Anasayfa Künye Danışman ve Editörler Son Dakika Arşiv FacebookTwitter
Nirvana Sosyal Bilimler Sitesi Güncel Eleştirel Sosyal Bilimler Platformu

Covid 19 Sürecinde ve Sonrasında İstihdam ve İşsizlik!

Alaaddin DİNÇER Yazdı

Kategori: Ekonomi - Tarih: 04 Mayıs 2020 17:56 - Okunma sayısı: 290

Covid 19 Sürecinde ve Sonrasında İstihdam ve İşsizlik!

İnsanlığı her alanda derinden sarsan milyonların enfekte, yüz binlerin yaşamını kaybetmesine neden olan salgının yarattığı tahribat ve yıkım durdurulamıyor.Tahribat ve yıkımın başta sağlık alanı olmak üzere bütün yaşam alanlarımızı ve geleceğimizi doğrudan ya da dolaylı olarak etkilemeye devam etmektedir.Salgının önümüzdeki dönemde ekonomik alandaki olumsuz yansımaları en çok istihdamın azalması ile işsizliğin artması biçiminde hissedilecektir.Bu bağlamda yazımızda TÜİK’in 2020 yılı ocak ayı verilerinden yola çıkarak salgın sonrası yaşanabilecek olası gelişmelerin analizi yapılmıştır.

TÜİK Verileri “Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı 2020 yılı Ocak döneminde geçen yılın aynı dönemine göre 306 bin kişi azalarak 4 milyon 362 bin kişi oldu. İşsizlik oranı 0,9 puanlık azalış ile %13,8 seviyesinde gerçekleşti. Tarım dışı işsizlik oranı 1,1 puanlık azalış ile %15,7 oldu. 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki yılın aynı dönemine göre 2,2 puan azalışla %24,5, istihdam oranı ise 0,2 puan azalarak %31,0 oldu. Aynı dönemde işgücüne katılma oranı 1,5 puanlık azalışla %41,1 seviyesinde gerçekleşti. Ne eğitimde ne de istihdamda olanların oranı ise bir önceki yılın aynı dönemine göre 0,2 puanlık artışla %25,7 seviyesinde gerçekleşti.”

2020 Yılı Ocak ayını içeren TÜİK İşsizlik ve istihdam istatistikleri bir önceki yılın Ocak ayına göre kıyaslandığında bir azalma gösterdiği açıklanmaktadır. Ancak Şubat, Mart ve Nisan ayını kapsayan işsizlik ve istihdam istatistiklerini ne olduğu,1,5 aydır süren salgının bu istatistiklere etkisinin ne olduğu bilinmemektedir. Kamuoyunda alanın uzmanları tarafından hem bu 1,5 aylı süreye hem de ileriki aylara yönelik değişik öngörülerde bulunulmaktadır. Ağırlıklı görüş işsizlik oranlarının artacağı istihdam alanlarının daralacağı yönündedir. Özellikle turizm başta olmak üzere çeşitli sektörlerde artış oranının çok yüksek olacağı genel kabul görmektedir.

Geçmiş yıllara oranla özellikle sağlık alanında kamuya 50 bin yeni kadro tahsisi edilmesi de bu artışların önüne geçmekten uzaktır.Ne eğitimde ne de istihdam da olanlar ile eğitimli genç işsizlerin oranı azalmak yerine sürekli artış göstermektedir.Salgının etkisinin azalması ya da bitmesinin sonrasında bu süreçte işyerlerine yönelik alınan geçici kapatma kararları nedeniyle alınan tedbirlerin sonrasında sayısı oldukça yüksek olabilecek insan işini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalacaktır.İşini kaybetmeyenler de iş yeri sahiplerinin yaşayacağı ekonomik daralmadan kaynaklı çalışanlarını düşük ücretle çalıştırmak zorunda kalacaktır.Kimi işverenler ise bu durumu bir avantaj sayarak fırsata çevirmenin planları içinde olacaklardır. Bu yaklaşımımızı güşlendiren olgu bugüne kadar yaşanmış krizler sonrasında emeğin ucuzlatılmasına ve emekçilerin kazanımlarına yönelik yapılmış saldırıılarda görmek mümkündür.İşsizliği artıracak bir diğer olgu da teknolojik gelişmeler sonucu kullanılmaya başlayan araçların üeretim sürecinde yaygınlaşması ile yeni çalışma ve istihdam ilişkilerinin (uzaktan ve yarım zamanlı çalışma gibi) devreye sokulmasıdır. Salgın süreci sonunda gündeme gelmesi olası bir diğer olguda istihdam alanında kayıt dışı ve sendikasız çalıştırmanın yaygınlaşmasıdır.

