyişinin demokratik olması, bürokrasi üretecek mekanizmalardan özenle kaçınılması gerekmektedir. Bilimsel çalışmayı, ortak aklı esas alan kolektif yapılar olarak sendikaları düşünmek gerekmektedir. Sendikalar demokratik kitle örgütüdür. Bu nedenle egemenin ve siyasal iktidarların politikalarına karşı halkın ve emekçilerin haklarını korumak asli görevidir. Ayrıca bu kimliklerinden dolayı üyelerini dönüştürmek ve geliştirmek sendikaların ayrıca temel görevleri olarak görülmelidir.
2. Birol ALĞAN: Sizce sendika rolleri ve toplumda gösterdikleri çalışmalar ülkelere göre farklılıklar göstermekte midir? Gösteriyorsa farklılıkların yönü ve sebepleri nelerdir?
Kuşkusuz sendikalar içlerinde geliştikleri ve faaliyet sürdürdükleri toplumsal yapılardan bağımsız hareket edemezler. Yerelin koşullarına tamamen bağlı kalmakta sendikalar açısından daraltıcı bir etkiye neden olmaktadır. Bundan dolayı yerelle evrenseli birleştiren bir hattın takip edilmesi sendikalar için en doğru olanıdır. Ayrıca her ülkenin sendikalarla ilgili yerel mevzuatının farklı olması da sendikalar arasında ülkesel ve bölgesel farklar oluşmasına neden olmaktadır. Batı Avrupa ülkelerinin koşulları ile bizimde içerisinde bulunduğumuz Ortadoğu coğrafyasının farklı koşullara ve kültürel, tarihsel arka plana sahip olması sendikaların yapısı, işleyişi ve önceliklerini de farklılaştırmaktadır. Kamu emekçileri için toplusözleşme yapmak henüz yeni yaşama geçen bir araçken, bu mekanizma Avrupa ülkelerinde neredeyse yüz yıldır uygulanmaktadır. Bu tarihsel birikimin kurumsallaşmayı doğrudan etkilediğini belirtmememiz gerekmektedir. Ayrıca ülkelerdeki siyasal iktidarların doğası ve demokratik iklimde sendikaları ve sendikal faaliyetleri doğrudan etkilemektedir. Bizde kullanılması mümkün olmayan pek çok hak, farklı ülkelerde kendi doğallığında kullanılmaktadır. Bütün bunlarda sendikalar arasındaki farkları oluşturmaktadır.
3. Birol ALĞAN: Türkiye’de öğretmen sendikalarının geçmişteki ve bugünkü nitelikleri hakkında neler söyleyebilirsiniz. Sendikal anlayışta ve sendikaların toplumsal rollerinde ve konumlarında geçmişten bugüne değişen özellikler var mıdır? Varsa bu değişim hangi yöndedir?
Türkiye’de öğretmen sendikaları dediğimizde esasında öğretmen örgütlerinden genel olarak söz etmek gerekmektedir. Sendika olarak bakıldığında 1960 sonrasında kurulan TÖS ve 1990 sonrasında kurulan sendikalar olarak iki ana bölümden söz edilebilir. Ancak, sendikalar da dahil olmak üzere bu coğrafyada öğretmenlerin 112 yıllık mücadelesinden ve örgütlülüğünden söz etmek gerekmektedir. Öğretmen örgütlerinin tarihi aslında bu topraklarda yaşananların bir yansımasıdır. Encümen-i Muallimin ile başlayıp Eğitim Sen’le devam eden bu 112 yıllık tarih egemen ile öğretmenlerin ilişkisine tanıklık etmektedir. Devrimci öğretmenler 112 yıldır egemene karşı halkın yanında, aydınlanma ve bilimin ışığında her tür zorbalığa, gericiliği ve baskıya karşı mücadele etmiştir. Dönemsel olarak örgütlerin iç işleyişi, yapısı, öncelikleri ve mücadele yöntemleri değişmiştir. Bu değişim dönemin siyasal ve sosyal koşullarının sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Değişen sosyal ve siyasal koşullar örgütlerin yapısı üzerinde etkili olmuştur. Tarihsel olarak bakıldığında sendikalara, yani sınıfsal bir yapılanmaya doğru tarihsel bir hattın varlığından söz edilebilir. Gelinen aşmada Eğitim Sen çatısı altında öğretmenler kendilerini eğitim emekçileri olarak tanımlamakta ve geleceklerini sınıfın geleceği ile örtüştürmektedir. Bu 112 yıllık tarihsel bir yürüyüşün gelinen son aşaması olarak ortaya çıkmıştır.
4. Birol ALĞAN: Eğitimin tarafsız olduğu bu nedenle de eğitim sendikalarının da tarafsız olması ve “eğitim emekçilerinin ekonomik haklarını savunmak dışında siyasete/siyasette alınan toplumla ilgili diğer kararlara karışmaması” şeklinde ileri sürülen düşünceler mevcuttur. Bu iki yaklaşıma ilişkin görüşleriniz nelerdir?
