Anasayfa Künye Danışman ve Editörler Son Dakika Arşiv FacebookTwitter
Nirvana Sosyal Bilimler Sitesi Güncel Eleştirel Sosyal Bilimler Platformu

İstatistiklerle Gençler

Alaaddin DİNÇER Yazdı

Kategori: Ekonomi - Tarih: 25 Mayıs 2020 23:04 - Okunma sayısı: 314

İstatistiklerle Gençler

Ne Mavi Ne Beyaz Yakalı, Onlar Sürekli İşsiz!

TÜİK araştırmaları ve verileri işsizliğin eğitimli ya da eğitimsiz gençliğin önünde büyük bir engel oluşturduğunu,çözülmediği takdirde gelecekte de oluşturacağını gösteriyor. Mart ayında ülkemizde görülen korona virüs salgını sürecinde ve sonrasında ekonomik alanda yaşanacak krizin etkisiyle, genelde işsizliğin özelde ise genç işsizliğin yüksek oranlara ulaşacağı alanın uzmanları tarafından dile getirilmektedir.Korona virüs öncesi gençlikte işsizliğin yüksek olmasının nedenleri arasında mevcut eğitim ve yükseköğretim sistemi önemli bir yer tutuyor.Okullar ve üniversiteler, ellerinde diploma denilen ancak gelecek kurma noktasında bir işe yaramayan belgeler bulunan gençleri her yıl yeni işsizler olarak topluma katıyor.

Ülkenin ekonomik geleceği ve ulusal gelişmesi bakımından uzun dönemde genç işsizliği önemli sonuçlar doğurma potansiyeli taşımaktadır.Yoksullaşma, üretim kaybı ve kalkınmanın yeterince sağlanamamsı olarak gündeme gelen bu sonuçlar aynı zamanda beşeri insan gücününde kaybı anlamına gelmektedir. Enerjilerini ve üretici potansiyellerini yaşama geçirme olanağı bulamayan ya da iktidarların bu potansiiyelden yararlanmaması gençlerde cesaret kırılmasına ve tüm yaşamlarını etkileyen bir döngüye yol açmaktadır.Bu döngünün yarattığı karekter ve kimlik bozumu ile birlikte umutsuzluk, kaygı, korku, güvensizlik, kırrılganlık,bir işe yaramazlık,sosyal dışlanma, suça sürüklenme gibi sosyal sorunlar gelişmektedir. Gençlerin bütün yaşamlarını, toplumun ve ülkenin geleceğini olumsuz yönde etkileyen bu psiko sosyal sorunlar ileride telafisi mümkün olmayan sorunlara dönüşebilir.

Dünya Sağlık Örgütü genel tanılama içinde 0-18 yaşı çocuk,15-18 yaşı genç ergen,18-65 yaşı ise genç olarak tanılamaktadır.TÜİK gençlik yaşı olarak 15-24 yaş aralığını belirlemiş bulunmaktadır.2019 yılı sonu itibarıyla Türkiye’nin nüfusu toplam 83 milyon 154 bin 997 kişidir. TÜİK’in Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) 2019 yılı sonu itibarıyla 15-24 yaş aralığındaki genç nüfusun 12 milyon 955 bin 672 kişi olduğu bilgisi yer almaktadır.Bu nüfus sayısı ile genç nüfus, toplam nüfusun %15,6'sını oluşturmaktadır. ADNKS sonuçlarına göre 2019 yılında genç nüfus oranının en yüksek olduğu il, %23,9 ile Hakkari, bu ili %22,7 ile Şırnak ve %22,6 ile Bayburt izledi. Genç nüfus oranının en düşük olduğu iller ise sırasıyla, %12,6 ile Muğla, %12,9 ile Balıkesir ve %13,2 ile İzmir oldu.

Yükseköğretimde Net Okullaşma Oranı Düşüyor

ADNKS sonuçlarına göre 2019 yılında 18-24 yaş grubunda yer alan 411 bin 818 genç ikamet ettiği ilden başka bir ile üniversite okumaya gitti. Bu gençlerin 18-24 yaş grubundaki genç nüfus içindeki oranı %4,4 oldu. İkamet ettiği ilden başka bir ile üniversite okumaya giden gençlerin oranı illere göre incelendiğinde, bu oranın en yüksek olduğu ilin %17,7 ile Burdur olduğu görüldü. Bu ili %17,5 ile Bayburt ve %17,0 ile Isparta izledi. İkamet ettiği ilden başka bir ile üniversite okumaya giden gençlerin oranının en düşük olduğu iller ise sırasıyla, %0,4 ile Şırnak, %0,6 ile Şanlıurfa ve %0,8 ile Diyarbakır oldu. Türkiye'de 2017/'18 öğretim yılında %45,6 olan yükseköğretim net okullaşma oranı, 2018/'19 öğretim yılında %44,1'e düştü.

