Anasayfa Künye Danışman ve Editörler Son Dakika Arşiv FacebookTwitter
Nirvana Sosyal Bilimler Sitesi Güncel Eleştirel Sosyal Bilimler Platformu

MAZİDE KALAN ANILAR

NİLÜFER KUBİLAY

Kategori: Fikir Yazıları - Tarih: 06 Kasım 2021 07:04 - Okunma sayısı: 221

MAZİDE KALAN ANILAR

MAZİDE KALAN ANILAR

Aynı civarda farklı bir mahalledeki yeni kiralık eve taşınmışlardı. Babası kalp rahatsızlığından dolayı malulen genç yaşında emekli olmuştu. Emekli parasının birazıyla siyah beyaz televizyonların ilk çıktığı zaman, televizyon ve koltuk takımı almış evin eşyalarını yenilemişti. Yeni ev yeni eşyalar evin büyük kızı Nur'un hoşuna gitmişti. Mutfak camından bakınca evin arka tarafında alabildiğince uzanan geniş mısır ve ayçiçeği tarlaları vardı. Bitişik komşularının tavukları ve hindileri tarlanın kenarlarında geziniyorlardı. Bir tablonun güzelliğini anımsatıyordu bu görsellik.
Nur ortaokul üçüncü sınıfa geçmişti o sene. Annesi evi yerleştirirken annesine yardım etti. Kendinden küçük iki kız kardeşiyle kalacakları odayı kendisi seçmiş yatacağı divanı pencere kenarına koydurtmuştu.
Gece gökyüzündeki yıldızları ay dedeyi izleyerek ve hayal kurarak uyumayı severdi. Odalarına üç divan yerleştirdiler. Kız kardeşleri uslu sessiz çocuklardı ders çalışırken kendisine sorun çıkartmazlardı biliyordu. İki kız kardeşi de Avrupai bir güzelliğe sahipti, sarışın ve renkli gözlü çocuklardı. Annesi de abisi de renkli gözlüydü. Bir tek kendisi babasına benziyordu. Beyaz tenli siyah saçlı kara kaş kahverengi gözlüydü.
Evi yerleştirildikten sonra o gün ne varsa sofraya koyup ailecek oturup yemeklerini yediler. Abisi dedi ki ''bu mahalle güzel nezih insanların oturduğu bir yer benim burada okuldan arkadaşım ve evli ablası oturuyor. Ablasının çocukları da var. Onlarla rahatlıkla görüşebilirsiniz hepsi çok iyi insanlar''
Annesi de söze karışıp ''evet bende tanıyorum görüşürüz tabi ki, şu tek katlı evlerin sırasında, gri boyalı olanda oturuyor benim arkadaşım''.
Nur hem konuşulanları dinliyor hem de annesinin beyaz her işi ustalıkla yapan ellerini hayranlıkla İzliyordu. Konuşmaya devam eden abisine baktı kızıl kıvırcık saçlarını uzatmış sakallı, bıyıklı biri olmuştu üniversiteye başlayalı. Nur çok korkardı abisinden ''Eğer derdi abisi derslerini çalışma bir tek zayıf getir bak ben seni nasıl kulaklarından duvara çiviliyorum''. Ödü kopardı zayıf getiricem diye.
Sabah annesi uyanmış ,yeşil gözlerini daha da ortaya çıkartan çiçekli sarı elbisesini giyinmiş oyalı tülbentti bağlamış, dünden kalan yarım işlerini tamamlıyordu.
''Bakkaldan ekmek almaya gidermisin kızım, bende kahvaltı hazırlıyayım'' dedi.
Akşam konuşulanlar kalmıştı aklında tek katlı gri eve bakıyordu bakkaldan dönerken. Evin önünde sabah sabah kendisinden büyükçe bir bisiklete binmeye çalışan kendi yaşlarında bir oğlan çocuğu gördü. Biraz uzunca siyah saçları olan, kan ter içerisinde bisikletle cebelleşiyordu. Bir ara oda kafasını kaldırıp mahalleye yeni taşınmış elinde ekmekle evine giden minyon tipli kıza merakla baktı.
Eve geldiğinde annesi ve kardeşleri sofraya oturmuş ekmek bekliyorlardı. Kendisi de oturdu sofraya. Küçük kardeşi Ayça'nın anlındaki morluğu fark etti ''ne oldu sana böyle'' diye sordu.
