Anasayfa Künye Danışman ve Editörler Son Dakika Arşiv FacebookTwitter
Nirvana Sosyal Bilimler Sitesi Güncel Eleştirel Sosyal Bilimler Platformu

DÜNDEN YARINA EĞİTİMİMİZ (13) EĞİTİMDE YEŞİL KUŞAK ETKİSİ

ALİ GENÇLİ

Kategori: Eğitim Bilimleri - Tarih: 16 Kasım 2020 12:39 - Okunma sayısı: 125

DÜNDEN YARINA EĞİTİMİMİZ (13) EĞİTİMDE YEŞİL KUŞAK ETKİSİ

DÜNDEN YARINA EĞİTİMİMİZ (13)
EĞİTİMDE YEŞİL KUŞAK ETKİSİ
Türk Milli Eğitiminde Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren başlatılan çağdaşlaşma, çok partili hayata geçtiğimiz süreçte, Demokrat Parti Hükümetleriyle birlikte yerini dinsel eğitime bırakmıştır.
1940’lı yılların sonlarında Komünizm’in İslam ülkelerinde yayılmasını ve bu ülkelerin Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği güdümüne girmesini büyük tehlike olarak gören Amerika Birleşik Devletleri, İslam’ı Komünizm’e karşı bir panzehir gibi kullanmaya başladı. Petrol üzerindeki egemenliğini ve Müslüman dünyayı Sovyetler Birliği’ne kaptıracağı endişesiyle “Yeşil Kuşak” projesini hayata geçirdi. ABD’nin bu emperyalist projesine dahil edilen ülkemiz de belirlenen hedefler doğrultusunda hızla dinsel eğitime yönelmiştir.
O yıllardan başlayarak günümüze kadar gelen bir süreç içinde ABD’nin güdümüne giren ülkemizde, Siyasal İslam hızla gelişip, güçlenmiştir.
1960’lardan itibaren büyük bir ivme kazanan sol harekete karşı, Türk İslam Sentezi ideolojisi benimsenerek, İslamcılığın ve milliyetçiliğin bir araya getirilmesi hedeflendi. Sağ politikacılar, iktidara gelebilmek için, Komünizm’e karşı bir söylem geliştirdiler.
Ülkemizdeki tüm bu girişimler ABD tarafından, Yeşil Kuşak Projesi olgusu içinde yönlendirilmiş ve desteklenmiştir. Elbette bu uygulamaların yumuşak karnı eğitim sistemi ve eğitimci yetiştiren kurumlar olmuştur. Eğitim sistemimiz her geçen gün çağdaşlıktan ve gerçek amacından uzaklaştırılarak , yozlaştırılarak günümüze kadar gelmiştir. Bu düşüncelerin devlet politikası haline getirilmesi de ülkeyi geri kalmış ülkeler kategorisinde alt sıralarda kalmasına neden olmuştur. Bu günkü geri kalmışlığımızın en büyük nedenlerinden birisi de budur.
Oysa çağdaş bir ülke olmayı hedefleyen ve Mustafa Kemal Atatürk’ün idealindeki muasır medeniyet düzeyine giden yol; Dini inanç ve ideoloji kaygısından uzak, bireyin özgürlüğüne ilgi ve yeteneğine açık, akılsal, bilimsel verilere dayalı laik eğitimden geçmektedir. Elbette dinsel bilgiler de toplumun isteği ve sosyal hayatın gerekleri doğrultusunda müfredatlarda yer almalıdır. Nasıl ki fizik, kimya, biyoloji kendi mantık ve yöntemleriyle konularını aktarmaktadır, din de kendi konularını, dinsel verilere ve kutsal metinlere dayanarak öznel çıkarlara saptırılmadan, çarptırılmadan öğretilmelidir. Dünya, evren, doğa olayları dini bilgilere dayalı olarak açıklanarak; bireye, kendini ve toplumsal yaşamını din merkezli algılattıracak bir zihniyeti kazandıran eğitimin verilmesinden kaçınılmalıdır. Göz önünde bulundurulması gereken diğer bir konu da “Din eğitimi” ile “dinsel eğitim”in birbirinden ayrılmasının bir zorunluluk kabul edilmesidir. Ama ne yazık ki bu ayrıntı kasıtlı olarak göz ardı edilmiştir.
Adalet Partisi Genel Başkanı Ragıp Gümüşpala 6 Haziran 1964 tarihinde vefat etmiş, ardından partide genel başkanlık yarışı başlamıştır. Süleyman Demirel 29 Kasım 1964’teki kongrede Genel Başkan seçilmiştir. ABD’den icazet aldığı söylenen Demirel, Genel Başkanlığa aday olan Sadettin Bilgiç’e karşı kazanmıştı. Demirel Adalet Partisi Genel Başkanı olunca, üçüncü koalisyon hükümetini düşürmek için harekete geçmiş, diğer muhalefet partilerini yanına alarak, 13 Şubat 1965’te yapılan oylamada bütçenin reddedilmesini sağlamıştı. Bunun üzerine İsmet İnönü 3. Koalisyon Hükümeti istifa etti.
Süleyman Demirel, ABD’den Eisenhower Bursu’nu alan ilk ve tek Türk’tür. DSİ Genel Müdürlüğü’nden ayrılarak siyasete atılan ve Adalet Partisi Genel Başkanı olan Demirel, Time dergisi tarafından “Batılı kafada bir iktisatçı” olarak övülmüştür.
İnönü istifa edince Hükümeti kurma görevi, Cumhurbaşkanı Gürsel tarafından Cumhuriyet Senatosu Kayseri Üyesi Suat Hayri Ürgüplü'ye verildi. Ürgüplü 29. Hükümeti Adalet Partisi, Yeni Türkiye Partisi, Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi ve Millet Partisi'ne mensup bakanlardan oluşan 23 kişilik yeni koalisyonu hükümetini 20 Şubat 1965 tarihinde kurdu. Bir seçim hükümeti özelliği taşıyan bu hükümet, yedi ay sonra genel seçimlerin yapıldığı 27 Ekim 1965 tarihinde sona erdi. (Devam Edecek)

& quot;

Yorumlar (0)
EN SON EKLENENLER
BU AY ÇOK OKUNANLAR
Diğer Eğitim Bilimleri Yazıları