*2016/’17 öğretim yılında %41,7 olan yükseköğretim net okullaşma oranı, 2017/’18 öğretim yılında %45,6’ya yükseldi. 2018/2019 yılında geçmiş yılların aksine gençliğin üniversiteli olma isteği ve yönelimleri azalıyor.Azalmanın hem kadınlar hem de erkekler için birbirine yakın oranlarda olduğunu görmekteyiz. Gençlerin örgün yükseköğretimden uzaklaşmasının altında yatan pek çok neden olmakla birlikte, özellikle üniversite mezunu olmanında sağlıklı bir gelecek kurma noktasında gençler için umut vaat etmediğini göstermektedir.

*Üniversite de okumak, gençler açısından boşa geçen zaman kaybı,üniveersitelerin umutsuzluk kaynağı olarak görüldüğü anlamına gelmektedir. Örgün yükseköğretimde 2018’e göre 2019’da çağ nüfusunun brüt okullaşma oranı artarken net okullaşma oranının azalmasının nedenleri arasında 2018 yılının ikinci yarısında yaşanan ekonomik krizin etkileri olduğunu söyleyebiliriz.
*Kendi ilinden başka bir ile yükseköğretimde öğrenim görmeyi tercih eden öğrenci sayısı üç kentin gençleri için tercih edilmeyen veriler oluşturmaktadır.Bu üç kentte oranın başka sosyal ve siyasal nedenleri olma olasılığı oldukça yüksektir.
3 Milyon 368 Bin Genç Ne Eğitimde Ne de İsitihdamda!
Hanehalkı işgücü araştırması sonuçlarına göre gençlerde işsizlik oranı, 2018 yılında %20,3 iken 2019 yılında %25,4'e yükseldi. Genç erkeklerde işsizlik oranı 2018 yılında %17,6 iken 2019 yılında %22,5 olurken genç kadınlarda bu oran 2018 yılında 25,3 iken 2019 yılında %30,6 oldu. Ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerin oranı 2019 yılında %26,0 oldu. Bu oran genç erkeklerde %18,3, genç kadınlarda ise %34,0 oldu. Hanehalkı işgücü araştırması sonuçlarına göre genç nüfusun istihdam oranı 2018 yılında %35,0 iken 2019 yılında %33,1 oldu.

*Hane halkı işgücü araştırması sonuçlarına göre; gençlerde işsizlik, 2017 yılında %20,8 iken 2018 yılında oran %20,3 sayı ise 2 milyon 633 bin kişi olarak gerçekleşti. 2019 yılında %25,4’e çıkan gençlerdaki işsizlik oranı 3 milyon 291 bin kişi olurken, son bir yılda 658 bin genç daha işsiz kalmış oldu.Genç nüfusun çok olduğu illerde işsiz genç sayısı da yüksektir.

*Ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerin oranı 2018 yılında %24,5 olurken sayısal olarak 3 milyon 178 bin kişi, 2019 yılında bu sayı 190 bin kişi artarak 3 milyon 368 bin kişi oran ise %26 oldu.
Not,veriler baz alınarak yapılan hesaplamalarda, hem 2018 hem de 2019’da örgün yükseköğretime devam eden öğrenci sayısı 18-24 yaş aralığındaki toplan genç nüfustan düşülerek gerçekleştirilmiştir.

*Gençlerin istihdam olanağı bulabildiği iş kollarının başında hizmtler,sanayi, tarım ve işaat gelmektedir.

Milyonlarca Genç Yaşamdan Mutsuz Olduğunu Söylüyor

Yaşam memnuniyeti araştırması sonuçlarına göre 18 ve daha yukarı yaştaki bireylerin genel sağlık durumlarından memnuniyet oranı 2018 yılında %70,3 iken 2019 yılında %68,3'e düştü. Genç nüfusun genel sağlık durumundan memnuniyet oranı ise 2018 yılında %85,5 iken 2019 yılında %88,0'a yükseldi. Yaşam memnuniyeti araştırması sonuçlarına göre 2019 yılında gençlerin mutluluk kaynağı olan değerler arasında %52,3 ile sağlık, ilk sırada yer aldı. Bunu, %24,2 ile başarı, %15,1 ile sevgi izledi. Yaşam memnuniyeti araştırması sonuçlarına göre 2019 yılında gençlerin %73,0'ı çalıştığı işinden memnun olduğunu, %49,8'i elde ettiği kazançtan memnun olduğunu belirtti. Yaşam memnuniyeti araştırması sonuçlarına göre 2019 yılında gençlerin %62,0'ı şimdiye kadar almış olduğu eğitimden memnun olduğunu belirtti.