Annesi ''Evi merak edip gezerken kafasını mutfağın tezgahına çarpmış geçer bir şey değil'' dedi.
-Anne ne zaman okula kayıtlarımızı yaptıracağız, iki hafta kaldı.
-Yarın babanla gider yukarıdaki ortaokula yaptırırsın kaydını. Sonrada önlük alırız.
Benden küçük kız kardeşim Rüya'da ilkokul dördüncü sınıfa geçmişti. Evimize yakın ilkokula gidecekti. Bu mahalleyi çok sevmişti Nur, komşuları iyi insanlara benziyordu.
Bir hafta sonraydı akşama doğru kapıları çalındı, kapıyı açtı Nur karşısında geçen gün bisiklete binmeye çalışan o çocuk birde annesi duruyordu.
-Kızım dedi kadın annen evde yok mu.
-Evde buyurun gelin deyip içeriye çağırdı.
İçeriye salona girip oturdular annemle. Adını sonradan öğrendiğim Halime teyze ile sarıldılar birbirlerine. Uzun boylu iri cüsseli Halime teyze çok sevimli bir kadındı. Oğlunun adı Hakan'mış. Çok uslu gibi görünse de her yeri inceleyen meraklı bakışlara sahipti.
Halime teyze ''senin kız kaça gidecek bu yıl'' dedi anneme.
Annem ''Orta üçe dedi''.
''Hakan'da orta üçe gidecek aynı yaştalar o zaman. Sabahçı olurlarsa eğer birlikte gitsinler, çünkü havalar soğudu mu sabahları köpek çok olur buralarda''. O arada Ayça ve Rüya, Halime teyzenin getirdiği kaymaklı bisküvileri yemekle meşguldüler.
Hakan'la birlikte kitaplar konusunda konuşmaya başladılar.
-Abimin kitabı Ana'yı okuyorum, dedi Nur.
-Ben o kitabı geçen yaz okumuştum dedi.
Dediğine göre çok kitap okuyordu. Okumak istersem eğer bana da kitaplarından vereceğini söylemişti.
Babasıyla birlikte kaydını yaptırıp eve geldiler. Evlerinin önünden akan küçük arığın suyu azalsa da suyun sessizce akışına bakmayı seviyordu. Bahçede biraz durup ağaçların döktüğü sarı turuncu yaprakları seyretti. Eve gidip resim defterini aldı ve bahçeye geri dönerek bahçedeki görüntüyü defterine aktardı.
Kapılarının önünde durup resim yapışını izleyen Hakan ''kaydını yaptırdın mı'' diye sordu.
-Evet yaptırdım. 8/C Sınıfı sabahçıyım.
-Aynı sınıftayız bende sabahçıyım.
Nur sevinmişti birlikte okula gidecek olmalarına. Bahçede resim defteri elinde, hoşça kal deyip giden çocuğun arkasından bakmıştı bir müddet.
Okulların açıldığı günün sabahı Hakan erkenden kapılarında bekliyordu. Birlikte okula giderken yine kitaplardan bahsettiler. Sınıf kalabalıktı Nur pencere tarafında önden ikinci sıraya gidip oturdu. Orta sıranın en arkasındaki sıraya geçip oturan Hakana baktı. Neden en arkadaki sırada oturmuştu anlam veremedi.
Aylarca birlikte okula birlikte gidip geldiler. Hakan'ın merhametli vicdanlı oluşunu, sabahın serin havasında montunu çıkartıp ısınması için kendisine verdiği gün anlamıştı. Sevdiği insanlara karşı koruma iç güdüsü gelişmiş biriydi. Bunun yanı sıra çok da çalışkan bir öğrenciydi.
Arnavut kaldırımı taşlarla döşeli okul yolundan eve dönerlerken, Hakan ''lisede de aynı sınıfta oluruz belki'' demişti.
-Belki, neden olmasın.
Eve geldiğinde babasını divanda sessizce oturup televizyon izlediğini gördü. Annesi ortalıkta görünmüyordu.
-Annem nerede baba.
-Annen Ayça'yı da alıp beraber Halime hanımlara gittiler. Yemek var sende ye ben yedim kızım dedi.
-Baba bu televizyon renkli olmuş nasıl oldu bu.