Açılacak işyerlerinde çalışma olanağı bulabileceklerin işyeri sahipleri ya da işverenler tarafından gayri insani ve zorlayıcı davranışlara maruz kalmaları çok yüksek bir olasılıktır.Halen çalışmakta olan işçiler içinde günlük çalışma sürelerinin uzaması,uzayan bu sürelere karşılık herhangi bir ücret ödenmemesi gibi sorunlar emekçiler tarafından sıkça dile getirilmektedir. Bu süreçte istihdam sorunu veya işsizliğin yoğun yaşanacağı sektörler arasında güvencesiz istihdamın yaygın olduğu eğitim ve bilim işkolu önemli bir yer tutmaktadır.Özellikle erken çocukluk eğitimi yapılan kurumlardan başlayarak,özel özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri ile ilkokul,ortaokul,lise ve üniversitelerde düşük ücretle çalıştırma ya da işten çıkarmalar gündeme gelecektir. An itibarıyla devlet destekli eğitim faaliyeti yürüten özel özel eğitim ve rehabilitasyın merkezlerinde çalışanlar ücret alamamaktadır.Çünkü devlet söz konusu kurumlara vermesi gereken desteği vermemektedir.Aynı şekilde erken çocukluk eğitimi verilen kurumlarda da emekçilere herhangi bir ücret ödenmemektedir.Bu kurumlar umudunu tamamen kısa dönem çalışma ödeneği ile ücretsiz izinde ödenecek olan 1.170 işsizlik ödeneğine bağlamış bulunmaktadır.

Sonuç olarak,kadrolu veya güvencesiz,kamuda ya da özel sektörde,sendikalı ve sendikasız üretim süreçlerinde yar alan işçi ve emekçileri ile işsizleri çok uzun sürecek, aynı zamanda zor geçecek günler beklemektedir. Benzer zorluklar sendikalar içinde geçerlidir.Hem örgütlenmek hem de işçi ve emekçilerin kazanımlarının korunması bakımından önlerine güçlüklerin çıkarılacağı,fedakarlıkta bulunmalarının isteneceği “bu mesele ülkenin beka meselesi” nutuklarının bolca duyulacağı günler fazla uzak görünmemektedir.Ortaya çıkacak böylesi bir tablo emek örgütlerinin aralarında oluşmuş yapay ayrılıkları bir kenara bırakıp birlikte tavır almayı,ortak mücadele içerisinde olmayı zorunlu kılacaktır.O nedenle bugünden sendikal veya konfederal düzeyde bir araya gelerek geleceğe ilişkin ortak bir eylem programı oluşturmaları bir zorunluluk olarak karşılarında durmaktadır. Bir ilk başlangıç olarak alanıda uzman kişilerden (hukukçu,sosyal bilimci,ekonomi uzmanı vb gibi) ortak kurul ve komisyonlar oluşturarak başlanabilir.Yarın çok geç olmadan şimdi hemen somut adım atmak için zaman çok değerli.Bielik ve mücadele hemen şimdi. Alaaddin DİNÇER/Eğitimci

Yorumlar (0)
EN SON EKLENENLER
BU AY ÇOK OKUNANLAR
Diğer Ekonomi Yazıları
Çin...

Ekonomi 12 Şubat 2020

Çin...