*Gençlerin büyük bir bölümü sağlıklarından mutlu olduklarını ,bir başka ifade ile sağlık sorunlarının olmadığını ifade etmektedir.

*5 milyon 480 bin genç içinde bulunnduğu yaşamdan mutlu olmadığını,aslında mutsuz olduğunu söylüyör.

*Bir işte istihdam olanağı bulabilen milyonlarca genç çalıştıkları işten, aldıkları ücrettten ve gördükleri eğitimden memnun olmadığını belirtmektedir.

Tartışma,öneriler ve sonuç,

Yukarıda yer alan bulgular ile başka kurumların yaptığı çeşitli araştırmalar ağırlıklı olarak gençlerin geleceklerinden umutsuz olduğunu,içinde bulunduklaru sosyo ekonomik durumdan mutlu olmadıklarını söylemektedir.Yaşamlarının en güzel dönemlerini ebeveynlerinin desteği ve onların verdiği katkı ile geçirmek durumunda kalmaktadırlar. 19 Mayıs Atatürkü Anma,Gençlik ve Spor Bayramının hem 101.yıl etkinlikleri hem de gençliğin yaşadığı ve ileride yaşaması olası sorunlarda korona virüs gölgesinde kaldı.Yaşanmakta olan sorunları ve çözüm yollarını doğru düzgün tartışma olanağı bile bulunamadi.Sorunlar,siyasetin hamaset ve ajitasyon harmanında saman uçuşu misali savrulup gitti. Oysa gençliğin başta eğitim,istihdam,özgürlük,örgütlenme,katılım,söz hakkı gibi ne çok sorunu var.

Gençler İçin İş Bulmak Samanlıkta İğne Bulmaktan Zor

Kamuda istihdam olanağı bulabilmek için girilen KPSS’nin sadece lisans sınavlarına 2015-19 yılları arasında 4 milyon 280 bin kişi girdi.KPSS’ye giren 2 milyon 280 bin kişiden öğretmen atamaları dahil (güvenlik alanı hariç) beş yılda kamuya sadece yaklaşık 300 bin kişi yerleşme şansı bulabildi. Çok haklı olarak ebeveynler çocukları, gençler kendileri için iş kurma ve istihdam olanakları yaratma sorumluluğu olan iktidardan sorumluluğunu yerine getirmesini beklemektedirler.Karşılık bulamadıklarında uygulanan politikalara öfkelenip tepki göstermektedirler. Gençlerin taleplerine ve bu taleplerini dile getirmelerine öfkelenmek,yasaklar ve engeller çıkarmak yerine onları dinlemek,anlamak, taleplerine yanıt, sorunlarına çözüm üretmek gerekmektedir.

Yukarıda yer alan bulgular devletin resmi kurumunun ortaya çıkardığı trajik bulgulardır.Bağımsız sivil kurumların yaptığı değişik araştırmalarda daha geniş boyutlu, kapsamlı ve kaygı veren sonuçlar çıkmaktadır. Üniversite diplomalı,işsiz ve haftalardır salgın psikolojisi ile yatıp kalkan gençlerin hayatın normalleşmesiyle karşısına çıkacak yeni zorluklarla baş etmesi çok kolay olmayabilir.Gençleri içine düşebilecekleri ruhsal çöküntüden ve bu çöküntünün etkisiyle yapabilecekleri olumsuz davranışlardan kurtarmanın planları ve politikları oluşturulmalıdır.

