Anasayfa Künye Danışman ve Editörler Son Dakika Arşiv FacebookTwitter
Nirvana Sosyal Bilimler Sitesi Güncel Eleştirel Sosyal Bilimler Platformu

Toplumda, Ailede ve Okulda Şiddet

Uzman Psikolojik Danışman Emin Okan Okyay

Kategori: Psikolojik Danışma ve Rehberlik - Tarih: 15 Mayıs 2024 15:20 - Okunma sayısı: 284

Toplumda, Ailede ve Okulda Şiddet

Toplumda, Ailede ve Okulda Şiddet

Son zamanlarda basında sıklıkla okullarda suç ve şiddet ile ilgili haberler verilmektedir. Olayların değişen boyutları sonucunda bu konuda birçok çalışma yapılmaya başlanmıştır. Bu noktada biz eğitimcilerin düşünmesi ve üstünde tartışması gereken nokta bu olaylar öncesinde uyarı işaretlerini takip ederek olayları meydana gelmeden nasıl önleyeceğimizdir. Bu bağlamda öncelikler suç ve şiddet olgularının ne olduğuna bakmakta yarar vardır.

Suç, bireyin toplumun içinde yürürlükte olan kurallara aykırı düşmesidir. Çocuğun yakalanması ya da yakalanmamasına, polisle başının derde girmesi ya da girmemesine bakmaksızın hayatı boyunca bir kez suç işlemesi, suç işleme eğilimi kapsamında değerlendirilir. Suç ve suçluluğu biyolojik, psikolojik ya da çevresel ve toplumsal etmenler ile açıklayan kuramlar bulunmaktadır. Genel eğilim suçlu davranışın, diğer insanlarla olan iletişim ve ilişki içerisinde öğrenildiği yönündedir. Suç içeren davranışın öğrenilmesinde birincil etken kişiler arası yakın ilişkilerdir. Ailede suç işleyen bir başka üyenin varlığı da genelde çocuğun risk altında olmasına yol açmaktadır. Suç işlemenin başkaları üstünde üstünlük kurmak gibi bir ikincil kazancı da olduğundan tekrarlanma olasılığı yüksektir.

Şiddetin tam bir tanımını yapmak çok kolay değildir. Şiddet davranışının içine sadece fiziksel içerikli şiddeti değil; sözel ve psikolojik tacizi de içeren davranışlar ile birine bilerek rahatsızlık veya fiziki olarak zarar vermek de almaktadır. Son bir yıl içerisinde fiziksel bir kavga içinde yer alma; yaşamı boyunca bir kez dahi bir silah taşıma veya ateşli silah dışındaki çakı, bıçak, jilet gibi kesici aletler taşımak da şiddet davranışı kapsamında değerlendirilmelidir.

Şiddet içerikli davranışlar arasında öfke patlamaları, vurmak, tekmelemek, itmek, yaralamak, kavga etmek, başkaları ile ilgili tehditler savurmak ya da yaralamaya çalışmak, hayvanlara yönelik acımasız davranışlar, yangın çıkarmaya teşebbüs etmek ve eşyalara bilerek zarar vermek sayılabilir. Çocuklar okul öncesi dönemden başlayarak şiddet içerikli davranışlar sergileyebilirler. Bu nedenle risk faktörlerinin sinyallerini erken tanımak ve önleyici adımlar atmak mümkün olabilmektedir.

Okullarda suç ve şiddeti önlemek için çocuk ve ergenleri suç ve şiddet eğiliminden koruyacak ”koruyucu faktörleri” çoğaltmak; suç ve şiddet davranışlarına sebep olan “risk faktörlerini” azaltmak için çalışmalar yapılmasının gerekliliği ortaya çıkmaktadır.

Tüm bu çalışmalar sırasında okulların güvenli hâle getirilmesi de gerekmektedir. Burada sadece fiziksel güvenlikten bahsedilmemektedir. Okulların birer yaşayan sistem oldukları göz önüne alınarak okulun içinde bulunan kademelerin birbirleri ile olan ilişkilerinin uyumu ve dengesi sağlanmalıdır. Ancak bu takdirde okullar “güvenli okul” olmak yönünde önemli adımları atmış olacaklardır. Bu noktada okullarımızda idareci kadroda çalışan idarecilerin, eğitimci kadrosunda çalışan öğretmenlerimizi ve öğrencilerin birlikte çalışması gerekmektedir. Okul işleyişi içinde tüm katmanların sorumluluklarının bilincinde olarak bir arada hareket etmeleri önemlidir. Bazı durumlarda okulların birer eğitim ve öğretim kurumu oldukları ve çocuklara öğretim vermekten başka onları eğiterek yetişkinlik yaşantılarına hazırladıklarını göz ardı etmekteyiz. Okulun bu işlevine ağırlık verildiği takdirde okullarda yaşanmakta olan suç ve şiddet olaylarında bir azalma görülecektir.

Tüm bunların eksiksiz olarak yapıldığı durumlarda bile gözden kaçabilecek bazı noktalar olabilir. Eğitim sistemi içinde temel hedefimiz okullarda suç ve şiddete olduktan sonra müdahale etmek yerine okullarda suç ve şiddet oluşumunu önlemek olmalıdır. Bu amaç doğrultusunda geliştirilmiş uyarı işaretlerinden yararlanmak gerekmektedir.

