Anasayfa Künye Danışman ve Editörler Son Dakika Arşiv FacebookTwitter
Nirvana Sosyal Bilimler Sitesi Güncel Eleştirel Sosyal Bilimler Platformu

ÇOCUKLARDA GÖRÜLEN “TİK” LER ve ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Uzm. Psikolojik Danışman Emin Okan OKYAY

Kategori: Psikolojik Danışma ve Rehberlik - Tarih: 05 Şubat 2021 20:22 - Okunma sayısı: 339

ÇOCUKLARDA GÖRÜLEN “TİK” LER ve ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

ÇOCUKLARDA GÖRÜLEN “TİK” LER ve ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Sizlere bu hafta özellikle salgın döneminde çocuklarda sıkça karşılaştığımız ve sağaltımı çok ciddi emek isteyen bir konudan bahsetmek istiyorum “tik” ler.
Tikler belirli kas gruplarında meydana gelen, birden ortaya çıkan, yineleyici, basmakalıp ve ritmik olmayan, motor hareket ya da ses çıkarma şeklinde görülen istem dışı hareketlerdir. Eklemleri çıtırdatmak, parmakları şıkırdatmak, göz kırpmak gibi pek çok şekilde ortaya çıkabilen takıntılı davranışlar, genellikle önceden düşünmeden yapılırlar. Zamanla davranış biçiminin bir parçası olur ve gerginlik anında ya da boş kalındığında daha sık yapılırlar.