Ortaya çıkan salgının bütün ülke ekonomilerinde yarattığı ve önümüzdeki aylarda yaratacağı durağanlık ve tahribat kısa ömürlü olmayacak gibi görünmektedir. Krizin Türkiye ekonomisi üzerinde daha sarsıcı etkilerinin yaşanma olasılığı çok yüksektir. Avrupa’nın en genç nüfusu ile birçok Avrupa ülke nüfusundan fazla üniversite öğrenci sayısına sahip olmakla övünen yönetsel aktörler, sadece genç nüfustaki işssiz sayısının da pek çok Avrupa ülke nüfusundan fazla olduğuna, buna neden olan politikaları uygulayanların kendilerinden başkası olmadığını görerek bu politikalarla yüzleşme zamanının geldiğine inanmaları gerekmektedir. 2008 Finansal Ekonomik Kriz, 2009 yılında bütün yaş ve eğitim gruplarında istihdam oranlarının düşmesine neden oldu.2008 Krizinden daha büyük olduğu öngörülen salgın krizinin bütün yaş ve eğitim gruplarında istihdam kaybını olağanüstü büyüteceğini bazı göstergelere bakarak öngörmek mümkündür.

Öneriler;

**Genel bütçeden gençleri yakından ilgilendiren alanlara ayrılan kaynaklar mutlaka artırılmalıdır. İşsizlik fonunda birikmiş olan kaynaklar genç işsizliği ile mücadelede başvurulacak bir kaynak olarak kullanılmalıdır. Diğer yandan genç istihdamından alınan vergiler mutlaka düşürülmeli, belirli süreler için gençlere istihdam vergisi muafiyetleri sağlanması genç işsizliği azaltan bir işlev görecektir. Türkiye'de genç işsizliği uzun yıllardan beri yetişkin işsizliğinin en az iki katı. Bu olgu genç işsizliğini azaltmak için Türkiye'de yeterli politikalar uygulanmadığını gösteriyor. Ülkemiz nüfusu içinde gençlerin oranının yüksek olması, bu kesimin işgücüne katılımının sağlanması ile büyüme hedeflerine yakınlaşmak kolaylaşacaktır Genç işsizliğiyle mücadele için ekonomik ve sosyal politikalar birlikte tasarlanmalı, muhataplarıyla birlikte tartışarak “gençlik istihdamı stratejisi” planları gerçekleştirilmelidir.

**Yerel yönetimler, gençlere yönelik merkezi iktidar tarafından mali olarak desteklenen gelecekte istihdam olanağı bulabilecekleri, aynı zamanda sosyalleşmelerini sağlayacakları alanlarda yenilenmiş ve çeşitlenmiş yaygın mesleki formasyon kursları/programları açmalıdır.

**Köyden az gelişmiş kentlere, köylerden ve az gelişmiş kentlerden gelişme gösteren kentlere göç olgusu günümüz gençliğinin daha doğrusu çocukların, yetişkinlerin özcesi bütün halkların yaşadığı en önemli sorundur. Yaşanan salgın gıdanın ve suyun değerini dünya halklarına ve ülke yönetimlerine yeniden hatırlatacak sonuçları ortaya çıkardı. Bu minvalde özellikle tarım, hayvancılık, bağ ve bahçe ürünlerinin ihtiyaçlar ve tedarik zincirinin önceliğe yerleşmesi önümüzdeki dönem bu alanlara yönelmenin gerekliliğini bize anımsattı. Burada asıl sorun köylerini terk eden gençlere tarımı bir meslek olarak kabul ettirme sorununu ortadan kaldırarak yeniden köylere tarıma dönüşün olanakları yaratılmalıdır. Tersine göçü teşvik etmek için çeşitli projeler ve “yeniden kırsal yerleşme" planları yapılmalı, ayrıca “yeniden toprağa geri dön”, ”haydi gençler tarımda öncülük sizde” kampanyaları düzenlenmelidir.

**Göstergeler, Türkiye'nin eğitim ve yükseköğretim sisteminin gençlerin işsizlik sorununu çözmekte yeterli olmadığını göstermektedir.Türkiye'de yeni mezun olan, lise ve üzeri eğitim almış milyonlarca genç işgücünün istihdam olanakları oldukça düşük kalmaktadır. Türkiye’de gençlerin eğitim ve yükseköğretim düzeyi arttıkça işsizlik oranları yükselirken, AB üyesi ülkelerde tam tersi bir tablo yaşanmaktadır.AB üyesi ülkelerde ise gençlerin eğitim ve yükseköğretim düzeyi arttıkça istihdam oranları da artmaktadır.Benzer bir tablo OEED göstergeleri için de geçerlidir. Türkiye'de yeni mezun eğitimli gençlerin iş bulma sorunlarına çözüm bulunması için,örgün eğitim ve yükseköğretim sisteminde edinilen niteliklerin işgücü piyasasının ihtiyaçlarıyla uyumlu hale geirilmeli, eğitimden istihdama geçişi kolaylaştıracak, özel olarak gençlere hizmet veren rehberlik, iş bulma ve eşleştirme merkezleri kurulmalıdır..