Her iki yaklaşıma da doğrudan karşı çıkılması gerektiği açıktır. Öncelikle ne eğitim tarafsızdır ne de sendikalar, olamazlar da. Öncelikle sendikalar sınıfın mücadele örgütleridir ve bundan dolayı tarafı belirlidir; emekçi sınıfların yanı. Sendikaları tarafsız olarak kabul gören sendikal yaklaşım, yani sınıflar üstü olarak kabul eden ve daha çok ABD’de görülen sendikal hareket sendikaları daralmakta ve işlevsiz hale getirmektedir. Bunun doğal sonucu da sendikaların işveren adına emekçileri kontrol altında tutan yapılara dönüşmesidir. Oysa sendikalar doğrudan emekçiler adına sermayeye ve onu temsil eden siyasi elite karşı taraftır. Bu yaklaşımın yansımalarını Türkiye’de de sendikal hareket içerisinde görmekteyiz. Bu sendikalar önlerine konulan metni imzalamak dışında bir faaliyet alanına sahip değildir. Tarafsız olmak güçlünün ve egemenin yanında dolaylı olarak yer almak anlamına gelir. Eğitim Sen bu anlamda tüm eğitim ve bilim emekçileri adına taraftır.
Aynı şekilde eğitimde tarafsız değildir. Kamusal bir hizmet olarak eğitimin sadece tarafsız olması yeterli değildir. Aynı zamanda da nitelikli, bilimsel, laik, anadilinde, düzenli, sürekli, eşit ve ücretsiz de olması gerekmektedir. Ancak, eğitim tüm dünyada siyasi iktidarlar açısından kendilerini her gün yeniden üretmenin en önemli aracı olarak kullanılmaktadır. İçeriğinden, sunulma biçimine, yönetiminden, öğretmen yetiştirmeye kadar pek çok alan siyasi iktidarlar tarafından kendi gelecek beklentilerine uygun olarak yapılandırılan bir hizmetin tarafsız olmasını beklemek mümkün değildir.
Son olarak sendikaları siyasetten soyutlayan ve sadece bir alanda faaliyet gösterecek şekilde sınırlandıran yaklaşımı da kabullenmek mümkün değildir. Eğitim Sen, emek ve demokrasi mücadelesi arasındaki kopmaz ve güçlü bağdan hareketle tüm faaliyetlerini sürdürmektedir. Siyasi bağı kurulmayan bir sendikal mücadelenin sendikalizmin çıkmaz labirentlerinde yitip gitmek dışında bir geleceği olamaz. Bu yaklaşımda yine egemenler, işverenler ve siyasi iktidarlar tarafından sendikalara dayatılmaktadır. Buna tartışmasız bir şekilde karşı çıkmak gerekmektedir.
5. Birol ALĞAN: Türkiye’nin son yıllardaki eğitim gündemini nasıl değerlendiriyorsunuz. Eğitim politikaları ve uygulamaları, öğrenciler, veliler, öğretmenler ile toplumsal yapı üzerinde hangi etkilere yol açmaktadır?
Siyasi iktidarın yeni bir rejimi inşa etmek için çeşitli araçlar kullandığına ve eğitimi de bu kurucu araçlardan bir olarak kullanmaya çalıştığı bir dönemi yaşıyoruz. Eğitimin araç haline gelmesinin doğal sonucu olarak da öğrencilerin gereksinimleri ile uyumlu olmayan bir eğitim süreci içerisindeyiz. Ayrıca eğitim alanı siyasi iktidar açısından kendi hegemonyasını inşa edebileceği en önemli alanlarından biri ve bunun için d de tüm olanakları kullanıyor. Ancak geniş bir kesimin siyasi iktidarın vaat ettiği geleceğe onayı olmadığı için karşısında da güçlü bir direnç oluşuyor. Eğitim Sen, işte tamda bu noktada, siyasi iktidarın eğitim alanındaki uygulamalarına doğrudan muhalefet eden, bu konuda görüşleri en net olan sendikadır.

6. Birol ALĞAN: Eğitim Sen ülkede uygulanan eğitim politikalarının toplumun tamamı için nitelikli olup olmadığına hangi göstergelere göre karar vermektedir? Eğitim Sen’e göre bir toplumda nitelikli bir eğitim hangi özelliklere sahip olmalıdır?
Eğitim Sen, öncelikle uygulanan eğitim politikalarının toplumsal fayda üretip üretmediğine bakar. Her uygulamayı “eşitlik” ve “hak” temelli bir değerlendirmeye tabi tutar. Eğitim politikalarının öğrencilerin kamusal eğitim alma hakkına ne kadar hizmet edip etmediğine veya bu hakkı engelleyip engellemediğine bakar. Sunulan eğitim hizmetinin bilimsel bir içerikle ve yöntemle sunulup sunulmadığı, çocukların yaşlarına ve gereksinimlerine uygun olup olmadığı gibi pek çok ölçüye göre bir değerlendirmeye tabi tutar. Bu anlamda da “bilimsellik” ve “toplumsal fayda” diğer ölçülerdir.