Tiklerin görülme biçimleri:
Gelip geçici tik; En az dört haftada ortaya çıkan ancak bir yıldan uzun sürmeyen, hemen her gün gözlenebilen, artmalar ve azalmalar gösteren basit tiklerdir. Gelip geçici tikler motor tiklere oranla daha az görülür. Oluşmasında daha çok çevresel faktörler ve stres etkilidir.
Kronik motor ya da vokal tik bozukluğu; Bir yıldan uzun süre devam eden tiklerdir. Tiklerin olmadığı bir dönem üç aydan daha azdır. Vokal tiklerle motor tikleri birbirinden ayıran özellik vokal tiklerin burun çekme, boğaz temizleme gibi duyulabilen, motor tiklerin ise kaş kaldırma, göz kırpma elleri oynatma gibi görülebilen tikler olmasıdır. Oluşmasında genetik nörobiyolojik ve çevresel etkenler etkilidir.
Tourette Bozukluğu; Zaman içinde artma ve azalmalar gösterir. Çok sayıda motor ve vokal tiklerle birlikte görülür. Genellikle tikler sayılamayacak kadar sıktır. Ortalama başlama yaşı 7-10'dur. Görülme oranı %0.05-0.01 olarak bulunmuştur. Oluşmasında genetik, nörobiyolojik ve çevresel etkenler etkilidir.
ÖZELLİKLER:
• Tiklere 3-4 yaşlarından önce genellikle rastlanmaz. Ancak nadiren 15 aylık gibi erken bir dönemde de görülebilir. En fazla görüldüğü zamanlar 6-7 yaşlar ve ilk ergenlik (11-13 yaş) dönemidir.
• Toplumda görülme oranı %1-2'dir. Genellikle erkek çocuklarında daha fazla görülür. Erkek/kız oranı 2/1'dir.
• Karşı konulmaz bir davranış olarak yaşanır. Fakat çocuk bir işe, etkinliğe kendini verdiğinde azalır ya da yok olur.
• Aile bireylerinden birinde varsa, görülme olasılığı artar.
• Bazı tikler oldukça karmaşıktır, bir çok bölümden oluşur (kompleks tikler). Yüzde görülen bazı mimikler, üstünü başını düzeltme veya aynı sözleri tekrarlama bu tür tiklerdir.
• Tikler boyunda ve gövde de görülebilir. Ama en çok görülenleri, göz kırpma, burun kıvırma, dudak oynatma, kaşları kaldırma gibi yüz tikleridir
• Boğaz temizleme, burun çekme ve öksürük şeklinde de olabilir (vokal tikler).
• Bir çocukta birden fazla tik görülebilir. Bazen biri biter biri başlar.
• Zaman zaman sıklığı ve şiddeti değişebilir. Örneğin yorgunlukla ya da stresle birlikte artar.
• Uyku esnasında görülmez.
• Huzursuz, engellenme eşiği düşük, çabuk öfkelenen, yerinde durmakta zorlanan ve dikkat eksikliği olan çocuklarda daha çok görülür.
• Geçici bir süre istemli olarak engellenebilir olduğu için, değerlendirme sırasında görülmeyebilir. Eğer çocuk gözlem sırasında tikleri bastırıyor veya istemli hareketler gösteriyorsa çocuğu doğal ortamında da gözlemek yararlı olur (Örn; TV izlerken ya da oyun oynarken).
• Tikler kişinin benlik saygısında düşmeye aile, okul ve sosyal yaşamda sorunlar yaşanmasına yol açabilmektedir.
• Tikleri olan çocukların bir kısmı öğrenme güçlüğü, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu ve obsessif - kompulsif bozukluklar gibi sorunları da olan çocuklardır. Bu bozukluklardan herhangi biri genellikle tiklerden daha zararlı olur ve tiklerin ortadan kaldırılmasını zorlaştırabilir.
• Tikler çocuğun dışlanmasına ya da alay konusu olmasına neden olabilir. Her iki durumda da çocukta büyük stres oluşturur ve çocuğun özgüvenini tehdit edebilir.
• Hareket, konuşma ve düşünmeyi engellediği için tikler çocuğun günlük yaşantısında zorluklarla karşılaşmasına yol açabilir. Örneğin tiklerini bastırmaya konsantre olmuş bir çocuk öğretmeninin verdiği ev ödevini duymayabilir; bazen motor tikler çocuğun ince motor becerileri ile çakışabilir ve yazı yazmasını zorlaştırabilir; konuşmanın akıcılığını engelleyerek çocuğun net konuşamamasına bu da çocuğun sınıf içi konuşmalara katılmamasına yol açabilir.
NEDENLER:
• Aile veya çevre içinde stres yaratan çeşitli durumlardan sonra açığa çıkabildiği görülmektedir.
• Aile içinde aşırı baskılı ve otoriter bir eğitim, (bazı araştırmalar tiklerin çocuğun her hareketine müdahale eden, aşırı kontrolcü ve titiz annelerin çocuklarında daha sık görüldüğünü göstermektedir.)
• Çocuğa gösterilen ilginin ve sevginin yetersizliği ve bu tutumunun yol açtığı olumsuz benlik algısı ve kendine güvensizlik,
• Çocuğun pek çok davranışının eleştirilmesi,
• Çocuğu yetenekleri üstünde zorlama,
• Kıyaslama yapma,
• Anne baba arasında geçimsizlik ve aile içi ilişkilerin bozuk olması,
• Çocuğun yaşadığı ortamın kaygı verici ve güvensiz olması,
• Kardeş kıskançlığı,
• Okulda aşırı baskı,
• Yetersiz biyolojik gelişme ve olumsuz çevre etkilerinin bir araya gelmesi,
• Tikin ortaya çıktığı bölgenin ya da organın uzun süren rahatsızlığı (Örneğin; uzun süren burun akıntısı sonrasında burun çekmenin tik haline gelmesi).
• Tikler de kekemelik gibi, çocuğun dikkati soruna çekildikçe artar.
• Çoğu çocuk tikleri en şiddetli biçimde akşamüstleri yorgun olduklarında ya da bütün gün tikleri bastırdıkları için okuldan eve gelir gelmez yaşar. Bazı çocuklar ise sabah uyandıklarında yaşarlar.
• Bazı araştırmacılar tiklerin ruhsal bir bozukluğun belirtisi olduğunu, bazı araştırmacılar ise merkezi sinir sistemindeki bozukluktan ortaya çıktığını öne sürmektedir.