**Dezavantajlı gençlik gruplarına yönelik (etnik kimlik, göç etmiş olma, cinsel tercih vb. gibi) yukarıdan aşağıya doğru yürtülen her türlü dışlanma ve ötekileştirmelere son verilmelidir. Ardından dezavantajlı gençlerin farklı bireysel ve kurumsal ihtiyaçlarına ve sorunlarına yanıt verecek alternatif çözüm politikaları üretilmelidir.Sosyal içermeye,katılmaya ve kabüle yönelik merkezler kurulmalıdır.Kurulan bu merkezlerde, iş bulma ve seçenekli sertifika programlarının yanında, dezavantajlı gençlerin güçsüz oldukları birçok alanda güçlendirilmesine yönelik programlar uygulanmalıdır. Bu programlar akademik bakımından; toplumsal kararlara katılım, bağımsız bireyler olabilme, yaratıcılıkların ve hayallerin gerçekleştirilmesi, yeteneklerin, yeterliliklerin, sosyaleşmenin ve becerilerin geliştirilmesi şeklinde içeriklendirilmelidir.

**Genç kadınların işsizliği kentlerin varoşlarında ve köyde yaşayan genç kadınlar arasında oldukça yüksek orandadır.Köylerde genç kadınlar genelde ev içi işlerde ve tarımda işçisi olarak çalışmaktasır.Bu durum kadınların işgücüne katılımı olarak değerlendirilmektedir. Ancak köyde yaşayan ve çalışıyor kabul edilen genç kadınların büyük bir bölümü ücretsiz aile işçisidir. Kentlerin varoşlarında ve köylerde ücretsiz aile işçisi olarak çalışan kadınların hiç bir sosyal güvencesi bulunmamaktadur.Sosyal güvence yoksunluğu aynı zamanda bu genç kadınların özerk birey olarak topluma katılma olanakları olmayan en bağımlı kesimi oluşturmaktadırlar. Bu çarpıcı sonuç varoşlarda ve köyde yaşayan ve tüm hayatları boyunca ücretsiz aile işçisi olarak çalışan/çalışacak olan genç kadınlar için özel bir sosyal güvenlik ağı düzenlemesi zaman kaybetmeden yasalaştırılmalıdır.

**İş olanağı bulan gençlerin sosyal güvenceden yoksun çalıştırılması yaygındır. Bu noktada şu politika önerisi dikkate alınarak adımlar atılması geçlerin geleceği bakımından yararlı olacaktır. Kısa süreli, mevsimsel işlerde çalışan gençlere, ev eksenli çalışan genç kadınlara, gündelikçi olarak çalışan genç kadınlara; ev kadını olarak yaşayan genç kadınlara, tarımda ücretsiz aile işçisi olarak çalışan gençlere yönelik, tam ve sürekli istihdamdan bağımsız, temel sağlık, sosyal emeklilik ve asgari işsizlik sigortası gibi sosyal güvenlik konularını kapsayan bir sistem yaşama geçirilmelidir.

**Yapılan birçok araştırmaya göre, gençlerin oldukça niteliksiz işgücünü gerektirdiği bilinen dokuma-giyim ve lokanta-otel gibi sektörlerde istihdamnı daha yüksek olduğu görülmektedir. Önümüzdeki dönemde gençlere yönelik nitelikli işgücü kullanılan sanayi ve hizmet sektörlerine nitelikli istihdam olanağının artırılması önem kazanacaktır.Bu noktada gençlerin yetişkinlere göre çalışma oranlarının düşük olduğu, yarı zamanlı çalışma olanaklarının yüksek olduğu, sosyal hizmetler ve ulaştırma-haberleşme-yazılım gibi yüksek teknolojilerin kullanıldığı sektörlerde çalışmalarını teşvik edecek politikaları uygulamak önemli olacaktır.

**Kayıt dışı istihdamın sendikal örgütlenmeyi zorunlu kılan,teşvikli emeklilik ve emekli yaşının geçici bir süre için kadınlarda 5 erkeklerde 3 yıl aşağıya çekilmesi,haftalık çalışma sürelerinin 35 saate indirilmesi,işsizlik sigortasına erişim koşullarının hafifletilmesi gibi çözümler genç işsizliği azaltma seçenekleri olarak hayata geçirilmelidir.