Erken Uyarı İşaretleri

Sosyal olarak içe kapanma, aşırı izolasyon ve yalnızlık duyguları, aşırı reddedilme duyguları, şiddet mağduru olmak, dalga geçilme ve tacize uğrama duyguları, okula ilginin ve akademik başarının düşük olması, şiddeti yazılar ve resimler ile anlatmak, kontrol edilemeyen öfke, fevrilik ve düzenli/sürekli olarak vurma, sindirme, zorlayıcı davranışlar gösterme, disiplin öyküsü, önce yaşanmış şiddet ve agresif davranış hikayeleri, farklılıklara toleransın olmaması ve ön yargılı olmak, madde ve alkol kullanımı, çetelere bağlı olma, silaha yasal olmayan yollardan ulaşma ve kullanma, ciddi şiddet tehtididir. Erken uyarı işaretlerinin yanlış yorumlanması gibi bir tehlike söz konusu olabilir. Eğitimciler, aileler hatta bazen öğrencilerin kendileri erken uyarı işaretlerini yanlış yorumlayabilirler.

Aile ile birlikte hareket etmek gerekir. Bilgiler gizli tutulmalı ve çocuklar herkese ifşa edilmemelidir. Şiddeti meydana geldiği ortam içinde anlamaya çalışmak gerekmektedir. Çünkü şiddet durumsaldır. Şiddet ve öfke davranışı aslında kaygı yaratan durumların dışa vurumudur. Bazı çocuklar stres ile başa çıkabilmekteyken bazı çocuklar bu beceriye sahip olmadıklarından bu tür davranışlar göstermektedirler. Bu nedenle stres ile başa çıkma becerilerin gelişmesi gereklidir. Okullarda bu alanda çalışmalar yapılmalıdır. Çocukları etiketlemekten uzak durmak gerekmektedir. Okullarda rehber öğretmenlerin görevi riskli davranış gösteren çocukları erken teşhis etmek ve çocuklara en uygun yardımı verebilecek imkanları yaratmaktır.

Hangi davranışların şiddet ile sonuçlanacağı hakkında her zaman tahmin yapmak mümkün olmamaktadır. Bazı durumlarda çocuk ve ergenlerin şiddet ve öfke ile ilgili değişik davranış ve duygu birliktelikleri vardır. Özellikle bu birliktelikleri analiz etmek müdahale için önemlidir. Tüm uyarı işaretleri ve uyarı işaretlerini yorumlamada kullandığımız ilkeleri takip etmekte okul idaresi, öğretmenler ve okulların rehberlik servislerine sorumluluk düşmektedir.

Cinsiyete göre dağılımına baktığımızda bu oranın erkeklerde % 68.8, kızlarda ise % 29.7 olduğu görülmüştür. Erkeklerin fiziksel bir kavgada bulunma riskinin kızlara göre 5 kat fazla olduğu saptanmıştır. Ergen ve çocuklarda görülen şiddet 15-16 yaşları arasında en yüksek seviyeye ulaşmakta ve risk faktörü olmaktadır. 16-17 yaşları arasında çetelere katılma riski artmaktadır. 17 yaşından sonra bu oranlar düşmeye başlamaktadır. Erkekler kızlara oranla fiziksel şiddet kullanımına daha fazla başvurmaktadırlar. Hiperaktivite, dürtüsellik, risk alma, dikkatin kısa sürede dağılması şiddet davranışında bulunan ergen ve çocuklar için birer risk faktörü olarak karşımıza çıkmaktadır. Tüm bu veriler aslında bizim okullarda suç ve şiddeti önleme çalışmalarında hangi noktalara önem vereceğimizi göstermektedir. Tüm bu bilgiler ve yapılan araştırmalar sonucunda temel olan suç ve şiddetin hayatımızın içinde olduğunu kabul etmek, fakat okullarımızda yeri olmadığını unutmamaktır. Hedefimiz güvenli okullarda sağlıklı ve mutlu bireyler yetiştirmektir.

Yazan: Emin Okan Okyay, Uzman Psikolojik Danışman

KAYNAKÇA

Lopez, L. Response To Violence İn Our Schools. A Report From The Office Of Instruction, Los Angels BoardofEducation. http://smhp.psych.ucla.edu/smhp.exe?ACTION=PoUp&ITEM= 2108D

Mcwhirter& Mcwhirter& Mcwhirter& Mcwhirter. At Risk Youth A Comphrehensive Response for Counselors, Teachers, Psyhologists and Human Service Professionals.(2004)

Ögel K., Eke C., Taner S., Erol B. İstanbul’da Öğrencilerde Riskli Davranışlar Araştırması. Yeniden yayın no: 6. İstanbul. (2004).

Stephens, R. Planning For Safer And Beter Schools: School Violence Prevention And Intervention Strategies. (1994) Psychology Review; 23:204-215.

The School Shooter: A Threat Assessment Perspective-FBI (2000). http://www.fbi.gov/publications/school/school2.pdf

Threat Assessment In Schools: A Guide To Managing and To Creating Sfe School Climates. United States Scret Service And United States Department Of Education. Washington D.C. (2002)

Yorumlar (0)
EN SON EKLENENLER
BU AY ÇOK OKUNANLAR
Diğer Psikolojik Danışma ve Rehberlik Yazıları