Televizyon camına mavi kapak aldım renkli oldu dedi, gülümseyerek babası. Nur'da sevmişti mavi görüntülü televizyonu. Artık sevdiği dizileri mavi renkte izleyecekti. Odasına gitti mahalleye bakan pencereden gri eve doğru baktı. Bende gitsem mi acaba onlara diye içinden geçirdi. Vazgeçti gitmedi. Biraz derslerine baktı ama kendini derslere veremedi. Kâğıt kalem alıp Hakanın hayalindeki portresini çizmeye başladı, portre bitince ''fena olmadı sanki, biraz burunda eğrilik var onu düzeltirsem olacak.
Ne çok şey konuşup paylaşmışlardı kendi aralarında. Hüzünlerini sevinçlerini anlatmışlar güzel anılar biriktirmişlerdi bir yıl içerisinde. Liseyi de aynı okulda aynı sınıfta beraber okumuşlar, sürekli olmazsa da arada yine beraber okula gitmişlerdi. Okulun bitmeye yakın son günleriydi, Nur birkaç kız arkadaşıyla okulun bahçesinde konuşurken Hakan'ın kendilerine doğru geldiğini gördü. Hep birlikte konuşmaya şakalaşmaya devam ettiler. Meral adındaki kız arkadaşları sohbetten ayrılıp uzaklaştı yanlarından.
-Hakan ''bu ne kadar güzel bir kız, arkadaşlık teklif etsem mi acaba, demişti. Bu lafı Hakan'dan beklemeyen Nur şaşırmıştı.
O nişanlı okul bitince evlenecek, Dedi arkadaşlarından birisi.
Hakan neden böyle bir şey yapmıştı, ikisi de o kadar iyi ve yakın arkadaşken anlam verememişti bu olanlara. Çok kırılmış ve üzülmüştü bu duruma. Gidip sırasına oturdu herkesten önce. Keşke son ders olsa da çekip gitsem eve dedi. O günü zor geçirdi sınıfta. Eve giderken Hakan'ı beklemeden gitti. Okulun son günlerinde herkes kendi yolunu çizmek için bir şeyler yapmaya başlamıştı. Üniversite sınavlarına girenler, sınavlara girmeden evlenenler, ekonomik durumu iyi olanların iş yeri açıp işletmesi vs.
Nur'da Üniversite sınavına girmişti. Sınav sonuçları iyi gelince tercihlerini yapmıştı abisiyle birlikte. Ankara üniversitesi güzel sanatlar fakültesini ilk tercih olarak yazmışlardı. Tercihlerin açıklanacağı günü beklemeye başladılar.
Okulda olanlardan sonra Hakan ne kadar görüşmek istese de Nur bahaneler bulmuş görüşmemişti. Arada evlerine gelen Halime teyzede ikisinin arasında bir şeyler olduğunu sezmiş, yine de Nur'un kendi oğlunu merak ettiğini biliyordu.
-Dün Hakan'da tercihlerini yaptı. Diye, Nur'un annesine anlatıyordu.
''Mühendislikleri yazdı'' Ondan haber almak Nur'u rahatlatmıştı. Çoktandır düşünüyordu acaba ne yaptı diye.
Bir ay sonra tercih sonuçları gelmiş, Nur güzel sanatlara girmişti. Mimarlık okuyacaktı Ankara'da. Ev sorunu olmayacaktı kuzeninin evi vardı. Kazanırsan bende kalırsın demişti kuzeni. Ailecek çok sevindiler.
Kayıt için gidecekleri gün karşılaşmıştı Hakan'la, oda mühendisliği kazandığını İzmir'e gideceğini söylemişti hüzünlü bir şekilde.
Hayat ne garipti yaşanılan onca güzel maziyi geride bırakıp, ama iyi ama kötü kendi yollarını çizmek için geleceklerine doğru yol alıyorlardı.
Nilifer Bakır Kubilay

Yorumlar (0)
EN SON EKLENENLER
Fikir Yazıları - 24 Ocak 2022 21:32

BEKLENTİ

BU AY ÇOK OKUNANLAR
Diğer Fikir Yazıları Yazıları
BEYAZ GÖMLEK

Fikir Yazıları 25 Aralık 2021

BEYAZ GÖMLEK

ŞÜKRAN

Fikir Yazıları 12 Aralık 2021

ŞÜKRAN

HİCRÂN

Fikir Yazıları 27 Kasım 2021

HİCRÂN