Sonuç, ülkemizin genç nüfusu önemli sorunlarla karşı karşıya bulunmaktadır. Sorunlar setinin içinde eğitimsizlik, yoksulluk, sosyal dışlanma bunlardan bazılarıdır. Gençlerin yoksulluğu, kuşaktan kuşağa geçen yoksulluk olarak yaşanırken, iş olanağı bulabilen gençler kayıt dışı ve ağır iş koşullarında çalışmaktadır. Diğer yandan ev içi ve dışı yaşam alanlarının kısıtlı olması; farklı kültür ve kimlik arayışlarının toplumda hoş görülmemesi, gençlerin okul dışı zamanlarını değerlendirebilecekleri, kendilerini geliştirebilecekleri, aile ve okul dışında sosyalleşebilecekleri kurum ve merkezlerin çok kısıtlı olması gibi sorunlardan söz edilebilir. En temel olarak da gençlerin toplumsal hayata katılımının kısıtlı olmasından ve yetişkinlerle eşit haklar elde edebilmek için yetişkin olmayı beklemeleri gerekmesinden söz edilebilir. Bahsettiğimiz sorunlar, gençlerin kişisel donanım, motivasyon ve sadece istihdam olanağı sağlanarak açıklanıp aşılamayacak boyutta sorunlardır.O nedenle gençlerin sorunlarına yönelik oluşturulan veya oluşturulacak politikaların çok yönlü,çok amaçlo, bütünlüklü zenginleştirilmiş seçenekleri içeren politikalar olması gerekmektedir.

2019 yılının genel ve gençlik işsizilik oranları 90 yılın en yüksek düzeyine çıkmış bulunmaktadır.İktidarın sıkça eleştiri konusu yaptığı ve topluma kötü dönem olarak gösterdiği 1978-1979-2001 yıllarında,kendi dönemi olan ve iktisat tarihine 2008 finansal krizi olarak geçen yıl ile 2009 yılında bile bu denli yüksek olmamıştı.Savaş ve salgın dönemleri yurttaşların içinde bulunduğu koşullara “şükretmek” ve bu koşulları rızaya dayalı kabule zorlandıkları aynı zamanda iktidarların emek aleyhine sermaye lehine duruşunun güçlendirildiği dönemler olmuştur.Salgının yarattığı korku,kaygı ve depresyonu kullanarak “şimdi fedekarlık zamanı”,”hepimiz aynı gemideyiz” metaforları üzerinden sınıfın direnç iradesini kıran,kimliksizleştiren ve karekter erozyonu inşa eden yönelimlere karşı çıkılmalıdır. Özellikle emek örgütleri ve muhalefet partileri iktidarın bu yönde atacağı adımlar konusunda çok dikkatli olmalı,emeğin ve örgütlerinin zayıflatılmasına izin vermemelidir.

Gençlerin istihdam sorunu başta olmak üzere diğer ihtiyaçlarının karşılanması,sudan sebepler ve gerekçeler ileri sürülerek ertelenmemelidir.Ülkenin ve toplumun geleceği açısından gençlerin ihtiyaçlarının kuşku ve çelişki yaratacak tutumlar içine girmeden karşılanması bugün dünden daha acildir.Her yıl ortaöğretimden ve yüksek öğretimden mezun olan yaklaşık 1.5 milyon gence istihdam olanağı yaratacak yatırımlar yapılmalıdır.Yaşanabilir özgürlükçü-demokratik toplum ve ülke için gençlerin talep ve beklentilerine yanıt vermeli,istihdam olanağı sağlamada siyasi görüşleri,parti aidiyetleri ve oy verme davranışları yönünden ayrımcılığa uğramalarına yol veren politikalardan uzak durulmalı,liyakat,yeterlilik,nitelik ve işe uygunluk geçerli ölçüt olmalıdır. Alaaddin DİNÇER/Eğitimci/25.05.2020

Kaynaklar,

TÜİK Araştırma ve İstatistikleri
YÖK İstatistikleri
MEB 2018-19 İstatistikleri
ÖSYM Sayısal Bilgileri
DSÖ Kaynakları
OECD Ve AB Verileri

Yorumlar (0)
EN SON EKLENENLER
Yaşam Bilimleri - 25 Eylül 2020 19:32

ADALET

BU AY ÇOK OKUNANLAR
Diğer Ekonomi Yazıları
Çin...

Ekonomi 12 Şubat 2020

Çin...