Uzaktan eğitim neden yanlış?

Fikir Yazıları - Armağan Öztürk yazdı

UZAKTAN EĞİTİM NEDEN YANLIŞ?

Armağan Öztürk*

Üniversiteler tatil edildi. Bahar dönemi uzaktan eğitimle yapılacak. Sadece deprem bölgesindeki üniversitelerin değil de, ülkedeki tüm yükseköğrenim kurumların uzaktan eğitime geçmesi geniş kitlelerde şok etkisi yarattı. Peki, neden kapatıyoruz üniversiteleri? Çünkü yurtlara deprem mağduru aileler yerleştirilecek. Bu kararın sonuçlarını tartışmaya açtığımızda karşımıza karanlık bir tablo çıkıyor.

Yüzbinlerce insan şu an evsiz. Bu karda, kışta kıyamette çadırlarda yatıyor. Bir an önce bu insanlara başlarını sokacakları bir çatı bulmalıyız. Sorun büyük. Ama çözüm üniversite yurtları değil. Çünkü depremde evsiz kalmış aileleri öğrenci yurtlarına yerleştirmek hayatın normal akışına aykırı. Bu geniş kitlenin iş, okul, sosyal çevre gibi bağlar nedeniyle yaşadıkları coğrafyayla organik bir ilişkisi var. Yaralar sarılmak zorunda. Bunun için zamana ve diğer insanlara ihtiyacımız var. Bir aileyi Adıyaman’dan İzmir’e getirdiğinizde belki zaman akmaya devam ediyor. Ama alışılan toplumsal kesitten uzaklaşmak depremin yarattığı ağır travma halini daha da uzatabilir. Ayrıca kentler çok ağır hasar alsa da tamamen yok olmadı. İnsanların geçimlerini sağlamak ve normalleşmek için işe gitmeye ihtiyacı var. Yurtlara yerleştirilen aileler çalışma yaşamından tümüyle kopacak mı? Peki, ne yapacak bu insanlar? Bu noktada geçmiş tecrübelerimizi hatırlayalım. 17 Ağustos depreminden bir iki hafta sonra çalışabilecek durumdaki tüm sanayi tesisleri üretime dönmüştü. Ayrıca Kocaeli Üniversitesi dahil olmak üzere hemen tüm okullar ellerindeki sağlam binalarla eğitime başlamıştı.

Türk üniversite sistemi ve uzaktan eğitimle ilgili de bir şeyler söylemek lazım. Uzaktan eğitim daha önce de denendi Türkiye’de. Sonuç tam bir hayal kırıklığı oldu. Uzaktan eğitimin uygulandığı her alanda ciddi öğrenme kayıpları gerçekleşti. Bu arada üniversite yaşamı bir bütündür. Uzaktan eğitimin üniversitelere verdiği zararı sadece düşük motivasyon ve eksik bilgiyle açıklayamayız. 18-19 yaşında üniversite sistemine giren genç okulda kaldığı 4 sene içerisinde olgunlaşıyor. Kültür, sosyalleşme, arkadaş ortamı, kentle kurulan bağlar kampüse adım atan çocuğu büyütüyor. Covid döneminde bu olanaktan mahrum kaldı milyonlarca genç. Şimdi aynı olumsuz tecrübe tekrarlanacak.

Karar alıcılar tüm ülke için tek düze kararlar vermek yerine üniversiteler ve bölgeler arası farka dikkat eden daha yaratıcı çözümler için çaba gösterebilir. Deprem bölgesindeki üniversiteler dışındaki tüm yüksek öğretim kurumları yüz yüze eğitimle açık olmalı. Deprem bölgesi için ise birkaç seçenek devreye sokulabilir. Mağdur öğrencilere başka üniversitelere yatay geçiş hakkının verilmesi ve dönem dondurma akla ilk gelen öneriler.

Bu arada mağduriyet sadece öğrencilerle sınırlı değil. Akademisyen öğrenciden öğrenci akademisyenden beslenir. Eğitim öğretimde sağlıklı ilişki karşılıklı diyaloğa dayanır. Öğrencinin olmadığı bir üniversite yaşamı akademik personeli de olumsuz etkileyecektir. Kapanan üniversiteler nedeniyle çok sayıda işletmenin iflasın eşiğine sürükleneceğini ön görmek için kahin olmaya gerek yok.

Sonuç olarak deprem mağduru vatandaşlarımızın bir an önce sıcak ve korunaklı mekanlara ihtiyacı var. Sorun çok acil ve açık. Ama akla ilk gelen seçenek üniversite yurtları olmamalıydı. Alınan genel karar yeni mağduriyetleri beraberinde getirecektir.

* Doç. Dr. Artvin Çoruh Üniversitesi, Sosyoloji Bölümü.