Anasayfa Künye Danışman ve Editörler Son Dakika Arşiv FacebookTwitter
Nirvana Sosyal Bilimler Sitesi Güncel Eleştirel Sosyal Bilimler Platformu

Falih Rıfkı Atay “ZEYTİNDAĞI”

DR. Pınar KIZILHAN

Kategori: Tarih - Tarih: 26 Şubat 2020 01:21 - Okunma sayısı: 477

Falih Rıfkı Atay “ZEYTİNDAĞI”

Doğu Cephesi’nin Manifestosu

Falih Rıfkı Atay’ın “Zeytindağı” adlı eseri, Doğu Cephesi’nin bir manifestosudur. Atay, 20-24 yaşları arasındayken, 1. Cihan Harbi Suriye-Filistin Cephesinde gazeteci subay olarak görev yapar. Zeytindağı’nda İttihat ve Terakki’nin uluslararası politikalar karşısındaki tutumlarını ve yaşantılarını, cephe gerisindeki ıstıraplı yaşamları, harbin açık yüzünü kendi ağzından anlatır: “(…) Kum üstünde bırakılan ne mezarı, ne izi olan şehitler. Bir denizde bile insan bu kadar kaybolabilir… (Atay, 2009, s.150).”

 

Almanya ile İttifak

Almanya ile 27 Temmuz 1914’de başlayan görüşmeler, 2 Ağustos 1914’de ittifakla sonuçlanmıştır. Cemal Paşa komutasında, Suriye Filistin Cephesi’nde Birinci kanal harekâtı, (14 Ocak - 15 Şubat 1915) Mısır’ı almaya yönelikti. İkinci Kanal Harekâtı’nda (27 Temmuz 1916-05 Ağustos 1916) Osmanlı ordusu çekilmeye başlamıştır. Filistin Cephesi, Osmanlı İmparatorluğu açısından önemli ve hüzün dolu bir cephedir (Yalçın, 2016). Osmanlı Devleti’nin, Rumeli ve Balkanlarda verdiği kayıplardan sonra, 4. Ordu Suriye-Filistin Cephesi kumandanı Korgenal Cemal Paşa’nın hedefi, bu toprakları Osmanlılaştırmaktı. Beyrut’taki Amerikan ve Fransız koleji ve liselerine benzer Türk Okullarının açılmasını istiyordu. Cemal Paşa, hükümetin bütün nazırlıklarının da vekiliydi.

 

“Çöl Destanı” Katya Muharebesi 1916

Atay (2009) “çöl destanı” dediği, Sina ve Filistin Cephesinin 2. Kanal harekâtında, Katya Muharebesi gününde kum fırtınası olur. Düşman siperleri gözden kaybolur. Güçlü İngiliz ordusuna rağmen, bu sefer, zaferle sonuçlanır. Hergün tam yem alan güçlü İngiliz kısrakları savaş sonrası elde ettikleri bir ganimettir. Atay’ın “çöl destanı” diye nitelendirdiği bu harekâtta ayrıca demiryolu inşası yapılır:

“ (…) Bir taraftan cephe gerisinde, demiryolunun Amanos dağlarındaki eksikliğini tamamladık, Toros dağlarındaki arayı da dekoville kapadık. Demiryollarını Kudüs’e ve Kudüs’ten çöl ortasına Hafir’e kadar getirdik” (s. 123).

 

Mustafa Kemal, Milli Misak, 1918

Bu cepheye, ağır yenilgi sonrasında 1918’de atanan Mustafa Kemal’in seçtiği savunma hattı, Milli Misak’taki Türkiye sınırı olacaktır.   

 

Zeytindağı-Kudüs

Zeytindağı, Kudüs’te bir dağın adıdır. Daha ötede, Kızıl denizin sol kıyısı, Hicaz ve Yemen, Filistin, Güneyde Lübnan ve Suriye bulunur. Karargâh, Zetindağı’nın en mürtefi (yüksek) yerinde yerinde bir Alman misafirhanesidir (Atay, 2009).