7. Birol ALĞAN: Türkiye’deki eğitim politikalarını hem öğretmen yetiştirme bakımından hem de öğretmenlerin istihdam ve çalışma koşulları açısından değerlendirirseniz neler söyleyebilirsiniz? Sizce nitelikli bir öğretmen toplumsal, kişisel ve mesleki yönleriyle hangi özelliklere sahip olmalıdır?
Öğretmen yetiştirme konusu eğitim alanının kadim sorunlarından ve tartışma başlıklarından biridir. Bunun temel nedeni ile siyasi iktidarlar ve onların eğitimden bekledikleri fayda ile ilgilidir. Öğretmenlerin istihdam şeklide, benzer şekilde, siyasi iktidarlar ve onların dönemsel politikaları ile doğrudan ilişkilidir. İçinde bulunduğumuz dönemde sözleşmeli öğretmen istihdam edilmesi yine bu dönemin özellikleri ile ilişkilidir. Öğretmenler siyasi baskılardan etkilenmemeleri için mutlaka kadrolu ve güvenceli istihdam edilmelidir. Ayrıca, mesleki statülerinin güçlendirilmesi ve mesleklerinin toplumsal algısının artırılması gerekmektedir. Bu mesleklerini etki altında kalmadan yapabilmeleri için zorunludur. Öğretmen, mutlaka içerisinde yaşadığı toplumun sorunlarına duyarlı, yeniliklere açık, bilimsel çalışmaya yatkın ve her türden baskıya karşı durabilecek özelliklere sahip olmalıdır. Öğretmen, öncelikle hakları ve sorumlulukları hakkında donanıma sahip olmalıdır. En önemlisi de öğretmen mutlaka örgütlü olmalıdır.
8. Birol ALĞAN: Son yıllarda öğretmenlerin saygınlığının azaldığına ilişkin tespit ve eleştiriler söz konusudur. Sizce bu durumun sebepleri nelerdir ve öğretmenlerin saygınlığının korunması için hükümetler ve sendikalar tarafından neler yapılabilir?
Öğretmenlik mesleğinin sistemli bir şekilde itibarsızlaştırıldığı ve değersizleştirildiği bir dönemdeyiz. Bunun çeşitli nedenleri var. Öncelikle eğitim hizmetinin kamusal bir hizmet olarak değil de piyasada bir metaya dönüştürülme sürecinin bu durumda ciddi etkisinin olduğunu görmek gerekmektedir. Piyasa karşısında toplumsal desteği fazla, statüsü güçlü öğretmen yerine kendisine hayır diyemeyen öğretmeni tercih etmektedir. Güçsüz öğretmen itiraz etmez, düşük ücretle ve güvencesiz çalışır. İkinci önemli nedende içinde bulunduğumuz dönemde öğretmenin temsil ettiği bilim, akıl, eleştirel düşünce yerine itaat ve sorgulamadan uymanın daha muteber değerler haline gelmesidir. Üçüncü olarak ise kamu yöneticilerinin öğretmenlere dönük politikalarını ifade edebiliriz. Birkaç ay önce bir özel okullar derneği başkanının öğretmenleri itham eden sözlerine dönük tek cümle etme gereği dahi duymayan bir eğitim yönetimi yaklaşımına dikkat çekmek gerekir. Tüm güçlüklere rağmen öğretmenler mesleklerini ve ortak geleceğimizi savunmaya devam ediyor. Eğitim Sen diyor ki “öğretmen kaybederse toplum kaybeder.”
9. Birol ALĞAN: Eğitim Sen, üyesi olan öğretmen ve eğitimde çalışan diğer personelin haklarını koruma ve mesleki anlamda çok yönlü gelişmelerine katkı sunacak çalışmalar yapmakta mıdır? Varsa nelerdir?
Eğitim Sen bir taraftan haklarımız ve geleceğimiz için mücadele ederken diğer taraftan da üyelerinin gelişimi ve dönüşümü için çaba sarf etmektedir. Bu Eğitim Sen’in demokratik kitle örgütü olmasının doğal sonucu ve gereğidir. Bunun için çeşitli seminerler, mesleki çalışmalar, eğitim programları, sempozyumlar, paneller düzenlemekte, basılı ve görsel materyaller üretmektedir. Örneğin, salgınla birlikte yaşadığımız uzaktan eğitimle ilgili iki yarı çalıştay düzenlemiş ve sonuçlarını yayınlamıştır. Üyelerimiz başta olmak üzere tüm eğitim ve bilim emekçileri ile birlikte öğrencilerimizin kamusal eğitim alması için mücadelemiz sürmektedir.
Birol ALĞAN: Eğitim politikaları üzerine sorduğumuz soruları yanıtladığınız için teşekkür ediyorum.

& quot;

Yorumlar (0)
EN SON EKLENENLER
BU AY ÇOK OKUNANLAR
Diğer Bilimsel Makaleler Yazıları