Anasayfa Künye Danışman ve Editörler Son Dakika Arşiv FacebookTwitter
Nirvana Sosyal Bilimler Sitesi Güncel Eleştirel Sosyal Bilimler Platformu

“Sen, benim kim olduğumu biliyor musun?”

Prof. Dr. Binnur Yeşilyaprak yazdı:

Kategori: Psikoloji-Sosyal Psikoloji - Tarih: 19 Eylül 2023 01:14 - Okunma sayısı: 1.448

“Sen, benim kim olduğumu biliyor musun?”

Umarım biliyorsunuzdur.. Bilmiyorsanız da ne gam!. O kadar da ‘önemli’ biri değilim demektir. Bunun için de size herhangi bir ‘bedel’ ödetmem.. rahat olun.

Bizim toplumu analiz ederken sosyologlar bu sorunun üzerinde duruyor mu bilmiyorum ama ben, insanı anlamaya çalışan bir bilim alanının (PDR) akademisyeni olarak bu soruyu çok trajikomik buluyorum..

Bu sorunun hangi durumlarda ve hangi amaçla kullanıldığını açıklamama gerek yok elbette. Eminim herkes çok iyi bilir; bu soruyu kimler kimlere karşı kullanır.. Üstelik kullanım biçimine bakıldığında, bu bir soru da değildir aslında, sonuna soru işareti değil ünlem (!) işareti koymak gerekir çünkü bu bir tehdit cümlesidir..

İşe yarar mı bilmiyorum.. Bu kadar yaygın kullanıldığına göre işe yarayacağına dair yaygın bir kanı var demek ki.. Bu durum toplum yapısına dair müthiş sosyolojik saptamalara olanak verecek denli önemli bir veri kuşkusuz.

Neyse ben işin psikolojik boyutu ile ilgiliyim.. Çünkü bu cümleyi kullanan kişiye, içimden, gülümseyerek şu soruyu sormak gelir:

Peki, sen ‘kim’ olduğunu sanıyorsun öfkeli kardeşim?

İnsanı ve kendini anlama konusunda çabalayan bir bilim insanı olarak bilirim ki; kendimizin ‘kim’ olduğunu bilmeden, belki de kendimizle hiç karşılaşmadan, yüz-yüze tanışmadan koca bir ömrü tüketiyoruz..

Gerçi bu cümleyi, öfkeli ve tehditkar biçimde kullanan kişi için o anda önemli olan; hiç de hak etmediği halde sahip olduğu ve üzerine geçici bir süre için yapıştırılmış olan ‘kimlik’ etiketiyle, içinde bulunduğu zor bir durumdan yine haksız bir şekilde kurtulabilmektir.

Durumun trajik yanı şudur ki; aslında o kişi de bilmektedir o ‘kimlik’ etiketi üzerine ‘geçici’ bir süre için takılmıştır. Süre bitince etiket çıkarılacak ve o eski sıradan kimliğine dönecektir. O etiketin gerektirdiği donanıma sahip olmadığını bildiği içindir ki o süre içinde yaptığı yanına kar kalacak, içinde nasıl yer ettiğini bilmediği yetersizlik duygusunu, üstünlüğe dönüştürdüğüne inanarak içindeki öç alma hırsını doyuracaktır..

Aşağılık Kompleksi

Nasrettin Hoca’nın “ye kürküm ye” fıkrasındaki gibi, gösterilmesini beklediği ‘ayrıcalık’ kendisine değil, geçici olarak üzerinde taşıdığı etiketedir..

Nasrettin Hoca, kürke verilen önemi, kendi kimliğinden ayırabilecek bir yaşam bilgesidir kuşkusuz ancak girişteki cümleyi kullanan kişi; üzerindeki etiket ile kendini önemsetmeye çalışan bir ‘mağdur’dur sadece. Elbette bu saptamayı ben değil insanı anlamaya çalışan derinlik kuramcıları söylüyor..

A. Adler’e göre, çocuklukta yaşanan;

*yetersizlik (organ eksikliği vd.)

*şımartılma

*ihmal ve istismar sonucu ‘aşağılık kompleksi/değersizlik duygusu’ gelişir. Bunun sonucu telafi/ödünleme mekanizmaları yetersiz kaldığında kişisel güç ve üstünlük arayışı patolojiye dönüşür.

Bu toplumda 40 yıldır insanı anlama üzerine kariyer yapmaya çabalamış bir akademisyen olarak; bu durumu, kültürel yapımızdaki davranış kalıplarını içeren ‘Sosyal Yazılım’ın bir sonucu olarak görüyorum.. Çocuklarımızın ilk yaşlardan başlayarak “koşulsuz kabul, sevgi, güven , ait olma” gibi ihtiyaçlarını karşılayamadığımız, tersine; “sana ancak sahip olduklarınla (para, mevki, güç, üstün başarı.. vb.) değer verilir” mesajını verdiğimiz için sürekli kendini kanıtlama ve kabul ettirme mücadelesine sokuyoruz..

Eğer toplum olarak bunları da ‘hak ederek değil de kolay yollarla hak etmeden elde edilebildiği’ örneklerin çokça olduğu bir sosyal yapı sergiliyorsak.. Bu durumu görerek yetişen çocuklar da büyüdüklerinde kısa yoldan bir etiket kapma ve aşağılık duygusunu üstünlüğe dönüştürme fırsatları arar. Bulunca da bunu tepe tepe kullanmaya çalışır.. Çünkü farkında olmasa da içten içe ‘kimse’ olamadığının sıkıntısını duymaktadır.. Kendisiyle karşılaşmaktan ve başkalarının da gerçek kendisini görmesinden kaygı duyarak geçirir ömrünü..

İşte nedenini/nasılını bilmese de bu kaygı hep onunladır ve bununla sağlıklı yollarla başa çıkmasını öğrenmediği ya da uygulamayı göze alamadığı için kolay yolu seçer.. Adler mağduru benim güzel kardeşim, karşısında üstünlük kuracağı kişileri bulduğu durumlarda bu kaygıyı bastırabileceği inancı ile eline geçen her fırsatta;

Sen benim KİM olduğumu biliyor musun!” diye bize hesap sorar..

Eee.. bir psikolojik danışman olarak ne diyebilirim ki;

-Hıımm.. seni anlıyorum..

B.Y.
18 Eylül 2023, Gazipaşa

Yorumlar (1)
Hanife AKGÜL - 19 Eylül 2023 13:12
Önce Ben benim kim olduğumu biliyor muyum? diye sormak lazım bence.??
EN SON EKLENENLER
Fikir Yazıları - 16 Temmuz 2024 12:17

Bu Yaz!

BU AY ÇOK OKUNANLAR
Diğer Psikoloji-Sosyal Psikoloji Yazıları