İmparatorluğun Kahire, Kudüs, Şam, Halep, Bağdat’tan hayalini geri çektiği, Suriye, Filistin ve Hicaz’da ise son yıllarıdır. Süveyş Kanalı ve Basra Körfezi’nde Osmanlı İmparatorluğunun bayrağı dalgalansa da gerçeklik farklıdır. Örneğin, Kudüs’teki kiliseler başka milletler arasında bölüşülmüştür. Kilisenin anahtarı tek bir hocadadır. Atay’a (2009) göre Kilisenin anahtarı gibi bu topraklar da çoktan bizim olmaktan çıkmıştı.

“(…) Floransa ne kadar bizden değilse, Kudüs de o kadar bizim değildi… Ticaret, kültür, çiftlik, endüstri, binalar her şey Arapların veya başka devletlerin. Yalnız jandarma bizimdi; jandarma bile değil, jandarmanın esvabı. Bu kıtaları ne sömürgeleştirmiş ne de vatanlaştırmıştık. Lübnan havası bize Dobruca havasından kat kat yabancıydı” (Atay, 2009, s. 42-43).

 

Atay’ın Dimetokada Mustafa Kemal’le İlk Karşılaşması

Henüz 20 yaşında, iyimser, ümitli, Falih Rıfkı Atay, Talat Bey’in özel kalemidir. Meclis-i Mebusan Reisliği (Ekim 1915 – Aralık 1918) yapan Hacı Adil’in  (Birbudak, 2017) yanında Tanin Gazetesinde yazar. Bu sırada Dimetoka’da Mustafa Kemal’i ilk kez görür.

“ (…) Sarışın, sert, bakınırken gözlerine takılmamak imkânsız! Hacı Adil ara sıra ona dönüyor. Belli ki, rütbesi ile nisbetsiz bir önemi var. Biz meşrutiyetin komitacılık âleminde bu önemlere alışmıştık. Salondan çıktıktan sonra, Hacı Adil’e bu zatın kim olduğunu sordum. – Mustafa Kemal Bey, dedi… Yamandır! (Atay, s.31).

Mustafa Kemal, 18 Eylül 1918'de, Nablus'un güneyiyle Şeria nehri arasında bulunan 7. Ordu'nun komutasını alacaktır (Meydan, 2018). İngilizlere yenilen 4. Ordu,  7. Ordu'yabağlanır. Böylece ekim başından itibaren tüm orduları Mustafa KemalAtatürk yönetir (Bayur, Atatürk'ün Hayatı ve Eseri; akt. Meydan, 2018). Katma, Atatürk'ün I. Dünya Savaşı'ndaki son zaferidir. Mustafa Kemal, yalnız Anadolu'da; Amasya'da, Sivas'ta, Erzurum'da değil, Suriye'de; Şam'da, Halep'te, Katma'da, Afrin'de, Racu'da da iz bırakmıştır. Alman Orduları Başkumandanı ve Cemal Paşa tarafından durdurulamayan İngilizler, Fahrettin Altay’ın da ifadesiyle öz bir kumandan Mustafa Kemal tarafından Halep’te tutulur (Atay, 2009; Meydan, 2018).

 

Yafa’dan Kudüs’e

Falih Rıfkı Atay, Yafa’dan Kudüs’e, Yahudi köylerinin bulunduğu şehirlerde Kudüs’ün bir Arap - Yahudi sorunu olduğunu görür. Enver Paşa, İsa’nın mezarında, Kamame Kilisesinin camlarının neden kırık bırakıldığını sorar: “masraf etmek sevabını milletlerin paylaşamadıklarını her girişimin ardından kavga çıktığını” öğrenir. Bunun üzerine kiliseye jandarma askerleri yardımıyla cam taktırır.

“(…) Kilise içinin her bir parçası bir başka millete aittir. Her millet kendi yerini süpürür, yıkar ve taşı üstüne yalnız o milletin ayağı basar. Birinin süpürgesi, ötekinin taşına dokundu mu, cinayet olur” (Atay, s. 67).