• Çabuk endişeye kapılan aşırı duygusal, sıkıntıları içine atan, ürkek ve çok titiz olan çocuklarda tikler daha uzun süre devam etmektedir. Çünkü bu çocuklar ne yaparlarsa yapsınlar heyecanlarını atamamaktadırlar ve üstlerine gidildikçe tiklerinde daha çok artma olmaktadır.
ÖNERİLER:
• Çocuk 3-4 yaşına kadar bu davranışı devam ettiriyorsa anne baba tarafından görmezlikten gelinebilir. Ancak ilerleyen yaşla davranış ısrarlı bir şekilde devam ediyorsa, alışkanlık haline gelmeden kurtulmasına çaba harcanmalıdır. Çünkü müdahale ne kadar gecikirse davranış o kadar yerleşir.
• Çocuğa sevildiği hissettirilerek, olumlu bir benlik algısı ve kendine güven duygusu geliştirmesi sağlanmalıdır.
• Çocuğu yeteneklerinin üstünde zorlamaktan, başkalarıyla kıyaslamaktan ve sürekli eleştirmekten kaçınılmalıdır.
• Korku ve gerginlik karşısında arttığı için tike karşı sert tepki göstermek tiklerin giderek artmasına yol açabilir.
• Çocuğu sürekli ikaz edip bu tiki yapmaktan vazgeçmesini istemek onu duygusal ve fiziksel yük altına sokmakta, bu da çocukta tiklerin devam etmesine ya da yeni tikler oluşmasına yol açabilmektedir.
• Ailedeki tüm bireylerin bu davranışı ön plana çıkartarak rahatsız olduklarını sık sık hissettirmeleri, tike bağlı kaygıyı arttırarak davranışı sıklaştırabilir.
• Ev ortamındaki çatışma ve gerginlikleri mümkün olduğu kadar azaltarak, çocuğun kendini güvende hissetmesi sağlanmalıdır.
• Tiklerin ne olduğu anne baba tarafından tam olarak öğrenilmeli ve çocuğunda öğrenmesine yardımcı olunmalıdır. Çocuk ne kadar bilgili olursa tikleriyle o kadar kolay başa çıkabilir. Anne baba ne kadar bilgili olursa, çocuğa tikleri konusunda ona o kadar yardımcı olabilir.
• Çocuğun arkadaş ilişkilerinde zorlanmasına neden olan sosyal beceri eksikliklerinin giderilmesi için çok küçük yaşlardan itibaren farklı sosyal çevrelere sokulması önem taşımaktadır (Örn; alışverişe götürmek, yaşıtlarıyla bir arada bulunmasına, sokakta oyun oynamasına izin vermek, anaokuluna göndermek)
• Çocuk tikleri bir süre durdursa dahi, bu tiklerin onun kontrolü altında olmadığı bilinmelidir. Anne babalar çocuklarının sık sık okulda bütün gün tiklerini kontrol altında tutup eve gelince bunları yaptıklarını dile getirirler. Çocuklar bütün gün okulda tiklerini bastırmak için çaba harcayıp yorgun düşerler. Ayrıca tikleri bastırmak tik dürtüsünü artırır ve çocuk eve geldiğinde bu dürtüyü kontrol edemeyeceği bir hale gelmiş olabilir. Bu durum aynı zamanda evin okula oranla daha güvenli bir ortam olduğu ve çocuğun bu davranışı saklama gereği duymadığı anlamına gelebilir. Evde artan tiklerin bir itaatsizlik olmadığı bilinmeli ve çocuk bu yüzden cezalandırılmamalıdır.
• Tikler çocuğun özgüvenini tehdit eder, sosyal uyumunu bozar. Tikleri olan çocuklar genellikle sosyalleşme konusunda ve arkadaş edinmede zorlanırlar. Çocuğun sosyalleşmesi için arkadaşlarıyla oyun ortamı yaratmasına ve ilişkide olduğu öğretmen, takım antrenörü, büyükanne gibi diğer yetişkinlerinden destek alınarak olumlu sosyal ilişkilere girmesine yardımcı olunabilir. Bu yetişkinlerin tiklerin doğası hakkında yanlış bilgiye sahip olmadığından emin olunmalıdır. Gerekirse bu kişilere çocuğun tikleri karşısında nasıl davranmaları gerektiği, çocuğun yaşayabileceği gereksiz stres ve maruz kalabileceği alaydan nasıl koruyabileceği hakkında bilgi verilmelidir.
• Çocuklar alay edilmeye karşı korumalıdırlar. Bütün çocuklar evde ve okulda güvenli ve tehdit olmayan bir çevreyi hakederler. Tik bozukluğu olan bir çocuk için bunun anlamı anne baba ve öğretmenlerinin çocuğun alay konusu olmaması konusunda aktif rol alması gerektiğidir. Tikler genelde diğer çocuklar için alay konusu olup bir eğlence kaynağı oluşturabilir. Kendisine alay edilmesine sinirlenen bir çocukta tiklerin sıklığı artabilir, bu da daha fazla alay konusu olmasına yol açabilir. Alaylar eğitim veya doğrudan müdahale ile engellenebilir. Çalışmalar tikler hakkında bilgilendirilen çocuklardan bazılarının alay etmeyi kestiklerini hatta başkalarının alay etmesini engellediklerini göstermektedir.
• Çocukta dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu ile öğrenme güçlüğü olup olmadığı konusunda inceleme yapılmalıdır. Çünkü dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, Tourette bozukluğu olan erkek çocukların %40'ında, başka tik bozukluğu olanların %25'inde görülmektedir. Öğrenme güçlüğü ise bu çocuklarda daha sık görülür. Çocuğun öğretmeniyle iletişimde bulunarak onun okuldaki başarısı hakkında bilgi alınmalıdır. Öğrenme güçlüğü veya dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğuna dair işaretler varsa gerekli önlemler alınmalıdır.
• Bunların dışında tiklere müdahalede çok yönlü yaklaşım gerekebilir. Aileye danışmanlık, çocuğa psikoterapi ve davranış tedavisiyle birlikte ilaç tedavisi de uygulanabilir.
• Doğrudan davranış değiştirmeye yönelik olarak aşağıdaki adımlar da önerilmektedir.

Yorumlar (0)
EN SON EKLENENLER
BU AY ÇOK OKUNANLAR
Diğer Psikolojik Danışma ve Rehberlik Yazıları