Osmanlı padişahlarının Kamame Kilisesi’ne gösterdiği siyasi ilgi, Kudüs’ün Osmanlı hâkimiyetine girmesinden çok daha önce başladığı bilinmektedir. Kamame Kilisesi sadece Kudüs için değil, tüm dünya Hıristiyanlığı için de merkezi ve ikonik bir yapı olup Ortaçağa tarihlenen pek çok manastır ve kilise Kamame Kilisesi’nin mimarisinden esinlenerek tasarlanmıştır (Avcı ve Özdemir, 2019).

 

Lübnan

Kudüs’ten sonra abluka zindanındaki Lübnan dağlarına ve Beyrut’a gidilir. Buradaki ıstırap çok büyüktür. Açlık, susuzluk kol gezer. Arabistan ve Irak çöllerindeyse yarı bağımsız şeyhlik ve emirlikler vardır. Hicaz baskınında Osman Bey öldürülür. Atay’a (2009) göre denizle demiryolu arasına sıkışmış Lübnan şehri bir “arapsaçıdır.” Cephede en zahmet çekmiş şehir Beyrut’tur (Atay, 2009). Cemal Paşa, kendisini bekleyen hazin talihi bilmeden, “Lübnan, Konya kadar Osmanlıdır” fikrine inandığından, şehirde imar ve ıslah siyasetleri tasarlıyordu. 1922’de Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti Tiflis Başkonsolosluğu'ndan bir gece yarısı çıkıp otellerine gitmek üzere sokak köşesini dönerlerken deniz yaveri Nusret Bey ve kara yaveri Süreyya Bey ile birlikte öldürüldü (Çalık, 1999; Atay, 2009). Atay (2009) Zeytindağı’nda, Mehmetçiklerimiz için şunları ifade eder:

“Sizler, ey Sarıkamış’ın buz dağı üstünde donmuş olanların kardeşleri, siz hep pomadlı bir yüz derisinin kapladığı boş bir kafanın içindeki bomboş bir hayalin kurbanları değil misiniz?” (Atay, 2009, s. 66).

 

Gazze

“(…) Tarih böyle kahramanların isimlerini yazmaz, fakat ikinci Gazze Muharebesinin son gününü görenler on birinci bölüğün ismini unutmazlar ” (Atay, 2009, s. 123).

Cemal Paşa’nın komuta ettiği Kanal seferi, hezimetle sonuçlanmıştır (Çalık, 1999). Susuzluk bir taraftan, kuru ekmek zor bulunur. Trenler, odunla işletilir. Türk parası itibardan düşünce odun da altın karşılığında satılır. Şam istasyonunda bir vagon daha bırakılır. Bu sırada çadırda yaşanan bir olayı, Atay şöyle aktarır:

“ (…) İngiliz gülleleri, Osmanlı İmparatorluğu tacını parçalıyordu. Bu sırada Enver Paşa Birinci Ferik oldu. Beyrut Valisi ve Cemal Paşa arasında ne geçti bilmiyorum. İki gün sonra Enver Paşa, Cemal Paşa’nın Birinci Ferikliğini kutladı” (s. 79).  

Cemal Paşa, Filistin bozgunundan sonra, özel bir trenle İstanbul’a gelir. Atay, Cemal Paşa’nın Anadolu topraklarına bakarak “keşke buralarda vazife almış olsaydım” (s.85) sözüne tanık olur. Karargâh ve siper arasındaki derin uçurumu Müttefik ülkelerden Almanya, Avusturya ve Belçika’da kendisine nişan ve madalya verildiğinde bir kez daha görür.

“(…) bizi belimize kadar gönen heyelanın altından başlarımızı güç doğrultmuş, birbirimizi aldatmaya ve avutmaya uğraşıyorduk. Nişan ve madalyalardan ikisini göğsüm süslü olması için, birini operada nefis bir oyun seyrettiğim için, birini Hamburg Belediyesini ziyaret ettiğim için almıştım. Bu iptizalden sonra madalya taşımamak için yemin eden subaylarla sık karşılaştım” (s.101).

 

Sonuç

Falih Rıfkı Atay, Zeytindağı’nda, Anadolu’nun zengin ve ümranlı bir vatan olması için Türklerdeki gücün, enerjinin varolduğunu söyler. Ancak bu enerji ülkenin tam bağımsız bir vatan olması için kullanılmalıdır. Cihan Harbi bitip de mütarekeler başladığında hala askerler bu savaşa neden girildiğini anlamaya çalışıyordu. Atay’ı çok üzen bu durumdur. O, “Mustafa Kemal gibi sanat adamı, Mustafa Kemal gibi vatan adamı olunuz” der, kitabının son sözlerinde. 

İnan (1983) 1. Dünya Savaşı’nda insanlığın ikiye bölündüğünü ifade eder: Sömürgeciler ve sömürülenler. Hala Ortadoğu coğrafyasında ve küreselleştirilmeye çalışılan tüm dünyada sömürme bitmemiştir. Görünüşte bağımsız ama gerçekten her yönden bağımlı en az iki yüz ülke vardır (Aydoğan, 2007). Onlar Zeytindağı’nda vatan için canıyla savaşanlardı. Bugün onlara borcumuzu, eğitimle savaşarak ödemek zorundayız. Atatürk’ün “muasır medeniyetlere ulaşma” diye belirlediği çağdaşlama yoluyla bunu başarmak zorundayız. Ekonomik, siyasal, kültürel ve sosyal boyutta çağdaşlaşma ve tam bağımsız olmak için… Musaır medeniyetlere ulaşma ülküsü Türk Ulusal Eğitimini uzak hedefidir. Ülkenin politik felsefesidir. Yani, ülkenin yetiştirmek istediği ideal insandır. Bu nedenle başta öğretmen kaynağını en iyi şekilde seçmek, bireyleri ilgi ve yeteneklerine, varolan potansiyellerine göre yetiştirmek muasır medeniyet ülkesine ulaşmak için en gerçekçi bir yaklaşım olacaktır.

 

Kaynakça

Atay, F. R. (2009). Zeytindağı. İstanbul: Pozitif Yayınları.

Avcı, Y. ve Özdemir, Ö.Y. (2019). Kudüs Kamame Kilisesi: Hıristiyanlığın Merkezinde Osmanlı Mirası ve Statüko Meselesi. Cumhuriyet Tarihi Araştırmaları Dergisi. 15, 29, 36-58.

Aydoğan, M. (2007). Bitmeyen Oyun. İzmir: Umay Yayınları.

Birbudak, T. S. (2017) Osmanlı Devlet Adamlarından Hacı Âdil Bey’in II. Meşrutiyet Dönemindeki Faaliyetleri. Journal of History Culture and Art Research. 6, 6, 444-460.

Çalık, R. (1999). Alman Kaynaklarına Göre Cemal Paşa. (İçinde. S. 221-250). Osmanlı Araştırmaları XIX. (Edt. H. İnalcık, N. Göyünç, H. W. Lowry, İ. Erünsal, K. Kreiser, A. A. Şentürk). İstanbul: Enderun Kitabevi.

İnan, M. R. (1983). Atatürk’ün Evrenselliği, öder kişiliği, eğitimci kişiliği ve amaçları. Ankara: Tisa Matbaası.

Meydan, S. (2018). Afrin’deki Atatürk! Unutulan Katma Zaferi. Sözcü Gazetesi. 01.01.2020 tarihinde erişilmiştir.

Yalçın, O. (2016) Filstin Cephesi Türk Hava Harekâtı. A. Ü. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi. TAED, 55, 557-595.

Yorumlar (0)
EN SON EKLENENLER
Psikoloji-Sosyal Psikoloji - 03 Nisan 2020 14:47

Empati

BU AY ÇOK OKUNANLAR
Diğer Tarih Yazıları